İçeriğe geç

Münzevi | CünZey

Bölüm 8 · 10 dk okuma

Münzevi | CünZey

Bölüm 8

8. anne.

Selam!

Birkaç açıklama yapmak istiyorum. Bölümü okurken Meryem'in sözleri ve yapacakları size tuhaf gelebilir. Fakat dizideki Meryem ile bu yazdığım Meryem birbirlerinden farklı. Okurken bunu dikkate alırsanız çok sevinirim.

Ayrıca bu kitapta Zeynep 17, Cüneyd ise 20 yaşında.

Bilginiz olsun ♥️

İyi okumalar! Yorumlarınızı merakla bekliyorum 💗

*

Zeynep Bahadır ile birlikte annesinin evine gelmişti. Bahadır onu bıraktıktan sonra tekrar dergâha dönmüştü.

"Anne? Ben geldim!" diye seslendi Zeynep bahçe kapısından içeri girerken.

Meryem kızının sesini duyar duymaz bahçeye çıktı. "Kara kuzum! Hoşgeldin!"

"Hoşbuldum anne." dedi Zeynep annesine sarılırken.

Meryem ile Zeynep birlikte içeri girdiler. Salona geçtiklerinde Meryem kızının bir şey konuşmak istediğini fark etmişti.

"Güzel kızım. Belli sen bir şey diyeceksin bana. Ne diyeceksin?" dedi Meryem kızının elini tutarak.

Zeynep, kalp atışları gerginlikten hızlanırken çekinerek konuştu. "Anne.. Ben sana bir şey diyeceğim evet, lâkin kızmandan korkuyorum."

"Kara kuzum. Ben sana asla kızmam ki." dedi Meryem. Fakat Zeynep, annesinin bu sözlerinde samimi olmadığının farkındaydı.

"Anne. Biz- biz Cüneyd ile boşanmayacağız. Karar verdik."

Meryem sinirle ayağa fırladı. "Zeynep! Sen delirdin mi kızım?! Hani Cüneyd Efendi sana ehliyet vermişti boşanma ile ilgili?"

Annesinin öfkelenmesiyle Zeynep'in gözleri hemen dolmuştu. "Anne. Evet, Cüneyd bana ehliyet verdi ama-"

"Ama ne kızım?! Ama ne?"

"Ben istemiyorum anne." dedi Zeynep ayağa kalkarak. "Cüneyd'den boşanmak istemiyorum."

Meryem öfkeyle elini havaya kaldırdı ve Zeynep'e sert bir tokat attı. Bu tokat öyle şiddetliydi ki, Zeynep ayakta olmasına rağmen koltuğa düşmüştü.

"Delirdin mi sen Zeynep?! Boşanmamak ne?"

Zeynep ağlamaya başladı ve dolu gözlerle annesine baktı. "Anne... Neden benim ne istediğimi önemsemiyorsun? Cüneyd'i seviyorum ben..."

"Sen istediğinin ne olduğunun farkında mısın sen Zeynep?! Ne olsun istiyorsun sen, o meczuptan çocuk mu yapacaksın bir de başıma?"

"Anne!" diye çıkıştı Zeynep. "Cüneyd meczup değil!"

Meryem öfkeyle Zeynep'i kolundan tuttu ve ayağa kaldırdı. Kızını sertçe sarsarken "BEN SENİN İÇİN ELİMDEN GELEN HER ŞEYİ YAPTIM! SIRF OKU DİYE!" diye bağırdı. "AMA SEN- SENİN AKLIN OKULDA DEĞİL KOCADA!"

Zeynep dolu gözlerle annesine baktı. "Anne- anne öyle değil! Dinle beni lütfen!"

"BEN SENİN İÇİN TÜM DÜNYAYI KARŞIMA ALDIM! TÜM DÜNYAYI! AMA SEN BENİ YÜZÜSTÜ BIRAKTIN ZEYNEP!"

"Anne! Anne yalvarırım dinle beni! Lütfen anne!" diye yalvardı Zeynep hıçkırıklarının arasından.

Meryem, Zeynep'i kolundan sıkıca tuttu ve evin dışına doğru çekiştirmeye başladı. "BENİM BUNDAN SONRA SENİN GİBİ BİR KIZIM YOK!" diye bağırdı Meryem ve kapıyı Zeynep'in üzerine kapattı.

