İçeriğe geç

Mor Cehennem

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Mor Cehennem

Bölüm 3

Bölüm 3 : Arena

Adımını attığı anda etrafındaki herkes görünmez olmuştu. Sanki başka bir yere ışınlanmıştı. Uçsuz bucaksız bir ormandaydı karşısında ulu bir dağın etekleri vardı. Nerden geldiği belli olmayan kalın bir ses yankılandı.

-Görevin kraliyet mensubunu kurtarmak. Ona bir zarar gelirse sınavdan kalırsın. Yarım saat içinde başladığın noktaya getirmelisin.

Konuşması biter bitmez etrafını Tiefling savaşçıları sardı ve tabii ki Tielfee’nin bir numaralı silahı olan ejdarhaları da yanlarındaydı. Büyük kırmızı ejdarhayı boynuzlu bir tiefling kontrol ediyordu.Boyuzlu tieflingin arkasında sarı saçları kehribar gözleriyle 6 yaşlarında bir oğlan çocuğu oturuyordu. Prense benzerliği Adalianın gözünden kaçmadı. Sınavları bu kadar gerçekçi tasarlamaları takdirini kazanmıştı.Ölüm büyülerinin yasak olmasına homurdanarak ilk saldırısını yaptı. Sözsüz büyü yaptığı için onları hazırlıksız yakalamıştı. Etrafında duran savaşçıları saniyesinde toprağa gömdü bu büyüyle. Sadece nefes alabilecekleri kadar bir boşluk bırakmıştı. Anı saldırısına ejdarha ateşle karşılık verdi. Elini kaldırıp alevi geldiği yere yönlendirdi. Böyle bir ateş büyüsü yapmak enerjisini tüketebilirdi. Elementleri yönlendiren bu büyü uzun zamandır favorilerindendi. Ejdarha kendi aleviyle canı yanınca aniden havalandı. Boynuzlu tiefling ardı ardına saldırı büyüleri yapıyordu. Adalia bir kalkan büyüsü yaptı ve boynuzlu tieflinge mihledi. Böylece ondan gelen saldırıları düşünmesine gerek kalmayacaktı, kalkan tieflingin büyükerine göre hareket ediyor; şekil,malzeme değiştiriyordu. Büyü yapmaktan çok zevk alıyordu. Özellikle böyle akıl dolu kadim büyüler onu kendine hayran bırakıyordu. Ejdarha çok yükselmeden büyük bir hareketsizleştirme büyüsü yaptı. Çırpılan kanatları bir anda durunca ejderha yere düşmeye başladı. Prensle birlilte yere çakılmadan Adalia havalanma büyüsünün sözlerini okudu. Sözsüz şekilde uçma büyüsü yapamıyordu. Sözsüz büyü yapmaya çalıştığında sürekli kanatları ortaya çıkıyor resmen onları kullanmasını istiyorlardı.Uçma büyülerinin ustalık işi olduğu aşikardı.Hava ustalaşması zor bir elementti.Adalia sıradan bir büyücü olmadığının farkındaydı. Çok küçükken öğretmenlerini hayrete düşürerek çoktan fark etmişti. Uçarak çocuğu elinden yakaladı ve yere indirdi. Gerçek bir çocuk olmadığının farkındaydı ama elini tutararak başlangıç noktasına yürümeyi seçti.Aster ve Aspan’nın ona hep yaptığı gibi. Başlangıç noktasına geldikleri an arena ve salondakiler tekrar görünür oldu. Denetmenler şaşlınlıkla ona bakıyordu.Yüksek platformdan tenini delen bakışlar hissetti. Kafasını çevirdiğinde prensin kehribar gözleriyle karşılaştı. Fazla uzun bakması hoş karşılanmayacağı için bir reverans yaptı ve arenadan inmek için yürüdü. Denetmen “Yeni bir rekortmenimiz var, uzun yıllardır kırılamayan en kısa sınav süresini geçti. Adalia Lockt , Taç akademisine hoş geldin” dediğinde izleyici koltuğundaki büyücülerden silik bir alış geldi. Kabul edilenleri aldıkları alan akademinin ortak alanlarından biriydi. İçeride 3 büyücü, 10 kadar şövalye ve 5 diplomat duruyordu. Şövalyeler birlikte otururken büyücüler ve diplomatlar farklı yerlere dağılmıştı. Kahkahalar atan şövalye grubundan uzakta bir yere oturmak istiyordu. Yanlarından geçerken gri siyah saçlarıyla tanıdık gelen bir çocukla gözleri kesişti. Tam çıkaramamıştı yoluna devam edecekti ki çocuğun ona seslenmesiyle irkildi.

-Adalia.. Adaliaydı değil mi?

Onu bir yerde gördüğüne emindi. Dönüp yüzüne baktı. Ama çabaları sonuçsuz kalmıştı.

-Evet sen de.. dedi söylemesini umarak.

-Ah evet, ben Jan, abin Aspan’ın arkadaşlarından birinin kardeşiyim.Ben 6 yaşlarındayken malikanenize gelirdik. Seni büyü derslerini izleyen kimse unutamaz sanırım.

Kocaman gülümsemesiyle söylemişti tüm bunları. Aspan’ın talim okullarından bir sürü şövalye arkadaşı olur, tatillerde malikaneye birçoğunu getirirdi. Hatta uzun süreli kalanlar dahi olurdu.

- Jan… dedi duraksayarak. Siyah gri saçlı kendisinden birkaç yaş küçük bir çocuk canlandı hatırasında. Abisiyle 2 hafta kadar malikanede kalmışlardı.

-Ah evet hatırladım. Gülümsedi. O kadar büyümüş ve irileşmişti ki kendisinden küçük olduğuna ihtimal dahi vermemişti.

- Sınavı geçmişsin, tebrikler. Gerçi şaşırmadım. Ateş büyüsü çalışırken beni o kadar korkutmuştun ki abimin zırhına saklanmıştım. Kocaman bir kahkahayla bitirmişti sözlerini.

Bir şövalyenin büyücüyle samimi şekilde konuşması tüm salonun dikkatini çekmişti.

Adalia artık biraz dinlenmek istiyordu.

- Tekrar karşılaştığımıza sevindim Jan, kendine iyi bak. Küçük bir gülümsemeyle Jan’a baktı.

- Ben de sevindim, umarım daha sonra konuşuruz.Sen de kendine iyi bak.

Jan bunları söyledikten sonra başını eğip küçük bir reverans yaptı ve arkadaşlarının yanına dönmek için yürümeye başladı.

Sonunda oturup dinlenebildiği için çok mutluydu. Nerden geldiğini anlayamadan önünde ekmek ve şarap belirdi. Annesi şarap içmesine derslerini aksatacağını düşündüğünden izin vermezdi ama Aspanla bir yolunu bulup içmeyi başarırlardı. Keyifle bardağı kafasına dikti. Ekmekten bir parça alıp ağzına attı. İşte şimdi keyfi yerine gelmişti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.