İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 38 · 12 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 38

ÖZEL BÖLÜM

ASLAN 🦁

Odaya girdiğimde ablukaya alınmış kızı gördüm. Karımı...

Kız kardeşlerim tarafından çevrelenmişti ama kimse soru sorup bunaltmıyordu belli ki. Odaya girdiğimi gören canım, aynı anda aynı karnı paylaştığımız iki gözüm Eslem'im ayağa kalktı. Gözleri hemencecik dolmuştu. Boynuma doladığı kollarını iyice sıkılaştırdı. Böyle anlarda asla konuşamadığını bildiğimden bir elim saçlarının üstünden ensesini sıkıca tutarken diğeri belini sarmıştı. Bade ve Ertuğrul da benim canımdı. Gözümü bile kırpmadan canımı verirdim onlar için. Ama Eslem çok farklıydı. İkizim, ruhumdu. Birbirimizle iletişim kurmamıza bile gerek yoktu sanki. Birbirimizi anlamaya tek bakışımız yeterdi. Kendini geri çekip yanaklarımı sulu sulu öptü. Hiç sevmezdim böyle öpülmeyi ama bir ona sesim çıkmazdı.

"Hoşgeldin canım, hoşgeldiniz."

"Hoşbulduk güzelim."

Beni anlaması için gözlerinin en içine baktım. İki gözünü anlayışla kırptığında rahatlamıştım. Biraz ayrılsak da hala sarılıyorduk.

"Yeter be, ben de özledim hadi ayrılın artık."

Bade'nin cırlamasıyla Eslem yanağımı bir kez daha öpüp ayrıldı. Kollarımın arası yeniden dolduğunda yine sıkıca sarmıştım.

"Hoşgeldin abiciğim. Maşallah kaslanmışsın, büyümüşsün."

Kollarımdaki kasları küçük elleriyle sıkıştırırken konuşmuştu.

"Hoşbulduk Bademim." Kollarımın arasında biraz fazla sıkıştırıp kedi gibi mik sesi çıkarmasına sebep oldum. "Güzel büyümüş müyüm bari?"

"Maşallah hocam maşallah."

Göz kırparak sevimli sevimli güldü. Parmaklarımla burnunu kıstırdım. Kollarımın arasından kendini kurtarıp hemen koltukta yerini aldı. Sarılmalarımız bittiğinde yalı kazığı gibi ayakta dikilemeyeceğim için mecburen karımın yanına oturdum. Uzun yoldan gelmiştik. Acıkmış ya da susamış olabilirdi. Lavabo ihtiyacı da vardı muhtemelen. Sesimi kısık tutup, "İstersen sana odamı göstereyim bir dinlen, elini yüzünü yıka kendine gel." dedim. Sesimi duyduğunda hafifçe sıçramıştı. Büyük ihtimalle kimse fark etmemişti ama tedirgin hallerini ben fark ediyordum. Başını olumluca salladığında ayağa kalktım. Peşimden o da ayaklandı. Başımla dışarıyı işaret ettiğimde kızlar anlamıştı. Elimi beline doğru uzatıp ama asla dokunmadan yolu gösterdim. Giriş kapısının yanında bıraktığım çantalarımızı alıp odama yöneldim. İçeri girdiğimizde biraz gergin bir ortam oluşmuştu. Aylardır yatmadığım yatağıma oturup elimle oturması için işaret ettim. Çekinerek yatağımın ucuna oturdu. Başı yerdeydi.

"İstersen aileme her şeyi anlatalım. Her şeyin doğrusunu bilirlerse bu durumdan kurtulursun ama bu evin kızı olmaya devam edersin. Seni asla bırakmayacağım."

Konuşmamla gözlerini gözlerime sabitledi. Birkaç gündür neredeyse gözlerime değmeyen gözlerini gördüğümde kalbim yerinden çıkacak sandım.

"Bu duruma bizi sen soktun. Şimdi kurtulmak için her şeyi anlatmayı mı teklif ediyorsun? Ben orada bir şekilde tutunurdum."

Yanlış anlamıştı.

"Ben bu durumdan rahatsız değilim. Üstelik sana sordum, sen tamam dedin. Zorla evlenmedik, neden seni zorlamışım gibi davranıyorsun?"

