6. Bölüm: Gece Gelen Mektup
Sadrazam Ahmet Paşa’nın idam edilmesinin ardından sarayda büyük bir otorite boşluğu doğar. Yeni Sadrazamın kim olacağı tartışılırken, Doğu sınırından gelen elçiler Safevi Devleti ile gerilimin tırmandığını bildirir. Bu sırada Sultan Süleyman’ın büyük oğulları olan Şehzadeler arasındaki taht kavgası emareleri de saray koridorlarında hissettirmeye başlar. Meylisuz Sultan, kısa süre önce dünyaya getirdiği kendi Şehzadesinin taht hakkını koruyabilmek için gözünü daha da yükseğe diker.
Meylisuz, saraydaki mutlak gücün anahtarının Valide Sultan’ın yıllardır sakladığı gizli arşivde olduğunu öğrenir. Valide Sultan’ın Harem’deki tüm devlet adamları ve cariyeler hakkında tutturduğu bu arşiv, kimin ne açığı olduğunu içeren belgelerle doludur. Meylisuz, Valide Sultan’ın Cuma namazı için saray dışındaki külliyeye gitmesini fırsat bilerek, gece yarısı Harem’in en korunaklı odasına sızmayı başarır.
Gizli bölmedeki ahşap sandığı açan Meylisuz, şehzadeler ve paşalarla ilgili belgeleri ararken, üzerinde kendi eski adı yazılı sararmış bir mektuba rastlar. Mektubu okuduğunda darmadağın olur: Yıllar önce Kırım’daki köyünün basılması, ailesinin katledilmesi ve kendisinin tüccarlarca kaçırılarak saraya satılması tesadüf değildir. Bütün bu trajedinin arkasında, Harem’e kendi soyundan olmayan güçlü bir cariye sokmak istemeyen ve o dönem bu emri veren kişi bizzat Valide Sultan’ın kendisidir. Meylisuz, hayatını mahveden güçle yüzleştiğini anladığında intikam ateşiyle yanmaya başlar.