İçeriğe geç

Mühür

Bölüm 1 · 8 dk okuma

Mühür

Bölüm 1

Davet

Sabahın erken sularıydı. Tahminimce sabah altı veya altı buçuktu. Her sabah olduğu gibi erken kalkmış, sarayın eğitim alanında fiziksel açıdangelişmek için çalışıyordum. Eğitimler için dersler pazar günleri hariç sabah yedi yirmide başlıyordu. Eğitim alanı dolmaya başladığında çıkacak ve kasabaya inecektim. Varis olduğumdan beri işlerim yoğunlaşmış ve çok daha sıkı bir eğitime başlamıştım. Pek şikayetçi olduğum söylenemezdi, sıkı ve disiplinli olmayı severdim.

Kasaba halkı beni genel anlamda severdi ve iyi ki benim varis olduğum hakkındaki iyi dileklerini söylerlerdi. Yaklaşık 4 gündür kasabaya gitmediğim için saraya çeşitli mektuplar geliyordu. Babam, yani kral Carl bundan rahatsız olmuş olacak ki bu günkü işlerimi ablama devr etmişti.

Eğitim alanı dolmaya başlamıştı ve bu da demek oluyordu ki çıkma zamanım geldi ve geçiyordu. Birkaç dakika içerisinde odama gelmiş soğuk, kısa bir duş almıştım. Perilerin bulunduğu bölgede soğuk pek olmazdı bu yüzden de Periler genellikle çabuk üşürdü. Benim aksime. Vücut ısım hep normalin üstünde çıkardı. Bu da soğuğa dayanıklı olmamı sağlıyordu ama sıcak havalarda da daha çok terliyordum.

Tabiki küçük sihirler ile terlememi veya ısınmamı engelleyebilirdim zira annem, yani kraliçe Moka her küçük, önemsiz şeyde sihir yapılmasına karşı olduğundan buna izin vermiyordu. Kimse için. Perilerin normalde uzun süre yaşayabilmesine rağmen aşırı sihir yani güç kullanımından sonra yaşama ihtimalleri yüzde yirminin altına düşüyo ve hatta bazen sıfır bile olabiliyor.

Annemin önemsiz şeyler için sihirin kullanılmaması hakkındaki düşünceleri geçmişinde aşırı güç kullanımından dolayı hayatını kaybeden yakınlarının olmasıydı çünkü ablama,bana ve küçük kardeşimize de hep fazla sihirin ölüm getirdiği hakkında nasihatler verirdi. İlerleyen zamanlarda yani olgunlaşmaya başladığımız zamanlarda geçmişindeki kayıtlarından bahsetmişti. En küçük kız kardeşi büyük acılar çekerek ölmüştü. Kraliyetin başına annem ve babam geçtiğinden beri ölüm oranları yok denilecek kadar az olmaya başladı. Babam, anneme düşkün olduğundan o ne derse desin arkasında olmaya çalışıyordu. Babam sihir yapmayı sevmesine rağmen annem için yapmamaya çalışıyordu fakat bu hiç yapmadığı anlamına da gelmiyordu çünkü krallık için en iyisini yapmaya çalışırken ister istemez sihir kullanıyordu.

Sihir kullanılırken, bulunduğunuz ruh haline göre renk, koku ve güç değiştirir. Kırgınlık ve kızgınlık en ağır duygulardan biridir bu yüzden krallıkta gördüğünüz perilerin %95'inden fazlası Sol kollarına duygu kontrolü için bileklik takar. Biz de dahil.

Saçlarımı kurutmak için yeterli enerjiyi bulamadım kendimde. Annem olsa şimdi yapacağım şeye kızabilirdi ama yok. -iyi ki- Ellerimi sarı, yumuşak ve uzun saçlarıma doladım. Birkaç söz söylediğimde saçlarım kendi benliğine dönerek dalgalı halini aldı.

Terzilerin benim için hazırladığı koyu kırmızı elbiseye hızlıca bir göz gezdirdim ve giyindim. Elbisenin el kısmı olmayan dirseğimin biraz üstüne kadar gelen elbise ile aynı renkte olan eldivenleri, omuzlarında açık kırmızı tülden yapılmış elbise ile dikili kollukları, hafif derine kaçan bir göğüs dekoltesi vardı fakat dekoltenin içinde kırık beyaz renginde bok bir kumaş vardı. -elbiseyi giydiğimde muhtemelen o kumaş gergin bir hal alacaktı ama pek bir önemi yok. - Eibise bele kadar dar geliyordu ancak oradan itibaren kabartılmış bir eteği vardı. Birkaç kumaş ve aynı şekilde bir kaç tülden oluşuyordu. Renkleri tamamen kırmızının tonlarındaydı.