"Anne! Anne aç kapıyı, lütfen aç kapıyı anne!" dedi Zeynep ağlayarak. "Lütfen anne!"

Ama Meryem kapıyı açmadı.

Zeynep yapayalnız hissediyordu kendini. Annesi neden onu anlayamıyordu bir türlü? Öyle davranıyordu ki annesi sanki kendisi hiç genç olmamış, birini sevmemişti.

Zeynep gözlerinden durmadan yaşlar süzülürken, kapının yanına yere çöktü. "Anne.. Lütfen aç kapıyı konuşalım." diye seslendi annesine.

Lâkin Meryem yine cevap vermedi.

Zeynep bir umut yine de kapının önünde bekliyordu, belki annesi onu anlar, affeder diye.

Lâkin Meryem Zeynep'i affetmeyi düşünmüyordu. O kızını bu cehennemden kurtarmak için böyle çabalamışken, kızı kendisini bu cehennemin içine kilitlemişti adeta.

Zeynep'in düşünceleri ise tam aksiydi. Neden hem okuyup hem de Cüneyd'in yanında olamıyordu ki? Bir tek o güç veriyordu Zeynep'e. Bir tek o yanındayken güvende hissediyordu kendini.

Annesi onun tüm bu hissettiklerini neden anlayamıyordu ki..?

Zeynep sessizce kapının önünde ağlıyor, etraftan ise onun bu kötü ruh halinin aksine çocuk sesleri yankılanıyordu. Gökyüzünde kuşlar uçuyor, tam Zeynep'in üzerinden geçiyorlardı.

Zeynep duyduğu kuş sesleriyle başını kaldırdı. Kuşlara baktı ve buruk bir şekilde gülümsedi Zeynep. Cüneyd'in, daha doğrusu Gülayşe annenin dediği gibiydi belki.. Kuşlar onları koruyordu belki de.

*

Cüneyd, Müyesser Hanım ve amcası Sadi Hüdayi ile konuştuktan sonra dergâhtan ayrılmıştı. Bu akşam,

Bahadır'dan dergâha ait arabalardan birinin anahtarını almış ve yola koyulmuştu.

Zeynep'e kitap alacaktı Cüneyd. Bunun için ayrılmıştı dergâhtan.

Cebinden telefonunu çıkardı ve arabayla giderken Levent Hoca'yı aradı.



Zeynep'e matematik kitabı almak istiyordu Cüneyd. Sınavı da yaklaşıyordu hem Zeynep'in.

Naim'in eline aldığı için dövdüğü kitapları, Cüneyd Zeynep'e hediye olarak alacaktı.

Ve hangi kitabın uygun olduğunu bilmediğinden, en mantıklısı Levent Hoca'ya sormaktı.

"Levent Hocam, selamün aleyküm." dedi Cüneyd telefon açıldığında.

"Cüneyd? Aleyküm selam. Nasılsın?"

"Elhamdülillah, sen nasılsın Levent hocam?"

"İyiyim sağol. Ne için aramıştın?"

"Levent Hocam, ben Zeynep'e kitap almak istiyorum. Matematik kitabı. Lâkin hangisi onun için uygundur bilemedim."

Levent güldü. "Cüneyd ben telefonu Mira'ya vereyim. O sana daha iyi yardımcı olur."

"Allah razı olsun." dedi Cüneyd. Birkaç saniyenin ardından Mira'nın sesi telefonda yankılandı.

"Selamün hello Cüneyd!" dedi Mira.

"Aleyküm selam Mira Hanım. Ben size bir şey soracaktım."

"Tabii gönder gelsin cüppo! Ay yani şey- Cüneyd."

Cüneyd hafifçe gülümsedi. "Ben Zeynep'e kitap almak istiyorum, matematik kitabı. Lâkin, hangisi münasiptir bilemedim. Hem sınavı da yaklaşıyor malûm."

Mira kıkırdadı. "Oooo! Şimdi Cüneyd, sen Zeynep'e bir geometri bir de klasik matematik test kitabı alsan uyar."

"Tamam. Allah razı olsun." dedi Cüneyd ve ardından telefonu kapattı.

İstanbul trafiğine rağmen kısa bir sürede kırtasiyeye gelmişti Cüneyd. Arabadan çıktı ve kırtasiyeye girdi.

