İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 3 · 6 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 3

3. Bölüm

Oturduğum sedirde uyuyakalmışım. Hava kararmıştı, mutfaktan tabak çanak sesleri geliyordu. Anam gelmiş ama bana ilişmemişti. Toparlanıp kalktım. Anamın üstüme örttüğü battaniyeyi katlayıp odama bıraktım. Hala nemli olan şalvarımı değiştirip mutfağa geçtim. Anam ocaktaki tencereyi karıştırıyordu. Mutfağı mis gibi kokular sarmıştı. Anamı korkutmamak için biraz gürültü çıkararak mutfağa girdim. Omzunun üstünden bana bakıp gülümsedi. Dudakları kıpır kıpır bir yandan dua okuyordu. Sessizce kenardaki tepsiye tabakları, kaşık çatalları bıraktım. Anam da dualarını bitirmiş olacak ki göz ucuyla beni incelerken laf atmaktan geri durmadı.

"Ne uykusuymuş bu böyle anlamadım ki. Madem yatacaktın ne diye üstüne bir şey almadın. Her yanın buz kesmiş. Donun da ıslaktı. Değiştireyim dedim de sonra cırlarsın diye ellemedim."

"Su doldurmaya gitmiştim ana, düştüm bileğim ağrıdı. Abim öyle oturttu. Dinlenince geçti herhalde ne ara uyudum anlamadım."

Abimi anınca annem sanki bir evladı olduğunu yeni hatırlamış gibi şaşkındı.

"Kız abini unuttum ya ben. Bu oğlan da nerede kaldı? Baban gelecek şimdi, kaç yaşına geldi hala hayta. Evin yolunu bulamadı."

Anam söylenirken gözümü devirmemek için kendimi zor tuttum. Oğlunun haytalığından yakınırken sanki ipsiz sapsızmış gibi bahsediyordu. Köyün efendi gençlerinden biri olduğunu bilmesem anama inanırdım.

"Aman anam bir dursan da söylesem ya. Abimle şu arkadaşı, varya dağ gibi olan hani adı neydi hatırlamıyorum."

Adını bal gibi de biliyordum ama abi diyerek anmak istemediğim için unutmuş gibi yaptım.

"He Hamza, ne olmuş onlara?"

"Heh Hamza. Ava gittiler onlar. İki gece kalıp döneriz dedi. Abim geldiğinde sen yoksun diye bana dedi."

"Aman iyi, gitsin. Onlar zaten anca ava gitsin. Sakın evlenip yuva kurayım demesinler."

Anamın abimin evlenmemiş olmasıyla alakalı verip veriştirmelerini dinlerken Hamza'nın evlenmemesi için dua ediyordum. Olmayacağımızı biliyordum ama onu başkasıyla görmeye nasıl dayanırım işte onu bilmiyordum. Kapının sesini duyunca anamı mutfakta bırakıp koştum. Babamın ceketini alırken önüne terliklerini bırakmıştım. Beni kollarının arasına aldığında kalbimin acısını hafiflettiğini babam bilmiyordu.

Hamza tarafından sevilmeyecek olmamın acısı babamın sevgisiyle sarmalandı. Bu yaşıma kadar babam da abim de prenses gibi hissettirdi. Kendimi hep şımartılmış buldum. Abimden sonra dokuz yıl beklendiğim için çok kıymet verilerek pamuklara sarılarak büyütüldüm. Annemse bambaşka sever ama el oğlunun beni böyle şımartmayacağını söyler arada kök söktürürdü bana. Abim küçük babam gibi, gülüm kızım eksik olmaz dilinden.

Biz baba kız sarmaş dolaşken anam mutfaktan koluna astığı sofra bezi kucağında benim hazırladığım tepsiyle çıktı. Babam elini yüzünü yıkamaya giderken anam odaya geçmişti. Mutfaktan çorba tenceresini alıp içeri götürdüm. Babam çoktan sofraya oturmuş anamla abimi konuşuyordu. Diğer tencereleri de sırayla taşıyıp sofranın köşesine iliştim. Sessizce yemeklerimizi yedik. Anamı oturtup sofrayı toparladım. Bulaşıkları hallettim. Kenarda süzülsünler diye bırakıp ocağa kahve koydum. Kahveden sonra çay içilir diye çay suyunu da koyup bıraktım.

