İyi Okumalar 🦋
(Altta bir bölüm daha var okumayı unutma)
_______
Jisung, gözlerini açtığında belinde hissettiği eller ile tekrar huzurlu bir şekilde kapatmıştı. Resmen 2 gecedir, Minho hamile olduğunu öğrendiğinden beridir eşinin yanından ayrılmamıştı.
Bu ise sigmayı çok mutlu ediyordu. Tek istediği Minho'yu kaçamak ve tehlikeli hayattan uzaklaştırmaktı. Başarmış gibi de gözüküyordu.
Jisung, kulağının arkasında hissettiği yumuşak öpücükle gözlerini açmış ve Minho'ya taraf dönmüştü.
J: "Günaydın"
M: "Günaydın bebeğim"
Delta, eşinin dağılmış saçlarını eli ile okşayarak düzeltmişti. Yumuşacıktı ve o bu hareketi yaparken Jisung'un yuvarlak gözleri ile onu izlemesi içini daha fazla aşkla dolduruyordu.
M: "Önemli birkaç eşyanı al yanına diğerlerini ben getirttiririm"
J: "Nereye gidiyoruz?"
Minho yataktan kalkmış ve yatağın başlığında duran siyah tişörtü giyinmişti. O sırada Jisung da yatakta oturur pozisyona gelmişti.
M: "Evimize"
Sigma, deltasının evine hiç gitmemişti. Çok araştırmıştı ama nerede olduğunu bile bulamamıştı. Anlaşılan devlet güçlerinden bile korunacak kadar iyi bir yerdeydi.
J: "Olmaz Minho işe gitmem gerekiyor dün zaten zor izin aldım"
M: "Artık bir işin yok hamile sincap"
J: "Ne?!"
Jisung bacaklarında duran örtüyü kenara itekleyip aniden ayağa kalkmış ve Minho'nun önünde durmuştu. Ne demek işi yoktu ya. Bu iş için ne kadar emek harcadığını bilmiyor muydu. Karakol Jisung olmadan tüm yönetimi kabyederdi resmen.
J: "Ne demek bir işin yok Minho?"
Minho önünde sinirli surat ifadesi ile duran eşinin yanaklarını avuç içlerine almış ve sıkmıştı. Tamam yüz ifadesi baya ciddi ve sinirliydi ama tombul yanakları onu bir türlü korkunç yapamıyordu.
M: "Jisung arkamda bir polis tanıdığım olduğunu biliyorlar ve şu an bizden başka bir doktor da hamile olduğunu biliyor. Seni bulmak isteyen ne kadar düşmanım var biliyor musun?"
Jisung'un siniri yavaş yavaş yatışsa da bu mantıklı değildi. İşine eskiden nasıl devam ediyorduysa şimdi de öyle yapacaktı.
J: "Kendimi koruyabilirim Minho. Bu zamana kadar hep böyle yaptım."
Minho, tombul yanaklardaki ellerini indirmiş ve kollarını yapılı vücuduna zıt bir şekilde incecik olan bele sarmıştı.
M: "Bu zamana kadar kendini koruyabileceğine emin olduğum için sana karışmadım ama şu an durum tamamen farklı Jisung"
J: "Bu işi bırakmam için bir neden değil"
Delta, sigmasının belinde duran ellerini daha da sıkılaştırmış ve göğüslerinin tamamen temas etmesini sağlamıştı. Sigma ise eşine her yaklaştığında sinirleri azalıyordu. Şu an göğsüne sokulup kedi gibi uyumamak için kendini zor tutuyordu.
M: "Doğuma kadar. Doğumdan sonra işine geri döneceksin. O zamana kadar her şeyi ben halledeceğim"
Jisung tam Minho'ya cevap vermek için ağzını açtığında midesinde hissettiği bulantı ile ağzını eli ile kapatmış, boşta kalan elini ise Minho'yu itmek için kullanmıştı.
Kendini ebeveyn banyosuna atar atmaz yere çökmüş ve midesindeki her şeyi klozete boşaltmıştı. Garip olan tarafı ise yemediği kadar çok kusmasıydı. Zaten pek bir şeyler yiyemiyordu ama her sabah bu kadar çok kusmayı nasıl beceriyordu.
Sigma, sırtında hissettiği büyük el ile anın devdiği duygusallıka dolan gözlerini saklayamamıştı.
M: "İyi misin?"
Jisung sifonu çeker çekmez ayağa kalkmış ve yüzünü yıkamıştı. Minho'nun elini sadece sırtında hissetmesi bile kurdunu o kadar çok rahatlatmıştı ki.
J: "İyiyim"
M: "Telefonunu aldım, geri kalan eşyalarını sonra getirtiririm"
Delta, sigmanın gözlerindeki yorgunluğu gördüğü için hemen eşini kollarına almıştı, evine götürmek için.
....
Felix, gözlerini açmaya çalışıyordu ama gözkapakları sanki kuruluktan kıpırdamıyor gibiydi. Felix uyanmaya çalıştıkça gözleri uyumak için inat ediyordu resmen.
Aslında uyanmaması daha iyiydi. Daha zaman, yer algısı açılmadan aklına dolan sahneler ile kalbi hızlanmaya başlamıştı.
Çok utanıyordu...
