İçeriğe geç

MIRRA

Bölüm 2 · 4 dk okuma

MIRRA

Bölüm 2

KARŞILAŞMA

Yemeğimi bitirmeye yakın yanıma gelen Pamir, yüzümdeki şaşkınlığı yakalayıp neler olduğunu sordu. Ne cevap vereceğim hakkında düşünürken bakış açıma tekrardan giren Baran, oturduğumuz masaya doğru yaklaşmış ve benim bir şey dememe fırsat vermeden söze atlamıştı.

"Naber Pamir?"

Baran'ın Pamir'e seslenmesiyle afallayıp Baran'a bakmış ve yüz ifademde ki şaşkınlığı fark etmesini sağlamıştım. Bu esnada Pamir de Baran'ı tanıyıp konuşmaya başladı.

"Baran beyimiz Mardin'e mi gelmiş? Bak sen şu işe. Neye borçluyuz bu gelişini paşam?"

Bir kez daha yaşadığım şok sayesinde Baran'ın buralara pek gelmediğini öğrenmiştim. Bu da bana mırra geleneğinin doğruluğunu sorgulatmıştı. Acaba sadece bir uydurma mıydı yoksa Baran bu geleneği iyi bilip Mardin'e gelmemeyi tercih eden ve buralı olan biri miydi?

"Hiç sorma. Yıllarca buradan kaçıp en son pederden cezayı kapınca sürüklendik buralara kadar."

Ne yani Baran da ben gibi ceza sonucu mu buraya gelmişti? İşler şimdi daha da garipleşmiş ve ilgimi çekmişti.

"Demek artık buralardasın. Piyasaya dönüş yani."

"Biz bıraktık artık o işleri."

"Görelim bakalım."

Acaba nasıl bir piyasadan bahsediyorlardı? Aklımda bu soru dönerken konuşmalarının bitmesini bekledim. Baran ile konuşmaya dalıp beni unutan Pamir, konuşmaları bitince bana dönerek söze başladı.

"Gidelim mi Yağmurcuğum?"

"Olur gidelim."

Cümlemin bitmesiyle Baran'ın elime bir kağıt parçası tutuşturması bir oldu. Ben ne olduğunu kavrayamadan Pamir kapıya yönelmiş, Baran ise bir kapıya bir bana bakıyordu. Pamir arkasını döndüğünde bana 'gelmiyor musun?' bakışı attı. Buna karşılık yaptığım tek şey ona doğru yürümek oldu. Kapıya vardığımda Pamir elini omzuma atarak beni kendine çekti ve birlikte yürümemizi sağladı. Aramızda geçen bu sebepsiz samimi temasa bir anlam verememişken arabanın yanında yerimizi almıştık. Arabaya bineceğim esnada kolumda hissettiğim baskıyla arkamı dönüp baskının sahibine baktım.

"Sen arkaya geçsene."

Baran cevap vermemi beklemeden arka kapıyı açmış ve benim geçmem için bekleyiş modunu almıştı. Baran'ın da bizimle geleceğini anladığımla bir şey demeden arkaya binmiş ve ve içimde oluşan saçma hissi tatmin etmek için Baran'a çapraz oturmuştum. Böylelikle onu izleyerek bu minik yolculuğu daha çekilebilir hale getirdim. Saatler önce gördüğüm ve saçma bir tanışma ardından şuan onu görmek istemem bir hayli saçmaydı. Yine de bu saçmalık hoşuma gidiyor ve kendimi durdurmak için çabalamıyordum.

"Seni nereye bırakayım Baran?"

"Gideceğin yere."

Pamir hiç sorgulamadan başıyla onaylayıp yola devam etti. Yol boyunca radyodan şarkı açmış ve şarkıya eşlik etmek dışında bir konuşma gerçekleştirmemişlerdi. Dinledikleri şarkılar pek benlik olmasa bile arada seveceğim şarkılar tutuyordu.

"Başka bir şehirde karşılaşırmışız. Dostça ayrılalım belki selamlaşırız. Birimiz tek birimiz çiftsek eğer, işte o zaman konuşmadan uzaklaşırız."

"Bu sözler Baran paşadan özlediğine gidiyor herhalde."

"Özlemiyorum."

"Yaren seni özlüyormuş ama. Sende bizimle bize geldiğine göre özlemişsindir."

