"Okul nasıl gidiyor Milacığım? Derslerin iyi mi?"
"Herzamanki gibi ne iyi, ne kötü" umarım bu konu uzamaz diye düşündüm. Bir an önce diyeceğini deyip rahat bıraksın beni- ve derslerimi.
"Benim oğlum diye demiyorum ama Mark'ın da dersleri çok iyiymiş yetimhanedeyken. Zayıf bir dersin olursa beraber çalışırsınız. Hem ders bu hep yüksek gelmez ya" yılın bir günü illaki haklı konuşuyor bu kadın.
Başımı eğip telefonumla ilgilenmeye devam ederken bir şekilde zaman geçmiş ve gece olmuştu. Ablamla misafir odalarının birine yerleştikten sonra yatağa uzanıp öylesine resimler çizdiğim deftere yine birşeyler karaladım.
Bu sefer kontrolümün dışında çok yakışıklı bir erkek çizmiştim, bu kadar güzel olacağını kim bilebilirdi ki? Kalemi kemirirken çizimimi biraz inceledim. Tonlamadan sanki... Biraz şeye benzemiş... Şeye... Mark'a benziyor... Dudak yapısı... Gözleri... Saçıda benziyor gibi ama...
"Mila!" İrkilerek öküz gibi odaya dalan ablama baktım. Sabırla bir nefes vererek defteri kapatıp olduğum yerde bağdaş kurdum. Yüzündeki kaplanlı maskesiyle yanıma oturdu. Birşeyler anlatacağı çok belliydi kapıyı bile kapatmadan direk konuya girdi.
"Sence de Mark dedikleri çocuk biraz tuhaf değil mi?" Oflayarak gözümün önündeki saçları geriye attım.
"Nerden çıktı şimdi? Gayet iyi çocuk kibar da" sesini daha dikkatli ince bir tona getirdi duyulmasını istemiyormuşcasına.
"Pek sanmıyorum, yemek yerken masaya kedi gelmişti hatırlıyor musun? Mark'ın kucağında gezinip tekrar masanın altında dolaşıyordu. Sonra babam alerjisi olduğunu söylediği için teyzem Mark'dan kediyi odaya götürmesini rica etti."
Anlamaz gözlerle ablama bakmaya devam ettim. "Daha sonrasında lavaboya gitmiştim ve biliyor olmalısın ki evdeki tek lavabo Mark'ın odasının katında, daha doğrusu asıl kuzenimizin."
Sıkılmış şekilde merakla sordum "ee sadede gelecek misin artık?"
"Ben lavabodayken Mark'ın sesini duydum tahminimce kedi biryerini ısırdığı için küfürler savuruyordu."
Alaylı bir ifadeyle baktım "yani? Doğal olarak canı yandığı için sinirlenmiştir. Macera arıyorsun resmen"
Biri gelip gelmediğini kontrol eder gibi arkasına baktı ve tekrar bana doğru döndü ve neredeyse fısıldayarak "Demek istediğimi anlamıyorsun! Gerçekten duydum, sesi delirmiş gibiydi bir kedi için fazla abartılıydı. Hatta kedinin düşme sesini duyduğuma bile eminim."
Ablamı severdim herzaman da ona güvenirim ama hiç sağlıklı birşey söylemiyordu tabiki Mark'ı savunmuyorum ama ablamında görmeden onun hakkında atıp tutması iyi değil bana kalırsa.
"Saçmalama da uyu, hem sabah bakarsın kedi iyi mi diye için rahat eder." Güven verir gibi omzunu okşadım ama bana göz devirerek kendi yatağına oturdu. Bende geceliklerimi giymek için kıyafetlerimi alarak lavaboya gittim. Teyzemin evi ışıklar kapalıyken cidden çok karanlık oluyordu ayrıca, bir lavabo için neden merdiven çıkmak zorundayız? Evin büyük olması güzel ve dekoratif olduğu anlamına gelmiyor.
Şaka bir yana ablamın dediği de kafama takıldı şimdi. Acaba sinir sorunları var mıdır? Çünkü ablamın yalandan nefret ettiğini çok iyi biliyorum o dediyse kesin doğrudur ama bu dediği... Biraz saçma geldi.
Bunları düşünürken merdiveni bitirmemle Mark'ın kapısının ardına kadar açık olmasını hiç beklemiyordum. Bir an için burada bulunmak istemesemde rahatsızlık vermemek adına lavabonun kapısını yavaşca açıverdim. Ablam yüzünden benide korku sardı şimdi. Gecenin bir saati zaten neden strese sokuyorsun insanı?
Başıma herhangi birşey gelme ihtimaline karşı hızla üstümü değiştirerek lavabodan çıktım ama merdivene dönmemle birşeye çarpmam bir oldu.
"Mila?"
O ânın korkusuyla geri çekilirken halıya takılıp düşecektim ki çarptığım kişinin kolumdan tutmasıyla dengemi sağlayabildim.
"Korkuttum mu? Özür dilerim, bir ses duyunca kedi birşeyi mi devirdi diye bakmak istedim burada olacağını düşünmemiştim."
Çarpan kendisiymiş gibi davranınca mahçup bir şekilde gülümsemesine karşılık verdim.
"Asıl ben özür dilerim karanlıkta pek iyi göremiyorumda"
Bir elini merdivene yasladı. Sanki komik birşey olmuş gibi dudağının köşesinin kıvrılmasını izlesemde bozuntuya vermedim.
"Sorun değil birden çıkmamam gerekirdi sanırım" hafif imalı bir ses tonuyla devam etti.
"Sonuçta... ev bayâ büyük."
Bir an için sessizce bakıştıktan sonra yavaşca başımı salladım.
"Haklısın, baya büyük bir ev. Ben en iyisi odama gideyim. Sonra görüşüz Mark"
Arkama bile bakmadan merdivenleri hızla inerken onunda bana görüşürüz dediğini duydum. Ablam yüzünden rezil oldum zaten daha fazla rahatsızlık vermeden odama dönsem iyi olacak.

