Madam Lina, ağır adımlarla Ayşe’ye yaklaştı. Parlayan kumaşa ve altın iğneye baktı. Elbise hâlâ tamamlanmamıştı ama odada bir tür büyü vardı—sessiz, sıcak ve derin. “Bunu sana kim verdi?” diye sordu Madam Lina. Ayşe gözlerini kaçırmadan cevapladı: “Sera… ama kutunun içindeki iğneyi o da bilmiyordu.” Madam Lina başını salladı. “Demek... seni seçti.” Ayşe anlamamıştı. “Kim? Ne beni seçti?” “Akademi’nin kalbi,” dedi Lina. “Gerçek moda tutkusu, hissedilen kumaşla birleşince… bazı yetenekli öğrenciler ‘uyanışı’ yaşar. Ama bu... bu nadirdir. Sen o nadir öğrencilerden birisin.” Tam o sırada duvarlardan biri tıkırdamaya başladı. Raflar geri çekildi. Ayşe, şaşkınlıkla geriye doğru bir adım attı. Karşısında, gizli bir geçit açılmıştı. Lina elini uzattı: “Artık oraya girme zamanın geldi.” Ayşe ürperdi. “Orası neresi?” “Moda Akademisi’nin en eski sırrı. Kalp Odası.” İkisi birlikte geçide adım attılar. Koridor dar ve soğuktu ama duvarlardaki işlemeler ışık saçıyordu. Her bir işlemeli desen, tarihteki büyük tasarımcıların dokunuşlarını anlatıyordu. Kalp Odası’na geldiklerinde… Ayşe nefesini tuttu.Burası bir atölye değil, bir tapınak gibiydi. Ortada dairesel bir masa, çevresinde altı sandalye vardı. Ve masanın ortasında, cam bir küre içinde başka bir kumaş parçası… ay gibi parlıyordu. Lina konuştu: “Bu, Moda Elementi. Akademi’de sadece beş kişi bunu görebilir. Sen artık onlardan birisin. Ama dikkat et Ayşe… bu güç seni büyütebilir ya da yutabilir.” Ayşe bir adım öne çıktı. Kalbinde korku yoktu. Yalnızca bir cümle söyledi: “Ben, kendi hikâyemi dikeceğim.” Küre hafifçe titredi. Ve Ayşe’nin gözleri parladı.
Bölüm 14
Akademi'nin kalbi
