İçeriğe geç

My and My

Bölüm 6 · 5 dk okuma

My and My

Bölüm 6

Six

Jennie

Serin yaz akşamının verdiği huzurla gözlerimi araladım yaklaşık üç saattir uyuyordum, akşam olduğunu hissetmemiştim.

Hava her ne kadar hoşuma gitsede akşama doğru uyumak berbat hissettirmişti. Her yerim ağrıyordu özelikle sırtım.

Annem hep derdi o saatlerde uyuma diye,bi kez daha annemi dinelemediğim için pişman oldum.

Kollarımdan destek alarak yatakta doğruldum sırtım hâlâ çok ağrıyordu tekrar kollarımdan aldığım güçle ayağa kalktım.

Odamdan çıkıp salona doğru yürüdüm ev sesizdi, bu demek oluyor ki Niki evde değil, bunun verdiği mutlulukla beraber içeriye girdim.

Annem beni görünce şaşırdı “uyanmış mıydın?” başımı sallayarak koltuğa oturdum “babam ve Niki nerde?” elinde ki kumandayı bıraktı.

“Baban işte gelmedi daha kardeşin de arkadaşlarıyla dışarıya çıktı” başımı yastığa koydum “uykun mu var hâlâ?” başımı olumsuz anlamda salladım “hayır anne sadece sıkılıyorum”

Televizyonu kapatıp bakışlarını bana çevirdi “kızım sen böyle değildin ne oldu da bu kadar uyur oldun?” genişçe gülümsedim “yaz yorgunluğu diyelim” kaşlarını çattı “yaz gelsin diye dua ediyordun tatil falan planlıyordun ha?”

Evet planlıyordum ama o olmayınca anlamını yitirdi.

Ayağa kalktım “dışarıya çıkmam gerekiyor” dedim. Başını çevirdi “öyle olsun küçük hanım.cevap vermemek için kaçıyorsun benden” kollarımı iki yana açtım “hayır anne arkadaşlarım bekliyor”

Yanına gidip yanağından öptüm “bekletme arkadaşlarını” başımı salladım “görüşürüz anne” diyip evden çıktım.

Arkadaşlarım dedim de hiç kimseye söylemedim dışarıya çıkacağımı sadece hava almak istedim.

Araba kullanmaya korktuğum için gidebileceğim tek yer iki mahalle ötesinde olan kafeydi.

Lisa hep korkacak bi şey olmadığını söylerdi ama ben her zaman araba kulanmaktan korkardım.

Bi kere denemem için ısrar etti ,bende yanımda babam bile olsa asla şöför koltuğuna geçemem dedim.

O günü hatırlıyorum bana güvenmiyor musun? diyip trip atmıştı akşama kadar ona güvendiğimi kanıtlamaya çalışmıştım.

Şimdi bu günlere sadece gülüyorum ,kırmaktan korktuğum kişi beni paramparça etmişti şımarık bi çocukmuşum gibi hissettirmişti.

Onu görünce hislerim ağır basıyor ama bu sefer olmaz diyorum bu sefer ilk adım bizden gelmeyecek,gelmemeli o bunu hak etmiyor.

Düşüncelerimle beraber kafeye varmıştım,masanın birinde oturdum.

Oturur oturmaz garson yanımda belirdi “ne alırsınız efendim” tebessüm ettim “su” şaşkınlıkla bana baktı “sadece su mu?” başımı salladım “evet sadece su” gülerek yanımdan ayrıldı.

Sadece su istenmez mi? İnsanlar neden bunu acayip şekilde karşılıyor ki? Belki de başka şeyler yiyip içmek midemi bulandırıyordur?

Telefonuma gelen bildirimle beraber önüme su bırakıldı önce suya baktım sonra garsona “teşekkür ederim” başını eğdi “başka bi şey istersen bağır” yüzümü buruşturdum.

“Bağırayım mı?” genişçe güldü “yani adımı bağırabilirsin” oldukça ukala bi tipti “adını bilmiyorum ve bağırmakta istemiyorum” elini uzattı “Jay Park” uzattığı eline bakıp göz devirdim.

“Nezaketen elimi sıksaydın ne olacaktı?” bakışlarımı kaçırdım “rahatsız oluyorum gider misin?” duruşumu düzeltim.

“Burası çalıştığım yer gidemem” sinirle ona döndüm “bu yaptığın tacize giriyor işinin başına dön” kahkaha attı “tamam sakin ol” ayağa kalktım “buranın sahibi kim” diye bağırdım.

Diğer masada bulunan herkes bana odaklandı adının Jay olduğunu öğrendiğim şahıs kolumdan tutu hemen çektim kolumu.

Masadan çantamı aldım kasaya gidip ödeme yaptım “pardon konuşabilir miyiz?” kasada olan sarışın kıza baktım “tabi ne hakkında?” hafif tebessüm etti “ben buranın sahibiyim,az önce bağırdınız da bi sorun mu var? yardımcı olmak isterim” dedi.

