
Canlar ben Barlas'ı bu şekilde hayal ediyorum.Kafanızda daha iyisi varsa onu da hayal edebilirsiniz iyi okumalar...
2.bölüm
Karşımda-1 adım yakınımda- duruyordu.Amacını sonra sorgulayacaktım ama şuan daha vahim bir durum vardı.
Pijamalı derken!
Rezilsin
Of sus!
Kaşlarım imayla kalkmış,o yüzünde sırıtışla topu bana vermenin rahatlığıyla bakıyordu.Bu daha da sinirimi bozuyordu,tanımıyordum onu.
Annen küçükken "Tanımadığın kişilerle konuşma." diyordu.Çok akıllısın ya,yine dinle anneni canım.
Bayılacaktım şimdi buraya.Bir iç ses bu kadar haklı olamazdı.
Hâlâ bakıyordu.
"Pardon pijamalı derken?"
Umursamadı.Hâlâ yüzüme bakıyordu.
Bir anda yüzündeki sırıtış büyüdü ve yüzünü yana doğru çevirip sırıtmaya devam etti.Aniden tekrardan baktı ama yüzündeki ciddiyet azalmıştı.
"Pardon keko bozuntusu derken?"
Cevap vermedim.O bekletti,beklemesini bilsin!
Çok iyi ilerliyorsun...Aptal.
Cevap vermeyince konuşmamı beklemedi,kendisi konuştu.
"Yani ben kendi gözümle gördüğümü söyledim sana..." Gözü tekrar yüzümde oyalandı.
"Sen ne kekoluğumu gördün?"
Haklı
Bir ben haksızım zaten amk.
Evet benden bu kadardı.Dediğim gibi.Bu kadar.Doğru söz göte girsin artık.Bütün doğrular beni çekiyordu.
Sen yalansın,sözler doğru.Zıt kutuplar...
Haklıydı.Şöyle bir gözden geçirdiğimde...Önyargılı mı davranmıştım? Fakat kardeşimi koruyordum.Onun yaptığını yaptım.Aval aval yüzüne baktım.
Onun arkasından bir ses geldi.
"Barlas, ne oluyor?"
Barlas
Hiç yakışmıyormuş.Gıcığın teki.Kusacağım birazdan.
Abartma.
Arkasına bile bakmadan cevap verdi.Bana bakıyordu.Ne kadar ters durmaya çalışsam da utanıyordum.Yüzüm kızarıyordu sanki.Arkada bir çocuk vardı,konuşan oydu sanırım.Ona bakıyordum,o ise bana.
Of kafanda kurma salak.Çok romantik dizi izledin!
Ne yapıyordum ben gerçekten?
Hızlıca geriye doğru ilerledim.Uzaklaştıkça uzaklaştım.Aptal hâlâ sırıtıyordu.
Arkamı döndüğümde Bengi,Pelin,Yiğit ve Miran.Hepsini bana bakıyordu.Pelin ve Bengi dayanamamış gelmişler,dedikodu çıkardı burada ki kaynak ben olmasam.
Boğazımı temizledim."Ne oldu?"
"Dimi abla ne oldu şuan burada yani,ne yaşadık?"
"Pardon ne yaşamışız?Ayrıca..." dudağımı yalayıp devam ettim,sanki savaşı kaybetmiş gibiydim.
"Ne bok yiyorsan ye!" diye bağırdım.Fakat bağırmaz olaydım.Arkamdan bir kahkaha yükseldi.Aynı kahkahaydı bu.Dalga mı geçiyordu bu salak ben ile?
Sinirle soludum.Kız olsaydı saç baş girmiştim,çocuk olsa totosuna vurup yollamıştım fakat dev gibiydi.165 varsam 1.90 net vardı.Genetiği batsın.
Belki spor yapıyordur.
Olabilir.
Bananeydi.
Arkama bile bakmadım,gereksizdi.İşin saçma kısmı;göğsünü gere gere gelen sipahi,iki arkadaşının koluna girip gidiyordu.
Bu kin gereksiz değil mi?
Evet.
Neden peki bu kin?
Bilmiyorum!
Kızları alıp tekrardan arkama döndüm.Merdivenlerden üst mahalleye çıkıp bakkala gitmem gerekiyordu fakat arkamdaydı.Barlas mıdır nedir kendisini kaydırağa yaslamış hâlâ gülüyordu.Ona seslenen çocuk bir bana bir ona bakıyordu.Geçiyorduk ki
"Siz daha önceden tanışıyor musunuz?"
diye bir soru yöneltti o çocuk.Beni sorduğu belliydi fakat Barlas'a sormuştu.
"Hayır." diye bağırdım onlara bakmadan.
Aynı anda "Evet." diye arkadaşına söyledi.
Dayanamadım.Benden bu kadardı.Kızların arasından çıktım.Direkt önüne doğru yürüdüm.
Göğsü kabarık sipahi hâlâ hayatta,vay etkilenenzi.
Saçlarım rüzgardan savruluyordu ama pekte önemsemedim.Direkt önünde ona bakınca gözünde bir ışıltı belirdi ya da ben saçmalıyorum.
İç ses hangisi ses ver!
Mantığın 1, iç sesin 2. durum diyor.Seç beğen al canikom.
Yüzümden tanıdık biri görse gerçekten de sinirim okunurdu.
"Abla..." diye mırıldanışını duydum Miran'ın.Umrum dışı.
Tek bir odağım vardı şuan.O da bana odaklıydı zaten,fakat minik bir sorun vardı.Fazla uzundu adam.Yani şuan hissediyordum ama sanki kası da vardı.
Anasının gözü.
Şey evet haklısın,konuya dönelim.
Sanki önüne gelen ilk kız ben değilmişim gibi profesyonelce eğildi.
"Pardon da nereden tanışıyoruz? Benim tepemin tasını attırma!"
"Beliz..."
Kızlardan hangisinin sesiydi bilmiyorum.Elimle "1 dakika" işareti yaptım.Gözü işareti yapan elime kayıp tekrardan gözlerime kitlendi.
Gözleri kehribardı... ama sevdiğimden değildi.Gğn batımına benzemiyordu.Açık bir teni ve siyah saçları vardı.Üstünde siyah tişört,altında gri eşofman vardı.Elleri cebinde bakıyordu.Ben burada üşüyordum,çocuk kısa kolluyla geziyordu.Salak oldupu buradan belii yani.
Aynen
"Tanışmadık mı?" başını iki yana umutsuzca salladı ve dudaklarını gerdi.Gamzeleri vardı yanaklarında,gözlerim istemsizce oralara kaydı.
Çok minik bir andı hemen çektim gözlerini gamzelerinde fakat görmüşti galiba.Ben zaten yaklaşmıştım,yüzünü daha da yakınlaştırdı yüzüme.
"Biraz daha güleyim mi pijamalı?"
Nefesi yüzüme vuruyordu ve kokusu...Ferahtı absürt,gereksiz şekilde ferah.Tanıdık ama bir o kadar da yabancı bir kokuydu.
Şuan ortam gergindi,fazlasıyla ama benim zannımca.O umursamaz bir şekilde bana bakıyor.Ben ise yaptığı saçmalıklar karşısında utanmamaya çalışıyordum,dalga geçiyordu.Biliyordum.
Miran olduğu yerde kuduruyordu,Yiğit de pek farklı sayılmazdı.Oh olsundu.Sırf onlar kudursun diye daha da kalabilirdim bu şekil.
Yoğ ammına.
Bu sesler niye benim aklımda ya?!
"Gülme salak mısın sen? Hiç mi bir şeyi ciddiye almıyorsun?"
Yine sanki Önyargılı olmuştum.Bir kelimelik diyalogtan niye böyle bir sonuca kanaat getirmiştim?
Kendine gel!
Derin bir nefes alıp veri verdi,adem elması kavislendi.Yanlış bşr şey söylemiştim,belliydi.Morali bozulmuştu.Tekrardan hemen sırıtışını yerine koydu.Gamzesi tekrardan belli oldu.
"Sabah gördüm ya seni pijamalı."Sanki komikmiş gibi daha fazla sırıttı.
