İçeriğe geç

Münzevi | CünZey

Bölüm 9 · 13 dk okuma

Münzevi | CünZey

Bölüm 9

9. temas.

Selamlar!

Sizlere bayram bitmeden bir bayram hediyesi daha atmış olabilmek adına, son iki üç gündür tüm işi gücü bıraktım durmadan yazıyorum. Tekrardan iyi bayramlar herkese 💙

Ve beklediğinize değdiğini de umuyorum.

İyi okumalar! Yorumlarınızı merakla bekliyorum.

Cüneyd dergâhtaki sohbetini bitireli sadece dakikalar olmuştu. Bu sohbetinde, faninin faniye gösterdiği yardımı, fani olmayana da göstermek gerektiğini anlatmıştı.

Bizden olana yardım ettiğimiz gibi, bizden olmayana da yardım edebilmeliyiz, diyordu Cüneyd. Bir olma, aralarındaki ayrımları kaldırma mesajı veriyordu aslında. Faniler bunu anlamışlardı.

Öyle görünüyordu ki, yeni Mürşidlerinin sözlerine gerçekten kıymet veriyorlardı.

Bu durum Cüneyd'in gururunu okşuyor, kendini o makama layık hissetmesini sağlıyordu.

Cüneyd tüm bu sohbeti yaparken, hem babası Vahit hem de refikası Zeynep onu gururla izliyorlardı. İkisinin de gururlu bakışları Cüneyd'e kendisini değerli hissettiriyordu.

Şimdi neredeyse herkes dağılmış, Zeynep ile Cüneyd birlikte son kalan fanileri uğurluyorlardı.

"Selametle." dedi Cüneyd tekkeden ayrılan son faniye de.

Zeynep ile yalnız kaldıklarında, "Sohbet.." dedi Cüneyd. "Sohbeti nasıl buldun?"

"Çok iyiydin Cüneyd." dedi Zeynep gülümseyerek. "Söylediğin her kelime öyle değerliydi ki... Hem ayrıca ikindi namazını Eyüpsultan'da kılmak güzel bir karar."

"Gerçekten mi?" diye sordu Cüneyd. "Gerçekten beğendin mi?"

Cüneyd övgü almayı, özellikle de sevdiklerinden övgü almayı seviyordu. Ve tabii Zeynep'ten övgü almayı ayrı seviyordu.

"Beğenmez olur muyum? Beğendim elbet." dedi Zeynep gülümseyerek.

Ardından etrafına baktı Zeynep, kimsenin olmadığını gördüğünde ise kısık bir sesle "Kızların okuması gerektiğini ne zaman anlatacaksın?" diye sordu.

"Tasalanma." dedi Cüneyd. "İnsanların bana alışmaları için bekliyorum sadece. Beni benimsediklerinde, doğruyu anlatacağım."

Zeynep başını salladı. "En doğru zamanda bu kararı vereceğini biliyorum."

Kısa süreli bir sessizliğin ardından Cüneyd, "Haydi Zeynep Hanım. Evimize gidelim." dedi.

"Gidelim Cüneyd Efendi." dedi Zeynep hafifçe gülümseyerek.

İkili beraber yürümeye başlamışlardı ki, arkalarından bir ses geldi. "Mürşid Hazretleri!"

Ses Vahit'e aitti. Başta Cüneyd ardında Zeynep arkalarını dönerek Vahit'e baktılar.

"Efendim baba." dedi Cüneyd. Başlarda ona baba demek Cüneyd'e tuhaf geliyordu aslında. Lâkin bugün babasının onu gururla izlemesinin ardından, kalbinin babasına karşı ısındığını hissediyordu Cüneyd.

"Çok güzel bir sohbetti." dedi Vahit gülümseyerek.

Zeynep, Vahit'in önceki karşılaşmalarında olduğu gibi ürkütücü bakmadığını fark etmişti. Tuhaftı lâkin şimdi samimi görünüyordu.

Cüneyd babasına gülümsedi, elini kalbine koydu. Birkaç saniye duraksamanın ardından ise, "Rahat ediyor musun?" diye sordu.

"Sağ olsunlar iyi ilgileniyorlar. Rahatım yerinde Mürşid Hazretleri."