Yanına gelen çalışan ona tuhaf bakışlarla bakıyordu. Ama Cüneyd bunu pek de umursamadı.

"Buyrun efendim?"

"Selamün aleyküm, ben test kitabı alacaktım. Bir geometri bir de matematik kitabı."

"Tabii beni takip edin." dedi çalışan. Cüneyd de adamın peşine koyuldu.

Adam raftan iki tane test kitabı aldı ve Cüneyd'e uzattı. "En kaliteli kitaplarımız bunlar."

Cüneyd başını salladı ve kitapları aldı. Ardından ise Zeynep'e bir kalem ve bir silgi aldı. Ve kırtasiyeden ayrıldı.

Mutlu hissediyordu Cüneyd. Zeynep'i mutlu etmek için bir şeyler yapmak onu gerçekten mutlu ediyordu.

Genç kız onun için bu kadar çabalarken, Cüneyd de onun için elinden gelen her şeyi yapmaya çalışıyordu.

Cüneyd dönüş yoluna geçtiğinde, Bahadır'ı aradı. Ona Zeynep'i sordu. Bahadır, Zeynep'i eve bıraktığını fakat sonrasından bilgisi olmadığını söylemişti.

Bu yüzden de Cüneyd, Zeynep'in yanına yani Meryem Hanım'ın evine doğru yola çıktı.

Yol boyunca Cüneyd heyecanlıydı. Zeynep'in onunla yaşamak istiyor olması ve ona bu kadar itimat etmesi gerçekten gururunu okşuyordu.

Yarım saatlik bir yolu ardından Cüneyd, Meryem Hanım'ın evine varmıştı. Arabasını park etti ve içeri doğru yürümeye başladı.

Bahçe kapısını açıp içeri girerken oldukça umutluydu Cüneyd. Meryem Hanım'ın rıza gösterdiğini umuyordu.

Kapıyı açıp bahçeye girdiğinde aklının ucundan bile geçmeyecek bir görüntü ile karşılaştı. Zeynep evin kapısının önünde oturmuş, hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

"Zeynep!" diye seslendi Cüneyd hızlı adımlarla Zeynep'in yanına giderek.

"Cüneyd?" dedi Zeynep sesi titreyerek.

Cüneyd Zeynep'in yanına yere çöktü. "Zeynep... Ne oldu?"

"Cüneyd.. Annem- annem çok kızdı bana Cüneyd." dedi Zeynep. Gözleri kıpkırmızı olmuştu ağlamaktan.

Cüneyd öfkeyle dişlerini sıktı. İnsanların göz bebeğini üzmelerinden nefret ediyordu. Onun bakmaya kıyamadığı kızı, nasıl ağlatabiliyorlardı?

"Gidiyoruz Zeynep." dedi Cüneyd sadece. "Kalk ayağa hadi."

Zeynep şaşkınlıkla Cüneyd'e baktı. "Ama- ama annem?"

"Zeynep. Sonra gelir validene durumu izah ederiz. Lâkin şimdi daha fazla üzülmene gönlüm razı değil."

"Ama-"

"Zeynep, lütfen.."

Zeynep ve Cüneyd ayağa kalktılar. Ve yavaş adımlarla arabaya yürüdüler. Arabaya biner binmez Cüneyd arabayı çalıştırdı.

"Benim yüzümden mi?" diye sordu Cüneyd kısık bir sesle.

"Hayır!" dedi Zeynep. "Sadece... Sadece annem okumaktan vazgeçtiğimi düşünüyor."

Cüneyd derin bir nefes verdi.

"Cüneyd yemin ederim, okumaktan vazgeçmedim. Vazgeçmem de. Ama anlamıyor beni annem.."

"Meryem Hanım sadece seni korumak istiyor." dedi Cüneyd.

"Ama senden korumak istiyor! Cüneyd sen bana zarar vermiyorsun, bunu bir türlü anlayamıyor annem.."

Cüneyd hafifçe gülümsedi. "Elbet anlayacaktır. O sadece seni korumak istiyor."

Birkaç saniye sessizlik oldu aralarında. Ardından Zeynep'in sesi bu sessizliği bozdu. "Annem- annem, bundan sonra benim senin gibi bir kızım yok dedi bana." dedi Zeynep fısıltı gibi bir sesle.