"Ne yani görmüşsen,tanışıyor mu oluyoruz? Mümkünse bir daha diyaloğa bile girmeyelim!"Cevabını beklemedim bile direkt kızlara bir bakış attım ve merdivenlerden yukarı doğru çıktık.
Miran'ın ne yapacağını merak ediyordum.Onun yanında kalacak mıydı yoksa gidecek miydi? Belkide daha önceden onu tanıyordu.Fakat hiç burada görmemiştim onu.
Yanlış bir söz söylediğimin farkındaydım.Dilim kırılsaydı.
Salak dilin kemiği mi var.
Ooff
Tek ümidim gerçekten ağır bir yerden vurmamış olmamdı.Bir insanda vicdan bir varsa bende bin vardı.O an morali bozulsa bile hemen kendini topladı,daha önceden de aynı yerden mi vurulmuştu?
Karın ağrısı şikayetinden ölüm riski tanısı koyan doktor gibisin az sakin ol.Başımıza psikolog çıktın.
Derin bir nefes aldım.Bu benim içinde kalacaktı.Lanet insan sevgisi lanet!
"Oha Beliz grup adımızı "Biraz daha güleyim mi pijamalı" olarak değiştirmeliyiz!Hemen!"
"Yani varya kendimden daha iyi kalpli bşr insan tanımıyorum.Abi! Sabah enişte istedim bugün karşımıza çıktı"
Bengi'nin şakasından sonra Pelin ile gülmeye başladılar.Ben gülemiyordum.Tepkide veremiyordum.
Konu o değildi...Barlas değildi.Ben buydum işte.İnsanlarla konuşasım gelmezdi,konuşursam keskin dilim keserdi o insanı.Annem ne kadar uğraşırsa uğraşsın konuşmak gelmezdi içimden,her şerde vardır ya bir hayr.Ben konuştuğumda böyle can yakıyordum işte.Keskin bıçaktım.Karşımdaki kişinin beni bilemesine gerek yoktu.Barlas'ın bir suçu yoktu,haklıydı.Ön yargılıydım.Düşüncesizdim.Empati duygusu bende yoktu,ondandı kimseye kendimi açamayışım.Ben şerdim,hayr için ya konuşmayacaktım ya da bana iyi davranılacaktı.Herkes herkesi sevmek zorunda değil ne diye böyleyim?
"Beliz!"
Aniden Bengi'nin sarılmasıyla kendime geldim.
"İyi misin Beliz?" diye saçımı okşayan Pelin'di.
Kalbim sıkışıyor,nefes alamıyordum.Astım krizi tutuyordu.
"Pelin,Pelin! Astım! Astım krizi!"
Bengi bir yere dik bir şekide oturttu beni.Elim boğazıma gitti.İlacım çantadaydı,çanta parkta.
"Hasiktir,hasiktir!"
"Pelin çanta,çantasında ama çanta aşağıda kaldı."
Elimden geldiğince başımı sallamaya çalıştım.
"Sakin ol kardeşim benim,geçecek geçecek."
"Nefes almaya çalış;1,2,3" deyip derin nefes verdi.
Yavaş yavaş dudağımı büzerek nefes almaya çalışıyordum.
Pelin Miran'a bağırmıştı.Duyuyordum,fakat nefesim daralıyordu,ilaç lazımdı.
Miran ve Pelin hızlıca geldiler.İnhaler ilacını yavaşça ağzıma sokarak gazın ağzıma girmesini sağladılar.
Bir süre sonra solunumum yavaş yavaş yerine giriyordu,hissediyordum.
"Beliz." Kalın ve tok bir ses işittim.Sanki tam söyleyemiyordu sesimi.Değişik bir telaffuzdu.
Yavaşça yukarı baktım,Barlas'tı.Nedensizce yüzüne bakamıyordum.Sorun bendim ta kendisi.
Yüzüne değil yere bakıyordum.Ne olduğunu bile anlamamıştım,ağlamıştım.Gözümde yaşlar vardı.Sadece astım krizi miydi herşey?
Ayağa kalkmaya çalıştım fakat demir eksikliği ve solunum sorunundan dolayı başım döndü.Refleks olarak karşımda o vardı.Ellerini belime yerleştirdi.
