İçeriğe geç

Müze Parçası

Bölüm 2 · 2 dk okuma

Müze Parçası

Bölüm 2

Bölüm 2 > PARÇALANMIŞ TANRI

Ege, heykelin içinde biriken tüm iradesini, sanki içindeki son közü körükler gibi o çatlak noktasına yoğunlaştırdı. Duman artık galerinin tavanına doğru kıvrılarak yükseliyordu; Leyla’nın bedeni, o gri dumanı kendi gözeneklerine emmeye çalışan bir vakum gibi titriyordu. Ege, eğer bu duman tamamen Leyla'ya geçerse, sergideki herkesin sırayla birer heykeline dönüşeceğini biliyordu.

"Yeter!" diye haykırdı Ege, sesi fiziksel bir ses olmasa da heykelin kırılan parçalarının çıkardığı o tiz çatırtıyla galeri salonunu inletti.

Tüm gücüyle heykelin parçalarını bir arada tutan o görünmez bağı kopardı.

GÜM!

Podyumun üzerinde yükselen heykel bedeni, devasa bir kaya kütlesi gibi kendi üzerine çöktü. Etrafa saçılan sivri mermer ve kil parçaları, Leyla’nın tam üzerine yağdı. Leyla, o gri dumanı içindeki derin bir nefesle yutmaya çalışırken, Ege’nin heykel göğsünden fışkıran toz bulutu, kadının ciğerlerini doldurdu.

Leyla boğulur gibi geriye savruldu. Ellerini boğazına götürdü, parmakları artık deri değil, sertleşmeye başlamış birer kil tabakasıydı. "Hayır... daha değil..." diye hırladı.

Ege, heykelin kırık parçalarının arasında, bilincinin yavaş yavaş "taşın" dışına taştığını hissetti. O kadim, killi bilinç artık bir bütün değildi; etrafa saçılmış, parçalanmış ve etkisiz hale gelmişti.

Mert, yerdeki büyük bir heykel parçasına takılıp düştü. Hemen yanında, Leyla’nın yavaş yavaş griye dönen ve kaskatı kesilmekte olan bedeni duruyordu. Mert korkuyla geri çekildi, ama Ege'nin zihni (artık parçalanmış bir ruh gibi etrafta dolaşan bilinci), galeri salonundaki yangın söndürme sisteminin borularına odaklandı.

Ege, heykel parçalarının içinden dışarı sızan o son bilinciyle, podyumun hemen üzerindeki yangın sprinkler sisteminin vanasını, düşen bir heykel parçasıyla tetikledi.

ŞAŞŞŞŞŞ!

Tavandan boşalan tazyikli su, galerinin üzerini bir sis bulutu gibi kapladı.

Leyla'nın üzerine yağan sular, derisinin altındaki o gri tabakayı anında çamura çevirdi. Leyla çığlık bile atamadan, üzerine dökülen tonlarca suyla birlikte podyumun üzerinde bir çamur yığınına dönüştü. O antik bilinç, suyla temas ettiği anda çözüldü, etkisini kaybetti ve kanala doğru akıp giden gri bir tortuya dönüştü.

Galeri sessizliğe gömüldü. Sadece tavanın sprinklerlerinden gelen ritmik su sesi duyuluyordu.

Ege’nin bilinci ise artık hiçbir yerde değildi. Ne bir heykelin içindeydi, ne de bir bedenin... Sadece galeri salonundaki o soğuk suyun, tozun ve yıkıntının bir parçası olmuştu.

Mert, çamur yığınının başından kalktı, etrafındaki yıkıntıya baktı. Ege'nin nerede olduğunu arıyordu ama orada sadece kırık dökük heykel parçaları ve çamur kalmıştı. Mert, kırık parçalardan birine dokundu; artık bir yaşam enerjisi hissetmiyordu. Sadece soğuk, ölü bir taş parçasıydı.

Ege'nin hikayesi burada sona erdi; bir sanatçının en büyük eseri, kendi sonu olmuştu.

Ertesi sabah, belediye ekipleri galeriyi temizlemek için geldiklerinde, podyumun üzerinde bir sanat eserinden geriye kalan tek şeyin, gri bir toz birikintisi olduğunu gördüler. Kimse, burada ne yaşandığını, o gri tozun içinde bir zamanlar bir ruhun hapis kaldığını asla bilemeyecekti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.