Cüneyd kaşlarını kaldırdı ve Zeynep'e döndü. "Ben- Zeynep ben özür dilerim. Benim- benim yüzümden validen.."

"Cüneyd.. Mesele seninle olan muhabbetimden öte bir şey. Evet annem, beni korumak istiyor ama hep o benim için doğru olana karar veriyor. Hiçbir zaman bana gönlümden geçeni sormuyor..."

Cüneyd duraksadı. Bir şeyler söylemek istedi, lakin söyleyemedi. Anne, Cüneyd için oldukça uzak lâkin aslında bir o kadar da yakın bir kavramdı.

Bir annenin ne durumda ne yapacağını bilmiyordu Cüneyd. Belki de Meryem Hanım'ın yaptığıydı doğru olan. Bu konuda en ufak bir fikri dahi yoktu. Tek bildiği Meryem Hanım'ın yapacaklarını Zeynep'i üzmeden yapması gerektiğiydi.

"Anne... İkimiz için de yara artık sanırım." dedi Cüneyd.

Zeynep ağır ağır başını salladı. "Keşke her şey daha farklı olsaydı.." dedi Cüneyd'e bakarak.

Cüneyd de Zeynep'e döndü. "Belki de böylesi ikimiz için de daha hayırlıdır.."

Cüneyd cümlesini söyledikten sonra arabayı durdurdu ve park etti. Evlerine gelmişlerdi.

Zeynep arabadan indiğinde, az önceki ruh halinin aksine şimdi huzurlu hissediyordu. Evleri ona huzur veriyordu.

Cüneyd arabadan indi ve arka koltuktan Zeynep'e aldığı kitapları eline aldı.

İkili evlerine doğru yürürken Zeynep, Cüneyd'in elindeki poşeti fark etti. "O poşet ne?"

Cüneyd Zeynep'e bakarak sırıttı. "Sürpriz." dedi göz kırparak.

Zeynep içinde uçuşan kelebekler ile evlerine doğru ilerledi. Ona hediye mi almıştı Cüneyd?

Zeynep'in şaşkınlığı sürerken, Cüneyd her daim cebinde taşıdığı anahtarı çıkardı ve kapıyı açtı.

Önce Zeynep ardından Cüneyd içeri girdi. Cüneyd cübbesini ve takkesini çıkarırken, Zeynep de başörtüsünü açıyordu.

Aslında basit bir hamleydi bu, oldukça doğaldı. Ama Cüneyd, Zeynep'in bu hamlesini izlerken adeta büyülenmişti. Genç kız açtığı başörtüsünü eline almış, örgü halindeki saçını düzeltiyordu.

Cüneyd tüm bu saniyeler boyunca gözünü dahi kırpmadan gülümseyerek Zeynep'i izliyordu.

Zeynep başörtüsünü askıya asarken Cüneyd'in bakışlarının farkına varmıştı. Cüneyd ne zamandır onu izliyordu acaba? Cüneyd öyle güzel bakıyordu ki kendisine, Zeynep de büyülenmişti.

Cüneyd bakışlarını Zeynep'in üzerinden çekmiyor, çekinmeden gözbebeğini izliyordu. Zeynep ise onun bu bakışlarıyla utanmadan edemiyordu. Yanakları alev almıştı sanki. Utanarak başını eğdi.

Cüneyd Zeynep'in bu haline gülümsedi. "Sürprizinin ne olduğunu merak etmiyor musun?" diye sordu. Genç kızın kafasının dağılması için sürprizini biraz öne almıştı.

Zeynep kıkırdadı. "Ediyorum tabii ki." dedi sevinçle.

"Hadi.." dedi Cüneyd, poşeti eline alıp salona geçerken.

Zeynep de hızlı adımlarla Cüneyd'in yanına ilerledi. İkili beraber koltuğa oturdular. Cüneyd elindeki poşeti Zeynep'e uzattı. "Senin için.."

Zeynep gülümsedi ve poşeti aldı. İçini açtığında gördüğü şeyi ise asla beklemiyordu. Heyecandan elleri titremeye başlamıştı. Cüneyd ona gerçekten kitap mı almıştı..?

"Cüneyd..." dedi Zeynep eline aldığı geometri kitabına şaşkınlıkla bakarken. "Gerçekten benim için mi aldın bunları?"

