Selam arkadaşlarrr kurgumun ilk bölümüü😭🤞🏻.Umarım beğenirsiniz ve size hitap eder,okuduğun için teşekkürler canıımm.İyi okumallaaarr💜💜💜
Be Yin ve Siz olduğumuz twinler💕
Kıvırcık❤️😽:Beliz
Kıvırcık❤️😽:Beliz
Kıvırcık❤️😽:Salak Beliz!
Siz:Noldu kız
Siz:Beni mi özledin🥰
Pellllin🤞🏻 adlı kullanıcı grup adını "Temastan nefret ederim ama seninkisi hoşuma gidiyor" diye değiştirdi.
Siz:İwçwismsislsşs Pelin konuştuğun çocuğun böyle söylediğini lütfen söyleme
Pellllin🤞🏻: Seni mi kıracağım canısı?
Pellllin🤞🏻: Söyledi amk
Pellllin🤞🏻: Kusucam birazdan
Kıvırcık❤️😽:Belizlerde kusarsın canısı
Kıvırcık❤️😽:Onlara gidiyoruz
Kıvırcık❤️😽:Esecceeğğğzz😜😜😜
Siz:Sonunda vallahi 1 aydır şu günü konuşuyoruz
Pellllin🤞🏻:Annemler gelmeseydi size hâlâ konuşuyorduk
Kıvırcık❤️😽:Salak Pelin sen bozuyorsun planımızı
Siz:Aynen Bengi geçen son dakika kuaföre gidip bizi eken de bendim
Pellllin🤞🏻:Ağzımdan aldın Bengi.
Pellllin🤞🏻:Cansın🌹
Siz:Biliyorum canım😘
Kıvırcık❤️😽:Kesin sesinizi
Kıvırcık❤️😽:Zorba tarafım uyanmasın
Siz:Etkilendim.Cellat 36 ile bağlantınız var mıdır Bengi Hanım?
Kıvırcık❤️😽:Birinci dereceden akrabam olur😈
Siz:Ay derece deme matematik geliyor aklıma bunalım geçiririm.
Kıvırcık❤️😽:Yeter Beliz
Kıvırcık❤️😽:Artık enişte istiyoruz😭
Siz:Pelin'in ki sana yeter isösismspsm
Pellllin🤞🏻 adlı kullanıcı grup adını "Ama gülüm beni dinlemiyorsun ki" olarak değiştirdi.
Kıvırcık❤️😽:ÜWİWİEPEIRPSLDNSH
Siz: ĞWLEİWMDPEŞA
Siz: Olayları grup adı yaparak anlatıyor diva
Kıvırcık❤️😽: Olmayan ilişkileri bitecek gibi bir vibe aldım.
Siz: +1
Siz: Neyse Pelin bizde anlatır olayları
Siz: Ne zaman geliyorsunuz Bengi
Kıvırcık❤️😽: Akşam 7 gibi
Kıvırcık❤️😽: Yemek yer parka gideriz değil mi güzel gözlüm🥰
Siz: Gideriiz hem havam değişir sayısal seçen kafamı duvarlara çarpıp yok etmek istiyorum.
Kıvırcık❤️😽: Ah güzel gözlüm
Kıvırcık❤️😽: Matematiği yapsak dert yapamasak dert
Kıvırcık❤️😽: O yüzden iyi ki yapamıyorum.
Siz:😭
Başımı iki yana sallayarak telefonu komidinin üstüne bıraktım.Bengi haklıydı matematik nereden bakılırsa bakılsın dertti fakat sayısal yapabilen biri olarak sayısal seçmek oldukça cazip geliyordu o sıralar.
Lise son sınıfa geçiyordum.Beni bekleyen bir sınav.vardı.Gerçi Pelin ve Bengi'yi de aynı sınav bekliyordu fakat onların planı beni hırslandırıp doktor yapmak ve benden beslenmekti.Eyvallahım olsun ona da kabüldüm
Uzun zamandır bu günü planlıyorduk . Ne zaman 'buluşacağız' dedik mi birimizin bir işi oluyordu. Fakat büyük ihtimalle büyük teyzem ve yengem gelecekti.İstemeseler de gelmek zorundalar! 18 yaşında olmaları anneleri ile misafirliğe gitmeyecekleri anlamına gelmiyordu.
