İçeriğe geç

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 10 · 5 dk okuma

Nar Çiçeği - TAMAMLANDI

Bölüm 10

10. Bölüm 🔥

Zeynep

Gözlerim şaşkınlıkla büyürken daha ne olduğunu anlayamadan Hamza'nın dudakları dudaklarımın üstündeydi. Bu duyguyu tarif etmem mümkün değildi. Kalbimin gümbürtüsüyle kulaklarım uğulduyordu. Aşık olduğum adamın kucağında oturduğum yetmezmiş gibi dudaklarımda soluklanıyordu. Öpücükten ziyade küçük bir temastı bizimkisi. Hamza sessizliğimden ters bir tepki vereceğimi düşünmüş olacak ki hemen dudaklarını geri çekti. Alnını alnıma yaslayıp arada bir burnunu burnuma sürterek öylece bekledi. Dakikalarca tek kelime etmedik. Öpücüğün etkisinden çıkabildiğim söylenemezdi. Ama Allah aşkına böyle öpmek mi olur? Hani günlerin, haftaların hasreti nerede? Düğününden sonra Esra ablayı sıkıştırarak anlattırdığımız, hepimizin günlerce yüzünü kızartan o öpücük nerede? Az kalsın isyan edecekken kendime hayali bir çimdik attım.

'Kız kuduruk musun sen? Zaten tırmandın adamın kucağına kuruldun bir de. Yarın adamın yüzüne nasıl bakacaksın?'

'Erim olacak o benim, neyinden utanacakmışım?'

İç sesimi susturduğumda ortamın büyüsünü bozmaktan korkarak hafif geri çekildim. Hamza'dan güçlü bir yutkunma sesi geldiğinde aslında utanacak ortamın henüz oluşmadığını fark etmiş oldum. Gözlerimi güç bela gözlerine çıkarıp konuşmak için dudaklarımı araladım.

"Bu ne biçim öpücük? Bu kadar mı hasretsin sen bana?"

Ettiğim sitemi kulaklarım işitince ellerimi ağzıma kapattım hemen. Allah'ım ne büyük aptallık bu, edepsizsin Zeynep! Sanki hayatında kaç kere öpüştün? Hiç kere! Aptal aptal!

Hamza ne dediğimi anlayınca keşke ellerimi ağzıma kapatmak yerine kulaklarıma kapatsaydım dedim. Öyle güçlü kahkahalar atıyordu ki bu tepede değil de köyde olsaydık kesin duyup uyanırdı herkes. Çaresizce gülüşünün bitmesini bekledim. Yüzüm utançtan artık kırmızıdan mora dönmeye başlamıştı. Hamza'nın susmayacağını anlayınca omzuna tüm gücümle geçirdim bir tane. Gülüşü azalmadı aksine arttı. Artık utancı unutup kızmaya başlamıştım. Gülmeye devam ederken arabanın kapısını açtı kucağında benimle dışarı çıktı. Gecenin serini bir an ürpermeme neden oldu. O an Hamza'nın gülüşü durdu yüzüme büyük bir hayranlıkla, sevgiyle bakmaya başladı. Bu bakış az öncekinden daha fazla utanmama sebep oldu. Üstelik adamın kucağındaydım ve belirtmeliyim ki dizlerimdeki gecelik kalçamın hemen altına kadar sıyrılmıştı. Hamza'ya durumu çaktırmamaya çalışarak yere inmek için kıpırdandım. Dilini dişlerine vurarak onaylamaz bir ses çıkardı.

"Daha sana olan hasretimi göstermedim Zeynebim nereye?"

Cevap beklemediği sorusuyla rengim biraz daha morarmış olmalı ki dudağının sol köşesini havalandırarak gülümsedi. Ne zaman arka koltuğun kapısını açtı ne zaman beni sırt üstü içeri bıraktı anlamadım bile. Tekrar bir şaşkınlık içine yuvarlanırken birden üstümde Hamza'nın heybetli bedenini hissettim. Saçlarımı okşayarak boynumu açığa çıkardı. Büyük bir heyecanla ve korkuyla öylece yüzüne bakıyordum. Yavaşça eğildi. Dudaklarını az önceki gibi dudaklarıma bastırdı. Minicik bir kıkırtı eşliğinde kendini tekrar geri çekti.

"Ölürüm sana, çok güzelsin Zeynebim."

Dilim bağlandı sanki tek kelime etmeye mecalim kalmamıştı. Gözlerim hafiften sulandı. Şu an o kadar garip bir andı ki aramızdaki duygu alışverişini ben bile çözemedim.

"Hamza."

"Hamza kurban olsun sana."

Tekrar dudaklarıma yapıştı. Ama bu öylece durmak gibi değildi. Büyük bir saldırıydı ama canımı hiç acıtmadan nazikçe alt dudağımı dudaklarının arasına alıp emmeye başladı. Ayakta olsam kesin düşerdim. Ellerimi omuzlarına oradan ensesine çıkardım. Parmaklarımı hafif uzamış saçlarından geçirdim. Hırıltılı bir ses çıkardı yine geri çekildi.

"Öldüreceksin beni, karşılık ver."

"H-hamza nasıl yapacağımı bilmiyorum."

Eğildi bu üst dudağımı dudaklarının arasına çekti.

"İşte böyle. Lütfen öp beni."