"Ondan mı gelir gelmez havlu attın? Aileme anlatıp bu durumdan kurtuluruz demeler falan. Asıl ben zorla mı evlendim seninle? Evlenm..."

Elimi kaldırarak konuşmasını böldüm.

"Bir, ben bu durumdan kurtuluruz demedim kurtulursun dedim. İki, seninle ne kimsenin ricasıyla ne de zorla evlendim." İkinci olarak saydığım şeyin kafasında iyice yer etmesi için üstüne basa basa söylemiştim. "Üç, kararın ne olursa olsun seni asla bırakmayacağım." Anlamaz bakışlarını görünce devam etme ihtiyacı hissettim. "Aileme durumu anlatmayacaksak evli olduğumuz için aynı odayı paylaşmak zorundayız."

Yanaklarında yer eden pembelikle birlikte yüzüme bakmaya devam ediyordu. Konuşmak için dudaklarını araladığında kapımız çalındı. Yerimden kalkıp kapıyı açtım. Karşımda annem birkaç adım gerisinde babam vardı. Henüz bir açıklama yapmamıştım. Bu konuşmayı yapmak zorundaydık. Ama şu an değildi. İyice düşünüp karar vermesi gerekiyordu.

"Anneciğim, salona geçelim. Bir soyunup dökünsün kendine gelsin öyle konuşalım olur mu?"

"Olur yavrum, siz babanla salona geçin ben hanım kızımla tanışayım."

Beni odadan çıkarıp kendisi girdi, kapıyı da yüzüme kapattı. Tekrar içeri girmem bazı şeylerden şüphe etmelerine sebep olacağından kollarımı babamın gövdesine sarıp koridor boyunca yürüdüm. Bade'nin dediği gibi askerde epey kalıplanıp kaslanmıştım ama babam hala benden daha heybetliydi. Koluyla omzumu sıkıca sarmıştı. Salona geçtiğimizde omzumu sarmayı bırakmadı, yanına oturttu. Şakağımdan, saçlarımdan öpüp kokluyordu. Özlendiğimi iliklerime kadar hissediyordum. Bu çok güzel bir histi. Dış kapının sesiyle babam biraz doğruldu.

"Sakın! Kaçmadan, uçmadan buraya gel!"

Gür sesiyle kızlar kıkırdarken Ertuğrul'dan kısık bir oflama sesi geldi.

"Babaya of denmez sıpa!"

Babamın azarıyla Ertuğrul kapıdan sadece başını uzattı. Gözleri beni bulduğunda babamın azarını çoktan unutmuştu. Neredeyse koşarak üstüme atladı. Sarılırken boğuşuyor gibiydik. Sarılmamız bittiğinde babam Ertuğrul'u sert sesiyle uyardı.

"Oğlum ben sana kıza bulaşma demiyor muyum? Seyit artık bana şikayet etmeye utanıyor da dayına ediyor. Kızın babası bile illallah etti senden."

Ertuğrul'un yüzündeki mahcup gülümsemeyle kaşlarım havalandı. Bizim sıpa hızlı çıkmıştı.

"Derya'nın ilgisini başka türlü çekemiyorum baba ne yapayım? Seyit babacığım da kızını kandırana kadar görmezden gelsin azıcık."

Babamın yerinden kalkar gibi yapmasıyla Ertuğrul'un fırlayıp kaçması bir oldu. Babam ellerini yüzüne sürüp sabır dilenirken Ertuğrul'un sevimli hallerine gülmemek için de zor duruyordu.

Hala gelmemiş olan annem ve karım aklıma geldiğinde yerimde zor oturdum. Ailemle olmayı, onlarla sohbet etmeyi çok özlemiştim.

Annemin ve babamın ısrarıyla üniversitemi de okumuştum. Okulumu bitireyim, işimi hazırlayayım derken askerliğim epeyce geçe kalmıştı. Her şeyde bir hayır olduğu gibi askere geç gitmem şu an içeride karımın olmasını sağlamıştı. Babam zamanında dedemden kalan üç beş tarlasını arttırmış hatrı sayılır bir hale getirmişti. Annemle babamın evlendiği evi güzel bir tadilatla daha sağlam yapmıştık. Ama oraya sığamıyorduk. Babamın yeni aldığı arsaya yaptığı bu üç katlı eve geçmiştik. Diğer evde anılarımız devam ediyordu. Düzenli aralıklarla gider temizler, bahçesinde mangal yakar eğlenir gelirdik. Babam bu geceyi birlikte ama yarın akşamı dayımlar ve Seyit abilerle hep birlikte geçirmek için ayarladıklarından bahsediyordu. Dalgınlığımı çaktırmamaya çalışıyordum ama babamın şüpheli bakışları yüzümü bulduğunda pek başarılı olamadığımı anlamıştım.