"Bengi kızım gel buraya işim düştü sana!"
Annemin sesi geldiği gibi yerimden fırladım . Her an tekrardan seslenebilirdi. İkinci seslenişi birinci kadar masum ve tatlı olmuyordu.
Odamın kapısını açtığım sırada "Efendim anne!" diye bağırdım.
"Kızım Semra teyzen ve Hülya yengen geliyor.Gel bana yardım et daha mücver yapacağım!"
Beklenen gelmişti. Ne kadar bana 'bir işe yaramıyorsun' dese de yemek yaptığı sırada kirlenen mutfağı bana temizletiyordu.Daha ne yapacaktım pardon?
"Geliyorum!"
Yerimde durdum ve kolumda ki tokayla hızlı bir topuz yaptım.Islak elle saçıma dokunmaktan nefret ediyordum.Aslında genel olarak saçıma dokunulmasından neftet ediyordum,elimde değildi.
Topuzu gelişi güzel yaptıktan sonra-ki şuan eminim mükemmel oldu çünkü uğraşmadım-mutfağa doğru ilerledim.Yine döktürmüştü Aslım Hanım.
"Ooooo anneciimm bakıyorum da döktürmüşsün!"
Yemek yaparken ki o ciddi ifadesinden sıyrılıp bana baktı.Yemeği bana yaptırmayacaktı biliyordum.Ortalık fena dağılmıştı,bulaşık yıkamaktan da nefret ediyordum fakat anneme de bütün işi yükletmek istemiyordum.Ne söylerse yapıyordum.
Neye ihtiyacım olursa olsun ilk yardımıma annem koşardı. İnsanlarla pek konuşmadığımı bilirdi, ne kadar açmaya çalışsada her türlü kapalıydım ben.Sonradan olmadı fakat bu zaten fıtratımda vardı.
"Gel kızım gözünü seveyim çöp kovası dolu bir çıkarıver."
"Çöp mü?"
"Evet."
"Bulaşık peki?"
"Ben hallederim onu sen çöpü çıkar de gel kızım hadi."
Omuzlarımı düşürdüm.Üstümde bol beyaz sweatshirt, altımda ayıcıklı pijama vardı.Değiştirmekle hiç uğraşasım yoktu.İtiraz ettim.
"Anne..." dedim şikayetçi bir sesle.Yoğurduğu hamuru bırakıp bana baktı.
"He kızım?"
"Miran nerede ya o götürsün birde üstümü mü değiştireceğim?!"
Anında cevap geldi.
"Dışarıda kızım harbi onu da çağırsana salak çocuk telefonunu şarjı yok diye evde bırakmış.Arkadaşlarının numarası da yok bende." Durdu.İstediğim cevap bu değildi!
"Ayrıca üstünü değiştirme zaten salak mısın konteyner parkın önünde!"
Evet son noktayı koymuştu,fazla söze gerek yoktu.Salak kardeşim zaten bir kere evde olsaydı şaşardım.Söyleyecek sözüm olmadığını anlamış olacak ki gözüyle çöp kutusunu işaret edip tekrardan hamura odaklandı.
Umutsuz gözlerle kendisine baktım.Nefret ediyordum çöp çıkarmaktan.Evet sevdiğim şey yoktu.Ya da yenilik lazımdı hayatıma hep aynı düzlükte mi ilerlenirdi be!
Sevgili yap o zaman canım.
Saçmalama zilli!
İçimden gelen sese sövdüm.O kadar da değildi.Hem kim bakacaktı bana?
Çöp kutusunu açtım ve evet zift gibi kokan bir çöp ve yeni duştan çıkmış ben yılın çiftiydik,bize bir ödül takdim edilebilir mi?
"Hadi Beliz!"
Al sana ödül,salak!
"Tamam anne ya! Ayrıca o salak Miran nereye gitti nereden bulacağım onu?"
16 yaşında olan çocuğun peşinden mi koşacaktım ya?
"Ne bileyim parktadır."
Göz devirdim.Bu halle bir de parka gidecektim.Sana asıl ödülü orada takdim ederler salak!
Annemin azarına daha fazla maruz kalmamak için hızlıca kapıya doğru koştum.Hava rüzgarlıydı fakat üstümde kazak olduğu için onun da üstüne bir şey giymedim.
