İyi Okumakar 🦋
(Üstte iki bölüm daha var onları okuduğundan emin ol)
_________
Hyunjin, en yakın arkadaşı tarafından ihanete uğradıktan sonra Minho'yu hep daha yakınında tutmuştu. Ki kendi yaşadığı evin arka arazisindeki evde yaşamaya başlamıştı Minho.
Bu Minho için de iyiyidi. Hyunjin'in evinin bulunduğu bu arazi Kore'nin en güvenli yeri olabilirdi. Sadece Hyunjin'in evinin etrafında bile sayısızca korumalar vardı ve Deltanın güçlü ilişkileri sayesinde burası polislerden bile korunuyordu.
O yüzden kaçması gerektiği zamanlarda burası ona iyi bir saklanma alanı olmuştu ve şimdi Jisung'u buraya getirmesinin nedeni de güvendiği yek alanın buradı olmasıydı.
Jisung, araziye girdikleri anda buranın Hyunjin'e ait olduğunu anlamıştı zaten. Eve girdiklerind ise küçük ama iki katlı olan bu ev garip bir şekilde içini ısıtmıştı.
Burada Minho ile yaşayacağı düşüncesi bu sıcaklığı yaratmış olabilirdi.
Ve Deltanın Sigmayı buraya getirmesinin diğer bir nedeni ise arazinin doğu kısmında küçük bir revir gibi bina vardı. Burada her türlü tıbbi gereksinimler vardı ve Seungmin ile Chan'ın Hyunjin'i tedavi ettikleri yerdi.
Yani yakın bir yerde hastanenin olması da Deltanın içini rahatlatıyordu.
Jisung, Minho'yu zorla beklettirmiş ve evinden birkaç eşya alıp sırt çantasına doldurmuştu. Eve girer girmez ise kendisini çantası ile birlikte gri duvarlara zıt olan bembeyaz koltuğa oturmuştu.
M: "Bu arazide istediğin gibi dolaşabilirsin ama buradan çıkma Jisung. En azından bendiz çıkma"
Sigma başını onaylar anlamda usulca sallamıştı. Minho'nun it gibi endişelenmesi hoşuna gitmiyor değildi.
M: "Ben sana su tabancası alacağım sen arada kendince poliscilik oynarsın yamam mı?"
Delta sırıtarak koltuktaki eşine yaklaşmış ve dibine oturmuştu yanağından makas almadan hemen önce.
Jisung ise istifini bozmadan aynı Minho gibi sırıtmış ve kalcasını hafifçe kaldırarak elini belinde duran silahına atmış ve çıkarmıştı.
J: "Tüh ben de oyuncağımı yanımda getirmiştim."
Sigma, silahın namlusunu deltanın çenesinin hemen altına yasladığında, bu sefer sırıtan tek kişi Jisung olmuştu.
M: "Çocuğumuza kötü örnek oluyorsun"
Minho, elini yavaşça çenesinin altında duran silaha aymış ve aldığı silahı koltuğun istündeki yastığın arkasına sıkıştırmıştı.
Jisung ise uğraşabilirdi ama şu an hem yorgun, hem aç, hem uykulu, birazcık duygusal, azıcık da kedi gibiydi. O yüzden başını yanında oturan eşinin göğsüne yaslamış, derin bir nefes aldıktan sonra gözlerini kapatmıştı.
Minho ise tam elini eşinin saçlarını okşamak için kaldırdığında cebinde çalan teşefonunu farketmiş ve elini cebine atmıştı. 2 gündür telefonu kapalıydı ve az önce açmıştı.
Telefonun parlayan ekranını gördüğünde gülümsemişti.
"Delta Jeongin'in vitası"
Jisung'un saçlarına öpücük kondurduğunda sigma başını kaldırmıştı eşi telefona cevap versin diye.
Minho da anında ayaklanmış ve mutfağa doğru adımlamıştı. Zaten konuşma da uzun sürmemişti. Changbin günlerdir onu aradıklarını söylemiş ve hemen patronun evine gelmesi gerektiğini söylemişti.
M: "Bebeğim çıkıyorum ben"
Jisung bu cümle karşısında niye duygulanmıştı bilmiyordu, bunu açıklayamazdı ama duygulanmıştı işte. Nereye gidiyordu ki, hep yanında kalaa olmaz mı?
J: "Nereye"
Delta, elini koltuğun başlığına yaslayarak oradan destek almış ve eğilerek küçük dolgun dudakları öpmüştü.