Babasının ona Mürşid Hazretleri demesi Cüneyd'i rahatsız ediyordu. Kendisine oğlum demesini istiyordu Cüneyd. Onu sevmesini istiyordu. Kısa süreli de olsa, yine gidecek de olsa bir babası olduğunu hatırlamak istiyordu.

Babasının etrafında olmasını istiyordu Cüneyd, tıpkı küçük bir çocuk gibi.

"Baba.." dedi Cüneyd. "İstersen, sana evimizde bir çay ikram etmek isteriz."

Cüneyd bu hususu Zeynep'e danışmamıştı. Ona danışmadan babasını davet etmek ne kadar doğruydu bilinmez, lâkin Cüneyd Zeynep'in rahatsız olmayacağını düşünmüştü.

Ki düşündüğü de doğruydu. Zeynep bundan rahatsız olmamış, aksine mutlu olmuştu. Kendisinin annesi ile arası bozulmuş iken, Cüneyd'in babası ile arasını düzeltmesi genç kızı mutlu ediyordu.

Vahit birkaç saniye durdu, düşündü. "Ben rahatsızlık vermeyeyim Cüneyd Efendi."

Zeynep samimi bir şekilde gülümseyerek araya girdi. "Estağfurullah Vahit Efendi ne rahatsızlığı. Buyrun misafirimiz olun."

Vahit güldü. Bu genç kız ona Gülayşe'sini hatırlatıyordu, Gülayşe gibi nahifti, kibardı bu kız. Ve o bu düşüncesini dillendirmekten çekinmedi. Bakışlarını oğluna çevirdi Vahit. "Annene benziyor."

Cüneyd yutkundu, içten içe o da fark ediyordu bu benzerliklerini. Lakin elinden geldiğince yok saymak uğruna çabalıyordu. Bu benzerlik onun hoşuna gitse de, bir yandan korkutuyordu da. "Gerçekten benziyor.." diye mırıldandı Cüneyd.

Birkaç saniyelik sessizliğin ardından Vahit, "Bugün için sizden affımı isteyeyim Mürşid Efendi." dedi. "Lâkin başka bir gün elbet isterim."

Cüneyd babasının gelmesini istese de, konuyu uzatmadı. "Pekala."

"Hayırlı geceler Mürşid Efendi." dedi Vahit öne doğru eğilerek.

Cüneyd babasının bu hamlesiyle tuhaf hissetmiş ve çekinerek bir adım geri gitmişti. "Hayırlı geceler baba.."

Vahit tebessüm etti ve başını Zeynep'e çevirdi. "Hayırlı geceler Gelin Hanım."

"Hayırlı geceler Vahit Efendi."

Vahit yavaş adımlarla oradan ayrıldı. O gözden kaybolduğunda ise Zeynep ile Cüneyd de evlerine doğru yol aldılar. Dergâhtan ayrılıp birlikte yürümeye başladılar.

Hava karamıştı, sokaklar sessizdi. Zeynep ile Cüneyd de sessizdi. Normalde her fırsatta konuşuyor olsalar da şimdi sessizlerdi. Etraftaki tek ses, Cüneyd'in durmadan çektiği tespihin boncuklarının sesiydi.

"Cüneyd.." diye mırıldandı Zeynep çekinerek. "Gerçekten annene benziyor muyum?"

Bu soruyu sormamak için oldukça çabalamıştı Zeynep. Lâkin gerçekten merak ediyordu genç kız.

Cüneyd başını Zeynep'e çevirdi. Yumuşak bir şekilde gülümsedi ve yutkundu. "Hatıralarımda kaldığı kadarıyla, gerçekten benziyorsunuz.. O da senin gibi nahifti, iyi kalpliydi.."

Birkaç saniye duraksadı Cüneyd. "Bu benzerlik.. Bu benzerlik beni korkutuyor bazen."

"Niçin korkuyorsun ki?" diye sordu Zeynep.

Cüneyd konuşmak için ağzını açtı lâkin hemen ardından kapattı. Gözlerini sıkıca kapattı, birkaç saniye sonra açtı. "Seni de kaybetmekten korkuyorum."

"Beni kaybetmeyeceksin ki." dedi Zeynep yumuşak bir sesle.

