İçeriğe geç

Navy and Blue

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Navy and Blue

Bölüm 3

2.BÖLÜM

Felix’den

Ne olacağını çok merak ediyordum.Jisung’la avludaydık ve komutanların gelmesini bekliyorduk.Jisung yerinde duramıyor,zıp zıp zıplıyor,hiç durmadan konuşuyordu.

Ama komutanlar yanlarında 2 kişiyle avlu kapısında belirdiğinde kaskatı kesildi.

Önce Komutan Hwang geldi yanımıza.Yanındakiler tanıtmayı başladı.

H:Lee,Han,bu Komutan Lee,bu Komutan Bhang,Komutan Seo.Bunlar da Kim Seungmin-Bhang’ın bölüğünden,Yang Jeongin-Seo’nun bölüğünden.Birlikte eğitim alacaksınız.

Komutan Seo,yeşil gözlüydü ve çok uzun değildi ama en kaslılarıydı.Komutan Bahng,hem uzun hem kaslıydı.Kan kırmızısı gözleri vardı.Komutan Lee,ilginç bir şekilde simsiyah gözlere sahipti.Katil gibi bakıyordu.

Seungmin’den

İkisi de salak gibi görünüyorlardı.Ben bu otistiklerle mi eğitim görecektim ya?!Biri zaten bir tuhaftı.Enerji topu.Rahat duramıyordu.Diğerini tanımıyordum bile.(sanki diğerini tanıyon Seung amk)

Felix’den

Yanlarındaki iki çocuğa baktım.Birlikte eğitim göreceğimiz kişile onlar olmalıydı.Daha uzun olanı,krem rengi alışılmadık gözleriyle büyüleyiciydi,çok güçlü bir aurası vardı.Yanındaki ise onun kadar ciddi görünmüyordu,pembe gözleriyle daha sıcak bakıyordu.

Jisung’dan

Bunlar kimdi be?!Çok tuvaletim vardı,tanıtım kısmını dinleyememiştim ki!Keşke dinleseydim,şimdi kesin dinlemem gerekenler götüme girecekti!(Minho başka bir şekilde halleder merak etme Jis)

Jeongin’den

Bence bunlardan bir zarar gelmezdi.Tatlı görünüyorlardı.Umarım beni severlerdi.(Çok masumlan lan Yang)

Felix’den

F:Ah!

S:Çok zayıfsın,Lee.Komutan Bahng neden beni seninle eşleştirdi,anlamıyorum.

Tekrar ayağa kalktım.Öfke,vücudumda zehir gibi kaynıyordu.Benimle böyle konuştuğuna göre başına gelecekleri göze almış olmalıydı.Ben buna haddini bildirirdim!

F:Kimin zayıf olduğunu şimdi göreceğiz Kim!

Bir anda atıldım.Zayıf noktalarını gözlemleyerek saptamıştım,beni hafife almakla aptallık ediyordu.Nefes almasına bile fırsat vermeden zayıf noktalarına darbeler indiriyordum.Vücudumun her tarafına yayılmış yaralar ve morluklar umurumda değildi.Sadece ona yenilmediğimi göstermekti amacım.

Ayakta durmak bile artık dayanılmazdı,çok canım yanıyordu.Ama tek ben değildim gebermek üzere olan.

Ağzımdaki kanı tekrar tükürdüm.Artık yeterdi sanırım,komaya girmek üzereydim.Bir anda yere yığıldım,Kim’le birlikte.O düşerken bana tutundu,ben ona.Kırk yıllık dost gibi sarılarak yere düştük ikimiz de.

S:Özür dilerim,Lee.

F:Özür dilerim,Kim.

Gözyaşları içinde,birbirimizden destek alarak,sarsak adımlarla ringin kenarına kadar yürüyüp bir kenara yaslanarak oturmayı başardık.

Hyunjin’den

Kenardan Felix’i izlerken hayranlığım katbekat artıyordu.Çok ustaca bunu gizleyerek Seungmin’in zayıf noktalarını ve hamlelerini gözlemlemiş,hızlı davranarak ve rakibinin yorgunluğundan yararlanarak darbe üstüne darbe vurmuştu.İkisinin de dövüşte gösterdiği düşmanca ve nefret dolu tavırdan sonra can dostuymuş gibi birbirlerine sarılıp düşmanlığı kenara çekmeleri ise beni en çok şaşırtan şeydi,bir anda çok yakın arkadaş olacaklarmış gibiydi.Yan gözle Chris’e baktım,o çoktan bana bakıyordu.Gözlerinde hayranlık parıltıları vardı.Ne olursa olsun,çaylağına bağlı olduğu belliydi.İkimiz de aynı anda ayağa kalktık,çaylakların bu halde kalması iyi değildi.Hiç beklemeden Felix’e doğru adımladım.Başını Seungmin’in omzuna yaslamış,derin bir uykudaydı.Ellerimden birini sırtına,diğerini bacaklarının altına koyarak onu kucağıma aldım.Ona yakın olmak,göğsüme çarpan nefesini ve uykusunda bile yüzünde hayaleti görünen gülümsemesini hissetmek,bu kelimelerle anlatılamayacak kadar güzeldi.Tanrı aşkına,sanırım ben onsuz yaşayamaz olmuştum!Yakınımda olması bile kalbimin hızlanmasına,soluklarımın artmasına ve içimdeki canavarın uyanmasına neden oluyordu ve ben o canavarı daha ne kadar dizginleyebilirdim,bilmiyordum.Cidden,o kadar muazzam bir güzelliği ve beni ona çeken o konuşması,yetenekleri varken gerçekten kendimi çok zor tutuyordum.Dudaklarımla vücudunun her tarafının tadına bakmak,onu altımda benim adımla inlerken görmek istiyordum:’’Hyunjin...’’