M: "Dolapta yiyecek var aç bırakma kendini"
Jisung, "nereye?" Sorusuna hiçbir zaman cevap alamamıştı zaten ama bir umut belki bugün cevap alırdı diye düşündü ama boşunaydı.
....
CB: "Minho bulundu"
Changbin Minho ile olan konuşmasından hemen sonra salona dalmıştı haberi Hyunjin'e vermek için ama verilecek tek haber birazdan kafasına sıkılacak olan silahtı.
Felix, hemen Hyunjin'den uzaklamış ve basılmanın verdiği etki ile bu sefer tüm vücudu kızarmıştı. Hyunjin ise Changbin'e bakmıyor kendinş sakinleştirmeye çalışıyordu.
CB: "B-buraya geleckmiş şey ettim ben söyledim"
Hyunjin, sesli ve derin bir nefes aldığında Changbin hemen salondan çıkmış ve tuvaletten yeni çıkan eşine sarılmıştı.
CB: "Seni çok seviyorum bebeğim"
IN: "Bebek mi yapalım?"
H: "Ne bebeği Jeongin kapat şu çocuk konusunu. Önce sen büyü."
Jeongin de abisine tatlı bir şekilde gülümsemişti. Anlaşılan sinirliydi ve abisi sinirliyken onun tersine gitmek hiç doğru bir hareket olmazdı.
Felix de Hyunjin'in arkasından salondan çıkmıştı ama hala deltasının arkasında duruyordu. Herkes dağılsa da odasına gidip birkaç saat daha utansa diye düşünüyordu. Ve belki öpücük hakkında da biraz düşünebilirdi.
Kapının açılması ile herkes kapıya taraf döndüğünde Minho şaşırmadan edememişti. Herkes toplanmış onu mu bekliyordu ki.
Hyunjin, kapının girişinde duran Minho'ya doğru yaklaştığında Felix de merakına yenik düşmüş ve deltasının arkasından çıkarak kapıda bekleyen Minho'ya bakmıştı.
Minho da içerde bulunan herkesi tanıyordu ama sarı saçlı çocuk onun için ye bir yüzdü. Minho anında aydınlanmış gibi ağzını on karıl aralamış ve Felix'e daha dikkatli bakmıştı. Sonra şse tek gözünü kapatarak elini açmış ve Felix'e taraf uzatmıştı. Gülümseyerek Hyunjin'e doğru dönmesi de uzun zaman almamıştı.
M: "Bir karış bir şey bu. Bunun için mi biz haftalarca sokak sokak vita aradık"
Hyunjin'in emri üzerine o günden sonra, olay yeri yakınındaki tüm evler aranmıştı Felix bulunsun diye ve Minho da bu olayı kastediyordu.
H: "İki gündür neredesin sen?"
Minho, Hyunjin'in sert sesini duyduğunda gülümsemesi solmuştu. Anlaşılan "birisi" patronlarını biraz kızdırmıştı.
M: "Şimdi şöyle ki.."
Changbin de meraklanmış ve aynı Hyunjin gibi Minho'ya doğru yaklaşmıştı.
M: "Küçük Minho'lardan biri yarışı kazanmış.. yaramaz olanı"
Onu dinleyen deltalar aynı anda kaşlarını çatmışlardı. Ne sayıklıyordu bu çocuk. İki günde kafasına taş falan mı düşmüştü.
Minho da anlaşılmadığını anladığında offlayarak nefesini vermişti.
M: "Jisung hamile"
Changbin anın şoku ile elini karnına attığında Hyunjin de anladığını belirtmek için gözlerini yavaşça kapatmış ve geri açmıştı.
Bu konu üzerinde konuşacakları ama şu an onları bekleyen büyük bir şenlik vardı...
...
Yolda giderken 2 gündür ulaşamadıkları Minho'ya olup biteni anlatmışlardı. Minho da Jisung'u anlatmış ve artık daha dikkatli olmaları gerektiğini söylemişti.
Eskidwn Jisung arkalarını topluyordu kötü bir zamanda ama şu an iş başında değildi. Üstelik, Hyunjin Felix'i almak in toplantıyı bıraktığı gün toplantı merkezi basılmış ve birkaç adamı içeri alınmıştı.
Bu onlar için önemli değildi ama o gün Felix için toplantıyı bırakıp çıkmasaydı kendisi de zor durumda olabilirdi.
Artık emindi Hyunjin peşlerinde bir dedektif olduğuna. Arkadaşı da o dedektifle iş birliği yapıp ona ihanet etmişti ve Hyunjin öğrenimce de onu vurarak kaçmıştı.