Holdeki boy aynasına baktıpımda gerçekten topuzum mükemmel olmuştu.Buna da göz devirdim.Değer verilmeyen şeyler ayrı bir güzel oluyordu.Neden hep ters orantı vardı?
Çöpü yere bırakmadan hemen bir crocs giydim.Pijamamla uyum içerisindeydi.
Binadan çıktığımda hava beklediğimden serindi.Aldırış etmedim.Kimseye bakmadan son sürat yukarı doğru ilerledim.Hem park hem de konteyner aynı yerdeydi,yukarıda.
Parkımız çok büyük olmasa da bize yetiyordu.Arada 3-5 serseri tipi olsa da artık saçma da olsa alışmıştık.Yaklaşık 4 yıldır burada oturuyorduk.Ben liseye burada başlamıştım.
Hava esiyor,burnum kızarıyordu hissediyordum.Beklediğimden fazlasıyla serindi.Keşke bir şey geçirseydim üstüme fakat artık çöpümü atmış parka doğru ilerlemiştim.Ben yanına gitmeden Miran'ın beni görmesini umut ediyordum.
Park görüş alanıma girdiğinde Miran'ı göremiyordum.Bir kaç çocuk koşuşturuyor,kimi sallanıyor,kimisi ise kaymak için sıra bekliyordu.Bir yerde toplanan klasik serseriler vardı,yüzlerine bile bakmadım.Miran ortalıkta yoktu ve arkadaşı arkadaşı Yiğit parka bağlı olan merdivenlerden iniyordu.Merdivenler bir üst mahalleye bağlıyordu mahallemizi.
Hızlıca Yiğit'e doğru yürümeye başladım,beni görmesini umuyordum çünkü serseri dediğim grubun yanına doğru gidiyordu.Daha da hızlandım.
Onların yanına 3-4 adımlık gitme mesafesi kalmışken beni gördü ve durdu,fakat fazla yakındık serserilerin yanına odaklarının bende olduğunu hissediyordum.Tek isteğim Miran'ı bulup defolmaktı.
"Beliz Abla?"
Sesinden bile belliydi şaşırdığı.Hızlıca gözünü üstümde gezdirdi.'Hayırdır?' der gibi bakıyordu eşşek sıpası, o da beni kardeşi gibi görmüştü,abim vardı sannki karşımda.
"Yiğit,Miran nerede acaba?" Sesimi oldukça yumuşak tutmaya çalışıyordum çünkü sayın kardeşime şuan sövmek istiyordum.Salak gram yararı yoktu!
"Eve gitti abla." deyip direkt serserilerin yanına gitti.Saçma bir dürtüyle arkasından baktım.Serseri tipler ile göz göze geldim. Biri oturuyor gerisi ayakta duruyordu.Göz ucumla oturan kişiye baktım ve direkt arkamı dönüp eve doğru yol aldım. O da bana bakıyordu fakat diğerlerinin aksine gülmüyordü,öylece bakıyordu işte.Burada hiç gördüğümü hatırlamıyordum.Neyse bananeydi.Şuan o gerzek Miran'ı öldürmek istiyordum,vasıfsız eleman!
Hızlıca eve doğru yürüdüm.O sırada yüzüme soğuk hava tokat gibi çarpıyor,topuzumdan fışkıran perçemler sağa sola sallanıp duruyordu.Hava kararmaya başlamış,en sevdiğim renge;kehribara dönüyordu.
Binaya girip kapıyı kapattım.Rezil bir insandım gerçekten!Zaten hangi mantıkla pijama ile bir insan insanlarla dolu parka gider,benim gibi salak binden beklenirdi.Tam performans aferin sana Beliz!
Daha fazla binada kalmadım,hızlıca yukarı çıktım ve kapıyı çaldım.Annem kapıyı açtı ve içeriye geçtim.Miran'ı öldürsem sinirim geçmeyecekti.Bu ilk değildi ki!
Salak odasında uzanıyordu.Beni gördüğü gibi ilk üstüme baktı ve güldü gerçi kahkaha attı hatta patlattı desek daha doğru olurdu.
"Salak ya yine mi bu şekil geldin parka.Abla senle dalga geçiyorlar ne diye böyle geliyorsun?"
Salaktı.
"Ne o rezil mi oluyorsun?"diye bağırdım.Şuan kendimi kore dizilerindeki sinirli noona karakterleri gibi hissediyordum.
