İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 17 · 4 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 17

17. Bölüm

Zeynep

"Hamza!"

....

Hamza'yı gördüğümde oluşan şaşkınlığımdan sesim oldukça yüksek çıkmıştı. Abim ve Meryem'in duymasından korksam da ağzımı kapatmak için geç kalmıştım. Yüzünde kocaman gülümsemeyle beni izleyen Hamza'ya ilerledim.

"Sen ne zamandır buradasın ya?!"

"Her şeyi görecek kadar."

Kararmış gözleri ve kısık sesiyle konuşmuştu. Sanki boğazında bir şey varmış gibi boğuk konuşuyordu. Söyledikleri beni utandırsa da belli etmek istemedim.

"Abimi çağırayım istersen Hamza, o da her şeyi göstermek ister eminim."

"Kızım ya, şu ortamda ve şu an abini ne diye anıyorsun? Benim görmek istediğim tek kişi sensin."

Yatağımda yarı oturur yarı uzanır vaziyette göz kırparak konuşmuştu. Bu hali sanki karnımın içinde bir yangın başlatmıştı. Ona doğru yaklaşmamla belimden hızlıca kendine çekti. Dudakları yüzüme küçük küçük öpücükler kondururken mırıldanıyordu.

"Seni çok özledim Zeynep"

"Sana ölüyorum."

"Dayanamıyorum hemen evlenelim."

Hamza'nın öpücüklerine yetişemiyordum. Sonunda ellerimi göğsüne koyup hafifçe ittim. Hamza hoşnut olmasa da ayrıldı benden. Yüzümü incelemeye başladı bu sefer.

"Hadi, git artık. Bak yakalanacağız."

"Saçmalama, kime yakalanacağız? İbrahim bu gece karısının koynundan çıkar mı sanıyorsun?"

Dudaklarının üstüne hafifçe vurdum.

"Terbiyesizleşme."

"Niye terbiyesizlik olsun. Ben de evlenince karımın koynundan çıkmayacağım."

Gülümsedim konuşmalarına.

"Karın hep koynunda mı gezdirecek seni?"

"Bebeğimiz olana kadar orası benim yerim. Sonrası için tekrar konuşuruz artık."

Hamza'dan bebek lafını duymamla gülümsemem yüzümde dondu. Hamza'nın da bebek derken ışıltılı olan gözleri benim yüzümü fark ettiği anda ışıltısını kaybetti. Belimdeki ellerinden birini kalçama indirip hafifçe sıktı. Yatağıma oturup bedenimi kucağına çekti.

"İstemez misin?"

Tereddütte kalarak sorduğu soruya tereddütsüz yanıt verdim.

"Hemen istemem."

"Neden?"

"Daha çok gencim ben Hamza. Bebek bakmayı beceremem. Seninle daha çok vakit geçirmek isterim."

Derin bir nefes alıp yerinde rahatsızca kıpırdandı. Boğazını temizleyip konuştu.

"Yavrum sen benim yaşımı biliyorsun değil mi?"

"Biliyorum tabiki. Bu seninle vakit geçirmemize engel değil mi?"

Bir eli belimi sararken diğer eli omuzlarımdaki saçlarımı sırtıma doğru itti. Boynum açığa çıkınca ıslak bir öpücük bıraktı.

"Engel değil yavrum. Allah'ın izniyle bol bol vakit geçireceğiz. Ben bebekten bahsediyorum. Yaşım otuz oldu. Sen daha genceciksin. Ama ben ilerliyorum. Benim için ne kadar erken o kadar iyi olur. Enerjim, nefesim varken bebeğimle, bebeklerimle vakit geçirmek isterim."

Dediklerini gözlerinin içine bakarak düşündüm. Ne diyeceğimi merakla bekliyordu. Aslında bir yerde de haklıydı. Zamanın neler getireceğini bilemezdik. Omzumu hafifçe silkerek konuştum.

"Haklısın."

"Allah bee!"

Hamza'nın gür sesiyle ellerimi ağzına kapattım hemen.

"Delirdin iyice Hamza! Abim yukarıda. Sanki baba olduğun müjdesini vermişim gibi ne bağırıyorsun?! Sadece haklısın dedim!"