Elbiseyi dikkatlice giyindim ve tahmin ettiğim gibi göğsündeki bol kumaş gerginleşmişti ama sorun değildi, çok güzel gözüküyordu çünkü. Elbisenin altına koyu kırmızı topuklu ayakkabı giyinmiştim. Ayakkabının bilekten bağlaması olan ince ipleri topuğuna doğru sarkıyordu. O kadar hoştu ki...

Kasabaya indiğimde 5 çocuk yanıma doğru koşturdu ve onların koşturmasıyla kasaba halkının bakışları beni buldu. Çocuklar belime kadar geliyordu ve eteğimin el verdiği kadar bana sarılmaya çalışıyorlardı. Hafifçe eğilerek sarılmalarına karşılık verdim ve gülümsedim. Çocuklar geri çekilince onların gülümsediğini ve bana el salladıklarını gördüm. Nazikçe bende el salladım ve merkeze doğru adımladım.

"Ey güzel prenses," dedi her geldiğimde bana türlü türlü küçük kurutulmuş çiçekler veren, ak sakallı yaşlı amca, Pedro. Nazik biriydi, kasabada ne zaman kargaşa çıksa o durdururdu. -Krallığın askerleri veya ben olmadıkça- Eğildi ve kenarda duran defterini alıp en arka sayfayı açıp devam etti sözüne. "nerelerdesiniz kaç gündür? Çiçeklerimi size vermek için her sabah erken kalktım."

Elime aldığı Altın toz çiçeğinin kurutulmuş halini bana doğru uzattı. Nazikçe elinden alırken konuştum. "Sarayda işler yoğun Pedro amca, bundan sonra iki günde bir gelmeye çalışacağım. Ayrıca çiçek için de çok teşekkür ederim. Bu çiçeği de sizin verdijlerinizin arasına koyacağım. " Evet bütün hediyeler için küçük bir alan belirlemiştim. Mesela Pedro amca için bir uzun masa dolusu vazo vardı ve içindeki çiçeklerin hepsi onun tarafından kurutulmuştu.

Pedro amca hafifçe gülümsedi ve baş selamı vererek geçmeme müsade etti. Az ilerde Natlin nineyi gördüm ve yanına uğrayıp elindeki elma poşetini alıp, "Nasılsın Natlin nine? İyisin değil mi?" ilk önce gözlerini kısıp bana baktı ve sonradan hatırlamış olacak ki kocaman gülümseyip elimi tuttu. Çok yaşlı olduğu için bazen herkesi unutabiliyordu. "İyiyim Tiana kızım. sen nasılsın? Kusuruma bakmazsın değil mi? hatırlayamadım başta." Dedi sonlara doğru gözlerini yere çevirerek. "Yok Natlin nine ne demek o öyle? Gözümüzün nurusun sen merak etme." evine geldiğimizde bana her zamanki tatlı gülümsemesi ile, " Çok sağol Tiana kızım. Bu oğlanlar bile yardım etmezken sen bana yardım ediyorsun."

Gözlerinin dolduğuna şahit olduğumda konuştum. " Tabiki yardım edicem ninem. Elinde büyüdüm ben senin. Hakkın çok." gerçekten de öyleydi. Ablam ve kardeşime göre hep daha olgun olmuşumdur. Bunun bir sebebi de Natlin nine ile olan anılarım. Bana hep hayatı ve zorluklarını anlatırdı. Zorluklarla beraber de nasıl üstesinden geleceğimi. Bazen yollarım kapandığında kendi yollarımı açmayı öğretmişti bana. Örnek olarak da bir ormanda olduğumu ve sihirli ağaçların bölgesinde kaldığımı hayat etmemi söylemişti. Sihirli ağaçlar istediklerini oradan çıkartır, istemediklerinin de çıkamaması için duvar örerdi. Natlin nine o gün bana sormuştu:

- Söyle şimdi güzel kızım. Orada öylece oturup bekler de zaman mı kaybedersin yoksa çıkış yollarını mı ararsın?

: Ama Natlin nine, ağaçlar benim çıkmamı istemiyorsa nasıl çıkabilirim ki?

-Kanatlarını aç güzel Tiana'm. Yeni yollar üret.

: Hmm, o zaman... Buldum! Kanatlarımı açığa çıkarır ve yukarı doğru uçarım. Eğer izin vermezlerse de oturur onlara açık açık anlatırdım çıkmam gerektiğini. Oldu mu dersin?

