Selammm :)
Hikayeyi nerden duyup geldin bilmiyorum ama umarım severek okuyacağın bir kitap olur :)
Keyifli okumalarr :)))
〄
Gözlerimi açtığımda boylu boyunca ıslak toprağın üzerinde uzanıyordum. Bir savaşın içinde imişim gibi çığlıklar geliyordu kulağıma. Gök, yerle bir olacak gibi gürlerken yer de sanki yarılacak gibi sallanıyordu. Kafamın içi çok karışıktı. Başım da şiddeti çok büyük bir ağrı vardı. Ayrıca anlımdan sıcak bir sıvı akıyordu. Sanırım kandı! Sol kolumda yaralı idi. Bana ne olmuştu!?
Hafifçe doğruldum. Her yer karanlık ve ıslaktı. Bir süre bu çığlıkların nereden geldiğini anlamak için gözlerimi karanlığa diktim. Hiçbir şey gözükmüyordu. Biraz daha baktım. Belki bir umut gözlerim karanlığa alışır da neler olduğunu anlarım diye. Ayrıca ölesiye korkuyordum. Kıpırdarsam fark edilirim ve daha ne olduğunu anlamadan ölürüm diye. Bu korkum yüzden sadece önümdeki karanlığa bakıyordum ki birden bir şimşek çaktı.
Şimşeğin o bir anlık ışığında bir grup insanın biri ile çatıştığını gördüm. Bu zaten seslerden de tahmin edilebilir bir şeydi ancak garip olan iki değil üç cephe vardı. Daha da tuhafı bir kişiden üç tane vardı! Bir kişiden üç tane! Üstelik kafamı ne tarafa çevirsem aynı durum vardı!?
Yanlış gördüm sandım. Bir süre daha karanlığa diktim gözlerimi. Zaten hızlı atan kalbim şimdi ağzımda atmaya başlamıştı. Ölecek miydim? Bu gördüğüm gerçek olamazdı. Olmamalıydı.
Ortadaki cephede ben yaşlarında bir çocuk, solunda ve sağında da yine o çocuk vardı ancak soldakinin elinde süngü, taş ,sopa gibi eski savaş aletleri varken sağdakinin elinde daha önce hiç görmediğim aşırı teknolojik bir silah vardı. Biraz gerisinde onlardan farklı bir çocuk ancak onda da durum aynıydı sağdaki ve soldaki kopyalarının ortasında ne yapacağını bilmez bir halde bekliyordu. Hemen ileride farklı bir çocuk ve onda da durum aynı.
Ortadaki çocuklarda aynı ben kadar şaşkın ve ne olduğunu anlamaya çalışıyor gibi bakıyorlardı. Onlar sağlarındaki ve sollarındaki kopyaların arasında ne yapacaklarını bilmez bir halde beklerken sağ ve sol kopyalar hırs ve nefret ile ateş ediyorlardı birbirlerine. İşin ilginç yanı ortadaki çocuklara hiç nişan almayıp sağ ve sol kopyalar birbirleri ile savaşıyor gibi gözüküyordu.
Başımın dönmesi geçmiş ,gördüklerimi sindirmeye çalışıyor, sürekli bunların gerçek olmadığını söylüyordum kendime. Ancak sesler buna müsaade etmiyordu.
Ben olayın mantıksızlığıyla boğuşurken bir şimşek daha çaktı. Zaten diken diken olan tüylerim mümkünatı varmış gibi bedenimden ayrılabilmek için savaşa girmişti adeta. Gözlerim daha da büyümüş, ağzım üç metre açılmıştı.
Benimde sağımda ve solumda birbirleri ile savaşan iki adet ben vardı!
Bağırmak istedim ancak sesim yok gibiydi. Bırak bağırmayı tek bir harf bile dökülmüyordu ağzımdan.
Kıpırdarsam dikkatlerini üzerime çeker ,bir süngü veya son model bir silahla öldürülürüm diye nefes dahi almamaya çalışıyordum. Onlar ise ben yokmuşum gibi cephelerinden birbirlerine saldırıyordu.
O sırada bizden çok farklı bir kız koşarak benim olduğum yere geliyordu. Hala hiç kıpırdamıyordum ama ondan daha çok korkmuştum. Çünkü henüz kopyalarım beni öldürmeye yeltenmemisti. Diğer çocuklar kendi dertlerinde ,onların kopyaları da birbirleriyle savaş halindeydi. Hiçbiri zaten beni görmüyor gibiydi ama bu kız direk gözümün içine bakıyor, bana bir şeyler söylüyor , bana doğru koşuyordu. Ve onun kopyaları da yoktu! Burdaki herkesin kopyaları varken onun neden yoktu?
En son bana biraz daha yaklaştığında yüzü de bağırarak söyledikleri de netleşmişti. "Ayça!Ayça iyi misin?" dedi en son yanıma vardığında nefes nefese.
Bu kızı daha önce görmediğime yemin edebilirdim ama içimde onu tanıyormuşum gibi çok yoğun bir his vardı.
Benim bir cevap vermemi beklemeden anlıma dokundu. Tişörtünün kolunu yırttı ve hala akmakta olan kanı silmeye başladı. Ben ise kıpırdamadan ona bakıyor ,onu hatırlamak için zihnimi zorluyordum.
