-🐿
Derince bir soluk aldım ve verdim.
"Sonunda!" diye haykırdı yanımda Seung, arada topluca yaptığımız ufak tefek çatışmadan dolayı yüzünde biraz un kalmıştı ve çok ter dökmüştü. Fakat haykırışı ile yorgunluğunu atmış gibiydi.
Onun yerine ben kendimi mutlu bir şekilde yorgun hissediyordum. Uzun zamandır sadece çalıştığımızdan dolayı hiç böyle değerli anları geçirmemiştik. Yeniden beraber olmuştuk ve eskiden yaptığımız gibi en iyi şekilde gülüşmüştük. Yeniden, bir aile olmuştuk. Dün gece bir fırtınada olmama rağmen, şimdi diğer dostlarımla beraber olmak.. aile....
"Jisung?"
"Ha?" Birkaç dakika önce yanımda olan Seungmin şimdi karşıma geçmişti, bu derin düşünceler aklımdayken dalmıştım sanırım.
"Ha." diyerek yansıladı beni tekrardan. Ona baktığımı görünce birbirimize gülümsedik. İyi olduğumu kendimce anlatmak için kolumu onun omzunun üstüne koydum. Ve etrafı izlemeye koyuldum.
Diğer bir mutfak "canisi" -birbirimiz ile un savaşı yaparken ona "Cani!" diye lakap takmıştım, tabi ardından yüzüme tonlarca un yemiştim, ah bir de Chan'ın ilk başta şakacıktan kızgın hallerini ama sonradan adeta "Şımarık çocuklarım benim." diyen bir babaya dönüşen bakışlarını da unutmayalım- olan Felix son eşyaları da yerine yavaşça koyuyordu, yorgunluğu gözünden okunuyordu fakat ona bakrığımı görünce hoş bir şekilde gülümsedi, bende ona karşılık verdim. Bir taraftan Hyun balkonda çayını içerken ve uzaklara dalmışken, Channie ve Bin de aralarında konuşuyorlardı. İş olduğu belliydi çünkü ciddi ciddi konuşuyorlardı, bundan dolayı araya girmek istemedim. Minho ve Jeong ise oturmuş arada gülüşerek yemek söylemek için restoran bakıyorlardı Jeongin'in telefonundan.
"Hey Han."
Düşüncelerimden hafifçe arındım.
"Efendim?"
"Diğer herkesi çağırsana, Jeongin ile ben bir süredir anlaşamadık, o sürekli bir ramenci isteyip duruyor, ben ise "Bencil olma Jeong, diğerleri de seçenek söylesin." dediğimden dolayı suçlu oluyorum."
"Ama! En son Changbin hyung ben söylediğimde bayılmıştı! Ondan dolayı sizin de beğeneceğinizi düşünüyordum, bencil değilim Minho hyung."
Seungmin kollarımdan ayrılıp onlara doğru yöneldi.
"Ben açığım ramene. Fark etmez benim için. Ama az porsiyon söyleyin, beğenilmeyince kalır yoksa."
Ben de başımı olumlu anlamda salladım ve konuştum:
"Bana da."
"Çağırsana o zaman akıllım!" diye çıkıştı Seungmin. Haklıydı.
"Ah doğru unuttum dalgınlıktan lan- EY AHALİ TOPLANIN!" diye bağırdım son sesle. Ardından öksürük tuttu.
"Helal, helal Jisung."
"Kulağımın zarını deldin geçtin hyung, o neydi?"
Cevap vermek için son kez kuvvetlice öksürdüm ve zorlukla konuştum.
"Allah Allah, bugün de herkes bana çıkışıyor, uslu bir quokka değil miyim ya ben." dedim dalga geçercesine. Diğer üyeler bize doğru gelince kahkahayı patlattık yine, sürekli yaptığımız şeylerdendi, çoktandır alışıktım.
Herkes toplanınca Minho duruşunu düzeltti ve seçenekleri açıklamaya koyuldu.
"Ramen isteyen kaç kişi? 1... 2...3, üç kişi."
"Et isteyen?"
Hızla el kaldırmaya koyuldu bir anda. Bende kaldırdım, çünkü çok açtım ve sadece makarna tarzı bir şey yemek olmazdı.
"1...2...3..4. Oylama etten yana, restoran bende. Menüleri de size göre seçiyorum haberiniz olsun."
"Benimkini büyük yaptır Minho!!" diye atıldı Changbin.
"Peki."
Ortalık dağılınca bende diğer odalara doğru yol aldım. Yemek gelene kadar biraz dinlenmek istiyordum.
🫂😶🌫️🎇
--