Nihayet içeri giren annem ve karımla rahat nefes aldım. Annem gülen yüzüyle gelip diğer yanıma oturdu. Çok özlemiştik birbirimizi.

"Hadi yemek yiyelim. Sonra da konuşalım artık."

Babamın konuşmasıyla kızlar ve annem hemen mutfağa gittiler. Hala köşede ne yapacağını bilemeden oturan karım kalkıp kalkmamak arasında kalmıştı. Sonunda o da kalkıp peşlerinden gitti. Ardından dalgın dalgın bakarken babamın elini ensemde hissettim. Başıyla dışarıyı işaret edip, "Biraz konuşalım mı seninle?" dedi. Başımla onaylasam da net kararını vermeden bir şey anlatmak istemiyordum.

"Sen çık baba, su içip geliyorum."

Birlikte dışarı adımlarken niyetim karar verip vermediğini anlamaktı. Sormam lazımdı. Babam gözlerini kısarak yine şüpheyle baktı ama bir şey demeden çıktı. Mutfağa gireceğim sırada Bade çıkıyordu. Başımla işaret edip çağırmasını söyledim. Gözleri beni bulduğunda yanaklarında yer edinen pembelikle yanıma geldi. Mutfaktakilerin göz hapsinden kaçmak için koridorda biraz ilerledim. Sesimi mümkün olduğunca kısık tutmaya çalışıyordum.

"Babam sorguya çekecek. Ne yapıyoruz?"

"Evlendik. Hiç kimseye bir şey anlatmak istemiyorum."

Ona belli etmesem de kalbimden büyük bir ağırlık kalkmıştı sanki.

"Seni görür görmez çok aşık oldum. Seni bir şekilde kendime aşık ettim, kaçırdım. Nikahımızı kıyıp geldik."

Hızlıca ortak söyleyebileceğimiz bir şeyler olması için sıraladım. Sadece onu kendime aşık ettiğim kısmı yalandı. Ve bunu sadece ben biliyordum. Gözlerinde onay gördüğümde babamı daha fazla bekletmemek için bahçeye çıktım.

.....

"Gel bakalım. Yahu ne ara büyüdün de evlendin? Oğlum bu işler böyle mi olur? Gider isterdik, evlenip gelmek ne demek?"

Babam sakin durmaya çalışsa da biraz sinirliydi. Aslında daha çok gönül koyduğunu hissediyordum. Sessizce bekledim. Yine şüpheli bakışları yüzümü buldu. Oturduğu yerde biraz daha bana doğru eğildi.

"Hamile mi?"

Gözlerim büyümüştü. Alt dudağını ısırarak başını sağa sola salladı.

"Annen parça pinçik eder seni. Vallahi almam elinden."

"Yok, yok baba ne hamilesi? Değiliz hamile falan."

"O zaman neden?"

"Aşık oldum. Onu ikna ettiğimde onunla evlenmekten başka bir şey geçmedi aklımdan. Sizi kıracağımı biliyordum ama daha fazla bekleyemezdim."

Babamın bakışları yumuşadı. Zamanında annemle evlenmek için ne kadar acele ettiğini biliyordum.

"Sıkı bir sorguya hazır olun. Düğünü de kısa zamanda kuralım laf söz olmasın. Bu arada bu akşam evde olmayacaksın dememe gerek yok herhalde. Değil mi oğlum?"

Gözlerimi devirmek istesem de yirmi altı yaşımda babama göz devirmeye utandım. Sır verir gibi eğilerek, fısıltıyla konuştum.

"Baba biz evliyiz biliyorsun değil mi?"

Birden ensemi tutarak kendine çekmesiyle dengemi kaybettim. Göğsüne sıkıca bastırmıştı.

