Güneş batmış,
Gece gelmiş,
Ben gülüşünde kalmışım.

kafamı hafif öne eğidim.
- Geç kaldığım için özür dilerim.
- Sıkıntı yok. Bir daha geç kalma. Sana odanı gösterirler.
Kafamı kaldırıp adama baktığımda oda bana bakıyordu. Bir dakika bu o adam, İLKİMİ ALAN KİŞİ?
KAHRETSİN!!!
Ben böyle şansın ayağına sıçayım. Ben böyle işi sikeyim.
Hemen arkamı dönüp kapıyı kavradım. Arkamdan gelen sesle durdum.
- Ben sana çık demedim.
Onun bunu söylemesi ile birlikte sadece kafama sallamakla yetindim.
- Dilini kesmedikleri sürece konuş.
- Tamam Bora Bey
- Çık ve bugünkü programımı hazırla.
Arkamı döndüm ve direkt kapıyı açıp çıktım noktam derin bir nefes verdim.
Birinin umuduma teması ile arkamı döndüm. Bir kız karşımda durmuş bana merakla bakıyordu.
- Siz Almina ADIVAR mısınız?
- Evet benim buyurun.
- Odanız Bora Bey'in odasının hemen yanındaki oda.
- Tamam teşekkürler.
Başına hafif eğip gitti nokta olduğum yerde mal gibi durmamak için hızlıca bana verilen odaya gittim.
Odaya girdiğimde o da beni tüm ferahlığı ile karşıladığı nokta beyaz ve mavi renklerinde dekore edilmişti. İnsanın içini aydınlatıyordu.
Oyalanmadan masada duran şeylere baktım ve oturup çalışmaya başladım.
~ yarım saat sonra~
Sonunda bitti nokta ceketimi tek hamle ile çıkarttım. Boynumu çatlatıp kendime geldim. Başıma sağa çevirdiğimde bir perde vardı odada nokta mavinin en güzel tonlarından biriydi.
Kalkıp perdeyi açacaktım ki bugünkü planı vermem gerekti aklıma geldi. Yönünü değiştirip odadan çıktım. Bora Bey'in kapısının önüne geldiğimde boğazımı temizledim.
Kapıyı iki kez tıkladım ve gel kelimesini bekledim kısa süre içinde beklediğim komut geldi.
Odanın kapısını açıp içeriye adımımı attım noktada içeride bir kız ve bir erkek vardı.
- Bora Bey müsait değilseniz-
- müsaitim koyabilirsin.
Masasına doğru ilerledim ve koymak için eğildim. Gözleri dudaklarım ile göğüsüm arasında gidip geliyor. Ben fark edince üst üste gözlerini kapayıp açtı ve başını çevirdi.
Masadan uzaklaşıp kapıya yakın bir yerde bekledim.
- Bora akşam yemeğine çıkalım mı hem yani kıyafetler üzerinde tartışırız.
- İşim var.
- Ama Bora sonradan da-
- İşim var.
Kadın Eda'nın kumral versiyonuydu. Iy midem bulandı.
- Borucuğum asistanını tanıtmayacak mısın?
Bora Bey'in bakışları sertleşti. O adam ise gülüyordu. Bu arabayı arkasına yaslanan nokta bacağın diğer bacağın üstüne koyduğu nokta çatı kaşlarıyla beni baştan aşağı süzdü. Gözleri delisiyle oynadığım elime takıldı.
- Emre bu Almina ADIVAR, bu Emre CANDEMİR ortağım. Yasemin bu Almina ADIVAR, bu ise Yasemin DENIROĞLU muhasebe patronu.
Yasemin bana su görmüş kedi gibi bana baktı. Onun ardısıra Emre Bey ise ayağa kalkıp elini uzattı.
- Tanıştığıma memnun oldum.
- Bende Emre Bey.
- Emre beye Emo demen daha iyi.
Kafamı sallamakla yetindim. Sırıtıp geri yerine oturdu. Bora Bey konuşurken arada sırada bana ifadesiz bakışlar atıyor. Saçları gözleri yüzü çok hoştu ama bir yandan iticiliği var.
Düşüncelerinden çıkmama sebep olan bir ses odada yankılandı.