- Oldu güzel Tiana , oldu.

Demişti ve saçlarımı sevmişti. Babam ve annem Natlin ninenin beni eğittiğini etraftan duyunca bir daha da hiç kasabaya inmem konusunda karşı çıkmamış aksine unuttuğumda dile getirmişlerdi.

Natlin nineye bir süre baktıktan sonra gülümseyerek çekildim ve merkeze geldim. Yardım amaçlı bir sürü şey yaptıktan sonra az geliri olan ama iyi mal satan yerlere uğramış oralardan parça parça şeyler almıştım. İnsanlar kasabada uğradığım tezgahlardan alışveriş yapmıyorsa yapmaya başlar; yapıyorsa daha çok yapmaya başlardı. Böylelikle geliri az ama yüksek kaliteli malları yaymış ve tezgah sahibine gelir kazandırmış oluyordum.

Akşam sekiz sularında saraya geri dönmüştüm ve yorgun olduğumdan camımın önünde kitap okumaya karar verip bitki çalıyor ile okumaya başlamıştım. İki saatin sonunda kapım iki defa tıklandı.

-Gel!

Gardiyan içeri girdiğinde baş selamı verdi ve konuşmaya başladı:

+Prenses, Kral Carl sizi kraliyet salonuna çağırıyor.

-Tamam, geliyorum. Çıkabilirsin.

Gardiyanlara çok yüz verildiğinde tepenize çıktığı için genelde sert davranırdım fakat onlar da bu duruma alışık olduğu için bana kırılmazlardı.

Elimdeki kitabı bir kenara bıraktım ve elimi kaldırarak kendimi sijir yardımı ile salonun kapısına yolladım. Kapıyı iki defa tıklayıp cevap bekledim. Her ne kadar annem ve babam olsalar da saygı önemliydi. "Gel" konumunu duyduktan sonra içeri adımladım. Babamın ve annemin yüzünde kocaman bir tebessüm; Ablam ve kardeşime yüzünde ise garip bir duygudan başka bir şey yoktu. Söyleniyorlardı ama "ne için?"

Babam direkt konuşmaya başladı.

-Tiana, üst meclis toplanıp bir karar almışlar ve bu kararda sadece varislerin olduğu bir balonun düzenleneceği söyleniyor. Vera Ormanında. Oraya gideceksin.

+Bana neden fiktim sorulmadı?

-Çünkü bir seçeneğin yok Tiana! Oraya gidecek ve Krallığımızı temsil edeceksin!

+Yapmayacağımı söylemedim fakat fikrimin alınmaması rahatsız edici. Bir daha yapılmazsa sevinirim.

-Her neyse, balo 2 gün sonra saat aksam sekizde. Vera Ormanındaki baloya araba ile gitmek zorunlu olduğundan yedi buçukta sarayın kapısında olmalısın. Ayriyeten 2 kişilik davetiyen var. Biri gardiyan için olacak. Diğerini de bir arkadaşın için kullanabilirsin.

-Tamam. Her şey bu kadarsa yorgunum uyumam lazım. İzninizle.

Eğilip kalktığımda babam konuştu.

+İzin senin prenses Tiana.

Odama gittim ve bu davet işini düşündüm. Herhangi bir kargaşa sonucu krallıklar arası birleşme olacak olursa, Perilerin tek kalmaması gerekirdi çünkü her ne kadar güçlü olsak da iki veya daha fazla devletin birleşmesi ile tamamen yıkılmadık fakat ciddi çöküş yaşayabilirdik. Bunları göz önünde bulundurarak olursak; gidip herkesle tanışmam iyi olacaktır. Toplam 5 krallıktan 3 kişi gelecek bu da 15 kişi ediyor ama bir balo en az 100 kişiden olunmalıdır. Bu da buralarda sözsüz bir kural gibidir. Aynı insanların otobüslerde çok yaşlı, yardıma ihtiyacı olan, hamile vb. insanlara yer verilmesi gibi.