"Yoo,tatlı olduğunu söylüyorlar."
Söylediği cümleye o kadar mıçmıç bir şekilde söyledi ki daha da sinir oldum.
"Kes sesini aptal,zaten tanıdık tanımadık herkese rezil oldum!"
"Tanımadık kim?"
Salak hemen ciddileşmişti.Ciddi bir durum değildi.Kendisiyle takılıyordum.Ergenlik hormonlarıyla beni kıskanıyordu gerzek.
"Of Miran vallahi dayaklıksın kes sesini!Şu telefonunu da bilerekten mi götürmüyorsun yanında git kendine powerbank al gerizekalı!"
Tekrardan sırıtmaya başladı.
"Canım ablam sen ne güne duruyorsun?Hem her zaman farklı bir pijama takımıyla geliyorsun.İcon icon!"
Cevap vermeye bile tenezzül etmedim.Abartıyorduk ikimizde toplasak 4 etmezdi pijamayla parka gidişim zaten o da farklı nedenlerleydi yani.
Mahallede ki çocukların zoruyla
Bu salak kardeşini getirmek amacıyla
Birde keyfi olarak
Baya farklı nedenler kanka,aynen devam!
Haklıydı,haklı söze denecek şey yoktu.
Kapısını kapatıp odama girdim,tekrardan duşa girdim.Huyum batsındı,üşengeçliğim lanetti.
Saçımı kurutmakla uğraşmadım.Zaten kabarmıyor,hafif bir dalga alıyordu.Gerisi nötrdü işte.Siyah saçlıydım.Tenim saçıma göre beyazdı.Keçke esmer olsaydım.Zıttı yüz kontrastım.Sevmiyordum.
Saat 4 olduğu için biraz ders çalıştım,biraz makyaj yaptım.Odamdan çıkasım gelmedi.Biraz daha geçtikten sonra kapı çalmıştı.Odadan çıkıp kapıya yöneldim.
Kapıyı açtığımda beklediğim kişilerdi.Hülya Yengem,Pelin,Semra Teyzem ve Bengi hepsiyle sarıldım,kucaklaştık içeriye geçtik.
Annem ben odamda olduğum sırada mücver,kısır gibi yemekleri yapmıştı.Ben,Pelin ve Bengi masayı kurduk ve yemeğe geçtik.Anneme sorduğumda babamın bir akrabayı ziyaret etmeye gittiğini ve dayım-Pelin'in babası- ile eniştemin -Bengi'nin babası- onunla olduğunu söylemişti.Kız kızaydık yani.
Pelin'in bir abisi,bir ablası var ablası evli ve Sakarya'da yaşıyor.Kumru ablamın birde çocuğu var İzem.Dünyalar tatlısı bir kız çocuğu çok severim.
Abisi Yağız Abi'nin ise sevgilisi yok diye biliyorum kendisi 20 yaşında falan.Onu da seviyorum fakat bir kuzen ne kadar sevilirse,kendisiyle bir diyaloğumuz yok çünkü.
Bengi'nin ise birbirinin kopyası olan 2 tane erkek kardeşi var.Kardeş dediğime bakmayın üçüzler.Ama Bengi sanki onların kardeşi,Ege ve Efe ikiz gibiler birbirilerine çok benziyorlar ve aşırı kafa dengiler.Onlarla sonsuza kadar konuşabilirim asla sıkmazlar ve sohbetleri çok akıcı oluyor.Tam aradığım kuzen modeli onlar diyebilirim.
Pelin biraz sarıya kaçıyor ama tam olarak sarı değil.Saçı açık kumral yüzü buğday aşırı güzel yeşil gözleri var ve ona çok ayrı bir hava katıyor.Çok beğeniyorum gözlerini.
Bengi de kıvırcık güzeli.Kıvırcık kahve saçları ve beyaz teniyle göz alıyor resmen.Gözleri ise kahve ve fındık bir burnu var.Tam pinterest vibe veriyor diyebilirim.
Bende akyazım işte.Açık kahve gözlerim ve düz bir burnum var kendimi onların yanında asla güzel hissetmiyorum ve zaten kendimi insanlara onlar kadar açamıyorum.Keşke açabilsem ama olmuyordu.