Kahvesini içen babam göz ucuyla bana baktı ama anama konuştu.

"Hanım asker arkadaşım Halil vardıydı hatırladın mı?"

Anam başını sallayarak onayladı. Nedendir bilmem kalbim ağzımda atmaya başladı. Sanki duymayı hiç istemeyeceğim şeyler duyacakmışım gibi hissediyordum.

"Heh işte onun da bir kızı vardı Hasibe. Onu evlendirdiydi geçen sene. Kızı doğum yapmış. Benim kardaşımın bir tane dünya tatlısı kız torunu olmuş. Adını da Ayşenur koymuşlar. Bana anlattıkça anlattı. Nasıl sevindim. Keşke benim de bir torunum olsa da sevsem dedim içimden. Çok özendim."

Babam bir bana bir anama bakıp konuşuyordu. Babamı dinledikçe konuşmaların saçmalığı gözümü daha da korkuttu. Belli etmemeye çalışıp gülümsedim.

"Şu koca adamı evlendirsek mi artık baba? Bak başımıza kaldı sanki. Hem minik İbrahimler olsa ne güzel olurdu."

"Heh, bende onu diyecektim Zeynebim. Bu koca adamın evlenmeye niyeti yok. Torun torba sahibi olmadan doya doya sevmeden mi göçelim bu dünyadan?"

Anlamıştım da anlamazdan gelmek daha işime geldi.

"Ben konuşayım mı abimle baba? Belki vardır gönlünde biri hemen gider isteriz. Biliyorsun benim nazıma dayanamıyor ikna ederim ben onu."

Babam şefkatle gülümsedi.

"Zeynebim, Halil amcan dedi ki. Oğluma kızını isterim. Sen de he dersen yaza düğünü yapalım. Hasanla Zeynep evlensin."

Dondum kaldım. Tek kelime edemedim. Bu konuşmanın benim felaketim olacağını hissetmiştim. Benden önce anamın tepkisi geldi. Onun gönüllü olacağını zannederken beni şaşırtmıştı.

"Olmaz o iş bey. Sen münasip bir dille söyleyiver."

Konuşma bitmiş gibi kestirip attı anam. Odadan çıkıp gitti. Babam hala benden bir tepki bekliyordu.

"Zeynebim, senin yüreğindeki olacak iş değil yavrum. Daha ne kadar sürecek bu? Evin olsa yuvan olsa, belki beben olsa iyi gelmez mi sana?"

Yerdeki başımı birden gözlerine kaldırdım. Nereden ve nasıl bildiğini bilmiyordum. Öylesine bir utancı ömrümde yaşamadım. Başımı eğeceğim zaman çenemi tuttu. Alnımı öptü.

"Sen başını, bizim başımızı öne eğecek bir şey yapmadın. Utanma. Ama vazgeç kızım. Oluru yok bunun. Hem Hasan çok iyi çocuktur. Tertemiz maşallah. Namazında niyazında efendi iş güç sahibi. He, istemez misin?"

Hiçbir şey söyleyemedim, sadece ağladım. Babam kollarını sıkıca sardı bedenime. Ben sakinleşene kadar asla bırakmadı. Sabah tekrar soracağını, iyi düşünmemi söyledi. Titreyen bedenimle birlikte yatağıma yattım. Bacaklarımı karnıma doğru çekip sessizce ağlamaya devam ettim. Onunla olmazdı belki ama o gönlümdeyken de başkasına kocam diye sarılamazdım. Düşünecek bir şey olmamasına rağmen sabahın ışıklarını görene kadar uyuyamadım.

.....

Uyandığımda annem başımdaydı. Babamın biliyor olması anamın çoktan bildiğini gösteriyordu. Hiç konuşmadan anamın bir şey demesini bekledim. Bir şey demeden geldi yanıma oturdu. Beni göğsüne yaslayıp saçlarımı okşadı.

"Sakın Hasan'la evlenme." dedi. Akşamki tepkisinden sonra bunu söyleyeceğini biliyordum. Babamı dinleyip evlenmeyi kabul etmemden çekinmiş olsa gerek konuşma ihtiyacı hissetmişti.

