4. Bölüm: Sır Katibi
Suçsuzluğu anlaşılan ve Sultan Süleyman’ın gözündeki değeri bir kat daha artan Meylisuz, artık sarayda "Haseki Meylisuz Sultan" olarak anılmaya başlar. Kendisine tahsis edilen görkemli daireye taşınan Meylisuz, iç dengeleri yeniden kurarken Payitaht’a ulaşan müthiş bir haber saray gündemini değiştirir. Venedik Cumhuriyeti’nden gelen özel bir elçi heyeti, Sultan’a paha biçilmez hediyeler sunar; ancak bu hediyelerin arasında gizlenmiş son derece kritik bir mektup vardır.
Mektup, Osmanlı ordusunun Doğu sınırındaki hareketliliğini ve payitahttaki güç dengelerini Venediklilere sızdıran üst düzey bir ajanın varlığına işaret etmektedir. Bu gizli bilginin peşine düşen Meylisuz Sultan, kendi istihbarat ağını kurmak için sarayın dilsiz muhafızlarını ve iç ağalarını yanına çeker. Yürüttüğü titiz takibat sonucunda, Sultan Süleyman’ın en çok güvendiği, tüm devlet sırlarına vakıf olan Sır Katibi İbrahim Efendi’nin aslında Sadrazam ve Venedik elçisiyle ortak çalıştığını keşfeder.
Ancak İbrahim Efendi de Meylisuz’un kendisini takip ettirdiğini fark eder. Mektubun aslı ve ajanın kimliğini belirten belgeler, Topkapı Sarayı’nın altında uzanan gizemli Bizans mahzenlerinde bir yere saklanmıştır. Meylisuz ve sadık muhafızları, Sır Katibi’nin adamlarından önce belgeleri ele geçirmek için karanlık ve meşalelerin aydınlattığı yer altı tünellerine inerler. Zamana karşı yarışın yaşandığı bu tehlikeli takipte, mahzenlerin labirent gibi koridorlarında ölümcül bir çatışma patlak verir.