Cüneyd derin bir nefes aldı. O'nun tüm hayatı bir döngüden ibaretti. Annesinin atladığı surları merkez alan bir döngü.. Ve Cüneyd, gözbebeğinin de bir şekilde bu acı döngüye dahil olmasından gerçekten korkuyordu.

"Benimki sadece vesvese." dedi Cüneyd kaygılarının aksine. Kaygılarını dillendirip Zeynep'i korkutmanın manası yoktu.

"Vesveseye lüzum yok. Ben her daim senin yanında olacağım Cüneyd.." dedi Zeynep gülümseyerek.

Cüneyd de Zeynep'e bakarak gülümsedi. Birkaç dakika boyu konuşmadan yürüdüler. Ardından ise evlerine varmışlardı.

Cüneyd kapıyı açtı. Ve başta Zeynep ardından Cüneyd eve girdiler. Cüneyd cübbesini ve takkesini çıkarıp askıya astı. Zeynep de onun ardından başörtüsünü açtı ve üzerindeki paltoyu çıkardı.

Aynı anı tekrar yaşıyorlardı şimdi. Zeynep saçını açarken, Cüneyd onu büyülenmiş bir şekilde izlemekteydi.

Zeynep bu durumun farkına vardığında dayanamayarak kıkırdadı.

"Ne oldu Zeynep Hanım?" dedi Cüneyd başını eğip Zeynep ile göz göze gelerek.

Zeynep kıkırdadı. "Daha önce de yaşamıştık, az önceki anı. O hoşuma gitti."

Cüneyd Zeynep'e bakarak gülümsedi.

Cüneyd aynı aşık bakışlarla Zeynep'e bakıyordu.

Zeynep gülümsedi ve utanarak başını eğdi. Cüneyd ise kızı daha fazla utandırmamak adına salona doğru ilerledi. Zeynep ise üzerini değiştirmek adına üst kata çıktı. Birkaç dakika sonra üzerini değiştirip geldiğinde, Zeynep'in üzerinde beyaz kısa kollu bir tişört vardı.

Zeynep gülümseyerek içeri girdi ve Cüneyd'in yanına oturdu.

Cüneyd, "Sana sormadan babamı davet etmiştim. Rahatsız oldun mu?" diye sordu. "Burası ikimizin evi, senin de rızanı almam gerekirdi."

Zeynep başını iki yana salladı. "Rahatsız olmadım. Aksine, babanla muhabbetini artırmak adına çabalaman mutlu ediyor beni."

Cüneyd hafifçe gülümsedi, elini kalbine koydu. Bir şey söylemek için ağzını açtı Cüneyd, fakat o esnada gözü Zeynep'in koluna takıldı. Gözbebeği'nin kolunda, kocaman bir morluk vardı.

Cüneyd hızla doğruldu ve Zeynep'e yaklaştı.

"Kim yaptı?" diye sordu Cüneyd.

Zeynep anlayamadı ve kaşlarını çattı. "Neyi kim yaptı Cüneyd?"

Cüneyd, Zeynep'in kolunu tuttu ve parmaklarını yumuşak bir şekilde morluğun üzerinde gezdirdi.

Zeynep Cüneyd'in bu temasına karşılık şaşkınlıkla Cüneyd'e bakıyordu.

"Kim yaptı bunu Zeynep?" diye sorusunu yineledi Cüneyd. Sesini sakin tutmak için büyük bir çaba gösteriyordu.

Başını çevirip Cüneyd'in tuttuğu yere baktı. Annesi yapmıştı bunu ona.. Dokunmaya kıyamayan annesi.

Hızlıca gözleri dolmuştu Zeynep'in. Ağlamamak için dudaklarını ısırdı ve başını eğdi Zeynep.

"Zeynep..." diye fısıldadı Cüneyd. "Söyle, kim yaptı bunu?"

Meryem Hanım'ın yaptığına emindi Cüneyd, lâkin yine de Zeynep'ten duymadan kesin hüküm vermek istemiyordu

Zeynep bir şey söylemedi başını biraz daha eğdi.

