İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 12 · 4 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 12

12. Bölüm

Hamza

Zeynep'i eve bıraktıktan sonra arabamı biraz ileride durdurdum. Elimi kalbimin üstüne koydum sadece onu dinledim. O kadar hızlı atıyordu ki az kalsın bayılacaktım. Zeynep bana geldi, bana sarıldı, beni öptü. Lan! Zeynep beni öptü! Delirmiş gibi gülmeye başladım, bir süre sonra kahkahalarımın yerini gözyaşlarım aldı. Doya doya ağladım. Bunca zaman acıyla kavrulan yüreğime sanki bir avuç su atmıştı Zeynep. Sakinleşip tekrar arabayı çalıştırdığımda saat epey ilerlemişti. Eve geldiğimde sessizce içeri girdim. Oturma odasının önünden geçerken sedirin üstünde camın önünde oturan anamı fark ettim. Başında namaz örtüsü elinde tesbih vardı. Dudaklarını kıpırdatarak dua okurken beni gördü. Ellerini yüzüne sürüp hemen önünde sedirin üstüne eliyle vurdu. Geçip oturdum.

"Geldi mi Zeynep?"

Gördüğünü anlayıp biraz telaşa kapıldım. Telaşımı anlayınca gülümsedi.

"Birini kucaklayıp götürdüğünü gördüm ama kim olduğunu görmedim. Dedim bu oğlan sevdasından başkasını koymaz kucağına. Sonunda geldi mi Zeynep?"

Hala konuşmamıştım. Bunca senelik sevdamı gizledim zannederken anamın bildiğini öğrenmenin şaşkınlığını yaşıyordum.

"Sen gözlerini Zeynep'e çevirmeyince sevdanı gizledin mi sandın a benim şaşkın oğlum? Ben bilir, anlardım. Sen Zeynep'in gözlerine bir kez olsun baksaydın onun da sevdasını görürdün."

"Madem biliyordun neden hiç ses etmedin anacığım?"

"Sadece ben değil Zeynep ve İbrahim hariç herkes farkındaydı. Senin gelip söylemeni bekledim. O kadar da sıkıştırdım. Hiç de demedin ben şunu seviyorum diye. Şimdi nasıl oldu bilmem ama iyi mi oldu bilemedim oğlum."

Devam etmesini beklerken kaşlarım çatılmıştı.

"Beni yanlış anlama oğlum Zeynep minicik bir kız, senin de maşallahın var baban gibi heybetlisin. Sonra senin yaşın da var. Zeynep epey küçük senden. İş aş bilir mi? Seni çekip çevirir mi? Tövbe estağfurullah söyleteceksin ama şuncacık kız senin dişinin kavuğuna nasıl yetsin?"

Bu yaşıma kadar anamdan böyle utanmamıştım.

"Ana bence de tövbe estağfurullah. Ne dersin sen öyle? Gecenin bu vakti olmuş ettiğin lafa bak. De hadi uyuyalım."

Ardıma bakmadan çıktım. Mutfaktan koca bir bardak su içip odama geçtim. Sadece baksırım kalacak kadar soyundum. Zaten hava sıcaktı zalimin kızı içimi de yakmıştı. Yattım ama uyuyamadım. Gün ağarana kadar döndüm durdum.

.....

Yarın İbrahim'in düğünü vardı. Bu günlerinde yanında olmayı çok isterdim. Yanına gitmek isteyen ayaklarımı kahvehaneye doğru döndürdüm. Daha kahvehaneye varmadan İbrahim'i gördüm. Sırıtarak yaklaştı dişlerinin arasından tıslayarak konuştu.

"Ben senin ağzını yüzünü kırmadan yürü bizim tarlaya!"

Onaylayıp yürümeye başladım. Yolda bizi görenler yanımızdan gülümseyerek geçti. Başta anlam veremesem de tarlaya geldiğimizde her şeyi anladım. İbrahim yine suratımın ortasına vurdu. Ama bu sefer yumruk atmıştı.

"Dua et kafayı gömemedim, yarın düğünüm var. Hatırlat dinlenip dinlenip döveceğim seni."

"Bak haklısın dedim karşılık vermedim ama ileri gidiyorsun İbrahim. Bu ne şimdi?"

Burnumdan akan kanı silerken öfkeyle konuşmuştum.

"Sen daha iyi bilirsin it herif! Hani Zeynep'in aklını karıştırmamıştın! Zeynep'in de alacağı olsun! Düğün öncesi laf etmedim de hani siz görüşmüyordunuz lan!"