Gözlerim açıldı,gözüne gözümü diktim.Yamlış bir şey yaptığını anladığı için hemen çekti elini.
"Miran gel tut ablanı."
Miran bu emiri bekliyormuş gibi geldi ve bana sarıldı.Bu da benden uzundu.Biraz kolunda soluklandım.Uykum geliyordu,ağladıktan sonra da hep uykum gelirdi.Bundan da nefret.
Bir kaç dakika soluklandıktam sonra yüzümü Miran'ın göğsünden çektim.
"Ablam,iyi misin?"
Başımı yavaş yavaş salladım,halim yoktu ama böyle eve gitmek istemiyordum.Annemin böyle görmesini istemiyordum.
Bengi köşede ağlıyor,Pelin sırtını sıvazlıyordu.O da iyi değildi,gözleri dolmuştu ama kendini sıkıyordu.
"Bengi..." sesim çatallı çıkıyordu,umursamadım.
Şuan ben,kuzenlerim ve kardeşim sanki sokak ortasında Hint dizisi çekiyorduk.Komikti.O ise gitmişti.
Olması gereken
Aynen öyle.
Bengi'ye karşı dudak büzdüm.Halimi görünce Pelin'de ağladı.
"Salaklar..." Sesim hâlâ çatallıydı."...gelin buraya" deyip kollarımı açtım.Tıpış tıpış gelip koluma girdiler,sarıldım.
"Beliz eve gidelim."
Başımı iki yana salladım.Zaten cevabımı biliyorlardı.
"Parkta biraz dinleneyim öyle gideriz."
Hepsi onaylamaz gözlerle baktılar fakat onayladılar yavaşça parka geçip keko dediğim çocukların oturduğu yere oturttular beni.
Hava soğuktu ama asla eve gidemezdim hem saat daha 9 bile olmamıştı.
Biraz oturdum,yere baktım,hayatı sorguladım.
İlk krizim değildi ama ilk defa kendimin karşısında bu kadar savunmasız kalıyordum.Düşündüklerimin hepsi aynıydı.
Oturduğumuz yerde 2 bank yan yanaydı.Bengi,Pelin ve Miran hepside benden ayrı olan yere oturdular.Üstüme gitmek istemediklerinden bu biliyordum.Keşke bilmeseydim.Ben bu kadar önyargılı ve empatiden bi hayli yoksunken karşımdakiler de bana böyle davranmamalıydı.Daha çok ağlayasım geliyordu.
Bu sefer göz yaşlarımı sessizce döktüm.Sessizlik ortamıza düştü,kimsenin kaldıracak mecali kalmadı.Sessizliğin yanında önüme bir silüet düştü.Gözümde yaşlar ile refleks olarak baktım.Oydu.Elinde su ve bir de ceket vardı.Kavga ettiğim çocuğun yanında bir de ağlıyordum.Gider misin?
Yüzüm kupkuru ve kızarıktı,bundan da eminim.Yüzümü inceledi,ruhsuz bir şekilde yaptı bunu.Hiç bir duygu yoktu.Olmamalıydı zaten.
Elindeki suyu yavaşça yaklaşarak yanıma koydu.Elindeki ceketi ise omuzlarımdan geçirip üzerime bıraktı,o kadar hissiz yapıyordu ki bu faaliyeti sanki her kıza yapabilecek düzeydeymiş gibi.
Yine önyargılısın.
Derince yutkundum.Ben kenardaydım,o bana en uzak olabilecek yere,diğer kenara,oturdu.
"İç suyu,boğazın kurumuştur."
Boğazım değil dudağım bile kurumuştu.Gözyaşı daha da kurutuyordu yüzümün her zerresini.
Ben önüme bakıyordum.Bir ara bana baktı ve suyu almadığımı gördü.Derin bir nefes verdi.Sanki zorla tutuluyormuş gibiydi,öyle hissettiriyordu.
Suyu alıp açtı,yeniydi belliydi.Yanıma yaklaşıp "İçer misin,zorla mı içireyim Beliz?"