Cüneyd elini yavaşça Zeynep'in çenesine götürdü. Genç kızın çenesinden tuttu ve başını yavaşça yukarı kaldırdı. Böylece göz göze gelmelerini sağladı.

Zeynep Cüneyd'in bu temaslarının şaşkınlığıyla ona bakıyordu. Cüneyd'in bakışları ise, hem aşk hem de kaygı doluydu. Zeynep için öyle kaygılanmıştı ki, ona temas ettiğinin bile farkında değildi.

"Zeynep'im.." diye fısıldadı Cüneyd. "Söyle, kim yaptı bunu sana?"

"Üzülürsün söylersem.." diye fısıldadı Zeynep. Cüneyd'in ona Zeynep'im demiş olması içinde kelebekler uçmasına sebep olmuştu. Lâkin hala üzgündü.

"Söylemezsen daha çok üzülürüm."

Zeynep'in gözünden bir damla yaş süzüldü. "Annem.."

Cüneyd derin bir nefes verdi. Doğruydu demek tahmini. Öfkelenmemek için büyük bir çaba sarf ediyordu Cüneyd. Öfkelenirse Zeynep korkardı çünkü.

"Acıyor mu çok?" diye sordu Cüneyd.

Zeynep yavaşça başını salladı, gerçekten acıyordu.

"Gel benimle." dedi Cüneyd ayağa kalkarak. Zeynep de onun ardından ayağa kalktı.

Cüneyd hızlı adımlarla üst kattaki odalarına çıktı, odaya girdi. Yatağın yanındaki komidinin çekmecesini açtı ve içinden bir merhem çıkardı.

"Gel, otur." dedi Cüneyd yumuşak bir sesle.

Zeynep yatağa oturdu ve sessizce Cüneyd'i izlemeye başladı. Cüneyd Zeynep'in yanına oturdu.

Merhemin kapağını açtı ve parmağının ucuna aldı. Zeynep şaşkın bakışlarla Cüneyd'e bakıyordu. O mu sürecekti merhemi? Nasıl yapacaktı ki..?

"Cüneyd." dedi Zeynep. "Ben yapabilirim, sen zahmet etme."

Cüneyd gülümsedi. "Ya ben yapmak istiyorsam?"

"Ama.. Nasıl?"

Cüneyd birkaç saniye sessiz kaldı. Nasıl yapacağını o da bilmiyordu açıkçası. Az önceki temaslarını bilinçsiz yapmıştı. Bu yüzden rahatsız olmamıştı. Lâkin şimdi ise bilinçliydi.

"Aç kolunu."

Zeynep tişörtünün kolunu sıyırdı. Morluğa baktığında gerçekten büyük olduğunu fark etti. Annesi ona nasıl kıyabilmişti?

Cüneyd elini yavaşça Zeynep'in koluna uzattı. Merhemi sürmeye başlayacaktı ki, konuşmaya başladı. Konuşup dikkatini dağıtırsa belki merhemi sürebilirdi.

"Yarın- kaçta.. Kaçta gitmen gerekiyor Suavi Bey'e?" diye sordu Cüneyd. Temas edeceği için öyle gerilmişti ki, kelimeler ağzından zar zor çıkmıştı

"Sabah kahvaltıdan sonra gidebilirim. Geç olmadan da dönerim. Merak etme." dedi Zeynep. Cüneyd'in gerginliğini fark etmişti o da. Ama Cüneyd merhemi kendi sürmek konusunda kararlı olduğundan bir şey diyememişti genç kız.

Zeynep konuşurken Cüneyd merhemi sürmeye başlamıştı. Zeynep'in canını yakmamak adına yavaşça sürüyordu merhemi. Lâkin bu yavaşlık, aynı zamanda onun için de bir azap oluyordu adeta.

Merhemi parmağının ucuyla dağıtırken eli titremeye başlamıştı Cüneyd'in. Kendini zapt edebilmek adına diğer eliyle yatağın nevresimini kavradı.

Nefes alış verişleri, kalp atışı hızlanıyordu. Merhemi sürerken gerildikçe geriliyordu. Lâkin inat etmişti bir defa, işi bitirmeden bırakmayacaktı.

"Cüneyd.." dedi Zeynep Cüneyd'in halini fark ederek. "Yapmak zorunda değilsin.."