"Onu bir de annene anlat bakalım. Sizi yan yana koyarsa benim adım da Hamza değil."

"Sen annemi ikna edersin, karım o benim. Nikahımız var. Oğlunun karısından ayrı uyumasına izin vermezsin sen bilirim."

Babam yardım etmeyecek gibiydi. Son kozumu oynamaktan başka çare bırakmamıştı.

"Gerçi annem de karımdan ayrı uyumamı istemez. Sevdiceğini koynunda az uyutmamış sonuçta. Hasretlik nedir bilir."

Babam göğsüne yasladığı başımı daha da sıkıştırdı.

"Karımı utandırmıyorsun! Ben karınla uyumana yardım ediyorum ve bunu unutuyorsun tamam mı?"

Yumruğumu yavaşça karnına savurarak küçüklüğümde olduğu gibi boğuşmaya çalıştım. Kıpkırmızı olduğuma emindim. Çok sıkı tutuyordu. Ama kahkahalar atmaktan geri duramıyordum. Sonunda kollarını gevşetti ama yine de kucaklıyordu. Ellerini kızarmış yüzümde gezdirdi.

"Hepiniz benim için çok değerlisiniz Aslan'ım. Karın da benim evladım oldu artık. Bilmediğimiz şeyler olduğunu hissediyorum ama kocaman insanlarsınız bilmemizi istediğiniz kadarını bileceğiz. Fazlasını sorgulamayacağız emin ol. Belki annen biraz sorgular ama ben onu hallederim."

Çapkın bir tavırla göz kırparak tamamladı cümlelerini.

"İyi ki babamsın. İyi ki hayatımdasın baba. Ömrümü senin gibi bir adam olmak için geçireceğim."

Annemin kapıda görünmesiyle ayaklanıp içeri girdik. Kapıdan girerken babam elini annemin beline dolayarak mutfağa çekmişti. Salondaki masa hazırlanmıştı. Ellerimi yıkayarak tekrar salona girdim. Annemle babamın gelmesiyle yemeğe başlamıştık. En sevdiğim yemekler hazırlanmıştı. En çok hep bir arada olmayı özlemiştim. Şimdi artı birle birlikte tamamlanmış gibi hissediyordum.

Yemek boyunca ve sonrasında annem hiçbir şey sormadı. Babamın mutfakta bahsettiğini düşünüyordum. Karım çok düşünceliydi. Yemeklerden de çok az yemişti. İlgilenmem daha çok utandıracağından bu gecelik kendine bıraktım.

Yavaştan uyku bastırdığında esneyerek herkesin uykusunu getirmeye çalışıyordum. Koltuğun köşesinde iyice yayılmışken elimi ağzıma tutarak yine kocaman esnedim. Aynı anda kucağıma düşen terlikle gözüm annemi buldu. Kızlar çaktırmadan, Ertuğrul ise apaçık gülüyordu.

"Yavrum, evladım. Git zıbar. Tövbe tövbe. Git uyu çocuğum ne esneyip duruyorsun?"

"Doğru dedin biz yatalım artık." deyip ayaklandım. Karımın önünde ayakta dikilirken onun da kalkmasını bekliyordum. Şimdi babam da kocaman sırıtmaya başlamıştı. Annemin yüzü kızarmıştı.

"Dayınlar bekler, hadi çocuğum."

Dizlerinin önüne yere oturdum. Alttan alttan gözlerine bakarken annemi utandırmaktan alacağım keyfi düşünüyordum. Gözümün ucuyla babama baktığımda kaşlarını yukarı kaldırarak yapma diyordu. Özür dilerim anneciğim ama utanınca çok güzel oluyorsun. Bilerek gözlerimi arada babama değdirerek sesimi biraz kısık tuttum.

"Bu kızcağız sevdiğinden, kocasından ayrı mı uyusun şimdi? Karımın koynunda uyumak için gizli gizli camdan mı gireyim anneciğim?"

Annem ağırca yutkundu. Yanakları kızardı, gözlerini direkt gözlerimden kaçırdı.

"Hadi yatsın herkes, geç oldu zaten."

Gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım. Babam hâlâ sırıtıyordu. Annem babamın güldüğünü görünce dirseğini karnına geçirdi. Utancını siniriyle kapatmaya çalışırken gözleri gülmemek için direnen bana takıldı. Asker tıraşlı kafama bir şaplak indirdi.