Bu kısık sesli çağrıya kayıtsız kalamadım. Onun gösterdiği gibi titreyen dudaklarımla üst dudağını kavradım. Yine büyük bir açlıkla alt dudağımı öpmeye başladı. Zaman mekan durdu. Hamza'yla büyük bir bilinmezliğin içinde tutkuyla öpüşürken ellerim yine saçlarının arasında yerini buldu. Yine aynı hırıltılı sesi çıkardı dudaklarını çeneme oradan boynuma doğru kaydırdı. Boynumun her yerine küçük küçük öpücükler kondurup geceliğimin sınırına geldi. Bir iki çekiştirdi ama açılmayan yakayla ağzının içinde küfür savurdu. Kendini üstümden kaldırıp kalçama kadar sıyrılmış olan geceliği birden koltukaltıma kadar sıyırdı. Daha utanmaya bile fırsat bulamadan Hamza yine üstümdeydi. Az önce boynuma kondurduğu küçük öpücüklerin yerini daha hoyrat öpüşler aldı. Emerek, ısırarak öpüyordu. İç çamaşırımın çizgisinde dolandı bir süre. Alnını göğüs oluğumun başına koyup nefeslendi.

"Yavrum, bir kere." dedi. Ne demek istediğini düşünürken kaşlarımı çattım.

"Bir daha istemicem. Seni karım yaptığım zaman da buradan ayrılmam ama söyleyeyim." dedi.

Aklıma gelen ayıplı şeylerle gözlerimi kaçırdım. Yüzüm nasıl bir şekile girdiyse Hamza panikle bağırdı.

"Hayır! O değil! Ben bunları öpmek istiyorum."

Bir yandan da göğüslerimi ellerinin arasına almıştı. O kadar utandım ki ama yine içinde bulunduğum yangın itiraz etmeme izin vermedi. Sessizce başımı salladım. Elini arkama götürüp kopçamı açtı. Yutkunurken hareket eden adem elmasından gözümü ayıramadım. Alnını yasladığı yere minik bir öpücük bırakıp çamaşırımı da geceliğimin hizasına sıyırdı. Göğüslerim gözlerinin önündeydi. Dudaklarını bastırdığı göğüs oluğuma burnunu sürtmeye başladı. Sakalları ve bıyığı tenimi çizerken derin bir nefes aldım. Utançtan titriyordum. Bir şeyler fısıldadı ama kulaklarımın uğultusundan anlayamadım. Minik başlayan öpücükler git gide sertleşiyordu. Altında kıvranmaya başladığımda sol göğsümün üstüne bir öpücük kondurup birden ucunu ağzına aldı. Aç bir bebek gibi bir yandan emerken bir yandan bebek olmadığını hatırlatırcasına dişleriyle çekiştirip durdu. Ben artık bu tatlı işkenceye dayanamayıp saçlarına asıldım. Bu onu daha da ateşlendirmiş olsa gerek diğer göğsüme aynı işkenceyi yaparken kasıklarını incecik çamaşırımın olduğu kasıklarıma sürtmeye başladı. Dur bir dakika, dur! Burayı bilmiyorum ben! Esra abla hiç böyle bir şeyden bahsetmedi! Birden panik sardı beni. Titremeye başladığımda kasıklarımdaki hareketini durdurdu.

"Şşşş, tamam özür dilerim. Birden dayanamadım." dedi. Göğüslerime son kez öpücükler kondurup çamaşırımın kopçasını geri taktı. Geceliğimi düzeltti. Üstümden kalkıp arabanın dışına çıktı. Elimden tutup oturur pozisyona getirdi. Üstünü umursamadan önümde yere oturdu. Cebinden sigarasını çıkarıp içmeye başladı.

"Yavrum biraz sakinleşeyim öyle konuşalım."

"H-hamza ben yanlış bir şey yapmadım değil mi?"

"Yavrum o nasıl söz? Sen bir şey yapmadın, ben nerede olduğumuzu unutup benim yapacaktım seni. Layığın burası değil Zeynebim. Korkuttum sandım."

"Ben senden korkmam Hamza'm."

"Hamza'nın canı. Gel bakayım kucağıma."

Nazlanarak kalktım arka koltuktan Hamza'nın kucağına kuruldum yine. Saçlarımı öpüp kokladı.

"Hadi gidelim Zeynebim. Kınada riske atma kendini sabredelim düğün bitsin ertesi gününde göreyim seni, olur mu?"

Başımı salladım. Az önceki yangından çıkınca bedenimi bir mayışıklık sardı. Sessizce Hamza'nın sigarasını içmesini bekledim. Sigarası bitince benimle birlikte ayaklandı. Hamza o kadar büyüktü ki beni pazar poşeti gibi oradan oraya kolaylıkla kaldırması garip gelmiyordu. Arabaya bindik, alnımdan öpüp çalıştırdı. Eve yaklaştığımızda elimi kocaman avucunun içine aldı, öptü. Kapının önüne geldiğimizde arabayı durdurdu. Yönünü bana çevirdi yüzümü kavrayıp dudaklarıma minik minik bir kaç öpücük bıraktı.

"Hadi git. Yoksa dayanamayıp seni bizim eve götüreceğim."

Nazlı nazlı gülüp yanaklarına, dudaklarına öpücükler bıraktım.

"İyi geceler Hamza'm, rüyanda beni gör."

"Ulan Zeynep, yine harladın ateşimi. Ben bu gece nasıl uyurum?"

Kıkırdayıp arabadan indim. Kapının girişine kadar geldiğimde elimle hadi git gibi bir işaret yaptım. Sessizce içeri girdiğimde holün ışığı birden yandı. Karşımda gördüğüm bedenle adeta yerime çakıldım.

......

Merhaba,

Umarım beğendiğiniz bir bölüm olur. Hatalarım varsa affola. Yorumlarınızı bekliyorum.

Keyifli okumalar, sevgiler. ❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.