Cüneyd derin bir nefes aldı ve dişlerini sıktı. Sadece birkaç saniye daha.. Sadece birkaç saniye daha dayanmalıydı.

Tüm vücudu titremeye başladığında ise elektrik çarpmış gibi geri çekildi Cüneyd. Daha fazla dayanamamıştı.

Cüneyd, Zeynep'ten iyice uzaklaşmıştı. Zeynep'e dokunduğu sağ elini sol eliyle sıkıca tutuyor, kendisinden uzaklaştırmaya çalışıyordu sanki.

Kulağı çınlamaya başladığında yüksek bir sesle inledi Cüneyd. Elleriyle kulaklarını kapattı ve başını eğdi.

"Cüneyd.. İyi misin?" diye sordu Zeynep tedirgin bir sesle.

İyi hissetmiyordu Cüneyd, hiç iyi hissetmiyordu hem de. Krize girecek gibi hissediyordu kendini.

"Z- Zeynep.. Çık- çık burdan.." diyebildi Cüneyd. Zeynep'i korkutmaktan korkuyordu. Krize girdiğinde neler yapacağını kestiremediğinden, kızı kendisinden uzaklaştırmak en mantıklısı gibi gelmişti ona.

"Cüneyd.. Sakin ol.. Bak, yanındayım ben.." dedi Zeynep oldukça yumuşak bir sesle.

"Zey- Zeynep.. Çık- çık buradan.. Yalvarırım.." dedi Cüneyd. Ardından ise tekrar acıyla inledi. Başı çok ağrıyor, kulakları çınlıyordu. Bilincini kaybedecek gibi hissediyor, bunun olmaması için oldukça çabalıyordu.

Kulaklarındaki çınlama bir anda yok olduğunda ise, başka bir şey duymaya başladı Cüneyd. Bir ses yankılanıyordu şimdi kulaklarında. Annesinin sesi... Biricik annesi Gülayşe'nin.

"Cüneyd... Cüneyd kurtar beni, baban dinlemiyor! Oğlum kurtar beni..." diyordu Gülayşe titreyen sesiyle.

Annesinin titreyen sesini duyduğunda Cüneyd'in nefesi kesildi. Niye ağlıyordu ki annesi..? Babası neyi dinlemiyordu..?

"Anne! Anne..." diye mırıldandı Cüneyd gözlerini korkuyla kapatmışken.

"Kurtar beni Cüneyd! Lütfen oğlum!" diye haykırdı Gülayşe sesi titreyerek. "Cüneyd çok yüksek! Korkuyorum.."

"Anne.. Anne özür dilerim. Anne gitme! Bırakma beni..." dedi Cüneyd korkuyla.

Yatakta dizlerini kendine çekmiş, bir çocuk gibi küçücük kalmıştı şimdi Cüneyd. Gözleri sıkıca kapalıydı, ağlıyordu.

Zeynep korkuyla Cüneyd'i izliyordu. Ona yardım etmek istiyordu, lâkin ne yapması gerektiğini bilmiyordu Zeynep. Yapacağı herhangi bir hareket, Cüneyd'i daha kötü bir hale getirebilirdi ne de olsa.

Cüneyd zihnindeki annesinin bir anda susmasıyla kendine gelmişti. "Zeynep..." diye mırıldandı gözlerinde yaşlarla.

"Cüneyd... Yanındayım, bak iyisin.." dedi Zeynep.

"Kork- korktun mu? Korktun mu benden?" diye sordu Cüneyd sesi titreyerek.

"Asla!" dedi Zeynep başını iki yana sallayarak. "İyi misin..?"

Cüneyd başını iki yana salladı. "Annem.. Annemin sesini duydum. Yardım istedi benden..."

"Yardım mı..?" diye sordu Zeynep şaşkınlıkla.

"Kork- korkuyorum- korkuyorum dedi. Ba- baba- baban dinlemiyor, yardım et dedi Zeynep.." dedi Cüneyd sesi titreyerek. Sadece sesi değil elleri de titriyordu.

Zeynep şaşkınlıkla Cüneyd'e baktı. Soru sormak istedi fakat Cüneyd bu haldeyken ona soru sormak, sadece onu daha kötü bir hale getirirdi.