Bütün bu düşüncelerimi bir kenara bıraktım ve davet zarfına baktım. Zarf açık mor renkteydi, zarif bir görünüşü vardı. Zarfı açıp içindeki karta baktım. İçimden bi' oha da geçirmedim değil yani. kartın arka planı kırık beyazdı, kenarlarında yeşil sarmaşıklı ve mor çiçekli çerçeve vardı. Metalik bir yazı ile yazılmıştı. Sol alt köşede meclisin baskısı, sağ alt köşede iste bizim krallığımızın resmi vardı. Sol üst köşenin biraz sağında 3 tane lila renginde küçük yuvarlak vardı. Simetriğinde iste yeşil. Yuvarlakların yeşil olanında benim ismin yazıyordu. Biraz daha dikkatli incelediğimde aslında köşelerin hepsinde küçük de olsa renkli yuvarlakların olduğunu fark ettim. Genelde hepsi mor, sarı, yeşil ve mavi renkteydiler. Kısacası renkli işte.

Yatağıma geçtim ve koyu pembe satenden oluşan yorganımı açıp içine girdim. Kafamı yorgan gibi koyu pembe ve saten olan yastığa koyduğumda kendimi yavaşça uykunun -inanılmaz derecedeki- rahat kollarında bıraktım.

~~~~~

Nasıldı? Beğendiniz mi ? Bu benim ilk romanım bu yüzden çok heyecanlıyım. Sizce baloda ne olacak? Tiana ismini beğendiniz mi? Tiana baloda nasıl bir elbise giyinmeli?

Bölüm sonu

4 yorum

  • https://discord.com/invite/M2PUn4GY2q Merhaba🌺 2500+ üyeye sahip yazar ve okur topluluğu adından sizi Discord'ta sohbet eğlence, kitap, vote, dil sohbet (Native Ingilizlerle), AI sohbet/foto bot, oyun(lol, gartic, valorant), temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarların ve okurların arasında sizi de görmekten mutluluk duyarız. Sunucumuz gelişmekte olan yazarlardan ve nitelikli okurlardan oluşuyor.Haftanın beş günü sırayla bir yazarın kitabının üç bölümü okunur yorumlanır, sunucumuzda isteğe bağlı iki tur vardır " eleştiri ve destek" turları, eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve nerede iyi olduğunu söylüyoruz. Destek turu ise fazla vakti olmayan üyelerimiz içindir. Bu turda okuma zorunlu değil.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor, yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz. Ve sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆yarışmasıda geçirilmekte. Şu an 2500+ üyeli her daim aktif sunucumuzda 13 yaşından 45 yaşına kadar her yaştan yazar var. Tabi çoğunluk 13-45 yaş arası. Oyun kanallarımızda ise toplu mafya, vampir köylü, cinayet çözme role play, tiyatro gibi oyunlar da oynuyoruz ve farklı bot oyunlar da var. Her gece üyeler seslide müzik dinliyor, sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için yukarıdaki linke tıklamanız yeterlidir. Unutmayın bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayarabilirsiniz.

  • https://discord.com/invite/M2PUn4GY2q Merhaba🌺 2500+ üyeye sahip yazar ve okur topluluğu adından sizi Discord'ta sohbet eğlence, kitap, vote, dil sohbet (Native Ingilizlerle), AI sohbet/foto bot, oyun(lol, gartic, valorant), temelli "Yazarlar Ansiklopedisi" isimli tüm gün aktif sunucumuza davet ediyorum. Sunucumuzda özenle seçilmiş yazarların ve okurların arasında sizi de görmekten mutluluk duyarız. Sunucumuz gelişmekte olan yazarlardan ve nitelikli okurlardan oluşuyor.Haftanın beş günü sırayla bir yazarın kitabının üç bölümü okunur yorumlanır, sunucumuzda isteğe bağlı iki tur vardır " eleştiri ve destek" turları, eleştiri turunda yazarın nerede eksiği olduğunu ve nerede iyi olduğunu söylüyoruz. Destek turu ise fazla vakti olmayan üyelerimiz içindir. Bu turda okuma zorunlu değil.Sunucumuzda yarışmalar düzenliyor, yarışmaları kazananlara yorum,vote gibi ödüller veriyoruz. Ve sunucumuzda 🏆Ayın Yazarı🏆yarışmasıda geçirilmekte. Şu an 2500+ üyeli her daim aktif sunucumuzda 13 yaşından 45 yaşına kadar her yaştan yazar var. Tabi çoğunluk 13-45 yaş arası. Oyun kanallarımızda ise toplu mafya, vampir köylü, cinayet çözme role play, tiyatro gibi oyunlar da oynuyoruz ve farklı bot oyunlar da var. Her gece üyeler seslide müzik dinliyor, sohbet ediyoruz. Sunucumuza girmek için yukarıdaki linke tıklamanız yeterlidir. Unutmayın bu linkin süresi asla geçmiyor ve her zaman dahil olabilirsiniz. Linke panomdandan da tıklayarabilirsiniz.