"Yeter artık Armina," babamın sinirli sesiyle ona doğru döndüm. Bu sefer cidden bir suçum yoktu. Resmen iftira atmışlardı.
"Baba gerçekten bu sefer bir şey yapmadım," ağlamalarımın ortasında sonunda itiraz etmiştim. Sakinleşmek için gözlerini kapattı. Geri açtığında gördüğüm ifadeyle başımı iki yana salladım hızlıca. Evet, önceden bir daha bir olaya karışırsam beni Adana'ya göndereceğini söylemişti. "Baba zamanında müdürün odasını ateşe vermiş olabilirim, sınav kağıtlarını çalmış olabilirim, tuvaletin kapısını kırmış olabilirim, telefon dolabının kapağını kırmış olabilirim, sınıf defterini yırtmış olabilirim, sınıfın perdesini yakmış olabilirim, canım sıkıldığı için yangın alarmını çalıştırıp okulda kaos çıkmasına sebep olmuş olabilirim. Ve daha sayamayacağım bir çok şey var ama ben hayatımda daha önce hiç alkol bile içmemişken okula neden o iğrenç şeyi sokayım ki?" İftira atmışlardı bana ve babam kör kütük buna inanıyordu.
Tamam sicilim kötü olabilir ama okula içki götürecek kadar kudurmadım henüz.
Babam bir süre yüzüme baktı. "Aslında şöyle düşününce seni Adana'ya göndermek için geç bile kalmışız. Bu kadar şeye nasıl göz yumdum acaba?" Ben orada tek başıma ne yapardım. Hiç mi düşünmüyor bu adam beni?
"Anne, sen bir şey de bari ben orada tek başıma ne yapacağım?" Annemin bir şey yapamam bakışları ile pes ettim.
"Yarına biletini alacağım git hazırlan biran önce," babamın söyledikleriyle aklıma gelen o soruyu sordum. "Neden Adana onca şehir içinde?"
"Bilmem, canım seni Adana'ya göndermek istedi."
"Ne zamandan beri canımızın her istediğini yapıyoruz baba?"
"Sana sormalı Armina?" Kaderime boyun eğip yavaş adımlarla arkamı döndüm ve odama ilerledim. Benim için yolun sonu görünmüştü. Tek başıma orada ne yapacağım? Öldürürler beni, doğarlar, parçalarlar.
Benim adımda Armina Tanya ise ben ne yapar eder o Adana'dan 1 hafta içinde geri dönerim.
Ayrıca son senem de Adana'da bilmediğim bir okulda okuyacaktım ve kimseyi tanımıyordum.
Allah belamı cidden vermeye başlıyor. Kimin günahını aldım bu kadar? Söylesin de ona göre ona daha kötü davranayım.
Bekle beni Adana ecelin olmaya geliyorum. Kafamda dönen zibilyon tane hain planla birlikte valizimi hazırlamaya başladım. Zaten en fazla bir hafta kalacağım çok bir şey almama gerek yok.
Okulda vedalaşacağım kadar yakın bir arkadaşım yoktu. Telefonumu elime alıp sınıf grubuna girdim.
12/B
Siz: Allah belamı verdi sonunda. Bana beddua eden şahıslar özelden yazarsa sevinirim konuşmamız gereken birkaç konu var. Kendinize iyi bakın. Benimle kötü olan günler, bensiz daha kötü olacak emin olabilirsiniz.
Gruptan ayrıldınız.
Hadi bakayım şerefsizler, özelden bana bir mesaj atın bakın nasıl o bedduaları size yediriyorum. Telefonumun titremesiyle hızlıca elime aldım.
Yapıştırıcı Ece: Aslında Alp'in sırası sanıp sırama yapıştırıcı döktüğün zaman baya sinirlenip sana beddua etmiştim ama okuldan gitmeni hiç istemem çünkü gerçekten kafa dengi ve şımarık bir kızsın. Sen okuldan gidersen tadı kalacağını sanmam. Her ne kadar yaptığın şakalar laf etsekte sen olmayınca çok sıkıcı olacak. Her şey için teşekkürler. Keşke gitmesen seni seviyorum deli kız.
Sen bizim yapıştırıcı Ece'ye bak. Demekki seviyormuş beni. Aslında bende onu seviyordum güzel ve kafa dengi bir kız. Benimle Adana'ya gelse hiç fena olmaz aslında. Tabii benimle uğraşmak istemez hem çok yakın bile değiliz.
Yapıştırıcı Ece: Şey bu arada merak ettim de nereye gidiyorsun?
Siz: Allah'ın unuttuğu Adana'ya gidiyorum Ececiğim. Gelmek istersen beklerim biletim yarına.
Evet biraz yüzsüzüm.
Yapıştırıcı Ece: Aslında ailemin beni pek umursadığını sanmıyorum, beni istediklerini de sanmıyorum. Gelmek çok isterdim ama sana sorun çıkarırım.
Siz: Karşında sorunun ta kendisi duruyor bebeğim bana sorun olmazsın. Hem yakınlaşmış oluruz fena mı bende kendime suç ortağı arıyorum. Fena bir ikili olmaz mıyız?
Siz: Düşünsene Adana'yı patlatıyoruz arkamızda yangınlar var biz önden ilerliyoruz.
Siz: Şu sıralar biraz fazla film izliyorum kusura bakma. Yakın değiliz ama bu yakınlaşmayacağımız anlamına gelmiyor.
Yapıştırıcı Ece: Çok deli bir kızsın seviyorum seni gelmek çok isterim biraz buradan uzaklaşmam gerekiyor. Adana'da bir teyzem var -ölmediyse- aslında onun yanına gidiyorum bahanesiyle gelebilirim.
Siz: Vallahi gelir misin? Ece sen bitanesin. Valizini hazırla yarın gidiyoruz.
Ece'nin geleceğine aslında çok emindim zaten annesi ve babasıyla yaşamıyor, ailevi sorunları var neredeyse kızla hiç ilgilenmiyorlar. Hem belki Adana ona iyi gelirdi. Morali hep bozuk oluyordu bunu gizlemeye çalışıyordu ama fark edebiliyordum.
Valizimi odamdan çıkartıp kapının ağzına bıraktım. Salona girdiğimde annemle babam sohbet ediyorlardı. "Beni çok özlemeyin bensizlige alışın derim çünkü bir daha dönmeyi düşünmüyorum. Hem kendime bir arkadaş bile buldum."
"Ne arkadaşı kızım, biz seni oraya tek başına biraz sakinleş diye gönderdik. Yanında bir arkadaş olunca daha çok gaza geliyorsun sen." Anneme ayıplayan bakışlarımı atıp babama döndüm.
"Yalnız kalmaman iyi olur ama kiminle gidiyorsun biz tanıyor muyuz?" Şimdi Osman ile gidiyorum diyip ortalığı ayağa kaldırabilirim ama hayır, yapmayacağım.
Osman görüp görebileceğiniz en belalı ve keko tiplerden. Uzak durulması gerek kişilerin başında geliyor.
"Bizim sınıftan Ece diye bir kız. Ailesiyle yaşamıyor zaten ayrı yaşıyordu. Benim gideceğimi duyunca gelmek istedi," ilerlip tekli koltuğa oturdum.
Ece'nin nereden çıktığını sorgulamayın lütfen. Çok aniden aklıma geldi.
Armina Tanya ismi çok hoşuma gidiyor nedensizce.
Sıradaki bölüm görüşürüz 🤍