Ayağa kalktı Zeynep. "Levent Amca'nın verdiği ilacı getireyim, iyi gelir sana. Bekle.. Hemen geleceğim tamam mı?"

"Yalnız bırakma beni..." dedi Cüneyd sesi titreyerek. Gözleri yaşlarla doluydu.

Zeynep de dolu gözlerle Cüneyd'e baktı. "Hemen geleceğim. Söz veriyorum tamam mı? Sadece ilacını getirip geleceğim.."

Cüneyd başını salladı. Zeynep hızlı adımlarla odadan çıktığında ise, Cüneyd kendi kendine düşünmeye başladı.

Annesi neden yardım istemişti ki ondan? Ya da bu duyduğu ses gerçek miydi? Yoksa ona oyun mu oynuyordu zihni?

Önceki hatıralarında olduğu gibi değildi bu sefer yaşanan. Normalde her hatırladığı anıda, yaşanan şey gözlerinin önünde belirir, Cüneyd de bu anıyı adeta bir film gibi seyrederdi.

Lâkin bu sefer sadece sesini duymuştu annesinin. Sadece kulaklarında yankılanmıştı sesi.

Ama çok gerçekçiydi duyduğu ses. Sanki annesi gerçekten karşısında ağlıyormuş gibi gerçekti.

Ne düşünmesi gerektiğini bilmiyordu Cüneyd.

Baban dinlemiyor demişti annesi. Babası neyi dinlemiyordu ki? Annesine.. Annesine zarar vermeye mi çalışmıştı babası?

Ama hayır, babası annesini çok sevmişti. Amcası bile anlatıyordu bunu. Öyleyse neydi bu duydukları? Gerçek miydi? Gerçek ise, diğer herkes ona yalan söylüyor demekti..

Zeynep elinde bir bardak su ve ilaç ile odaya girdiğinde Cüneyd düşüncelerinden sıyrıldı.

Zeynep Cüneyd'in yanına oturdu ve Cüneyd'e suyu uzattı. "İçebilir misin?"

Cüneyd başını salladı ve elini uzatıp suyu aldı. Fakat eli hâlâ öyle çok titriyordu ki, neredeyse bardağı elinden düşürüyordu.

Zeynep hızla bardağı tekrar Cüneyd'in elinden aldı. Hapı Cüneyd'e uzattı. Cüneyd hapı aldıktan sonra ise, Cüneyd'e temas etmeden ona suyu içirmeye başladı.

Cüneyd hapı içtikten sonra Zeynep bardağı kenara koydu.

"Uyumak ister misin?" diye sordu Zeynep.

Cüneyd başını salladığında, Zeynep ayaklandı.

"Sen burada uyu bu gece." dedi Zeynep gülümseyerek. "Ben salonda yatarım."

Cüneyd, "Zeynep... Olmaz öyle. Seni yerinden etmeyeyim." dedi.

Zeynep bakışlarını Cüneyd'e çevirdiğinde genç adamın ne kadar tedirgin olduğunu fark etmişti. Tek kalmaktan korkuyordu Cüneyd.

"Cüneyd..." dedi Zeynep usulca. "İstersen, burada beraber yatabiliriz.. Hem tek kalmamış olursun."

Cüneyd duraksadı. O gönlünden geçeni dile getirmeden, Zeynep bunu nasıl anlayabilmişti? Kalpleri birdi sanki.. Hemencecik anlıyordu Zeynep onu.

"Rahatsız olmaz mısın?" diye sordu Cüneyd.

Zeynep başını iki yana salladı. "Niye olayım ki? Asla olmam."

Cüneyd gülümsedi. Zeynep gerçekten de evliya gibi bir kızdı.

Cüneyd üzerini değiştirmek için ayaklandı, dolaptan pijamalarını çıkardı ve banyoya doğru ilerledi. Cüneyd odadan çıktığında, Zeynep dolaptan iki tane daha yastık çıkardı.

Yatağın üzerindeki battaniyeyi açtı Zeynep ve ardından o iki yastığı yatağın tam ortasına yerleştirdi. Cüneyd ile beraber uyuyacaklarsa, Cüneyd'in rahat edeceği bir şekilde yapmalılardı bunu.