İlk başta suya,sonra ona baktım.Bakışları yine yüzümün her tarafında gezdi.En sonunda dudaklarımda kaldı.Kurumuşlardı.Acıyarak bakmıyordu ama başka bir anlam veremiyordum.Onu kırdığımı zannediyordum,hâlâ yanımda durması ayarlarımı bozuyordu.
Suyu elinden aldım.Alttan tutuyordu, üstten aldım.İçtim,içtim,içtim.Su neredeyse bitmişti.
"Tekrar... ister misin? Getirebilirim."
"Gerek yok,şey... teşekkür ederim."
son sözü çok kısık bir şekilde söylemiştim ama duysun diye söyledim.İçimde bir bok kalmamalıydı.
Verdiği ceket de ferah kokuyordu.Yanımdaydı,kokusu geliyordu.Miran telefonla konuşuyor. Bengi ile Beliz salıncakta sallanıyordu.Bilerekten miydi yoksa öyle mi gelişti bilmiyordum ama yalnızdık.
Bir süre konuşmadık,sessizlik bu sefer ikimizin arasına düştü.Parkta ki 3 kişiyi tanıyordum onlar uzakta,yeni tanıdığım yabancı yakınımdaydı.Yine ters orantı vardı.
İsmimi söylerken bir değişik söylüyordu.Sanki araya 'd' harfi kaynıyordu.Fenotipine de bakılınca Türk olmayabilirdi ya da yabancı bir ülkede uzun sürede kalmış olabilirdi.
Uykum geliyordu,biraz daha kalırsam uyurdum net bir şekilde.
Çekiniyordum ama hâlim yoktu sorabilceğim bana en yakın kişi oydu.
"Şey...Barlas" deyip ona baktım.Gerçekten çekiniyordum.Sebebi yoktu,yabancıydı ama yanlış anlama kapasitesi yüksek biriyse fena yanlış anlaşılırdım.
Bana değil önüne bakıyordu.İsmiyle seslenince bir değişik geldi,ona da gelmişti bence bir minik afalladı.1 saat önce 'Keko bozuntusu' diye seslenen kız şimdi ismiyle sesleniyordu ama 1 saatte sanki hayat enerjim sömürülmüş gibi hissediyorum.
"Efendim?" benim gibi kısık sesle konuşuyordu.
"Uykum geliyor..." diye saçma bir şekilde şikayet ettim,sesim fazla nazlı çıkmıştı sanki.Fark etmemesini umuyorum.
"Şey yani..." yanlış anlayacak diye ödüm kopuyordu."Yüzüm çok kötü mü,dudağım kuru mu,bir de gözüm şiş mi?"
Sıraladığım sorulara paralel olarak gözü ilk yüzümde dolaştı,sonra dudağım ve sonrasında gözümde dolandı.
Şimdi fark ediyordum ama 10 derece soğukta kısa kolluylaydı hâlâ.
Aferin şimdi görsen ne olacak zaten birazdan gideceksin,ceketini verirsin.
"Ağladığın pek belli olmuyor ama gözünde çapak var onu sil." deyip tekrardan önüne döndü.Profesyonel herif!
Salaksın
"Neresinde bari onu da söyle tam olsun."
Derin bir nefes vererek yanıma doğru yaklaştı.Fazla yaklaştı.Gözlerime değdi gözleri.Elini kaldırıp yavaşça göz pınarlarıma doğru hareket ettirdi.
Ben ise salak gibi duruyordum.Yapmasını değil nerede olduğunu söylemesini istemiştim.Benden bunalma ihtimali yüksekti.İyi hoş,ben de ondan haz etmiyordum.
Yavaşça göz pınarlarıma dokundurdu parmaklarını.Gözlerimi kapatmamak için zor durdum.
Çıktığına emin olduktan sonra ellerini gözlerimden çekti.Bende-anın şaşkınlığıyla- ona değil düz bir şekilde vücuduna bakıyordum.Ama bakmak için değil,yüzüne bakmamak içindi.
Bir süre sonra ne yaptı bilmiyorum ama durdu.Daha sonra ayağı kalkıp Miran'a doğru yürümeye başladı.Ne yaşadığımı sorguluyordum.
