İçeriğe geç

MUTASYON

Bölüm 2 · 2 dk okuma

MUTASYON

Bölüm 2

~

İstanbul’da, koştukça çıkmaza vardığımı anlamıştı sanki. Sis üzerime iniyordu; ben koştukça daha da çöküyordu. Önüme çıkan insanları elimle itip koşmaya devam ediyordum. Yere düşürdüğüm her insan için bir şimşek çakıyordu sanki, ama ben durmadım, duramadım. Gözlerimin önünde o çocuk vardı: yere düşüşü, soğuk yüzü… Her şey zihnimde yeniden canlanıyordu.Evimin kapısına geldiğimde anahtarı paspasın altından alıp hızlıca kapıyı açtım. Kendimi duşa attım, buz gibi suyla rahatlamaya çalıştım ama işe yaramadı. O soğuk bedeni hâlâ hissediyordum sanki. Suyu daha da soğuğa çevirerek üzerimi çıkardım.Sakince, gözlerimden yuvarlak taneler süzülüyordu. Her bir damlada biraz daha rahatlıyordum; suyun soğukluğu düşünmeme engel oluyordu. Ellerimi fayansa dayayıp derin bir nefes aldım. Kendimi toparlanmış hissettiğimde duşu bitirdim, bornoza sarılıp çıktım.Kitaplıktan bir sigara paketiyle çakmağı aldım, kendimi koltuğa attım. Televizyonu açıp haberlere göz gezdiriyordum. O çocuk hakkında bir haber var mıydı? Yolda deli gibi koşan ben hakkında? Ama hiçbir şey yoktu. Haber kanallarında sessizlik hâkimdi.Televizyonu kapatıp başımı arkaya yasladım. Tavanı seyretmek beni rahatlatıyordu; sakin bir fon sesi dinlemek gibiydi. Ne zaman çaresiz hissetsem ya başımı gökyüzüne kaldırır ve tavanla karşılaşırım ya da kulaklığımı takıp fon müzik dinlerim. Bugün, tavanı izleme günüydü.Sigaranın dumanı havada şekiller çizerken, kapı sesiyle oflayarak yerimden kalktım. Kimdi ve ne istiyordu yine?Kesin o bunak ev sahibiydi. Evet, şaşırmadım.“Yine ne istiyorsun?” diye sertçe tepki verdim.“Evimden çık. Herkes senden şikâyetçi. Deli…”Blah blah… Hep aynı şeyler.Ama çıkamazdım. Çıksam bile uygun bir ev bulamayacağımı biliyordum. Bu yüzden, gayet terbiyeli bir şekilde, “Tamam,” dedim. Her seferinde tamam diyordum. Çaresiz bir vaka olduğumun o da farkındaydı.Umutsuzca ve sinirli bir şekilde yüzüme baktı, sabır sayarak çekip gitti.Ben de kendimi tekrar kanepeme attım.Camın dışına gelmiş kediye tebessümle bakarken kapının zili yeniden çaldı. Bir günde iki kere… Bu hiç normal değildi. Kesin evden çıkarılacağımı düşünerek kapıya doğru ilerledim.“Çıkacağım dedim ya!” diye bağırarak kapıyı açtım.Karşımdaki kişi ev sahibi değildi.Karşımdaki kişi… (yutkundum) oydu.Beni bulmuştu.Alp.Siyah saçları rüzgârda dağılmış, üşümüş bir hâlde kapımdaydı. Ağzım açık ona bakıyordum. Beni geriye iterek içeri girdi. Ardından kapıyı kapattım.“Sen… sen…” diye kekeliyordum.Gözlerim dolmuştu. O buradaydı. Benim evimdeydi.Şoktan çıkarak ona sarılmak için hızlı adımlarla yaklaştım.Bir anda alnıma bir silah dayandı.“Ben Ayza,” dedi.Yüzünde korkutucu bir tebessüm vardı.“Alp…” diyebildim sadece.O sustu. Etrafımı derin bir sessizlik kapladı.İkimiz de susuyorduk.Alp’in elindeki, alnıma dayalı olan silah konuştu…Ve o sessizlik edebi bozuldu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.