Alnı alnımdayken yavaşça fısıldadı, "ileri gidersek kendimi tutamam..."
İleri gidemezdim, her ne kadar istesem de yapamazdım. Henüz ona tamamen alışamamışken ve ilkim olacakken buna bu kadar kolay ve çabuk izin veremezdim.
Anlını yavaşça geriye çekti ve gözlerimin en derinine baktı. Beni gördü. Hislerimi, duygularımı, kararsızlıklarımı ve sınırlarımı.
Dudaklarımın üstüne son bir öpücük kondurup benimle birlikte ayaklandı. Sanki üstünde ben hiç yokmuşum gibi hareket ediyordu. Asla yavaşlamıyor, takılmıyordu.
Onun ayaklanmasıyla iki yanına doğru yer edinmiş bacaklarımı beline doladım. Başımı boynuna koyarken bir yandan da kollarımı iyice sardım ona. Ona çekilmemin nedenini mührümüze bağlıyordum zira kafayı yerdim yoksa.
Nereye gittiğimizi bilmiyordum ama o yanımda olduğu sürece de pek bir önemi yoktu. Merdivenlerden çıkarken duvara yaslanmış bir diresuarın üstündeki saate kaydı gözlerim. 23:10.
Kendi odasına girmişti ama hemen ardından odanın içerisinde varlığını tam şu an öğrendiğim başka bir odaya daha girdi.
Kafamı kaldırıp etrafa baktığımda buranın giyinme odası olduğunu kavradım.
"Neden buraya geldik?" Diye bir soru sorduğumda bana göz ucuyla bir bakıp önüne döndü ve bir dolabın kapağını açtı.
"Üstündekilerden haberin var mı? Ya da bu halde beni nasıl delirttiğinden?" Dediğinde dona kalmıştım.
Çünkü beni tek koluyla bir bebek tutar gibi popişimin hemen altından tutuyordu.
Elbisemin etekleri kolunun üstünden geçiyordu.
Kolu bana değiyordu...
Yanaklarıma ateş oturunca başımı farklı bir tarafa çevirdim.
Açtığı dolaptan birkaç şey aldığını çıkan seslerden anlıyordum.
Yatak odasına geri döndüğümüzde beni kırılabilecek bir oyuncak bebek gibi yatağa dikkatlice bıraktı. "Al bakalım," dedi elindeki koyu lacivert takımla.
Elime verdiği lacivert kısa kollu tişörte ve yine lacivert eşofmana baktım. Bunları giymeyi çok severdim ama hiç giyemezdim, Peri Krallığı ve kuralları. Tahta çıktığım an bu kalıplaşmış şeyi ortadan kaldıracaktım. İsmi duyulan perilerin eşofman giyememesi ne kadar da saçmaydı böyle. Kim bu şahaneleri giymek istemezdi?
Değil mi?
Onun elinde ise bana verdiği takımın siyahı vardı.
Bir anda, tek hamlede, tek seferde üstündekinden kurtulduğunda neye uğradığımı şaşırmıştım. Tamam yapılı, kaslı vicutlar görmüştüm ama onunki...
Yani bu...
Farklı bir boyun hani anlatabildim mi?
Ben ona öyle bakmaya devam edince o tişörtünü dirseklerinden geçirecekken bana baktı. "Ne o? Hoşuna mı gitti yoksa?" Dedi olağanüstü bir imayla.
"Ne? Ne alaka be!" Diyerek durumu kurtarmaya çalıştım.
Tişörtü dirseklerinden çıkararak kenara fırlattı ve iki elini benim iki yanıma koyarak üstüme eğildi. Yutkundum.
"Eğer gizli bir iş yapacaksan çaktırmaman gerekir ama konu sen veya ben değil, biz isek, bunu istediğin gibi dile getirmelisin. Utanmamalısın." Sesi... Tanrım, Sesi ve o güzel sesiyle kurduğu cümleler... Beni delirtmek istiyordu galiba.