"Anayla dalga geçmeyi göstercem ben sana. Hadi çocuğum al karını da odana git. Utanmaz, arlanmaz."

Annem söylenmeye devam ederken kızlar ve Ertuğrul hemen sıra onlara gelmeden kalkmışlardı. Ben de başımla dışarıyı göstererek odadan çıktım. Peşimden minik adımlarla gelen karım koridorda yanımıza dikildi.

"Bu gece yine kardeş gecesi yaparız diye düşünmüştüm."

Bade dudaklarını bükerek konuşmuştu. Kardeş gecelerimizin nasıl olduğunu bilmese de karımın bir an gözleri parladı. Odada baş başa olma düşüncesi onu geriyor olmalıydı. Eslem yalandan öksürerek Bade'ye gözlerini büyüterek baktı. Bade bugün evlendiğimizi yeni fark etmiş gibiydi. Mahcup bir gülümseme bıraktı.

"Neyse canım günler çuvala girmedi ya, sonra yaparız artık."

Yine hepsine tek tek sarılıp öptüm. Hepsini çok özlemiştim. Ama bu gece karımın koynunda uyumak istiyordum. Kızlar odalarına giderken karım da kapıyı açarak odamıza geçti. Ertuğrul odasına geçmeden önce sırtıma birkaç kez vurdu.

"Beline kuvvet aslan parçası."

Yakalayacakmış gibi yapmamla odasına girip kapısını kilitlemesi bir oldu. Kızmış görünsem de çok heyecanlıydım. Bir şey olmayacağını biliyordum ama yine de çok farklı hissettirmişti. Odaya girdiğimde banyonun ışığı yanıyordu. Dolaptan pijamalarımı aldım. Ne zaman çıkar kestiremiyordum ama beni çıplak görmesi benim için sorun değildi. Belki bedenimle etkilerdim.

Tahmin ettiğim gibi oldu. Tişörtümü ve pantolonumu çıkardığım anda o da banyodan çıktı. Pantolonumu ayaklarımdan çıkarmak için eğildiğim sırada çıktığı için karşısında sadece baksırla kalmıştım. Gözleri büyüdü. Hemen arkasını dönüp giyinmemi bekledi. Şortlu pijamalarımı hızlıca giyerek seslendim. Yatağa oturmuştum. Zaten odada başka oturacak bir şey yoktu. Yanımı gösterdiğimde sessizce gelip oturdu.

"Biz artık karı kocayız biliyorsun değil mi?"

"Çocuk değilim. Biliyorum elbet."

"Günün birinde vazgeçtim ben karın değilim demek yok. Bugün o şansı verdim. Sen karı koca olmayı seçtin."

"Bunun sonu yatağımı ısıt demeye gelmiyordur inşallah."

"Daha çok ben ısıtayım düşüncesindeyim ama sen ısıtmak istersen başım gözüm üstüne."

Gülümsememi görünce bir an duraksadı.

"Bunlar bir söz üzerine evlenen biri için fazla iddialı sözler değil mi?

Kaşlarını çatmıştı. Ailemin yanında ne kadar sessizse şimdi o kadar hırçındı. Kendimi saklama niyetim hiç yoktu.

"Abin canımdı. Kollarımda ölmeden önce seni bana emanet etti. Bu doğru. Ama kardeşimle evlen demedi. Seninle hür irademle evlendim. Gönlüm istedi diye, sevdi diye."

Ne diyeceğini bilememişti.

"Aileme söylediğim tek yalan birbirimize aşık olduğumuzu söylememdi. Biz birbirimize aşık değiliz. Ben sana aşığım."

Göz bebekleri büyüdü. Nabzının hızladındığını hızlanan soluklarından anlıyordum. Göz temasımızı bir anlığına bozarak küçük elini avuçlarımın arasına aldım.

"Doğru mu söylüyorsun?"

Başımla onayladım. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı.

"Hiç bilmediğim bir yerdeyim. Duygularım karman çorman. Abimin yasını tutamadan cehennemden aldın beni. O adamla evleneceğim diye çok korkmuştum."

Uzanıp kollarımın arasına aldım.

"Şşş... Geçti, tamam. Neyse ki kocan olay."

