
-🐿
"Hey, noldu yine? Seung? Lix?" diye onlara seslendim kapıdan.
Kafamı içeriye soktum ve manzarayı görmemle şok ile gülme karışık bir his doldu içime ve ellerimle ağızımı kapattım.
Mutfak hali hal değildi, bir yanda malzemeler, diğer tarafta ise olmamış, sulu ve bayağı kötü gözüken brownie -brownie demek bile güçtü- vardı.
Yanımda Min kahkahalara boğulmuştu.
Gülmek bulaşıcıdır derler ya, bana da aynı şekilde işledi ve 32 diş gülmeye başladım. Seungmin ve Felix hala durgun duruyordu ve bu durumları daha da güldürücüydü. Ancak bir süre sonra sanırım çok sesli olduğumuzdan dolayı diğerleri de uyanıp yanımıza geldi. Mutfağın içinde gülme sesleri ile Chan'ın sesi doluştu.
"Sabah sabah.. cidden..."
Bir yandan gözlerini ovuşturuyordu. Dün gece Minho'nun kaydından sonra çok uyumamıştı sanırsam, yine işkolikliğini ortaya koymuştu. Eğer biraz daha uyumazsa, ben onu çekiştirip yatağa atacağım, diye geçirdim aklımdan. Bir insan doğum gününde bile mi çalışır arkadaş...
"Chan hyung, bırak sen uyumana geri dön, biz burayı toparlarız."
"Evet. Çok yorgun gözüküyorsun Chan."
"Siz beni boşverin. Uyandım zaten, beraber toplarız. Ama ceza olarak, ilk siz başlayın."
Ardından Chan Seung ile Lix'in sırtını sıvazladı.
"Seungmin ile Felix bir araya gelince mutfak birbirine girmezse olmaz." dedi yanımdayken fısıltıyla Changbin.
Sessizce güldüm.
"Öyle." diye cevap verdim.
"Ama yaptıkları ne olursa olsun, sen onları süpürürsün."
Şüpheli bakışlar attı, ardından imalı bir yüze büründü.
"Ben bu dünyaya yemek yemek için geldim, Jis. Ben ne olursa olsun yerim."
"Minik domuzcuk Dwaekki..."
"Ya!"
Sırtımdan ağır bir yumruk yedim. Baya sağlamdı ve canım çok yandı, fakat fark ettirmedim ve bunun yüzünden refleksle bende ona dirsek attım.
"Ödeştik, bak bir daha yapmak yok."
"He he tamam, tamam."
Ardından kahkahalara boğulduk.
"Günaydın Jisung hyung." dedi arkamızdan biri.
Jeongin'di. Fark etmemiştim onu, bir anda seslenince korkmuştum.
"Sana da günaydın tilki Jeong, aklımı çıkardın."
Gamzeleriyle gülerek bana karşılık verdi.
"Size bir sır söylememi ister misiniz?" dedi biraz daha bize yaklaştıktan sonra. Ne sırrı? Benim haberim olmayan bir sır?
"İsteriz, isteriz tabii."
"Aslında Seungmin hyung ile Felix hyung ve Hyunjin hyung'un aralarında bir iddia var. Ondan dolayı sabah ikisi de uyanık olunca "Bitsin gitsin bu iş." dediler ve sonuç...."
Eli ile darmadağın tezgahı gösterdi.
"..böyle."
"Yaa bende bir şey zannettim öyle sır deyince." dedim son harfi uzatarak.
"Benim yanımdayken iddiaya tutuştular onlar."
"Bana niye söylemedin Jisung?"
Duraksadım. Dün gece gözümün önünden hızlıca film şeridi gibi geçti. Ondan sonra... sadece Minho ile konuşmuştum. O geceki hüznü aklımdan atmaya çalışıyordum hala.
"Aaa... ya işim vardı da dışarıda onu hallettim sonra beraber hepimiz yattık işte hatırlamıyor musun?"
"Doğru diyorsun... ama bundan sonra tek başına böyle bir dedikodu ile kalmıyorsun, okey?"
"Okey."
Tam bu sözcük dudaklarımdan dökülmüştü ki içeriye Hyunjin girdi.
"ONU SİZ Mİ YAPTINIZ?" dedi gülerek.
"Radyoaktif bir maddeye benziyor."
"Ya Hyun başlama ya, ortalık darmadağın. Sen zaten yanlış tarif vermişsin Felix'e göre."
"Ay vallahi ben doğru tarif verdim, size bıraktım işi."
"Çocuklar!"
Bir anda Chan'ın bize seslenişi ile sessizleştik.
"Laf dalaşına girmeyi bırakın da şurayı toparlayalım."
Hepimiz bir anda "Tamamdır!" dedikten sonra elimize bezleri, temizleyici araç gereçleri aldık ve temizlemeye koyulduk.
🫂💥✨️
--
Nasılsınız
Bu bölümü kaotik ve Stray Kids tarzı yapmak istedimmm
Önceki iki bölümü daha önceden yazmıştım ama bunu bugün hatta bu saatlerde yazdım
Önceki yazı stilim ile yazdım fakat yine ufak değişkenlikler varsa ondan dolayı
Umarım beğenmişsinizdir
Bugün çok yorgunum, ama kafamı dağıtmak için yazdım sizin için
ദ്ദി(ᵔᗜᵔ)
Öptüüüüüümmm kocamannnnn sizleri
Görüşlerinizi bekliyorummmmm