Yemek yiyorduk şuan.Semra yengem anneme dedikodu aktarıyordu.Hülya yengeme zaten yolda anlatmış o afiyetle yemeğini yiyor,arada kendi cümlelerini aktarıyordu anneme.
"Pişt Beliz"
"Efendim?"
"Hadi kalk hazırlan çıkalım kız.Eseceğiizz!"
Bengi'nin enerjisi asla bitmiyordu.Dediğini yapmak için ayağı kalktım.
"Nereye kızım?"
"Kızlarla parka gideceğiz anne."
Kuşkulu bir bakış gördüm gözlerinde.Klasik kız annesiydi.Sonra hemen kayboldu.
"Tamam ama Miran orada. Onun gözü sende, senin gözün onda olsun."
"Ay başlayacağım Miran ve park sevdasına he!"
Annemin cevabını beklemeden odama doğru yol aldım.
Kızlar pantolon ve kazak giymişlerdi.Bende altıma lacivert bir bol pantolon,üstüme gri vücuduma tam oturmayan kısa tişört ve bol beyaz kapüşonlu giydim.Saçım zaten kurumuş hafif dalgalanmıştı açık bırakıp yüzüme bir kaç şey sürdükten sonra odadan çıktım.
Odaya geçtiğimde masayı çoktan toparlamış siliyorlardı.Semra yengem beni görüp bir güzel süzdü.
"Tütütü maşallah! Allah nazarlardan saklasın kız!"
Gülümsedim."Hepimizi canım hepimizi."
Pelin medeniyet denen şey yokmuşcasına "Beliz!" diye bağırıyordu.Hemen seslendiği yere doğru geçtim.Üstlerini giymiş ayakkabılarını portmantodan alıyorlardı.
Kaşlarım imayla kalktı.
"Ya üstümü giyiniyor olsaydım hâlâ."
Bengi ayakkabısını giyince ayağı kalktı.
"Annemin sözlerini duydum canım,bu evde senden başka nazar deyecek kim var?"
Yanağımı sıkıp,gözüni kırptı.
Pelin öylece bize bakıyordu.
"Leblebi misin Bengi!"
"Çüş saçmalama!"
Gülerek onlara baktım,umutsuz bir bakıştı.
Ayakkabılarımı giyip dışarı çıktık.Hâlâ aynı konuyu konuşuyorlardı.
"Ay susun be!"
Sanki bir yüzbaşıymışım ve onlarda askermiş gibi elleri başları hemen durdu ve bana baktılar.Konuştukları konunun saçma olduğunu biliyorlardı.
"Geçin önüme!"
Minik minik adımlarla önüme geçtiler.Sinirli halimden korkuyorlardı.Bende korkuyordum.Allah sınamasındı.
Parka yayıla yayıla geldik ve kalabalığı gördük,görmez olaydı bu gözler.
"Bu sürü ne yuh!"
"Haklısın gerçektende..." diye mırıldandım Pelin'e karşı.
Karşımızda 8 kişi falan vardı ve benim canım kardeşim ve arkadaşı Yiğit de oradaydı.
"Beliz.."
"Efendim.."
"Lan Mir..."
"Bence gidelim" diye atladı Pelin Bengi'nin sözüne.
"Salak mısın Pelin Miran orada ve..." gözlerimi kısarak baktım.Gerisi gelmedi.Fazla şüpheci duruyordum.
"Salak tacizci gibi ne bakıyorsun adamlara!" diye derdime derman olup önüme atlayan Bengi'ydi.
Aniden ben ile Pelin'in kolunu tuttu ve parka doğru soktu.
"Ne yapıyorsun salak Bengi?"
"Niye kısık sesle konuşuyorsun Pelin? Sanki yanlış bir şey yapıyormuşuz gibi."
Bengi'ye döndüm.
"Aferin koçum."
Salak 32 diş gülerek baktı bana.Öyle sürükleye sürükleye bir yere oturduk.Görüş açımızdalardı ve salak Miran'ı görüyordum.Ne diye o kadar serserinin yanındaydı?
Pelin flörtünden bahsediyor, bende arada dinliyordum.Aklım tamamen Miran'da ve Yiğit'teydi.Tanıyordum onuda,Miran ile yaklaşık 8 yıllık arkadaşlar ve beni ablası gibi görüyor bende onu kardeşim gibi.