“Çalışanlarınızı özenle seçmeniz gerekiyor” gergince gülümsedi “nasıl yani?” bende gülümsedim “tanışmak istedi rahatsız olduğumu belirtince de çirkefleşti” başını eğdi.

“Jay mı?” başımı olumlu anlamda salladım “gereğini yapacağım,lütfen siz kalın burada “ konuşma tarzı oldukça tatlıydı “teşekkür ederim ama gideceğim” dedim.

“Jennie” arkamdan duyduğum sesle dona kaldım tam iki aydır adımı onun ağzından duymamıştım.

Yanıma geldi bakışları ben ve sarışın kız arasında gidip geldi “bi sorun mu var Jennie?” başımı olumsuz anlamda salladım “konuşuyorduk sadece” dedim.

Parfümünün kokusu burnuma dolarken derin nefes aldım.

Lisa gözlerini üzerimde gezdiriyordu konuşacak gibi oldu ama konuşmadı. Bunu görünce arkamı dönüp çıkışa adım attım.

“Jennie” tekrar arkamı döndüm “evet?” gergin olduğu her halinden belliydi “konuşabilir miyiz?” etrafı gösterdim “burada mı?” başını salladı.

Bize en yakın olan masaya oturduk

Ne konuşacağız ki? Bizim konuşacak hiçbir şeyimiz kalmadı sanıyordum.

“Jennie” bu sefer göz devirdim “dört defa Jennie dedin,adımı mı ezberlemeye çalışıyorsun?” yüzü anında soldu.

“Hayır” ellerimi önümde birleştirdim “ne söyleyeceksen söyle gitmem gerekiyor” gözlerime baktı “nereye gideceksin?” gözlerimi ayırmadım.

“Sen ne söyleyeceksin, diğer konu seni ilgilendirmez” bakışları derinleşti ve konuşmadı.

Konuşalım diyen kişi şu an suspus oturuyor karşımda.

Yüzünde ki rahatlık beni sinir etmeye yetmişti,şu an onu burada bırakıp gitmek istiyorum.

Ne söyleyeceğini merak etmeseydim öyle yapacaktım.

Etrafa bakıyor arada bakışları beni buluyordu ama ben ona dönünce bakışlarını kaçırıyor.

Karşımda duruyordu aslında birbirimize çok uzak olmamıza rağmen,

Ellerini masaya koydu gözleri gözlerimi buldu “nasıl anlatsam bilmiyorum” huzursuzca kıpırdadım “Ne anlatacaksın Lisa?” dedim.

“Jennie ben” elerim istemsizce titriyordu “evet sen?”dedim.

Gözlerini ayırmadan pür dikkat izliyordu beni derin nefes aldı “ben öz-“ sustu.

“Lisa” Lisa kafenin girişine doğru baktı.Bu ses Lisa’nın annesine aiti yanında küçük kızıyla beraber bize doğru geliyordu.

Lisa ayağa kalkıp onlara doğru koştu ve Lara’yı alıp öpmeye başladı.İlginç sanki aylardır görmemişçesine öpüyorlardı birbirlerini.

Lisa annesine bi şeyler söyleyip tekrar masaya geldi mahçup şekilde bana bakınca ne söyleyeceğini anladım.

“Jennie, annemle konuşmam ge-“ sözünü kestim “gidiyorum zaten” diyip ayağa kalktım.

Tam yanından geçeceğim esnada kolumdan tutu “başka zaman seninle görüşmek istiyorum” genişçe güldüm “ben istemiyorum” kolumu bıraktı.

Bu söylediğime bozulmuş olacak ki kısık sesle “görüşürüz” dedi ve arkasına bakmadan annesinin bulunduğu masaya doğru gitti.

Hızlı adımlarla kafeden ayrıldım.

Bi kez daha hayal kırıklığına uğradım ailesiyle görüşmesi sorun değil fakat beni uzak tutması sorun.

Ne oldu da şimdi benimle konuşmak istiyor, gerçekten merak ediyorum. O gece her şeyi yakıp yıkan, tek bir şey bırakmayan oydu.

Şimdi hangi eksik parça onu geri döndürdü, hangi sessizlik ona beni hatırlattı bilmiyorum.

Ama bildiğim tek şey, ben o eski yerde değilim artık. İçimde onunla konuşacak o eski kişi de yok.

Birinin canı isteyince gelip, istemeyince gittiği bir hikâyenin parçası olmayı çoktan bıraktım.

İnsan bazı kapıları bir kez kapatır ve sonra ne kadar çalı

nsa da açmak istemez… belki de mesele onun ne istediği değil, benim artık hiçbir şey istemiyor oluşum.

İyi okumalar

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.