Ona ondan utanmadığımı göstermeliydim çünkü bana imalı imalı bakışlar atıyordu!
Ben de ona öyle bakıp ellerimi kollarında sürtüp omuzlarına çıkarttım. Bunu beklemediğine yemin edebilirdim ama yüzündeki ifadeden dolayı kanıtlayamazdım zira hiç de etkilenmişe benzemiyordu.
"Gizli bir iş değildi. Şahet eğer olsaydı," deyip sesimi kıstım. "Ruhun bile duymazdı." Dedim. "Duyamazdı. " Son anda kendimi düzelttim ve göz kırptım.
Dudaklarında güzel bir sırıtış oturdu.
"Dedi, daha az önce utançtan deli gibi kızaran Prenses."
O da bana aynı şekilde göz kırptı ve ben daha verecek bir cevap bile bulamadan üstümden kalkıp banyoya gitti. Elindeki eşofman takımıyla.
~~~~~~~~~
•3 saat sonra•
Boris ile olan o garip müthiş konuşmadan sonra beni saraya bırakmış ve tekrar o anı hatırlatmak istercesine göz kırpıp gözden kaybolmultu. O giderken ise saniyelerce arkasından bakmıştım.
Şu an ise dövüş arenasında diğer perilere ders veriyordum.
"Rakibinizle göz temasını kesmemelisiniz. Her hamle, önceden gözlerde belirir. Eğer bakabilirseniz."
Etrafımdalardı. Onların yanlarından geçerken konuşuyordum. Konuşmam bitince ise tam ortalarında durdum. "Başlayabilirsiniz." Diyerek izinlerini verdim.
Eşleşen gruplar iki kişilikti. Herkes öğrettiğin şeylerle yeni teknikler keşfediyor ve birbirlerine ciddi bir zarar vermeden dövüşüyorlardı. Bundan haz alıyordum çünkü güçleniyorlardı. Perinin kendini güçlü hissetmesi kadar güzel bir şey var mıydı gerçekten?
Bunu bir ara Kocamıza da sor lütfen. Eminim sana verecek çok güzel cevapları vardır.
Her neyse.
"Bu çok saçma!" Diye bağırdı bir kız öğrenci elindeki sopayı yere fırlatarak.
Dövüşenlerin arasında onları inceleyerek ilerliyordum. Kızın sesiyle olduğum yerde durdum. Kaşlarım çatıldı. Bu ne cüretti böyle?
"Pardon?" Diye seslendim kıza doğru. Kız bana döndüğünde hala aynı cüretkar ifadeyi takınıyordu.
"Bu saçmalık! Bize onca şey söylüyorsun ama bir kere bile dövüştüğünü görmedim, herkes çok iyi olduğunu söylüyor ama sen köşede sadece patronluk taslıyorsun!"
Kıpkırmızıydı.
"Bu ne laubalilik böyle?!" Diye çıkıştığımda birkaç kişinin geri çekildiğine şehitlik ettim.
"Sesini kıs ve işine geri dön! Bir daha da böyle bir cüretkarlık, terbiyesizlik görmek istemiyorum!" Sesim bütün arenaya yayılıyordu.
"O halde kanıtla, bence o kadar da iyi değilsin. Sadece ilgi meraklısısın. " ciddiydi. Gerçekten benden iyi olduğunu düşünüyordu. Komik.
PUHAHHASKLSAHAO AY HİÇ GÜLECEĞİM YOKTU! GÜMLEDİM !
Bende.
İç çektim. Sakin. Sakinim. Sakinleş Tiana. Sakin.
Ay aman be!
"Bunları dediğin için o kadar pişman olacaksın ki..." ona Gerçekten üzülerek baktım.
Yazık olacak...
Pek değil.