Zeynep yatağın sol tarafına oturdu ve birkaç dakika sonrasında Cüneyd odaya girdi. Zeynep'in ortaya koyduğu yastıklara bakarak güldü Cüneyd.

"Rahat edebilmen için koydum." dedi Zeynep gülerek. "Olmuş mu?"

"Olmuş.. Gayet güzel olmuş." dedi Cüneyd. Ve ardından ışığı kapattı, yatağın sağ tarafına geçip yatağa yattı.

"Allah razı olsun senden Zeynep'im.." dedi Cüneyd fısıldayarak. "Zira ben razıyım.."

"Allah senden de razı olsun Cüneyd. Ben de senden razıyım çünkü..." dedi Zeynep de aynı şekilde fısıldayarak.

*

Cüneyd sabah erkenden uyanmıştı. Hava yeni aydınlanmıştı.

Gözlerini aralayıp sağ tarafına baktığında, hâlâ uyumakta olan Zeynep'i gördü.

Uzun süre sonra ilk defa kabus görmeden, deliksiz uyumuştu Cüneyd. Bunun şaşkınlığı hâlâ üzerindeydi. Zeynep'in yakınında olması ona gerçekten iyi geliyordu, Zeynep onun en büyük şansıydı.

Uyuyan genç kıza çevirdi bakışlarını. Çok güzeldi uyurken.. Uyumadan önce örgü şeklinde olan saçı, uykusunda dağılmıştı. Saçları güzel yüzüne dökülüyordu.

Gülümseyerek Zeynep'i izliyordu. Dakikalar boyu gözünü bile kırpmadan göz bebeğini izledi.

Zeynep'i tüm dünyadan korumak istiyordu Cüneyd. Onu üzecek, canını yakacak herkesten uzak tutmak istiyordu. Kendisinden bile...

Birkaç dakika daha Zeynep'i izledikten sonra ayağa kalktı ve banyoya gidip abdest aldı. Ve sonra tekrar odalarına girip Zeynep'i uyandırdı.

"Zeynep'im.." dedi Cüneyd kısık bir sesle. "Uyan hadi..."

Zeynep yavaşça gözlerini araladı. "Cüneyd?"

"Hayırlı sabahlar." dedi Cüneyd gülümseyerek.

"Hayırlı sabahlar."

"Haydi uyan. Kahvaltı yapalım birlikte."

Zeynep başını salladı ve ayağa kalktı. Cüneyd de gülümsedi ve odadan çıktı.

Cüneyd hızlıca alt kata indi ve çay demlemeye başladı. Onlar kahvaltıyı hazırlayana kadar demlenirdi çay da.

Birkça dakika sonrasında ise Zeynep gülümseyerek indi aşağıya. O geldiğinde Cüneyd, domates doğruyordu.

"Hayırlı sabahlar Cüneyd." dedi Zeynep Cüneyd'in yanına gelerek.

Cüneyd Zeynep'e döndü ve gülümsedi. "Hayırlı sabahlar Zeynep."

"Gece rahat uyudun mu?" diye sordu Zeynep.

"Uzun süredir bu kadar rahat uyumamıştım.." dedi Cüneyd dürüstçe. "Gece boyu hiç kabus görmedim."

Zeynep bir nefes verdi. "Çok şükür.. İnşallah bundan sonra da böyle rahat uyursun."

"İnşallah." dedi Cüneyd Zeynep'e göz kırparak.

Zeynep söylediği sözden çıkan anlamı Cüneyd göz kırpana kadar fark etmemişti. Fark ettiğinde ise utanarak başını eğdi.

Cüneyd güldü. "Utanma hemen Zeynep Hanım."

"Sen beni böyle utandırmaya çabalarken nasıl utanmayayım ben?" diyerek şakayla sitem etti Zeynep.

"Utanınca ayrı bir güzel oluyorsun Zeynep Hanım. Ben ne yapayım?"

Zeynep bu sefer daha fazla utanmış, iyice yüzü kızarmıştı.

"Zeynep sustum tamam." dedi Cüneyd en sonunda. Ve Zeynep ile uğraşmayı bırakarak

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.