Ben dehşete düşmüş gibi konuşurken dudaklarıma kapanıp beni susturdu.

"İnşallah o günler de gelecek nazlı Zeynebim. İnşallah."

Dudaklarımdan kısık bir amin döküldü. Hala kucağında oturduğumu hatırlayınca kalkmak için yeltendim. Bu hareketimle belimi daha sıkı sarıp yatağa yatırdı. Hemen üstüme çıktı.

"Bu gece kollarımdan çıkmak yok Zeynep Hanım."

Dedikleriyle ne yapacağımı bilemedim.

"Ama anamlar, abimler..."

Konuşmayı unutmuştum sanki.

"Sabah olmadan erkenden gideceğim ama bu gece koynunda uyuyacağım."

"Olmaz!"

Benden bu kadar ters bir tepki beklemiyor olsa gerek yüzü düştü. Küçük bir çocuk gibi masumca baktı gözlerime.

"Neden ki? Sadece uyku... Birkaç saat uyuyalım istiyorum sadece."

O an bir sürü şey düşündüm. Kısacık zamanda kar zarar hesaplaması yaptım. En sonunda Hamza'yla birlikte uyumak istediğime karar verip olumluca başımı salladım.

"Ama kıyafetin yok, böyle mi uyuyacaksın?

"Rahatsız olmazsan pantolon ve gömleği çıkarmak istiyorum."

Yutkundum ama ondan korkmuyordum.

"Yok, rahatsız olmam."

Ayağa kalkıp essizce soyundu. Yattığım yerden onu izledim. Kemerinin tokasını açıp pantolonunu uzun ve kalın bacaklarından sıyırdı. Düzgün olmayacak ama dağınık da durmayacak şekilde katlayıp kenara koydu. Gömleğinin düğmelerini açarken gözlerimin içine bakıyordu. Sonunda gömleğini geniş omuzlarından sıyırırken arkasını dönmüştü. Ortaya çıkan sırt kaslarına hayranlıkla baktım. Avdan, yazları balık tutmaya gittiklerinde girdikleri derelerden olsa gerek sırtında kimisi derin kimisi ince çizgi halinde üç beş çizik vardı. Bu sırada ayağa kalktım, yaklaştım. Bedenini çevirmeden hafif başını çevirerek bana baktı. Önüne geçip hala ellerinde tuttuğu gömleği aldım. Pantolonunun yanına attım. Ellerimi göğsüne koyup dudaklarını uzatması için bekledim. Başını eğip dudaklarımı ağzına alıp adeta yedi.

"Kocamansın. Nasıl bu kadar büyük olabilirsin?"

Dudağının kenarını kıvırarak gülümsedi. Midem düğüm düğüm oldu o an. Kusacakmışım gibi ama aynı zamanda aşırı güzel hissettiren bir şeydi.

"Dedem de heybetliymiş. Pehlivan Mustafa derlerdi hatta. Ona çektim herhalde."

"Yanında küçücük kalıyorum." diyip kıkırdadım. Gerçekten göğsüne kadar geliyordum. Bence çok güzel görünüyorduk. Bir ses gelmeyince gözlerine baktığımda hüzünle bakıyordu sanki.

"Yakıştırmıyor musun kendine?"

Gözlerimi devirdim, çıplak göğsünde duran elimle hafifçe vurdum.

"Saçmalama Hamza. Sadece boy farkımızdan bahsediyorum."

Sonunda gülümsedi.

"Gönlümüzde farklılık olmasın yeterli. Seni seviyorum ve geri kalan hiçbir şey önemli değil benim için."

Cevap vermedim. Sürekli gülümsüyorduk. Sanırım heyecandan ikimiz de ne yapacağımızı şaşırmıştık. Elimden tutup yatağa adımladı. Küçücük yatağıma yerleşip göğsüne çekti. Sımsıcak tenine dudaklarımı bastırdım.

"İyi geceler sevgilim."

"İyi geceler sevgilim."

......

Merhaba,

Yorumlarınızı bekliyorum, keyifli okumalar.

Sevgiler. ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.