Ayşe Kalp Odası’ndan çıktığında, sanki başka biri gibiydi. Elleri hâlâ hafif titriyordu ama içinde tanımlayamadığı bir güç vardı. Artık sadece bir öğrenci değil, Akademi’nin gerçek mirasını taşıyan biriydi. Koridora adım attığında karşısına Sera çıktı. Gözleri Ayşe’yi süzdü, sonra hafifçe gülümsedi. “Demek seni de seçti,” dedi. “Sera... sen de mi girdin Kalp Odası’na?” “Yıllar önce,” dedi Sera. “Ama ben yeterince hazır değildim. Bu yüzden geri çevrildim. Sen girince... içimden bir şey değişti.” Ayşe Sera’ya yaklaştı. “Peki şimdi ne olacak?” Sera gözlerini yere indirdi. “Şimdi... seni herkes izleyecek. Özellikle Komite.” O gece Akademi’de olağanüstü bir toplantı vardı. Madam Lina, Ayşe’yi şeffaf perdeyle çevrili bir alana aldı. Onlarca jüri üyesi, öğretmen, hatta diğer okul müdürleri gelmişti. Herkes “yeni yetenek” hakkında konuşuyordu. Ayşe’nin görevi şuydu: *Moda Elementi’ni kullanarak ilk özgün elbisesini tasarlamak.* Malzemeler masadaydı. Zaman: *2 saat.* Sessizlik hâkimdi. Ayşe önce ellerini kumaşa koydu. Gözlerini kapadı. İçindeki görüntüler akmaya başladı: annesinin rüzgârdaki fuları, çocukken yaptığı defter kapakları, Sera'nın gözyaşları, Lina’nın bakışı… Hepsi birleşti. Ve Ayşe, dikişe başladı.İğne ellerinde bir fırça gibiydi. Kumaş neredeyse kendiliğinden biçim alıyordu. Elbise, gökyüzü renkleriyle geçişli, asimetrik ve zamansız bir görünüme büründü. Süre dolduğunda, odaya derin bir sessizlik çöktü. Sonra bir jüri ayağa kalktı. Ardından bir diğeri. Hepsi alkışlamaya başladı. Lina, gözyaşlarını gizleyerek fısıldadı: “Moda bir sanattır. Ama bazıları için... kaderdir.” Ayşe o gece sadece bir elbise dikmedi. Kendi kaderini de dikti.
Bölüm 15
Dikişin ötesindeki gerçek
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.