Yaren? Burada sınırlı sayıda bulunan anlaşabildiğim kuzenim Yaren mi? Ayrıca hala birini özlüyor ise neden bana mırra ikram ettiğinde sevgilim yoksa evlenmeyi teklif etti? Sevgilim yok dediğimde sırıtışı ve güzel o halde deyişi gözümün önüne gelince birini özler gibi davranmadığına emin olmamı sağlardı ama şuan emin olamıyordum. İsmini dahi ben sormadan söyleyen kendisiydi. Eğer konuşmamızı siparişimi almak için gelen garson bölmeseydi dakikalar önce oluşan gerginlik tamamen kalkardı.

"Neden 'kimi?' demek yerine 'özlemiyorum' dedin peki?"

Bu sefer konuşan bendim. Beni ilgilendirmeyen bir konuda söz hakkım varmış gibi soru sormuştum. İçten içe mantıklı bir cevap almayı umarak sormuştum bunu.

"Çünkü Pamir, Yaren dışında kimseyi sormaz."

İşte bu yeterli gelen bir cevaptı. Pamir'in başını onaylarcasına sallayışı da beni oldukça tatmin etmişti. Tek sorun beni ilgilendirmeyen bir konu oluşuydu. Bu cevap karşısında bir konudan daha emin olmak için tekrar söze atladım.

"Şu Yaren benim kuzenim olan Yaren olabilir mi?"

"Olabilir mi değil, direkt o."

Cevabımı Pamir vermişti. Baran ise ifadesiz duruşuyla konunun kapanmasını bekledi. Bir kaç dakika ardından varış yerimiz olan eve ulaştığımızda Pamir arabayı park edeceğini söyleyerek bizi bahçe kapısının yanında indirdi.

"Neden buraya geldin?"

"Ufak bir işim var çünkü."

"Yaren'i görmek gibi mi?"

Sorumla birlikte sahte bir sırıtma ile ortamda oluşabilecek yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırdım. Yani en azından öyle yapmış gibi hissettim.

"Hayır. Seni görmek için."

Baran da cümlesinden hemen sonra benim gibi sırıttı. Dediğinin gerçek olmadığını biliyordum ama buna ihtimal vermeyi istemiştim. İlk görüşte gerçekleşen bir çekim değildi bizimki. Ya da aslında öyleydi. Tabii bundan çekindiğim ve yine de bir konuşma gerçekleşmesi için tartıştığım gerçeğini kabullenmem gerekirdi.

"Beni mi beklediniz girmek için?"

Bize doğru yürüyerek gelen Pamir'e dönüp kafamı salladım. Bu esnada bana baktığını hissettiğim Baran'a bakmamak için çabalayarak içeriye geçtim. İçeriye girdiğimiz esnada karşımıza çıkan Yaren önce Baran'a sonra ben ve Pamir'e bakarak konuştu.

"Hoş geldin Yağmur. Annem de senin için sarma sarıyor mutfakta."

Cümlesinden sonra yanıma yaklaşıp sarılmak için hamle yaptı. Kısa bir sarılma ardından ayrıldık.

"Hadi teyzemin yanına gidelim o zaman."

"Sen git istersen. Benim bir işim var."

Demek istediği işin yanımda duran Baran ile konuşmak olduğunu anladığımla başımla onaylayıp içeriye yöneldim.

"Hoş geldin Baran."

İçeriye giderken Yaren'in Baran'a ithafen konuşmasına tanık oldum.

"Yağmur."

Adımın geldiği yöne baktığımda teyzemle göz göze geldik. Mutfak kapısının önünde duran teyzeme doğru gülümseyerek yürümeye başladım.

"Hoş geldin güzel kızım. Gözümüz yollarda kaldı."

"Hoş bulduk teyzecim."

Teyzemle sarıldıktan sonra birlikte mutfağa girdik. İçeride yemek masasının en baş köşesinde oturan ninem beni görünce gülümseyerek ayağa kalkmak için hareket etti. Ninemin ayağa kalkmaması için ona doğru ilerleyip sarıldım. Ardından yanına oturdum ve biraz konuşmaya başladık. Klasik evdekileri ve yolu sorma konuşmasından sonra bir süre bir sessizlik oluştu.

"Kızım baban senin telefon kullanmaman konusunda çok ısrar etti. Al ondan muhakkak dedi ve tembihledi. Benim ısrarıma bile karşı çıktı. Bu yüzden telefonunu senden almam gerek."

Beklediğim konuşma sonunda gerçekleşince bildiğimi ve sorun olmadığı söyleyerek cebimde duran telefonu çıkardım. Tam telefonu nineme uzattığım esnada telefonun ekranına düşen aramayla duraksadım.

Bilinmeyen numara arıyor..

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.