İçeriğe geç

Misafir

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Misafir

Bölüm 3

Karşılaşma

Önüme dönerek yoluma devam ettim. Arabaya eşyalarımızı yerleştirip bagajı kapatırken o çocuğa son kez bakındım tipide fena değildi he ama pek ortalarda yoktu. Arabaya geçip telefonumdan oyun oynamaya başladım. Yol boyu oyun oynadım tabi, ablamın telefonundan birşey gösterip "mila şuna bak çok komik!" Dediği anları saymazsak.

Bir süreden sonra teyzemlere geldik. Kocaman iki katlı evlerinin zilini çaldıktan hemen sonra teyzem bize herzamanki güler yüzüyle kapıyı açtı. Onu en son oğlunun cenazesinde görmüştüm o günden bu güne baya bir toparlanmış cidden.

"Hoşgeldiniz" diyerek hafif gülümsemesiyle karşıladı. Gülümsemesine karşılık verdim. Bizi salona geçirirken eşyalarımızı alarak köşeye koydu ve annemle sohbet etmeye basladilar. Annem hemen konuya girdi.

"Ee Freya, alıştı mı evine?" (Üvey oğlundan bahsediyor)

"Eh işte. Yeni gelmesine rağmen bizimle konuşuyor, beraber film izliyoruz, bazende bize yardımcı oluyor. Tıpkı oğlum gibi... O da çok yardımseverdi." Teyzemin son cümlesiyle tekrardan o buruk ortam oluştu benimde kuzenim oluyordu ama pek konuşmuşluğumuz sayılmaz. Ayrıca teyzemin anlattığının aksine zorba ve umursamaz biriydi, yani en azından bana öyle davranıyordu.

Annem kısa süreli sessizliğin üstüne başka konu açmak ister gibi konuşmaya başladı. "Bende son günlerde işimden fırsat bulduğum için çok sevindim bizi evine davet etmene"

Konuşmaları dikkatimi çekmeyince arkama yaslanıp biraz telefona bakacaktim ki, tam o anda kapı çaldı. Teyzem kalkıp bakacakken annem beni dürttü "kapıya bakar mısın canım? Teyzenle sohbet ediyoruz bölünmesin."

Telefonu koltuğun köşeye kaydırarak kapıya doğru ilerlerdim. Büyüklerin hepsi aynı zaten onların rahatı bozulmasın ama bizim bozulabilir değil mi?

Kapıyı açar açmaz marketteki çocukla ve eniştemle göz göze geldik. Ben ona, o bana bakıp duruyordu eniştem arkadan olmazsa olmaz şakasını patlatana kadar sessizlik içindeydik.

"Sabaha kadar penguenler gibi bakışacaksanız ben içeri geçebilir miyim?" Kendime gelerek içeri gelin gibi işaret ettim "pardon, dalmışım gelin içeri" arkalarından kapıyı kapatıp bende salona geçtim.

Kumral çocuk teyzemin tam yanındaydı. Eniştemde gelince başladı yine "Mark'ı tanıştırmayacak mısın?" Teyzem hafifçe gülüp bize döndü "tanıştırayım, Mark"

Daha sonra kibar bir tavırla Mark'a annemi işaret etti. "Bu Alice teyzen, ablam olur kendisi" hemen sonra babamı göstererek "o da Albert enişten, Alice'in eşi" babamın yanındaki beni ve ablamı göstererek "onlarda kuzenlerin Mila, ve Daisy" kesmeden ekleyerek devam etti

"Mila ile yaşıtsınız, iyi arkadaş olabileceğinizi düşünüyorum." Mark hepimize göz gezdirip başıyla onayladıktan sonra bir an doğrudan bana bakıp gözlerini kaçırdı. "Memnun oldum."

Sanırım artık üveyde olsa kuzendik ama kesinlikle kuzenmişiz gibi hissetmiyordum. Bir kuzenden çok yabancı gibi geliyordu teyzemler nasıl bir anda samimi olabilmişler merak ediyorum gerçekten.

Teyzem ayaklanarak mutfağa ilerledi. "Size yiyecek birşeyler getireyim o kadar yol gelmişsiniz"

Annemin yüzünden de anlaşıldığı gibi kardeşiyle konuşmak istediğinden ablamla bana döndü. "Yanlış hatırlamıyorsam markete girmiştiniz değil mi? Arabada unuttuk sanırım..." Hemen ardından gülümseyerek bana döndü "arabadaki poşetleri getirebilir misin tatlım?"

Durup durup bana sarıyor bu kadında. Ablam süs korkuluğu sanki. Başımla onaylayarak kapıya doğru ilerledim ve arabanın yanına gelerek babamdan aldığım anahtarla bagaji acarken arkamdan tanıdık bir ses geldi.

"Yardım edeyim, seslendim ama duymadın sanırım" teyzemin biricik oğlu Mark tabiki. Neden yardıma geldi ki benim elim yok mu?

"Haklısın duymadım... Kusura bakma" bagajdaki poşetlerden iki tanesini aldım, oda diğer iki poşeti aldı. Bagajı kapatacağım sırada elim dolu ve poşet ağır olduğu için zorlandım. Mark bunu düşünmüş olacak ki elimdeki poşetleri aldı.

"Ben taşırım sen bagajı kapat istersen"

Bagajı kapatıp arabayı kilitledim ve elindeki fazlalık poşetleri almak için uzandım ama elini geriye çekti.

"Gerek yok, hem markette biraz kaba bir tavır takındım bu da özrüm olsun." Neden bu kadar detaycı ve kibar davranıyor ki?

"Emin misin? birinin içinde beş kiloluk meyve suyu var zaten biraz ağır sanki" yetimhanede büyümüş birisine göre fazla güçlü ama yaşına veya erkekliğine vermek lazım sanırım.

"O kadar yol gelmişsiniz yorgunsundur, hem dediğim gibi özrüm olsun. Ablan çok iyi düşünmüş de almış ailem ve kendim adına da teşekkür ederim."

Bu kadar düşünceli ve kibar birini nasıl kuzenime benzettiler inanmak zor doğrusu. Umarım samimiyeti bana henüz yabancı hissettiği için değildir ve saçma sapan düşüncelerimi kendime saklamam gerekir.

"Aslında yorgun değilim desem yalan olur. Ben teşekkür ederim" evlerine doğru ilerledik. Eve girer girmez salona geçerek ablamın yanına oturduğum sıra annemin teyzemle gülüşerek benim bebeklik anılarımı anlattığını anlayınca utançtan yüzümü telefona eğdim.

Mark mutfağa poşetleri bırakıp tekrar salona geldiğini görünce konu değişsin diye atladım çünkü kan alınırken korkudan hemşirenin burnuna parmağımı soktuğumu bilmesine gerek yoktu.

"Teyze sizin kediniz vardı sanırım çok göremedim onu" normalde misafirlikte ağzımı bıçak açmadığı için annemle bakıştık.

"Mark'ın odasında uyuyor genelde uyanır az sonra başlar yine ortalıkta dolaşmaya" başımla onaylayıp telefonumla ilgilenecektim ki o malum soru geldi.

Bölüm sonu

2 yorum

  • Mila hem kafa dengi hem robot gibi Mark tam bir dengesiz bir iyi oluyo bir kötü Ama annesi, teyzesi, ablası falan tam büyüklük taslayan yetişkinler gibi olmuş yani muq YENİ BÖLÜM YAZ!!!