Dün gece olanlardan da utanıyordu ama Hyunjin'in dokunuşlarını hala vücudunda hissetmesi ve bundan zevk alması onu daha da utandırıyordu.
Zaten açılmak istemeyen gözlerini geri kapatmış ve dün geceyi hatırlamıştı. İlaç yüzünden vücudunda oluşan acıları bir kenara atınca çok fena zevk almıştı. Ve daha hiçbir şey olmadan sadece Hyunjin'in dokunuşları ile. Gerçekten sevişirlerse zevkten bayılırdı herhalde.
Vita başını yastığa gömüp küçük bir çığlık attıktan sonra ayağa kalkmak için yorganı üzerinden atmıştı. Ama daha şimdi farkediyordu Deltanın odasında olduğunu.
Dün gece kendi odasındaydı ve büyük ihtimalle delta duştan sonra onu kendi odasına getirmişti temiz bir yatakta uyusun diye.
Felix, üzerini kontrol ettiğinde beyaz bir şort ve mavi bir tişört giydiğini farketmişti. Kesinlikle duştan sonrasını hatırlamıyordu. Vücudu yorgun düştüğü için ılık suyun altında -kaslı kolların arasında olmanın verdiği rahatlıkla- uyuya kalmıştı.
Küçük beden derin bir nefes aldı ayağa kalkmak için. Aynı evde yaşıyorlardı.. asla kaçış yolu yoktu. Ne zaman yüzleşirse o zaman biterdi belki utancı.
Yataktan kalkmak için ayaklarını aşağı sarkıttığında otomatik olarak kalçasının üzerine oturmuş oldu ve hissettiği ufak sızı yüzünden yanakları kızarmaya başladı.
Delta, parmakları ile becermişti resmen vitayı ve bunu düşünmek Felix'i daha da utandırıyordu. Şimdi kalkıp kafasını duvarlara çarpmamak için zor tutuyordu kendini.
Kalçasındaki sızıyı aldırmadan kapıya doğru yürüdüğünde düşündü acaba Hyunjin'in yüzüne bakabilecek miydi yoksa gözgöze geldikleri an vücudu kendini kapatma moduna alıp bayılacak mıydı.
Kapıyı olduğunca sessiz bir şekilde açtığında alt kattan gelen sesleri duymuş ve biraz başını kapıdan çıkararak dinlemeye çalışmıştı.
Duyduğu ses Changbin hyunga aitti ve işte şimdi bayılma moduna geçmişti sarışın olan. Changbin de oradaydı, her şeyi görmüştü. Lee Felix artık uluslararası rezilsiniz tebrikler...
Artık ne olacaksa olsun havasında olan vita yavaş hareketlerini hızlandırmış, kalçasındaki hafif sızıyı aldırmadan merdivenleri hızlı hızlı inmişti. Rezil olacaksa bugün herkese olsun bitsin. Her gün utanmak istemiyordu, ne olacaksa bugün olsun.
Salon kapısına vardığında içindeki özgüven tabanlarını götüne vurarak kaçıp gitmişti resmen..
IN: "İşte ben de dedim ki çocuk yapalım"
Hyunjin, kardeşinin abartı mimiklerle olayları anlatmasını dinlerken burnuna dolan tanıdık koku ile kapıya doğru bakmış Felix'i tam göremese de dağılmış sarı saçlarını görmüştü.
Vita'nın şu an neler hissettiğini bilmiyordu o yüzden üzerine gitmeyecekti. Eğer gelmek isterse kendisi gelirdi. Felix her kararını kendi alabilecek kadar zeki ve olgundu. Bunu en iyi bilen kişi ise Hyunjin'di.
Kısacık zamanda bile vitasını o kadar iyi tanıyordu ki, küçük bir mırıldanması ile ne demek istediğini anlıyordu.
IN: "Hyung sen dinliyor musun ya beni?"
Hyunjin elinde tuttuğu çubukları masaya bırakmış ve elini gözünün önünde sallayan Jeongin'e taraf dönmüştü.
Jeongin dün son doktor randevusuna gittiğinden ve Changbin ile olan kavgasından bahsediyordu. Jeongin'in yanında oturan Changbin ise eşinin tatlı abartılarını offlayarak dinliyordu.
Hyunjin, eğer Changbin'i tanımasaydı Jeongin'in anlattığı abartı olaylar yüzünden silahını çekpi anında vurabilirdi ama iyi ki uzun süredir tanışıyorlardı.
H: "Dinliyorum Jeongin."
IN: "Changbin de ben senden çocuk istemiyorum dedi bıraktı gitti beni işte"
Son dediği cümle ile Changbin'in kendisi bile şaşırmıştı.
CB: "Bebeğim ben öyle mi dedim aşk olsun"
IN: "Sus konuşma neden bırakıp gittin beni"
Changbin, yanında oturan, kaşları çatık küçüğüne taraf dönmüş ve saçlarını okşamıştı.
CB: "Bir tanem söyledim ya işim çıktı diye"
Hyunjin'in tüm dikkati hala kapıda bekleyen vitasındayken ikili yine didişmeye başlayacak gibiydi.
F: "Günaydın"
____________
Koş koş bölümün devamı altta oku hemen. Çok nadir iki bölüm üst üste atarım aldöwldöwşöd