"Gönlündekini atmadan kimsenin günahına girme yavrum. Çivi çiviyi söker miymiş hiç? Babanınki de laf. Oğlana yazık değil mi? Sen kocanın gönlünde biri varken seni koynuna alsın ister misin? Hasan iyi çocuktur. Nasıl kendi evladım üzülmesin istiyorsam onun üzülmesini de istemem." Zaten kabul etmeyecektim. Ama anamın ne kadar haklı olduğunu dinledikçe anladım. Ben hep kendi tarafımdan düşünmüştüm.

"Ana, ağabeyime duyurma sakın. Valla çok kızar. Hele o yokken konuştu diye babama da gönül koyar."

"Sen merak etme." dedi. Son bir kez daha öpüp odamdan çıkınca aceleyle yatağımı topladım. Mutfakta kahvaltı hazırlarken anamla akşam yemeğini konuşuyorduk. Birden gürültüyle çalan kapı yüzünden yerimden sıçradım. Hayır olsun diyerek kapıya koştum. Kapıyı açtığımda karşımda sevdamı ve ona yaslanmış yarı baygın abimi gördüm. Abimin halini gördüğümde telaşlandım.

"Bacım müsaade et şunu atayım omzum çıktı." dedi.

Abime ne olduğu korkusu beni sarmışken bacım lafı yüreğimi yaktı. Hamza evimize ilk defa bugün girmişti. Abimi neredeyse kucağında taşıyordu, bir çuval gibi sedire bıraktığında yere çöktü. Nefes nefese kalmıştı. Yüzü kıpkırmızı olmuştu bir yandan da abimi yüklendiği omzunu ovuşturuyordu. Anam telaşla odaya girdiğinde ben de bir bardak su almak için mutfağa gittim.

İçeri geldiğimde abim sırtını duvara yaslamış yarı uzanır vaziyette oturuyordu. Az önceki baygın bakan gözlerinden eser yoktu. Kendine gelmiş gibi duruyordu. Anam ayak ucunda, Hamza yerdeki minderdeydi. Elimdeki bardağı uzattım. Göz ucuyla bakıp elimdeki bardağa uzandı. Nefesleri düzelmişti ancak yüzü hala kırmızıydı. Bir dikişte bitirdiği bardağı tekrar avucuma bıraktı. Ağzının kenarından bi sağolasın döküldü. Abim için de su getirdiğimde daha iyiydi. Anamın sorularına bıkkın gözlerle bakıyordu.

"Ana, iyiyim diyorum. Peşimden ayı koşturdu. Tepeden yuvarlanıverdim. Allah'tan dik değildi."

Abimin sözleriyle biz telaşlanırken Hamza sırıtarak abime bakıyordu.

"Evet kardeşim, kocaman bir ayıydı."

Abim hafifçe öksürerek bakışlarını kaçırdığında konuyu kapatmıştı. Anam her derde şifa olduğunu düşündüğü ilik çorbasını yapmak için çıktığında ben hala ayakta abimin bitirdiği bardakla dikiliyordum. Sonra birden gözlerini bir sinir kapladı. Keskin bakışları bana dönmüştü. Neye kızdığını anlamlandıramazken çıkmak için geri adım atmamla Hamza'nın ayağına takılıp düşmem bir oldu. Hamza'nın ayağına takılıp Hamza'nın kucağına düştüm! Hamza'nın kucağına!

Koca adamın üstüne lök diye oturmamla Hamza'dan kısık sesli küfür eşliğinde bir inleme çıktı. Toparlanıp kalkmam gerekirken ağzı açık ayran budalası gibi Hamza'ya bakıyordum.

"Odana Zeynep! Geliyorum bende birazdan!" diye kükreyen abimle kendime geldim. Belimden destekleyip kaldıran adama bir kez olsun dönüp bakmadan kaçar gibi odama geçtim.

Önce dış kapının sesini ardından kapımın önüne gelen abimin adım seslerini işittim.

.......

Merhaba,

Hatalarım varsa affola.

Umarım beğendiğiniz bir bölüm olur.

Sevgiler. ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.