Sümkürür gibi güldü. Gözyaşları yanaklarında kalmıştı. Avuç içlerimle yanaklarımı sildim.

"Seni çok seviyorum Ceylan. Ve karım olduğun için çok mutluyum."

Şimdi utangaç bir şekilde gülümsüyordu.

...

İkimiz de tekrar el yüz yıkama, diş fırçalama faslından sonra yatağa yerleştik. Ondan bir adım gelmeden zorluyormuşum gibi hissetmesin diye yaklaşmamıştım. Yatağın iki ucunda sırt üstü yatarak tavana bakıyorduk. Kollarımda olsun istiyordum. Öpmek istiyordum. Onunla sevişmek istiyordum.

Ona doğru dönerek yattım. Gizlemem gereken bir şeyler vardı. Dizimi hafifçe kırarak gizlendim. Bakışları yüzümü buldu. O da bana doğru dönerek gözlerini kapattı. Uyuyacağımız sırada annemin küçük kıkırtılarını duyduk. Belli belirsizdi aslında. Ama gecenin sessizliğinde duymuştuk. Gözlerimi devirdim. Koca koca insanlar olmuşlardı. Boylarınca çocuklarından da utanmıyorlardı. Sinirlerim bozulmuştu. Kalkan uzvum annemle babamı düşününce sönüvermişti. Sanırım midem bulanıyordu. Ceylan'ın yüzü kıpkırmızı olsa da halime bakıp gülüyordu.

"Ne oldu?"

"Annesiyle babasının seviştiğini ilk kez öğrenen çocuk gibi şu haline bak. Ağlayacaksın neredeyse. İstersen git aralarına yat."

Bir an mantıklı gelmişti. Ceylan tekrar sırt üstü dönerek daha çok gülmeye başladı. Sesi çıkmasın diye elini ağzına kapatmıştı.

"Bir de ciddi ciddi düşünüyorsun Aslan. Sana inanamıyorum. Annenle baban evliler bu çok normal değil mi?"

"Biz de evliyiz. Hatta bugün evlendik. Bu bizim hakkımızdı."

Bir an boş bulunup söylediğim şeyle ikimiz de birbirimize bakakalmıştık. Gözlerini kaçırarak arkasını döndü. Belli belirsiz bir sesle iyi geceler mırıldandı.

"İyi geceler."

Nasıl iyi olacaksa artık.

....

Çok sıcaktı. Sıcaktan aşırı bunalmıştım. Yanıyordum sanki. Elimin altındaki yastığı sıkmamla bir inleme duyuldu. Anında gözlerim açılmıştı. Yüz üstü yatıyordum ama neredeyse karımın üstündeydim. Sağ elim göğsünü tutuyordu. O da çok terlemişti. Küçük dudaklarından minik iniltiler bırakıyordu. Elimin altındaki göğsünü bu kez bilerek sıkıştırdım. Başını sola doğru eğerek yeni bir inilti eşliğinde yutkundu. Göğsündeki elimi beline doğru kaydırdım. Adını fısıldadım. Gözlerini birkaç kez kırparak açtı.

"Çok sıcak."

Mızmızlanarak konuşmuştu.

"Sıcak değil sevgilim, yanıyoruz."

Hitabımla uyku halinden sıyrıldı. Üstündeki bedenimi göz ucuyla süzdü. Gözleri gözlerime çıktığında gözlerindeki izni görmüştüm. Dudaklarına eğildim. İlk kez birleşen dudaklarımız yapbozun parçaları gibi birbirini tamamlamıştı. Öpüşümüz alevlenirken nefes alma ihtiyacıyla çekildim. Alnına alnımı bastırdım.

"Aslan Ceylan'ı avladı."

Dudaklarında güzel bir gülümseme oluşurken yine dudaklarını esir almıştım.

....

Uzuuunca bir aradan sonra merhabaaa,

NAR ÇİÇEĞİ'ni çok özlemişim. Zeynep ve Hamza'yı daha çok. Ama bu bölüm Aslan Bey'in ağzından oldu. Ben yazarken çok keyif aldım. Bence uzun bir özel bölüm oldu.

Hatalarım varsa affola. Yorumlarınızı bekliyorum mutlaka.

Keyifli okumalar ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.