İçeriğe geç

MUCİZELERE İNANIR MISIN?

Bölüm 3 · 3 dk okuma

MUCİZELERE İNANIR MISIN?

Bölüm 3

GEÇMİŞ - LORA

BU BÖLÜM İNTİHAR UNSURLARI İÇERİR. HASSAS OLAN ARKADAŞLARIN BU BÖLÜMÜ ATLAMASI GEREKMEKTEDİR.

İYİ OKUMALAR DİLERİM.

LORA...

Her zamankinden güzel olacağını sandığım sabah, her zamankinden kötü bir sabaha dönüşmüştü. Herkesten yüksekte olduğum zaman, en alçakta olduğum zamandı. gerçekler ile değil de, yalan haberler ile dolan gazete sayfaları... Güvenmenin bedeli... 'nerede hata yaptım, ben?' diye, düşündüm gözü yaşlı, 'ne hata yaptım da, Tanrı... bana bunu yapıyor. Sadece benim için en doğrusu neyse onu yaptım ama... her zaman doğru olan... beni cehenneme sürükledi. Sadece bir sözcük... bir sözcük hayatımı aldı benden.

"Bana," uzun süre konuşmadığım için sesim biraz kısık çıkmıştı, cümleme devam ettim, "bana, biraz su getirir misin?" neredeyse hiç duyulmayacak sesimle hizmetçiye baktım. Beni duymamış gibi yaptı. "Hah...hahahhah" diye bir kahkaha patlattım. Bütün hizmetçiler bana delirmişim gibi baktı. Yavaşça ayağa kalktım, beni görmemiş gibi yapan hizmetçi biraz geriledi. "Bak..." dedim, hizmetçinin omzundan tutarak, "evet, beni Prens Alexander' ın eşi gibi görmenizi beklemiyorum ama... ben hala Lia Düklüğü' nün Prenses' iyim. Beni... anlıyorsun değil mi?" dedim kıza yakınlaşarak. "Şimdi bana, hemen su getir. Tamam mı?" kız hafifçe başını salladı. Kapının önüne geldiğinde, bir ses yükseldi "Majesteleri, Prens Alexander teşrif ettiler." hizmetçilerin küçük sırıtma ve fısıldaşma sesleri varken, kapının açılma sesi geldi. Bana yaklaşan adımların sesi kulaklarımı doldururken, Alex hizmetçilere gitmelerini işaret etmişti ki, hizmetçiler sırayla çıkmaya başladılar. Az önce beni görmezden gelen hizmetçi bana sırıtarak giderken, Alex bana iyice yaklaşmıştı. "Nasılsın Lora? Baksana gazete sayfaları bizim aşkımızı konuşuyor." dedi gazeteyi gösterirken. "Alex, eğer... ben gazetelere, gerçeği anlatırsam daha çok konuşulmaz mı? Ne dersin?" dedim gözlerinin içine bakarak. Küçük bir sessizlikten sonra küçük bir kahkaha. "Lora, sence... ben bu kadar salak mıyım? Şimdi düşün, acaba neden seni saraya kapattım? Acaba neden sana hiç ziyaretçi gelmiyor? Hizmetçiler seni neden dinlemiyor?" küçük bir kahkahadan sonra, "Sen sadece bir araçtın." dedi eliyle çenemi kavrayıp kulağıma bunları fısıldayarak. Sonra devam etti, "Sen sadece babanın topraklarını vermesi için imza atmanın tek yoluydun." düşünüyormuş gibi bir hal takındıktan sonra devam etti, "Lora, canım, güneşim benim, aslında bunu sana söylemezdim ama söylesem çokta bir zararı olmaz. Düğünümüz oldu, baban imzayı verdi ve zavallı babacığın bir anda hasta oldu... düşün bakalım, düşün çünkü sen kıyamete kadar bu sarayda, bu odada kalmak zorundasın, çok zaman var sonra canın sıkılabilir tatlım." şimdi duyduklarımın acısı ile çenemin acısı yarışıyordu. Alex tutmakta olduğu kahkaha sesleri odadan çıkınca duyulmaya başladı. "Birinin bu halde olmasının sorumlusu senken nasıl olurda böyle gülüyordu." ben bunları aklımdan geçirirken, hızlanan kalp atışlarımla beraber gözlerim kapandı.

Gözlerimi açtığımda olduğum yerdeydim tek fark havanın baya kararmasıydı. Camdan dışarı baktım ve muhafızların artmasına işaret olarak güneşin doğmaya yakın olduğunu anladım. Çenemi hareket ettirmeye çalıştığımda, ağrıdığını fark ettim, sonra duyduklarımın acısını... Güneş yavaş yavaş yüzüme çarpmaya başladı. Belki bu bir işaretti, benim için kurtuluş yollarından biriydi. Odanın içinde dolanmaya ve aramaya başladım; ipi ve sandalyeyi.

İpi bulduğumda, 'Ben ne yapıyorum' dedim. Sonra cehennemi, yaşadıklarımı hatırladım. Ve canımdan çok sevdiğim babam ve abim. Ama madem buradan kurtulamayacağım, o zaman yaşamam. Güneş, neredeyse odanın yarısını dolduruyordu. Şimdi tek eksik olan... bendim. Lora Lia, herkesin parmakla gösterdiği kız. Ve kendi hayatını mahfeden kız. Meğerse neler olmuşta ben duymamışım, neler söylenmişte kanmışım, yalanlara ve yaşananlara hiç olmamış gibi görmemişim. Kendimce 'üç maymunu' oynamışım.

Sandalyenin üstüne çıktım. Güneş odaya ısıtıyordu artık. İpi tuttum. Sadece bitsin istiyordum, her şeyi unutmak, tekrardan başlamak. Belki bir dahakine yapabilirdim, kendi hayatımı başkalarına beğendirmek için değil de kendim için daha görkemli yapabilirim. Güneş iyice açığa çıkarken, ben ipi boynuma geçirdim. Dışarda sanki kargaşa varmışçasına bağıran insanlar vardı.

Sandalyeyi ayağımla ittim. Kendimi durdurmaya çalışmadan ölümümü bekledim. Nefesim yavaş yavaş kesilirken, gözlerim hala açıktı. Fakat gözümün önünde hep abim ile babam, son görmek istediğim kişiler. Neredeyse nefesim kesildi zar zor gözlerimi açık tutuyordum. Sonra, tam o anda cam kırılma ve bir ok sesi. camı geçen ok duvara saplanmışken. Aynı anda odanın kapısı açıldı. Bütün dikkatimi kapıya verdim. Ve gördüğüm yüz, soylu bir erkek yüzüydü. Son nefesim ve son gördüğüm yüz...

Artık güneş beni ısıtıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.