"İlgi isteyen sen değil misin gerçekten?" Diyerek ona doğru bir adım attım. "Bana karşı böyle saygısız bir davranışta bulunuyorsun, sana verdiğim şansı hiçe sayıyorsun, sana gücümü kanıtlamamı istiyorsun ve üstüne ilgi meraklısı olduğumu haykırıyorsun?"
Kimseden çıt dahi çıkmıyordu. Kızın yanındaki esmer arkadaşı onu kolundan dürttü.
"Özür dile hemen, seni ahmak!" Sesi kısıktı ama buradaki kimse insan değildi. Her şeyi gayet rahat duyabiliyordu. Belli bir sınır çerçevesinde.
"Hayır!" Diye bağırdı kız. "Sana meydan okuyorum, Çakma prenses."
Tamam, bu son noktaydı.
Herkes tek bir ağızdan "hii" yaptı. Aynı anda da beni yokladı ve bir kaç adım geri çekildi.
"İsmin ne senin, saygısız kız çocuğu?" Derken ona adımlıyordum.
"Clara." Dedi sertçe.
Ah be Clara...
"Pekala, her şey için çok pişman olacaksın Clara. " Yanına varmama son 4 veya 5 metre vardı ama durdum.
"Teklifini kabul ediyorum."
---
İki dakika. Sadece iki dakika sonra Clara yerlerde ağlıyordu. İlk bir, bir buçuk dakika biraz oynamıştım onunla. Bütün oyun boyunca bir şeyler geveleyip durmuştu. Son saniyelerde ise tek hareketle onun atağını geri çevirip saldırmıştım. Ve, yerdeydi.
"Gelecek vaat ediyordun aslında Clara. Ama akıl olarak hala çok geridesin. "
Kız acılar içinde bağırıyordu. Kaburgsında çatlak vardı ve üç parmağı kırıktı. Periler sağlık açısından çok iyiydi. Eğer olmasaydı, onu iyileştirirdim ama buna gerek yoktu. Dersini almalıydı.
"Şimdi, özür dile." Sesim keskindi. Eğer sesler bir şeyleri kesebilseydi şu an Clara paramparçaydı.
"Asla! Çakma seni!" Dediği an onu yakasından tutup kendime çektim. "Tekrar et." Dedim tehditkar bir şekilde.
Sus pus olmuştu.
"Ne o? Edemiyor musun?" Kızın gözleri doluydu ve devamlı etrafa bakıp duruyordu. Uyanmıştı. Daha fazla üstüne gitmeyecektim ama özür de diletecektim.
"Özür dile ve beni bir daha tekrarlamak zorunda bırakma Clara."
"Özür dilerim, üzgünüm. Oldu mu?"
Olmamıştı. Ama yeterliydi. Onun gibi biri için.
Yakasını bıraktım ve ayaklandım.
"Bir dahakine kiminle konuştuğuna dikkat et. Yoksa bir dahaki sefer senin için batar, ölmek için can ekişirsin. Yaşamak için değil ve bunu benim yapmama bile gerek kalmaz."
Gözlerimle etrafı taradım. "Bugünkü eğitim bu kadardı. Ve işte bugünün dersi: karşındakini bilmeden, tanımadan atakta bulunma."
"Ders bitmiştir." Periler dağılmaya ve hareket etmeye tam o an başlamıştı.
Bu gibi durumlardan gaz etmezdim çünkü gerek yoktu ama bazen başka seçenek de kalmıyordu.
O an onunla göz göze geldim.
Bana... gururla bakıyordu.
Gurur...
Ailemden göremediğim gurur damlaları...
İlk defa gördüğüm, şahit olduğum gurura ait hisler ve duygular...
O an anladım, o benim ailemden bile daha iyi bir aile olacaktı bana.
O, benim için yaratılmıştı sanki. Ben de onun için... Umarım bu asla bozulmazdı...
--------
Bir önceki bölüm kısa bu uzun diye iki parça ayırmıştım. Umarım beğenirsiniz🫶🏻