Chan’dan

Kucağımdaki bedeni yavaşça yatağa bırakıp üstünü örttükten sonra arkamı dönüp koğuştan çıkacaktım ki Seungmin’in mırıldanmasını duydum.

S:Chris...

Arkamı döndüm ve yatağa ilerledim.Yapıp yapmamakta tereddütlüydüm ama iki elimi onun kafasının iki yanına yerleştirip üzerine eğildim.

B:Ne oldu,Seungmin?

Cevap vermedi çünkü ismimi uykusunda mırıldanıyordu(sen çok mu zekisin he Chan).Biraz daha üzerine eğilip bu sefer dirseklerimi yatağa dayadım.

B:Seungmin.

Mırıldanarak koluma tutundu ve uykusuna devam etti.Başımı arkaya atarak sessizce kıkırdadım.Ardından tekrar Seungmin’e bakarak kolumu çekmeye çalıştım ama o koluma daha sert tutundu.

B:Seungmin.Bırak kolumu gideyim.

Mırıldanarak uykusuna devam etti.Bir iç çekerek kulağına yaklaştım ve kulağının arkasını öptüm.

B:Seungmin.

S: ...

B:Seungmin.

Sonunda bıkkınlıkla nefes vererek onu tekrar kollarıma aldım ve ben yatağa oturduktan sonra onu da kucağıma oturttum.Ardından onu göğsüme yasladım.

B:Seungmin.Hadi uyan yoksa birisi gelecek.

Hala uyanmıyordu.Tanrım,ne uykucu bir bebeğim vardı.Şu anda tam olarak bana ait değildi ama bebeğimdi işt.Çok güzeldi...Onun o dolgun ve kırmızı dudaklarını kanatana kadar hırçınca öpmek istiyordum.Onu biraz daha dürttüm.

B:Seungmin.Seungmin(LAN NE VAR SABAHTAN BERİ SEUNG SEUNG).Hadi uyan artık.

Mırıldanarak uykusuna devam etti(boz ayıcık).Sonunda pes ederek kucağımda Seungmin ile ayağa kalktım.Ardından koğuştan çıkarak kendi odama ilerledim.Koridorda kimsenin olmaması işime gelmişti doğrusu.Odama ilerleyip kapıyı kilitledim.Bu kadar hareketten sonra bebeğim anca uyanabilmişti.Önce uykulu gözlerle etrafıma etrafına bakındı.Sonra birkaç saniye ona bakıp sırıtan yüzümü inceledi.

S:Chris?..

Ardından ne olduğunu anlamış gibi panikle kucağımdan inmeye çalıştı ama izin vermedim.

S:Komutanım!(Ne komutanı amk kocam de KOCAM)

B:İnemezsin.

S:Komutanım indirir misiniz lütfen?

B:Hayır Seungmin.İndirmeyeceğim.İnemezsin.

S:Ama Komutanım-

B:Yeter.İndirmeyeceğim. Diyerek yatağıma ilerledim ve Seungmin’i üzerime yatırarak yatağa uzandım.Onunla bir an olsun teması kesmek istemiyordum.Kıpırdanıp duruyordu gitmek için.

B:Kıpırdama.Uslu dur.

Huzursuzca kıpırdandı.

B:Seungmin.

Sonunda çekinerek üzerime uzandı ve yüzünü göğsüme gömdü.Memnuniyetle dudağımın bir kenarı yukarıya doğru kıvrıldı.

B:Aferin çaylağıma(Ne odunsun amk).

Daha çok göğsüme gömülmesiyle dudağım daha fazla kıvrıldı.Belindeki ellerimi sıkılaştırdım.Tekrar yerinde huzursuzca kıpırdandı.Bilmiyorum şu an bu durumda olmamız doğru muydu ama tek düşündüğüm Seungmin’di.Dudaklarımı saç diplerine bastırırken kaıp aniden açıldı ve içeriye Minho daldı.

M:JİS-sung...

Sona doğru sesi kısılmıştı.Seungmin panikle üzerimden kalkmaya çalıştı.

B:Minho.Odadan çık.

Bebeğimi zapt etmeye çalışırken aceleyle bunları söylemiştim.Minho panikle odadan çıktı ve kapıyı ardından sertçe kapattı.

Yazar’dan

Siyah saçlı genç panikle dışarı çıkıp ardından kapıyı sertçe kapattı.

M:Manyaklar!

Diye fısıldadı sanki kapının ardını görebilecekmiş gibi kapıya bakarken.Ardından pek umursamayarak koridorda ilerlemeye başladı.

M:Jisung.

Küçüğü Yang Jeongin’le yaptığı düellodan beri ortada yoktu ve Alfa endişelenmeye başlamıştı.Tüm binayı didik didik aramıştı ama küçüğü hiçbir yerde yoktu.Yok.Son olarak çamaşır odasına bakmaya karar verdi.Küçüğünün buradan çıkacağına dair hiç umudu yoktu.Kapıyı açtığı gibi karşısında çarşafların üzerinde uyuklayan omegasını gördü.Omega uykusunda kaşlarını çatarak;

Lee Minho...

Ardından başını başka yöne çevirerek uykusuna devam etti.

M:Jisung...

Bölüm sonu

15 yorum