- Siz ikiniz çıkabilirsiniz.
Yasemin'e ve Emre'ye hitap ediyordu.
- Bora işin erken biterse ara.
Bora Bey göz devirerek cevap vermeye hazırladı kendini resmen.
- tamam.
Yasemin çıkmadan önce Bora bey'e cilveli bir bakış attı.
- Pis osuruk böceği ıyy.
Emre'nin bunu demesi de Yasemin ona iğrenç bir bakış atıp odadan çıktı. Gülmemek için dudaklarımı ısırmaya başlamıştım bile farkında olmadan.
- Borucuğum çok bekletme beni, özledim seni.
- Emre!
- Senin o "Emre" diyen ağzını yerim Borucuğum.
-Emre !
Emre bayılmış gibi kendini Bora beyin üzerine attı.
- Kahramanım nokta benim götümü düşmekten kurtardığı.
Bora Bey Emre'yi bıraktı. Çatık olan kaşlar daha fazla çatılmıştı.
- Emre siktir git.
Emre kalp yapıp odadan çıktı nokta gülmeminkini dişlediğim dudaklarım kanamaya başlamıştı. Elimi dudağının altına koydum ki elbisem kirlenmesin.
- Bora Bey
- Ne var
- Peçete verir misiniz
Yüzü bana döndüğünde dudağımın kanaması artmıştı. Hızlıca peçete alıp elime uzattı.
Hadi sen dudağını kanatmasını durdurdun ne bok yedin de kanatlarını söyleyeceksin. Bir insan mal olunca, mal olunca her yerde de maldır.
- Dudağına ne oldu?
- Şey... Bora Bey ben, ben dudağımdaki sertleşmiş kabuğu kaldırdım da böyle oldu.
Şüpheli bir bakış attı. Adam haklı. Bir kabukla bu kadar kanamaz ki dudak.
- Tamam çıkabilirsin. Kanama durunca etrafı gez.
- Tamam Bora Bey.
Odadan çıktım ve kendi odama girdim. Dudağının kanaması dursun diye bastırdım. Elimi çektiğimde kanama durmuştu.
Ceketimi giyip odadan çıktım. Adım attığım gibi bir bana çarptı. Elindeki dosyalar yere düştü.
Yardım etmek için elliyordum ki bir ses adımı söyledi.
- Alminaydı değil mi?
- Evet.
Yeni geldiğim şirkette ilk defa biri beni tanımadan adımı söyleyince çok şaşırmıştım. Önceki işlerinde hep kendimi tanıtmak zorunda kalırdım. Çünkü odamdan hiç çıkmazdım.
- Bu dosyalar sana verilecekmiş.
- Tamam rica etsem odama bırakabilir misiniz.
Kız vajina hafif giydikten sonra yüzümü yerdeki dosyaları toplamakta olan adama döndürdüm. Dosyaların çoğunu biz konuşurken toplamıştı bile.
- Pardon görmedim sizi.
- Sıkıntı yok yeni gelen kişi sensin demek ha.
Cidden Bu şirket beni şaşırtmaya başlamıştı.
- Ne arıyorsun, yerini söyleyeyim sana.
- Bora Bey etrafı gezmemi söyledi. Ben de müsait bir insan arıyordum.
- Tamam o zaman 5 dakika beni beklersen birlikte gezeriz.
Onaylarcasına başımı saldım. Çocuk gidince onu beklemeye başladım. Bu şirket de akrabalarım gibi her şey hemen yayılıyordu.
5 dakikalık süre dolmamıştı bile ki çocuk arkamdan koluma vurdu.
- Bu arada ben Ahmet. Elbiseleri kontrol yerinde çalışıyorum.
Ben nerede çalıştığımı söylememiştim ama çalıştığım yer tasarım şirketi. Elbise tasarlıyorlar. Tasarladıkları elbiseleri dikip mağazaları olan yerlerde satışa koyuyorlar. Türkiye'nin en tanınmış giyim markası.
- Tanıştığıma memnun oldum. Ben de Almine. Bora Bey'in yeni asistan'ı.
- orasını artık öğrendik. ( kısık bir sesle) kızların ağzından çok laf dolaşıyor. Klasik kadın önyargısı.
Ahmet'in böyle bir söz demesi ile birlikte sadece kafamı sallamakla yetindim. İlk başta şirketin en üst katı olan 32 kata çıktık. Sonra sıra sıra gezmeye başladık. İlk geldiğimde anlamadığımdan dolayısıyla 3 kez şirketi baştan aşağı geldik. Şirketi baştan aşağı 3 kez gezmemiz yaklaşık 2 saatimizi aldı.
- hadi yoruldum artık gel bir banka oturalım.
- haklısın Ben de yoruldum. Kahvelerimizi alıp gidelim.
- eğer 4 turunu da atacaksan bu sefer ben yokum.
-Yok be anladım
- pek öyle gözükmüyorsun ama olsun.
Şüpheli kadın gibi konuşarak beni güldürmüştü. Birlikte güldük ve ben koluna yavaşça yumruk attım. Yumruğum koluna değdiği gibi yere düştü.
- ahhh. Ne yapıyorsun sen ya, cadısın sen cadı.
- Ahmet Allah aşkına abartma yavaş vurdun.
Kısık gözlerle bana bakıp ayağa kalktı.
- hem suçlusun hem güçlü.
Ağladı ağlayacak çocuk sesi ile söylemesi beni acayip güldürdü. Benim güldüğümü görünce o da güldü.
- Hadi boş ver kahveye falan kalk işlerimizin başına dönelim. Bayağıdır etrafta yokuz.
- haklısın.
Birlikte şirkete doğru ilerledik nokta şirketin içine girdiğimizde bizi karşılayan çalışanlar garip garip Bana bakıyorlardı. Hızlıca asansöre gittik ve Ben 10 kat düğmesine bastım, o da 9 kat düğmesine bastı. İlk o inince ben de asansörde tek kaldım.
Asansör kapısı açıldığı gibi odama fırladım. Etrafta durmaya pek sevmiyordum.
Odama girince masamda duran 3 orta kalınlıkta dosya beni karşıladı. Bir bardak su içip masama, çalışmaya döndüm.
~bir buçuk saat sonra~
İşim bitmişti ama ben de bitmişim. Dilim damağım birbirine yapıştı. Kapının yanında duran şişeyi kalkıp durduğum yerde kafama diktim. Kapı alacaklı gibi açıldı.
- kalk toplantı-
Ağzımdaki suyun hepsi Bora Bey'in yüzüne sıçramasıyla adamın sözü yarıda kaldı. Hem benim hem de onun üstü ıslandı.
O kadar sinirlenmişti ki onun üstüne bakan bakışları bile insanı olduğu yerde öldürüyordu. Yanaklarına giren yanma hissi başımı eğmeme neden oldu.
- ALMİNA!
- Bora Bey
- BU NE ALMİNA!
- özür dilerim Bora Bey aslında -
- ÇIK DIŞARI KAPIDA BENİ BEKLE ALMİNE!
- Tamam Bora Bey ama-
Sözümü bitirmeden odadan şiddetle çıktı. Kapı kırılacak derecede sert bir şekilde kapandı. Bu adam benim ödümü bokuma katıyor.
Her filmi bir çırpıda toplayıp dışarıya çıktım. Beynim kufur kofur kaynıyordu. Hayır yani adamın yüzüne nasıl fışkırtabiliyorsun Sen. Ah ah şimdi ne olacak ya.
- oo kimleri görüyorum.
Emre'nin sesi ilkinmeme neden oldu. Kendimi bilmez bir şekilde sırıtıyordu.
Suratına hafif gülümseyip kafamı çevirdim.
-Ne oldu lan?
Önüme geçmişi nokta benim bu davranışımla yüzündeki gülümseme de silinmişti.
- Üstün neden ıslak soru işareti biri bir şey mi yaptı?
- Yok ben kötü bir şey yaptım.
- söyle o zaman çare bulalım bora'nın kulağına gitmeden.
Gözde verip başımı öne eğdim. Yüzündeki gülümseme yavaş yavaş geri geliyordu. Anlamıştı Bora Bey ile aramda bir şey geçtiğini.
-pişt anlatsana.
Başıma Evet anlamında sallayıp hızlı bir şekilde olayları anlattım. Benim her kelimemden daha fazla yüzü gülüyordu. Ara sıra Bora Bey geliyor mu diye yüzüne çeviriyordu.
Çok kötü bir tanışma olmasına rağmen Ben Emre'yi önceden tanıdım. Çünkü Emre o gece ayında şişe kırdığım çocuktu. Tüm dikkatim dağılmıştı.
-Sen de kaçıp buraya mı geldin?
-hayır nokta beni kendisi buraya gönderdi. Herhalde toplantı var, atılmazsam.
-firar etsen delirdin mi? Eğer seni buraya gönderdiyse atmaz. Bak geliyor Borucuğum.
Kaşlarıyla arkamı işaret etmişti. Başıma çevirdiğimde Bora Bey yeni siyah bir gömlek giyip üstüne ceketini geçirip gelmişti. Dümdüz ileriye bakıyordu. Böyle ifadesiz olması beni daha fazla utandırmıştı. Ben önüme dönüp Emre'nin yüzüne baktığımda Emre bana güldü.
- hoş geldin Borucuğum.
- hoşbulduk. Sana konum atacağım yere gidiyoruz toplantıya.
- Tamam Borucuğum ,görüşürüz
Onlar muhabbet ederken aralarından sıvayıp büyük adımlarla çıkışa doğru yöneldim. Tam şirketten çıkıyordum ki arkamdan gelen ses korkup, irkilmeme fazlasıyla yetti.
- Almina
- efendim Bora Bey
- nereye Almina
- Ben taksiyle gelirim B-
-Almina
- efendim Bora Bey
- bin arabaya
- ama Bora Bey-
- bin dedim Almina.
-Tamam Bora Bey.
Siyah range rover'a bindik. 2 bembeyazdı. Bu bana 2 gün sonraki beşiktaş-adanaspor maçını hatırlattı.

Arabada sessizce otururken telefonumun çalması sessizliği bozdu.
-Efendim abla.
-evleniyorum, iki gün sonra.
-bağırma, kiminle? komşunun yengesinin yeğeni ile mi?
- Hayır kız, Berk bunu duyunca hemen annemle tanıştığı. iki gün sonra istemeye gelecekler.
-Tamam, şu enişteyi görseydim iyiydi.
-Hahaha Neyse orada ol tamam mı.
-Tamam orada olmaya çalışacağım.
Telefon öpücük sesi ile kapandı. Ardından arabanın durmasıyla telefonumu çantama koydum.
Arabadan indiğimde Bora bey'i ilk gördüğüm yere gelmiştik. kesin eski iş yerinde toplantıları vardı.
İçeriye girdiğimizde büyük bir masa bizi bekliyordu. Eda ,Mesut ve birkaç çalışan orada oturmuş konuşuyorlardı. Bora Bey ,ben Emre ,Yasemin ve 3 çalışan ile birlikte yanlarına gittik.
Eda beni görünce iğrenç bir şey görmüş gibi gözlerini kıstı. Ben ise gözlerimi kaçırdım.
Mesut Bey ayağa kalkınca diğer oturağın çalışanlarda ayağa kalktı . -hoş geldiniz Bora Bey
- hoş bulduk.
Mesut ve Eda'nın sesi benim midem bulandırdı.
Bora Bey masanın en baş köşesine oturunca yanındaki koltklardan birine oturmam için gözleriyle işaret etti. Bora Bey'in yanına geçip geçmemekte kararsız kaldım, çünkü az çok içimde korku vardı. Çok geçmeden çekinerek bile olsa yanına geçmekte karar verdim ve tam oturuyordum ki bir ses beni durdurdu.
- Alminacığım su alır mısın? para üstü senden kalsın
Damarın attı. Sinsice gülümsedim.
-eğitim hayatım boyunca bana hayvanlarını düşünemedikleri ve insan gibi konuşamadıkları öğretildi. Ama bakıyorum ki Sen insan gibi konuşabiliyor ama düşünmeyen tarzdan hayvansın. senin yerine burada değil, hayvanat bahçesindeki maymun arkadaşlarının yanı. şimdi kalkı, suyunu alıp gidebilirsin tatlım.
Hafif gülümseme yerime oturana kadar yüzümdeydi. karşımda oturan Emre'nin bana gururla bakıp sırıttığını görünce aynı şekilde ben de ona sırıttım.
Kafama Bora bey'e çevirdiğimde ise dudağı kıvrılmış ve gözleri gülen dudaklarıma takılmıştı.
İlk defa onu gülerken görmüştüm ve bu beni onun sinirini aştığımı gösteriyordu.
İçim rahatlamıştı ve güzel bir şekilde toplantıya devam etmek istedim.
~ 2 saat sonra ~
toplantı sonunda bitmişti Ve kararlar verilmiştir. Bora Bey onlarla iş yapmayacağını söyledi.
Bora Bey'in arkasından restorandan çıkıp arabasına doğru ilerledik. Ilk başta sessiz giden yolculuğumu Bora Bey'in seslenmesi ile bozuldu.
-Bence öyle bir şey dememeliydi. Ben ona haddini bildirirdim.
-Benim kendimi koruyacak kapasiten var Teşekkürler Bora Bey.
Bora Bey yine gülmüştü.bu sefer dişleri bile gözüküyordu. Bu konuşmadan sonra sessiz bir şekilde şirketin kapısının önüne vardık. Arabayı park etmişti ve şirket bu sefer gözüme daha hoş gözükmüştü.

Kusura bakmayın fotoşop pek iyi olmadı.
Arabadan inip şirketin içine girdik. Onun ardından asansöre ben, Emre, Bora Bey ve Yasemin birlikte bindik.
Yasemin 9. katta indi. ben Emre ve Bora Bey ise 10. katta asansörden iniş yaptık.
Herkes odalarına dağıldı. Ben odama geçip günün sonuna kadar birkaç dosya ile ilgilendim.
Onun ardından ise odada duran perdeyi açmak için ayağa kalktım. Perdeyi açtığında karşımda direkt Bora Bey'in odası gözüküyordu.
nasıl olabilir ya anlamıyorum. Bir kere neden ,yani çok mantıksız Bora Bey benim perdeyi açtığımı görünce başını bana çevirdi ve beni baştan aşağı sözdü. Ben de perdeyi kapatıp odadan çıktım.
Tuvalete gidip elimi yüzümü yıkadım ve geri odama döndüm. İşçiler yavaş yavaş mesaisini vermişti ki ben de Bora beyin odasına girmek için kapıyı iki kez tıkladım.
"Gel" komutunu aldıktan sonra kapıyı açıp içeriye girdim.
-Bora Bey ben de çıkabilir miyim
- hayır.
-neden ama şirketteki herkes çıkıyor
-hem geç kalacaksın hem de erken çıkacaksın. hayır mesain var.
Odama geçip bir dosya daha bitirdikten sonra şirketten çıktım.
Emre beni gördü ve elini omzuma koydu.
-Seni bırakayım mı
-Yok ben kendim giderim
-Yok be bu saatte nereye gidiyorsun. Hadi atla gidiyoruz
tamam manasında başını salladım ve aslında iyiydi çünkü boşu boşuna para harcamaktan kurtulmuştum.
Evin adresini verdim hızlı bir şekilde beni eve götürdü. Vedalaştıktan sonra içeriye girdim.
Hazal'ın beni kanepenin üstünde uzanır bir şekilde beklediğini gördüm. Yanıma gelip bana sarıldı.
-Ee ne oldu bugün anlat çabuk çabuk Almo.
Ben de eşyalarımı bırakıp başından aşağı onu anlattım.
-Oha kızım kader be bu kader. Bir dahakine enişteye selam söyle.
-Saçmalama Hazal ya Ne eniştesi. Patronum o adam benim. Ve büyük ihtimalle hiç birşey hatırlamıyor.
-Ay tamam tamam kalmadık enişteye.
-Hazal!
Hazal gülerek koltuğa geri oturdu. Ben de elbiselerimi değiştirdim. Yüzümdeki makyajı silip yatağa uzandım. Yorulduğumdan dolayı gözlerim vakit kaybetmeden kapandı.
______________________________________
BİR BÖLÜMÜNDE SONUNA GELDİK.
İNŞALLAH BEĞENMİŞSİNİZDİR.
FİKİRLERİNİZİ MERAK EDİYORUM.
OY KULLANMAYI UNUTMAYIN ;)