Mesela ne diye ceketini bana vermişti.Hemde kendisi kısa kollu olmasına rağmen yapmıştı bunu.Anlam yüklemedim,yüklenecek anlam yoktu.Mahallede oturan sıradan bir insandı işte.
Keko bozuntusu değil yani.
Evet değil!
Tamam tamam sende gelişme var.Go Kylie go!
Bir süre sonra yanıma kızlar geldi.
"Kız Beliz kızarmışsın,bir şey mi oldu?"
"Siz salak mısınız? Ne diye beni onunla tek başıma bırakıyorsunuz,anlam mı yüklesin salaklar?" Söylendim Bengi'ye ama sesim hâlâ çıkmıyordu.Çıksaydı zaten kırılan kalpler olurdu.Bazen hastalık bile iyi yönleriyle insanı kurtarıyordu.
"Beliz... Sen yalnız kalmak istersin diye düşünmüştük.O gelmeden önce zaten gittik yanından.Yanına geldiğinde de rahatsız değildin,yüzünden anlaşılıyordu.Bıraktık o yüzden sizi baş başa."Bir süre durdu Bengi.Sesi zorba Bengi'nin sesinden çok uzaktı.Yumuşaktı.
"Hem... Sana ceketini vermiş,bu soğukta kısa kolluyla duruyor.Yanlış değil am-"
"Evet haklısın" deyip ayağı kalktım.Başım biraz döndü.Hemen toparladım bu sefer.
Belki de acımıştı orada bana.Belki o da vicdan sahibidir.
True.
Kızların yanından hızlıca ayrıldım.Odağımda o vardı.Miran ile konuşuyordu.Bana arkası dönüktü ama eliyle arkasını gösteriyordu alttan alttan.Benim hakkımdaydı belkide konuştuğu şey.
Tam önümdeydi ama arkaya doğru bakıyordum.Duysun ve arkamı dönsün diye boğazımı temizledim.İşe yaradı.Miran'a arkasını dönüp bana baktı.
"Abla.."
"Gideceğiz Miran."
Yüzümü tekrardan Barlas'a çevirdim.
Ceketi üstümden çıkardım.O sırada göğsüne bakıyordum.Dedim ya fazla uzundu.Absürt gelecek ama boynum ağrırdı uzun süre o şekil ona baksam.
Ceketi ona doğru uzattım. "Teşekkür ederim." Yüzüne doğru bakıp dilimle dudağımı ıslattım.
"Sen giy hastalanacaksın."
Şaşırdı belliydi,bu sefer gizleme ihtiyacı duymamıştı.Cevabını beklemeden ceketi onun vücuda doğru yaklaştırdım,eline almak zorunda kaldı.
Arkamı döndüm,beklediğim gibi Bengi ve Pelin arkamda bizi dizi izler gibi izliyordu.
"Hadi gidelim."
Arkam ona dönüktü.Bakışlarını hissedebiliyordum ama ona dönmedim.Miran arkasındaydı,ona bakmadan direkt Miran'ın önüne,-Miran'ın- beni görebileceği şekilde geçtim.
"Hadi gidelim Miran." Sesim su içtiğim için daha iyiydi.Yüzüne bakamıyordum,kendimi kötü hissediyorum sebepsizce.Yorulmuştum.
"Barlas abi...teşekkürler yardımın için."
Beni takmamış Barlas'a teşekkürlerini iletmiş daha sonrasında yanıma gelmişti canım kardeşim.
"Görüşürüz Barlas abi."
Bakamıyordum.Kendimi gerçekten kötü hissediyordum.Belki de abartıyordum ama ilk defa böyle bir şey yaşıyordum.
Yüzüne bakmaya çalıştım.Zaten bana bakıyordu.Kafamı 'teşekkürler' der gibi salladım.Tepki vermedi.Beklemedim vermesini.
Kızlar ile beraber parkın çıkışına doğru ilerledik.Miran arkamızdaydı.Minik bir bakış attığımda az önce oturduğumuz yere doğru gitti ve oturdu.Salak yine ceketi giymeyip baş ucuna bırakmıştı.Derin bir nefes verip önüme döndüm.
Beni ilgilendirmiyordu.
İlgilendirmemeydi.