Cüneyd gülümsedi. "Kendim için almadığıma göre?" dedi tek kaşını kaldırarak.

Zeynep güldü.

"Ee beğendin mi?" diye sordu Cüneyd bir çocuk gibi.

"Beğendim. Çok beğendim.." dedi Zeynep kitabın sayfalarını karıştırırken.

Cüneyd kızın bu hevesli haline gülümsedi. "Senin için hangi kitabın münasip olduğunu bilemedim. Bu yüzden Mira Hanım'a sordum, o söyledi bu kitapları almamı."

Zeynep bir kez daha güldü. "Mira.." diye mırıldandı.

Bir süre sessizlik oldu. Zeynep gözleri parlayarak kitabı inceliyor, Cüneyd de Zeynep'i izliyordu.

Cüneyd aklına gelen şey ile saate baktı. Akşam ezanı okumak üzereydi. Namazdan sonra dergâhta sohbet vardı ya..

"Tekkede.." dedi Cüneyd. "Akşam namazından sonra tekkede sohbet vereceğim."

Zeynep'in yüzü düştü. Akşam birlikte zaman geçirebileceklerini umuyordu. Cüneyd'e oldukça ihtiyacı olan bu zamanda beraber kalmak istemişti.

"Benimle gelmek ister misin?" diye sordu Cüneyd. "Ya da evde kalmak istersen de, Mira Hanım'ı çağırabiliriz. Tek kalmazsın."

Zeynep başını iki yana salladı. Cüneyd'den uzak kalmak istemiyordu. "Ben de seninle gelsem.. Olur mu?" diye sordu çekinerek.

"Olur elbet." dedi Cüneyd. "Refikam olarak, en münasip olanı yanımda olmandır."

Zeynep gülümsedi. "Namazı.. Beraber kılalım mı?" diye sordu.

Cüneyd de gülümsedi. "Kılalım elbet. Abdestin var mı?"

"Yok, lâkin hemen alır gelirim ezan okuyana kadar."

Cüneyd başını salladı ve Zeynep hızlıca banyoya ilerledi. Birkaç dakika sonra ise abdestini almış olarak tekrar aşağı indi Zeynep. Başında siyah bir başörtüsü vardı. Bu başörtüsü Cüneyd'e annesinin başörtüsünü anımsatmıştı.

Zeynep geldiğinde Cüneyd ayağa kalktı ve takkesini başına geçirdi. Zeynep de seccadelerini çıkardı ve serdi.

Ezanın okumasına birkaç dakika kalmıştı sadece. İkili sessizce ezanı beklerken, Zeynep sessizliği bozdu.

"Cüneyd?"

"Efendim Zeynep."

"Yarın.. Benim Suavi dedenin yanına gitmem lazım. Yani şey- sınav için. Müsaaden varsa tabii " diye sordu Zeynep çekinerek. Gitmesi gerekiyordu oraya. Ama annesi yokken gidebilir miydi, Cüneyd müsaade eder miydi ki?

Cüneyd oldukça samimi bir şekilde gülümsedi. "Gidebilirsin elbet. Hatta Arif Efendi'ye söyleyeyim. O bıraksın seni sabah. Döneceğin zaman da Levent Hoca ile bana haber verirsin. Arif'i tekrar gönderirim."

Zeynep'in bu sözlerle hemen gözleri dolmuştu. Cüneyd onun en büyük şansıydı..

"Zeynep?" dedi Cüneyd Zeynep'in gözlerinin dolduğunu fark ederek. "Ne oldu?"

"Ben- ben teşekkür ederim Cüneyd." dedi Zeynep. "Sen.. Sen benim en büyük şansımsın."

Cüneyd'in de gözleri dolmuştu çabucak. "Asıl sen benim en büyük şansımsın Zeynep.."

Birkaç saniye boyu birbirlerinin gözlerinde adeta kayboldular.

Aradan geçen saniyelerin ardından ezan sesiyle ikisi de ayaklandılar ve berber namaz kılmak için seccadelerinin başına geçtiler.

Bölüm sonu

1 yorum

  • Ben bu ikiliyi yansıtıcak bir tablo yapmak istiyorum amaa nilüferli tablom yeni bitti😪

    1Yanıt