Toplantı merkezlerinin basılması, büyük bir uyuşturucu depesunun ele geçirilmesi işleri karıştırmıştı. Hyunjin de artık ciddiye alıyordu olayları.
Belki bir depo onun için önemli değildi ama yakalanırsa kaçmak için pek fazla yolu yoktu.
CB: "bizim paketler hazır mı?"
Yolları baya üzün sürmüştü ve yaklaşık 2 saatin sonunda ormanın derinliklerine varmışlardı. Geldiklerinden haberi olan beyaz önlüklü adam ise küçük kulübenin karşısında onları bekliyordu. Changbin sorusunu sorunca o da sırıtarak cevap vermişti.
"Hazırlar efendim"
Beyaz önlükü adam kulübe kapısını açtığında Minho ve Hyunjin içeri girmişti. Changbin ise kapıda onları beklemeyi seçmişti. Bazen onların acımasızlığına dayanamıyordu.
Yerde çıplak bir şekilde yatan 3 alfa ise onları neyin beklediğinden haberleri yoktu. Aslında şanslılardı bugün delta küçüğünden öpücük almıştı ve keyfi gayet yerindeydi.
Ki tekrar elinde işkence aleti ile odaya giren beyaz önlüklü adam ortamı daya çok şenlendirmişti.
Alfalar tahta zeminde, çırılçıplak bir şekilde elleri ve bacakları bağlı yatıyorlardı. Korkudan mı tityordu vücutları yoksa soğuktan mı ayırt edilemiyordu. Ama her türlü acı çekmeleri Hyunjin'in hoşuna gidiyordu.
"Başlıyorum efendim"
Delta başı ile onayladığında beyaz önlüklü adam sanki yıllardır bu anı bekliyoruş gibi heyecanlı bir şekilde elindeki işkence armutları ile yerde yatan şerefsizlere doğru ilerlemişti.
İşkence armudu bir nevi sex aleti idi ama tek fark zevk için değil de acı için olmasıydı. Armut şekilli bu dildo, kumanda sayesinde ikiye, üçe ve dörde açılıyordu.
Kısaca anlatmak gerekirse vajina ve anüs deliğine yerleştirilen alet insanların inçinde açıkarak, organlarda geri dönüşü olmayan hasarlar yaratıyordu.
Alfaları ters çeviren doktor biraz çabalamıştı çünkü şeref yoksunları onları ne tür cezanın beklediğini artık anlamışlardı.
Beyaz ölüklü doktor bu işin ustasıymış gibi hareketlerini hızlandımrıştı. Ya da aleti kullanmak için sabırsızlanıyordu bilemeyiz. Ki zaten tek tek alarak işkence armutlarını yerde ters bir şekilde yatan iğrenç bedenlerin deliğine sokmuştu.
Onlar çığlık attıkça Hyunjin de rahatlıyordu. Vitasına çektirdikleri acı karşısında bu hiçbir şeydi aslında.
Doktor her ne kadar kendi devam etmek istese de kumandayı patrona vermiş ve kontrolü Hyunjin'e devretmişti. Hyunjin ise ikiye açılma butonunu es geçerek direkt üçe açılmaya dıklatmış ve ormandaki kuşları uçuracak çığlıklar elde etmişti.
"Yalvarırım çok pişmanım durun efendim"
Aldığı yalvarmalar deltayı rahatlarmak yerine daha da sinirlendirmişti. Haberi olmasaydı o gün vitasına kim bilir neler yapacaklardı, onu yalvartacak duruma getireceklerdi.
Hyunjin daha fazla burada durursa giderek daha çok sinirleneceğini anlamıştı ve son buton olan dörde açılma özelliğini aktif ettiğinde yırtılan alfalardan kan akmaya başlamıştı...
H: "Artık hiçbir alt ırka sex oyuncağı olarak bakamayacaksınız. Çünkü zaten kendiniz öylesiniz"
Kumandayı doktora fırlatan delta yerde kanlar içinde baygın yatan alfalara bakmış ve sakinleşmek için derin bir nefes almıştı.
Sakin kalmalıydı çünkü ormana gelmesinin aaıl nedeni Çin ile yapacağı toplantıydı. En son buluştuklarında Felix'i Hyunjin'e sarılmak isterken görmüşlerdi ve şu an Hyunjin, Çin'in adamlarına daha odaklı durumdaydı.
Kimsenin Felix'in varlığından haberi olmamalıydı...
________
Artık armut gördüğümde bu bölümü hatırlayacağım 👉🏻😮💨👈🏻
İnsta: @\keenblues





