İçeriğe geç

MÜHLET

Bölüm 5 · 2 dk okuma

MÜHLET

Bölüm 5

YAYININ SON DAKİKASI

Şehrin en büyük haber kanalının ekranlarında aniden o meşhur "canlı yayın" logosu yerine, Nikolai Borsov’un rüşvet ağını, sevkiyat tarihlerini ve cinayet listesini içeren belgeler akmaya başladı. Liman rıhtımında, Nikolai’ın adamları ateş etmeyi bir anlığına kestiler. Hepsinin telefonu aynı anda çalmaya başladı; patronlarından gelen o panik dolu emirler, telsizlerden sızan çığlıklara karışıyordu.

Nikolai, o anda kendi imparatorluğunun eriyişini, şehrin en büyük ekranlarından izliyordu.

"Başardık," dedi Arman, nefes nefese rıhtımdaki beton zemine çökerek. "Şu an tüm emniyet teşkilatı, başsavcı ve Nikolai’ın o güvendiği tüm isimler köşeye sıkıştı."

Ama ben rahatlamamıştım. Gözlerimi limana yanaşan Selim Bey’in yatına diktim. Nikolai Borsov, bir canavardı ama Selim Bey, bir yılan gibi sessiz ve hesaplıydı. Nikolai’ın düşüşü, Selim’in yükselişi demekti. Eğer Nikolai’ı canlı yayında bitiriyorsak, Selim’i de oyunun dışında bırakmamız gerekiyordu.

O sırada, rıhtımın en ucundaki gölgelerden biri hareketlendi. Nikolai tek başınaydı. Korumaları yoktu, silahı elinde bile değildi. Adımları, bir celladın sessizliğiyle rıhtımın ahşaplarına vuruyordu.

"Oyunun sonuna geldik, değil mi Aylin?" dedi. Sesi, her zamanki o buz gibi soğukluğundan yoksundu; aksine, ilk defa bir adamın yorgunluğunu taşıyordu.

Arman, tabancasını Nikolai’a doğrulttu. "Daha fazla adım atma!"

Nikolai, Arman’ın silahına bakıp alaycı bir şekilde gülümsedi. "Arman, evlat... Sen benim imparatorluğumu yıktın sanıyorsun ama aslında sadece benim temizlenmem gereken bir çöplüğü süpürdün. O dosyalar... hepsi sahteydi."

Dondum kaldım. "Ne demek sahteydi?"

Nikolai cebinden bir telefon çıkardı ve ekranı bize doğru çevirdi. Yayın hala devam ediyordu ama ekranda görünen dosyalar, benim USB belleğimdeki gerçek veriler değil, Nikolai’ın kendi elleriyle hazırladığı, düşmanlarını (Selim Bey dahil) ifşa eden sahte birer kurguydu.

"Selim Bey o belgeleri gördüğünde seni değil, beni korumak için elinden geleni yapacak," dedi Nikolai. "Çünkü o belgelerde Selim’in kendi ismi de geçiyor. Sen beni bitirmedin Aylin, sen benim için en büyük rakibimi saf dışı bıraktın."

O an, Nikolai’ın ne kadar ileri görüşlü bir şeytan olduğunu anladım. Bizim hamlemizi, kendi lehine bir silaha dönüştürmüştü.

"Neden?" diye haykırdım. "Neden bunu yaptın?"

"Çünkü," dedi ve rıhtımın kenarına yaklaştı. Uzaktan gelen polis sirenlerinin sesi limanı doldurmaya başlamıştı. "Bu şehirde temizlik yapılması gerekiyordu. Ve senin o inatçı, intikam dolu hırsın, benim kirli işlerimi bitirmem için mükemmel bir maşaydı."

Selim Bey’in adamları rıhtıma girmeye başladı, Nikolai’ı korumak için değil, onu öldürmek için. Nikolai, rıhtımdan aşağı, soğuk denizin sularına yavaşça kendini bıraktı. Ardından tek bir cümle duyuldu:

"Oyun henüz bitmedi, Aylin. Sadece ikinci perdeye geçiyoruz."

Suya atladığı an, rıhtım bir savaş alanına döndü. Selim Bey’in adamları ve polisler birbirine girerken, ben ve Arman limanın karanlığında yapayalnız kalmıştık. Nikolai kaçmıştı, dosyalarımız onun planının bir parçası olmuştu ve biz, bu kaosun tam ortasında, kazandığımızı sanırken aslında en büyük yenilgimizi almıştık.

"Şimdi ne yapacağız?" diye sordu Arman, sesi ilk defa korku doluydu.

Ona baktım. Nikolai, o sudan sağ çıkacaktı. Ve çıktığında, artık bizi sadece bir piyon olarak değil, bizzat hedefi olarak görecekti.

"Daha fazla kaçmayacağız," dedim. "O, bizim kurallarımızla oynamayı seçti. Şimdi, bizim kendi dünyamızı kurmamızın zamanı geldi."

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.