"Bağırma lan daha fazla! Götümün keyfine mi gittim ben iki ay?! Zeynep'in beni sevdiğini bilsem, görüşsek senden mi korkacağım?!"

"Görüşmüyorsanız senin arabanda ne bok aradı bu kız?!"

Başımdan aşağı kaynar sular döküldü. Allah'ım o gün biri görmüş bizi. Allah'ım kimse Zeynep'e bir şey demesin ne olur.

Ben kendi kendime düşüncelere dalmışken İbrahim yakama yapışıp bağırmaya başladı.

"Lan cevap ver!"

"İbrahim ben o gün Zeynep'i zorla götürdüm. Sonra canıma oku kardeşim. Şimdi önemli olan Zeynep. Ona kimse bir şey demesin."

"Artık çok geç şerefsiz! Kadınların ağzından kahvedeki adamların ağzına düşmüşsünüz. Bu adamların ağzına düşeceğinize kör kuyulara düşün daha iyi. Köyün kadınlarından daha çok dedikodu yapıyor işsizler."

Ellerimi başımın üstüne koyup düşünmeye başladım. Bu işten nasıl hasarsız çıkarım düşündüm durdum. Bulamadım.

"İbrahim ne olacak şimdi lan akıl ver. Zeynep'in gözyaşına yakarım köyü. Ne yapacağım ben?"

"Evleneceksiniz."

"İki üç şerefsizin lafına mı kaldı bu. Zaten telli duvaklı alacağım Zeynebimi. Laf söz gelmesin Zeynep üzülmesin diye dertleniyorum."

İbrahim de durdu düşündü. Ama çıkar yol bulamadı sanırım.

"Hadi gidelim. Şu düğünü yapalım ben sevdiğime kavuşayım sizi düşüneceğiz."

"İbrahim kınadan sonra Zeynep'i getirsene bana bir konuşayım."

Ters ters baksa da kafasını olumlu anlamda salladı. Geldiğimiz yolu yine birlikte döndük.

...

Sabırla kınanın bitmesini bekliyordum bir köşede. Sonunda herkes dağılırken bir aksilik olduğunu fark ettim. Zeynep'in rengi soldu birden. Gözlerine bir korku yerleşirken yerimden hızlıca kalktım yaklaşmaya başladım. Necibe teyzenin ne söylediğini duymamıştım ama etraftan uğultular yükseldi. Zeynep'in ellerinin titrediğini görünce kimseyi umursamadan yaklaştım. Anası dahil herkes şaşkınlıkla Zeynep'e bakıyordu. Kalabalığın içinde anamı gördüm. Sakin olmamı istercesine gözlerini kırptı. Konuşmaları daha net duyuyordum artık.

"Aa kız kimle görüşüyormuş bu Zeynep."

"Yere bakan yürek yakan bunlar anacığım haberin yok mu?"

"He ben de duydum Hamza değil mi?"

Kadınlara öfkeli bir bakış atmaktan kendimi alamadım. Koşar adım Zeynep'in anası Nermin teyzenin elini öptüm. Şaşkındı ama bozuntuya vermedi.

"Nasılsın ana?" derken Zeynep'in yanına gelip kolumu omzuna sardım. Başına bir öpücük kondurdum. Zeynep hala titriyordu.

"İyiyim oğlum, çok iyiyim."

Bizim bu hallerimizi gören kadınlar dedikodu malzemesi çıkmayacağını anlayıp hızlı hızlı dağıldılar. Babası ve İbrahim de kapıda görünmüştü. Herkes şaşkın ama beklediği tablo buymuş gibi davranıyordu. Bir tek Zeynep çok sessizdi. Babasından utansam da önceliğim Zeynep olduğu için yüzünü avuçlarımın arasına alıp yüzüme bakması için zorladım. Büyük bir öfkeyle ellerimi yüzünden çekti. Gücü yetecekmiş gibi göğsümden itti hızlıca. Yerimden kıpırdatamamıştı bile. Daha çok sinirlenip bir iki kere göğsüme indirdi avuçlarını. Hırsı geçmemiş olacak ki bir şamar da yanağıma indirdi. Vurması değil ama sonrasında söyledikleri canımı çok yaktı.

"Allah'ın belası! Sen ne yaptın?!"

......

Merhaba,

Yorumlarınızı bekliyorum, umarım beğendiğiniz bir bölüm olur.

Sevgiler ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.