*Muhteşem Yüzyıl*’ın ikinci bölümü, saraydaki dengelerin altüst olduğu, aşk ile kıskançlığın ilk büyük savaşına sahne olan nefes kesici gelişmelerle doludur. İlk bölümün bittiği yerden, Mahidevran Sultan’ın saraya ayak basışıyla başlayan tüm olayların detaylı hikayesi:
Mahidevran’ın Gelişi ve İlk Hayal Kırıklığı
Mahidevran Sultan, yanına oğlu Şehzade Mustafa’yı da alarak büyük bir umutla ve aşkla Topkapı Sarayı’na ayak basar. Amacı, Manisa’da olduğu gibi İstanbul’da da Süleyman’ın kalbinin tek sahibi olarak hükmetmektir. Ancak saraya adım atar atmaz havada esen yabancı kokuyu sezer.
Valide Sultan, saraydaki huzursuzluğu önlemek adına Mahidevran’ı korumaya çalışsa da saray dedikoduları çoktan yayılmıştır. Mahidevran, Süleyman’ın tahta çıktığı ilk günlerde bir cariye ile (Hürrem) iki gece üst üste halvet ettiğini ve o kıza bizzat padişah tarafından "Hürrem" adının verildiğini öğrenir. Mahidevran’ın dünyası başına yıkılır; büyük aşkı daha ilk günden yaralanmıştır.
Sultan Süleyman ile geçirdiği gecelerin ardından Hürrem, haremde artık bambaşka bir yürüyüşe sahiptir. Kendisini diğer cariyelerden üstün görmeye başlar, kurallara meydan okur. Ancak Hürrem’in tek derdi yatakta kalmak değil, Süleyman’ın kalıcı aşkı olmaktır.
Süleyman’ın odasında geçirdiği bir vakit, ona olan aşkını haykırırken aynı zamanda onun dinine geçmek istediğini söyler. Süleyman’ın huzurunda Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olur. Bu hamle, Süleyman’ın gözünde onu sıradan bir cariyeden çok daha özel ve saf bir yere taşır. Süleyman, Hürrem’e olan hayranlığını ona kendi elleriyle yaptığı, zümrüt taşlı ünlü yeşil yüzüğü vaat ederek gösterir.
Zümrüt Yüzük Krizi: İlk Büyük Çatışma
Sultan Süleyman’ın bizzat tasarlayıp üzerinde çalıştığı bu yeşil zümrüt yüzük, saraydaki kadınlar arasındaki savaşın ilk somut fitili olur. Mahidevran, Manisa’dayken Süleyman’ın bu yüzüğü kendisi için yaptığını düşünmektedir. Süleyman’ın atölyesine gittiğinde yüzüğü görür ve heyecanlanır. Ancak Süleyman yüzüğü ona vermez, henüz bitmediğini söyler.
Kısa süre sonra yüzük Hürrem’in parmağına takılır. Hürrem, bu zafer simgesini haremde gururla sergilerken Mahidevran ile karşı karşıya gelir. Mahidevran, parmaktaki zümrüt yüzüğü gördüğü an çılgına döner. Bu yüzük sadece bir takı değil, Süleyman’ın kalbinin tapusudur. İki kadın arasındaki nefret, bu yüzükle birlikte resmiyet kazanır.
Bu sırada sarayda bir başka gizli hikaye filizlenmektedir. Sultan Süleyman’ın kız kardeşi Hatice Sultan, sarayın bahçesinde ve terasında keman çalan Pargalı İbrahim’in müziğine hayran kalmıştır. İbrahim de Hatice Sultan’a derin bir aşk beslemektedir ancak statü farkı yüzünden bu imkansız bir aşktır.
İki genç, sarayın pencerelerinden ve bahçe yollarından birbirlerine kaçamak, hüzünlü ve umutsuz bakışlar fırlatırlar. İbrahim, Süleyman’ın Has Odabaşısı olarak gücünü artırırken, kalbini de bu tehlikeli aşka kaptırmıştır.
Rodos Seferi Hazırlıkları
Sultan Süleyman sadece haremle meşgul değildir; o cihanı titretmek isteyen bir padişahtır. Batı dünyasına gözdağı vermek ve İslamiyet'in sınırlarını genişletmek için gözünü Rodos Şövalyeleri’nin elinde bulunan Rodos Adası'na diker.
Divan-ı Hümayun toplantılarında paşalarla ve sadrazamla harita başında hararetli tartışmalar yaşanır. Süleyman, babası Yavuz Sultan Selim'in bile alamadığı bu adayı almaya kararlıdır. Sefer hazırlıkları emirlerini verirken, Pargalı İbrahim de diplomatik ve stratejik zekasıyla Süleyman’ın en büyük yardımcısı olarak öne çıkar
Bölümün Sonu: Harem Koridorunda Kanlı İntikam
Hürrem’in hamile olduğu haberi saraya bomba gibi düşer. Bu durum, onun haremdeki yerini tamamen sağlamlaştıracak ve bir "Sultan" olma yolunu açacaktır. Mahidevran ise artık acıdan ve kıskançlıktan aklını kaçırma noktasına gelmiştir. Hürrem’in hamileliği, kendi oğlu Mustafa’nın geleceği için de bir tehdittir.
Bölümün finalinde öfke, mantığın önüne geçer. Mahidevran, harem koridorunda veya taşlıkta karşılaştığı Hürrem’e karşı içindeki tüm hıncı kusar. Hürrem’in kışkırtıcı cümleleri bardağı taşıran son damla olur. Mahidevran gözü dönmüş bir halde Hürrem’in üzerine atılır. Hürrem’i yere fırlatır ve onu acımasızca, kanlar içinde kalana kadar yumruklamaya, darp etmeye başlar. Harem ağaları ve cariyeler korku içinde izlerken, Hürrem aldığı darbelerle bilincini kaybetmek üzere yüzü gözü kan içinde yerde yatmaktadır.
Bölüm, Mahidevran’ın bu geri dönüşü olmayan delilik anı ve Hürrem’in kanlar içindeki yüzüyle son bulur. Artık Topkapı Sarayı’nda hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır.