Bu sefer cidden işten atılacaktır. Saat dokuz ve ban hala yatağımda uzanıyorum. Kesin bu sefer işten atılacaktım kesin. Hemen kalkıp elimi yüzümü yıkamak için banyoya giriş yaptım. Hiç duş almadan çıkıp dolabıma yönlendim. Dolaptan hem siyah takım elbisemi çıkarttım. Ceketin içine siyah büstiyer giydim.

Saçlarımı tarayıp perçemler bırakacak şekilde gevşek bir topuz yaptım. Maskara ve bordo renginde bir ruj sürdüm hızlı bir şekilde. Telefonumu ve bordo renginde olan çantamı alıp odadan çıktım.
Belliki Hazal eve geldiği gibi uyumuş. Koltuğun üstünde iş kıyafetleriyle uyuyordu. Yan koltuktan dün gece bıraktığım battaniueyi alıp üstüne serdim.
Hızlı bir şekilde ayakkabılarımı giyip evden ayrıldım. Telefonunma gelen bildirim sesi gülümsememe sebep oldu. SevgilimCem'in "günaydın" mesajı beni mutlu ediyor. Bende ona aynısını yazıp telefonumu kapattım.
Şükür ki otobüs durağına geldiğim gibi otobüs de geldi. Hemen binin boş bir koltuk aradım gözlerimle ama yoktu. Bende demire tutundum.
Mesut Bey'in bana kuracağı cümleleri düşünüp nasıl atılacağım hakkında senaryo kurup bozana kadar şirketin beş dakika ilerisinde otobüs durdu. Hazal'ın nöbete kaldığı günler sürekli geç kalıyordum. Sağlıkçı olduğu için haftada veya iki haftada bir nöbete kalıyor.
Düşüncelerim içinde boğuşurken şirketin kapısının önüne gelmiştim. Tek duam Mesut Bey'in geç gelmesiydi. İnşallah yine Eda ile yatmış ve hala kendine gelememiştir. AMİN.
Eda onun asistanı ve bende asistan yardımcısıyım. Bu işe ikimizde aynı gün asistan olarak başvurmuştuk ama o cilve ile asistan oldu ve beni -gözü tutmadığı için- asistan yardımcısı olarak seçmişti.
Normal de dolu olan boş asansöre bindim ve 4.kata çıktım. Asansörden indiğimde kendi odama doğru yürüdüm. Ve zafer benim. Bugün de kovulmak yok. Odalar cam duvarlardan oluştuğundan dolayısıyla hem Eda'nın hem de Mesut Bey'in odasında olmadığını gördüm. Bu anın sevinciyle odama girip yerleştim. Daha sonra bilgisayarımı açıtım ve önüme iki-üç dosya koyup onlarla ilgilendim.
~yaklaşık yarım saat sonra~
Boynumu kıtlatırken telefonumun çalma sesiyle irkildim. Telefonuma bakıp " sarı çiyan" yazısını görünce göz devirdim. Becburen telefonu elime aldım ve boğazımı temizleyerek telefonu açtım.
- Günaydın Eda Hanım
- Günaydın, bugün önemli bir şirketle toplantımız var. Dün özetini bitirdiğim geçen yılki programı b n gelmeden masamın üstünde istiyorum.
- Tamam Eda Hanım
- He bir de Almina eksik var mı diye kontrol et. Bu toplantı önemli. Anladın mı?
- Anladım Eda Hanım
Telefonumu kapattım masanın üzerine bıraktım. Kollarımı yukarıya doğru uzatıp esnedikten sonra ceketimi çıkarttım ve dün bitirdiğim aynı zaman da bir haftamı alan on iki dosyayı masanın üzerine bıraktım. Önceden çalıştığım doysaları alıp kafeteryaya indim ve bir americano alıp odama geri çıktım.
~45 dakika sonra ~
Kontrolleri bitirip Eda'nın odasına koydum. Beni zorlamasa ona Eda Hanım diye hitap etmem ama Mesut Bey onun her dediğine " evet,o ne isterse o olur"gibi cümleler kurduğu için mecbur söylüyorum. Şükür telefonumu kontrol etmiyor. Yoksa beni işter atar, inadına tekrar işe alır ve tekrar atar. Odasından çıktığımda o ile Mesut Bey asansörden indiler. Üzerine sırt ve göğüs dekolteli bir büstiyer,altına da dizinin iki karış yukarısında biten bir etek giymişti. Mesut Bey ona yeni almış olmalıydı ki elindeki fişleri ve poşetleri gözüme soktu.
Hem bana kaş göz işareti yapıp odasına çağırdı. O önden ben arkasından olara odasına girdik. Odasına girip poşetleri bıraktığında yerine oturdu ve bana bakıp bilgisayarını açtı. Eline bir tane dosyayı alıp karıştırmaya başladı. Dosyayı bıraktı.
- Hepsini kontrol ettin de mi
- Evet Eda Hanım
- İyi bunları çöpe atıp odana gidebilirsin.
Bir ana dosyaları atmamı söyledi sandım ama dosyaları değil elindeki fişleri atmamı söyleyip elime tututşturdu. Sonra yılan kadın gülümsemesini yapıp bilgisayarına döndü. Çöpü ,pardon fişleri atıp odadan çıktım. O odada bir çöp varsa o da Eda'dan başkası değil. Yanı başındaki odama sinirle girip yerime oturdum. İnşallah götüne şimşek girer de yirmi beş gün- otuz değil acıdım yirmi beş gün- ateş sıçıp elbiseleri yanar. AMİN. Soğuyan kahvemi bir yudumda bitirip çöpe basket attıktan sonra önceden aldığım dosyaları geri masama koyup çalışmaya başladım.
~ yarım saat sonra ~
Tekrar esneyip dosyaların özetini yazıcıdan çıkartmak için ayağa kalktım. İş telefonunun çaldığını duyunca bıkkın bir şekilde açtım.
- Buyrun ben Almina ADIVAR asistan yardımcısı.
- Almina not defterini kalemini al Mesut Bey'in odasının kapısının önüne gel çıkıyoruz.
- Tama Eda Hanım
Telefonu bırakıp hızlıca ceketimi askıdan alıp- askıdan kastım koltuğun arkası- üzerime geçirdim. Çantamı, telefonumu,not defterimi ve kalemimi aldıktan sonra odamdan çıktım.
Mesut Bey'in odasının kapısı açıldı ve içeriden çıktılar. Onlar önden bende arkadan asansöre ilerledik. Tabiki de beni asonsöre almadılar. Hızlı bir şekilde merdivenlerden indim.
Soluk soluğa asansörün başında beklerken asansör durdu ve indiler. Tabi Eda elbisesini düzeltince. Onlar Mesut Bey'in arabasına binip gittiler ,bense taksiyle onları takip ettim.
Telefonuma gelen bildirim sesiyle telefonuma döndüm.
Cem: bugün bize gel,ordsn yemeğe çıkalım.
Ben: tamam;)
Bu mesaj ile rahatladım.
Onlar durunca bende durdum. Bir restoranta gelmiştik. Önemli toplantıları burada yapıyorlardı. Arkalarından içeriye girip ayırılan yere oturduk. Bizden hemen sonra ise karşı şirket CEO'su ve çalışanları geldi. Selamlaşıp yemek sipariş ettiler. Bir yandan yemek yiyip bir yandan toplantıya başladılar. Ben her şeyi not alıyordum ki karşı şirketin CEO'sunfan gözlerimi alamıyordum. Her ona doğru baktığımda gözleri dudaklarımdaydı. Gözleri çok keskindi. Tek bir bakışta öldürücesine.
~ 1 saat sonra~
Karşı CEO başkanı ayağa kalktı ve "toplantı bitti. Sonra tekrarlarız."dedi ve bana son bir kez bakıp oradan çıktı.
Eda yanıma gelip not defteri aldı.
- Bugünlük bu kadar yeter,dimi Mesut Bey?
- Evet.
Eda'nın cilvesinin etkisinde kalan angut Mesut Bey hem evet dedi. Bende vakit kaybetmeden otabüs durağına yürüdüm. Ceme sürpriz yapıp erken yanına gideceğim.
Beş - on dakika otabğs bekledikten sonra otabüs geldi ve bindim. Bu sefer boş yer vardı ve hemen geçeip oturdum. Kulaklığını kulağıma takıp şarkı dinlemeye koyuldum.
* * *
Otobüs Cemlerin evinin aşağısında durduğunda bende inip yürümeye başladım. Evinin kapısının önüne geldiğimde kapısının açık olduğunu fark edip sesiz ve hızlı bir şekilde içeriye girdim. Yavaş yavaş yürüyüp etrafı yoklarken odasında olup bilgisayardan oyun oynama ihtimali geldi. Odasını kapısını önüne feldim ve kapıyı bir anda açtım. Açtığım gibi karşımda Cem ve Ceren'in yiğişme sanhneleri vardı. Başımdan aşağıya kaynar sular döküldü. Şaka gibi birşeydi. Cem , Ceren'in benim üniversite hayatımı mahvettiğini bile bile beni onunla aldattı.
Hiç oyalanmadan evden çıktım ve caddeye indim. Bir yandan şaşkınlıkla göz yaşlarım akıyordu. Gördüğüm ilk taksiyi çevirip en yakındaki bara gitmesini söyledim.
Hala olayı ve gördüklerimi idrak edememiştim. Yani nasıl bunu bana yapabilirdi? Ah benim aptal kafam ben benimle ilişkiye girmesine iz vermedim - ki vermem de çünkü evlenmeden olmaz- tabi o da farklı kadına koştu.
Sinirlerim tepeme çıkmıştı ki taksici" geldik " dedi. Parayı uzatıp bara doğru ilerledim.
Gördüğüm ilk boş masaya oturup bir şişe içki aldım. Şişenin kapağını masa ile açıp direk başıma diktim. İçerken ağzımdan dökülenleri bedenimde hissettim.
İlk şişrmi bitirdikten sonra ikinci şişeyi almak için masadan kalktım. Kalktığım gibi yere düşüyordum ama kendimi zor dengede tuttum.
Yavaş yavaş bir şişe daha içki aldım ve tekrar masama doğru ilerlemeye başladım. Elimdeki şişeyi kafama dikerek masaya ulaşmıştı ki şişe yine bitti. Geri dönüp yeni bir şişe almam gerekiyordu. Ben sırtımı döndüm ve bir adama çarptım.
Kafamı kaldırıp yüzüne baktım. Bu , bu resmen Cem'in sarışın haliydi. Bir an bakışlarım sertleşti ve bağırmaya başladım.
- Sen, sen nasıl yapabilirsin böyle birşey. Söylesene, SÖYLE!
Alayla güldü.
- Kızım sen aklınımı yedin. Ne diyon saçma sapan.
Bir de bilmemezlikyen geliyor. Çok sinirlendim. Yanına bir adam geldi ve onu götürdü. Ben sinirden ağlayarak bardan çıkacakken onu ve o adamı gördüm. Hemen yanına gidip elimdeki şişeyi dizinde kırdım.
Yanındaki adam bir bana bir de yanındaki adama baktı -ceme benzeyene - . Görevlilere vurduğum adamı götürmesi için emir verdi. Ben adamı götürmeden önce birde tekme attım.
Yanındaki adam hemen kolumu tutup peşinden sürükledi. Üst kata çıktık ve bir odaya girdik. Beni odaya koyup gitti. Ben deli gibi dönen başımla odaya bir göz attım. Büyüktü ve mavi renkteydi. Kendimi gökyüzü deki bir evdeymiş gibi hissettim. Deli gibi kendi etrafımda dönerken kapı açıldı.
Adam içeriye girip bana doğru adım attı. Bende durup ona doğru dengesiz bir adım attım. O bana yaklaşıyordu ben ona derken ortak bir noktada buluştuk.
Ben adamın kafasını tutup kafama yasladım. Nefesi nefesime değiyordu.
- Hayırdır bir sorun mu var abisi?
Dedim ve yine dengesiz adımlarla az ilerideki beyaz buluta benzeyen kocaman bir koltuğa oturdum. Bcaklarımı erkek gibi atıp, ellerimi koltuğun iki yanına açtım ve tak kaçımı kaldırdım.
İlk başta şaşkınlıkla yüzüme baktı. Ardından kollarını sıvadı ve birleştirdi. Yanıma adım adım yaklaşıyordu. Bu sefer benim kaşlarım düşmüştü ve koltuktan kalkıp farklı bir tarafa ilerledim. Benim dönmemle adam yönünü yine bana çevirmişti.
Gözlerini gözlerime dikmişti. Bu gözler bana tanıdık geliyordu. Ben duvara yaslanmıştım bile oda dibine gelmişti.
- Sen deliysen , ben daha deliyim.
Dedip dudağıma yapıştı. Gözlerim bir an şaşkınlıktan açıldı. Sonra onun düzgün ssçlarını karıştırdım. Dudağını bir anlık ayırdı.
- Senin benden deli olduğuna inanmam. Kanıtla.
Bu sefer daha hızlı öpmeye başladı ve eli. belimin etrafında gezinip duruyordu. Bir an bacaklarımın onun belins doladım ve ollarımı tamamen omzuna koydum. O beni daha sıkı kavradı.
DAHA FAZLASINI ANLATIRSAM
KİTAPTA HEYECAN KALMAZDI;)
~ SAAT 7:30~
Uyandım ve başım acayip bir şekilde ağrıyor. Kolum feci sızlıyor ve ben onun üstünde yatıyordum. Benim üstümde çıplak kaslı bir vücut vardı. Nasıl ölmemiştim altında anlamadım. Bir dakika, bir dakika NE? BEN ÇIPLAĞIM VE ÜSTÜMDE ÇIPLAK BİR ADAM!
Gözlerim şaşkınlıktan kocaman olmuştu. Yavaşça adamın altından kalkmaya çalıştım. Kıyafetlerimi aramaya koyuldum. Odanın diğer köşesinde duruyorlardı. Hemen giyinmeye koyulsyım derken büstiyerimin ortadan ikiye ayrıldığını dördüm. Adamın beyaz gömleğini alıp içime iydim. Kusura bakmayın ama bu gömlğe ben ve benden on tane girerdi. Ceketimi kolumda tutup telefonumu aradım. Telefon masanın üstündeydi. " Hazal 130 cevapsız arama". Masanın üstündeki güneş gözlüğümü alıp taktım.
Hızlıca hem odadan hem de bardan çıktım. Ben şimdi ne diyecektim Hazal'a. "Birşey yok ya Crm beni Cerenle aldattı ben bara gittim bir adama saldırdım ve sonra yanındaki adamla ilkimi paylaştım. Merak edilecek hiç birşey yok. Abartmışsın yani."
Kolum cidden kırılmıştı. Hareket dahi ettiremiyorum.
Caddeye çıkıp sağlam kolumla taksiyi çevirdim. Taksiye bindim ve evin adresini verdim. Çantamı odada unutmuştum. Şimdi nasıl ödeme yapacam. Salak ,salak kız. Aklıma telefon kulıfımda ki para geldi ve çıkartıp taksiciye verdim. Kapının önüne geldiğimde kapıda karşılandım.
BÖLÜMÜ BEĞENDİYSENİZ
OYLAMAYI UNUTMAYIN.