"Çıkış alanı diye bahsettikleri yer burasıymış Ayça. Çıkış diye buraya getirdiler sizi ama çıkış falan yok! Kameradan gördüm! Sizin çıkmamanız için yaptılar bunu alçaklar!"
Ne diyordu bu kız? Sanırım hatırlayamadığım gibi aynı zamanda algılayamıyordum da. Çünkü söylediklerinin bende bir karşılığı yoktu. Neyin çıkışından bahsediyordu? Ben daha doğrusu biz bir yerde kapalı mıydık ki çıkışı arıyorduk? Hem neden bu kadar gencin çıkmasını istemiyorlardı ki ?
Gökyüzüne baktım. Yağmur yüzüme usul usul yağıyordu. Bir yerde kapalı olsak bu yağmuru da hissetmemem gerekmiyor muydu?
Tekrar kıza baktım hala yaramı siliyor bir şeyler anlatıyordu bana.
" Bu...bu ne? Nasıl bir durumun ortasındayız?" dedim hala savaşan kopyalarıma bakarak.
"Onlar geleceğin ve geçmişin." dedi gözlerimin içine bakarak.
"Ne?" diyebildim sadece başka bir şey diyemiyordum çünkü.
"Bu savaş geleceğinin ve geçmişinin savaşı. Sana bir şey yapmıyorlar çünkü geleceğinin amacı geçmişini, geçmişinin amacı geleceğini yok etmek. O yüzden bu gününe dokunamıyorlar ve tabi sende onlara."
"Nasıl?" diye bir ses çıktı bu seferde dudaklarımdan.
"Bilemiyorum."dedi üzgün bir yüz ifadesiyle. Endişe de barındırıyordu. Ama bu endişenin ne olduğunu tam olarak anlamıyordum.
"Peki hangisine yardım etmeliyim."dedim nötur kalmak istemiyordum. Geleceğim ve geçmişim birbirine girmişti tabiki bir şey yapmalıydım.
"Yani geçmişin ile geleceğin savaşsa sen ne yapardın?" dedim. Hala endişeliydi. Onun geçmişi ile geleceği birbirine girmemişti ki ne bu endişesi.
"Bilemiyorum bu günümü kurtarmaya çalışırdım sanırım "dedi hafif gülerek.
" Peki ne taraf kazanacak?"dedim bende sanki bir futbol maçı izliyormuşum gibi havaya girerek.
"Kiminizin geleceği kiminizin geçmişi. 'Geçmişin' kazanırsa en büyük keşkeni düzeltip o düzelttiğin zamanla birlikte yeniden bugününe kadar yaşayabileceksin. Bugününe geldiğinde eğer hala yaşıyorsan da hayatının zaman döngüsüne müdahale edildiği için sen farkında olmadan öldürüleceksin bir geleceğin olmayacak yani.
Ama eğer 'Geleceğin' kazanırsa bütün zihnin silinecek bütün geçmişini unutacaksın bu sefer de bir geçmişin olmayacak. Sıfırdan bu gününden başlayacaksın. Ancak bugününde kaç yaşındaysan o kadar yıl yaşayabileceksin. Son yılına geldiğinde de yine hayatının zaman döngüsüne müdahale edildiği için öldürüleceksin. Yani geleceğinde kazansa geçmişin de kazansa öleceksin. Taraf tutma şansın yok. Ayrıca kaybeden taraf sadece geleceğin yada geçmişin olmayacak. Sen, bugününü de kaybedeceksin."
İşte şimdi gülmem bir bıçak gibi kesilmişti. Bana sorulmadan geleceğimi ve geçmişimi müdahale edip birbirlerine katmışlar ve yetmiyormuş gibi bugünüme de zarar veriyorlardı. Üstelik sadece benim değil bu kadar gencin hayatınıda aynı benim gibi bir bilinmezliğe sürüklüyorlardı. Bizden ise sadece izlememizi istiyorlardı.
Kimdi onlar? Ne hakla benim hayatıma müdahale ediyorlardı? Neden bizden bu kadar korkuyorlardı?
Kafamda tonla soru vardı ancak içimdeki hırs ve öfke duygularım tarafından öyle bir cevap verildi ki o cevap bütün soruları ve bu sorulara alacağım bütün cevapları değersiz kılıyordu.
O cevap ise : her ne pahasına olursa olsun bizim geleceğimize ve geçmişimize müdahale edip bugünümüzü mahvedenleri bulacak o korktukları yüzümüzle onları tanıştıracaktık.
Üstelik bunu ne dünüm ile ne bugünüm ile ne de yarınım ile yapacaktım. Üçü ile birden yapacaktım!
Bu günümüzdeki bizden korkup hayata getirdikleri geleceğimiz ve geçmişimiz ile birleşip nasıl bir hata yaptıklarını onlara gösterecektik. Kimse bizim hayatımıza müdahale edemezdi!
〄
Tekrardan merhabaaa.
Biliyorum en heyecanlı yerde reklam gibi girdim ama buralarda böyle yapılıyor diye duydum.
❦ Yeni bölüme kadar sağlıcakla kalın ❦