"Beliz ne oldu?"
Bengi suskunluğumu anlamıştı.Aklım onlardayken kulağımı dedikodulara veremiyordum.
"Siz bekleyin burada,ben geliyorum." diye aniden ayağı kalktım ve cevaplarını beklemedim.
Arkadan sesler geliyordu fakat umursamadım.Savaş meydanında giden sipahi gibi onların yanına gidiyordum.Gittim.Gittim.Biraz daha Gittim.
Direkt yanlarına gitmiştim, bu sefer harbici odak bendeydi.Hepsi bana bakıyordu.Yine o çocuk vardı,yanında ise 2 kişi daha oturuyordu.Bakmadım,gözlerimi Miran'a kitledim."Git" der gibi bakıyordu.
"Miran ablacım bi bakar mısın?"
Sinirleniyordu,sinirlensin banane.O pis hormonları yüzünden serserilerin yanındaydı.Annemin sözünü dinliyordum.
"Onun gözü sende senin gözün onda olsun"
İyi bir çocuğum annemi dinlemem gerek.
Elleri ile 1 dakika işaretiyaptı ama eli sadece oturan çocuğun önünde duruyordu.Bakmadı zaten ona ama ona dediği belliydi.
Yanıma doğru yürüdü.
Yiğit'e baktım.
"Yiğit ablacım,sende."
Zaten gözleri bu anın yaşanacağını biliyor gibi direkt o çocuğa gitti.
Başlayacağım çocuğa he!
Çocuğun yüzünde gram bir ifade yoktu ama bomboş bakıyordu.
Yiğit nefesini dışarıya vermek istemiyormuş gibi verdi ve yanıma geldi.
İkisini direkt sırtlarından ileriye doğru ittirdim ve ilerledim.Bana söveceklerdi biliyorum.
Ben ablayım!Ben ablayım!
Bir süre sonra durdum.Ölümcül bakışlarla bana bakıyorlardı.Sanki...Çiftleşeceği eşi elinden zorla alınmış bir hayvan gibi bakıyorlardı.Aptallar.
"Ne ne diye öyle bakıyorsunuz!?"
Sesim biraz yüksek çıkıyordu sanki.
"Abla ne alaka sen şuan ya ne alaka!"
"Harbi Beliz abla ya!"
"Beliz abla, Beliz abla!" diye susturdum onları.
Miran arada arkasına bakıyor, bana "sus" bakışları atıyordu.
"Merak etmeyin duymaz o mafyacık tipler."
Gözlerim ikisi arasında geziyordu.Kınarcasına bakıyordum.
Bengi ve Pelin ise umutsuz bakışlar ile bana bakıyordu.Ben onlara doğru bakan taraftaydım,Miran ve Yiğit ise mafyacıkları doğrudan görüyorlardı;benim arkamda kalıyordu onlar.
Yiğit'in bakışları da Miran'ınkisi gibi bir hal aldı."Sus" dercesine.
"Ne,ne oldu o keko bozuntusundan mı korkuyorsunuz?" Bakışlarım hâlâ onlardaydı fakat Miran'ın gözü kapalı,Yiğit'in eli alnında bir şekilde beni umursamazca dinliyorlardı.
Biri sanki çok yakınımdaydı.Yere baktığımda bir gölge vardı.Hemen arkamda.Bir gülüş sesi duydum.
Gelen sesle irkildim bayağı yakınımdan geliyordu.
Arkamı döndüğümde o çocuk 1 adım ilerimdeydi sadece.Sanki sinirini bozmuşum gibi değilde harbi komiğine gitmişcesine gülüyordu.Birde... Boyu çok uzundu.Ne yemiş bu çocukluğunda.
1 adımlık mesafeyi de kapattacak gibi oldu ama tam kapatmadı,biraz daha yaklaştı.Göz hizama gelecek şekilde eğildi ve baktı.
Dedikleri ise asla ciddi değildi ve sırıtışla bunu yapıyordu,daha da sinirime gidiyordu.
"Keko bozuntusu demek he pijamalı?"
Selammmmmmm tekrraarrr🤍🤍🤍
Nasıl buldunuz güzel miydi? Eleştrilere açığım.Okuduğun için teşekkürler.Yorum yapmayı unutma❤️❤️❤️❤️❤️