İçeriğe geç

MİRASA SIĞMAYAN AŞK

Bölüm 4 · 2 dk okuma

MİRASA SIĞMAYAN AŞK

Bölüm 4

Geç Kalınmış Bir Sevda

Aradan yedi yıl geçti. Köy aynı köy ama insanlar başka. Fadime artık kasabada küçük bir pastane işletiyor. Sessiz, kendi halinde. Her sabah ocağı yakıyor, kek kokusu yayılıyor dükkâna. Müşteriler gülerken, o pencereden dışarı bakıyor. Kimse bilmez ama o pencere Kadir’in gittiği yolu görüyor. Yusuf, Almanya’ya gitmiş. Orada ustabaşı olmuş, hâlâ öfkeli, hâlâ içine kapanık ama Kübra'nın bilekliğini çekmecesinde saklıyor. Evlenmemiş. Kimseye anlatmamış nedenini. Kübra, şehirde öğretmenlik yapıyor. Saçlarının ucu artık beyazlamaya başlamış ama hâlâ gözlerinde ateş var. Her sabah aynaya bakarken kendi kendine fısıldıyor: "Ben bir zamanlar çok sevdim." Ama adını anmıyor. Çünkü bazı adlar, içte saklanır, dille kirletilmez. Ve bir gün… Köye bir haber gelir: Fadime'nin babası vefat etmiştir. Tüm eski dostlar, akrabalar, yıllardır görüşmeyen herkes cenazeye gelir. O gün köyde, yıllar sonra kalpler yine karşılaşır. Kadir, sessizce gelir. Sakallar uzamış, yüzü solmuş. Gözleri hâlâ aynı: derin, yorgun ve… Fadime’ye ait. Kübra gelir. Siyah şal takmış, sade bir etek giymiş. Yanında kimse yok. Yusuf da gelir. Sessizce, bir kenarda durur. Göz göze gelmekten kaçar ama gözünden bir damla düşer, toprak emer. Fadime, babasının mezarı başında dua ederken, gözleri istemsizce bir noktaya takılır: Kadir. İkisi de yaklaşmaz. Çünkü bu artık “biz”in değil, “geç kaldık”ların zamanı. Ama sonra akşam olur. Köy meydanı sessizdir. Kadir, pastanenin önünden geçerken durur. İçeriye girmeye cesareti yoktur ama camdan içeri bakar. Fadime ona bakar. Göz göze gelirler. Kadir, camın ardından bir cümle fısıldar gibi mırıldanır: “Hâlâ seninim.” Fadime cevap vermez. Ama sonra dükkânın kapısına küçük bir not asar: “Yarın kapalıyız. Gidenler için dua edeceğiz.” Ve o gece… Kadir, köyü terk eder. Yusuf da. Ama Kübra, bir günlüğüne Fadime’nin evinde kalır. İkisi de o gece sabaha kadar konuşur. Ağlarlar. Gülerler. Susarlar. Çünkü susmak, bazen en güçlü anlatımdır. Köyde ilkbahar… Ama bu defa gerçekten bahar. Fadime, pastanesini artık yalnız işletmiyor. Yanında genç bir kız var — Kübra’nın yeğeni. Bir gün, yeğen gelir: “Fadime abla, seni birine benzettim.” Fadime sorar: “Kime?” Cevap gelir: “Bir gelinliğe…” Fadime gülümser. Çünkü o gün kasabaya düğün davetiyesi bırakılmıştır. İsim: Kübra Karakuş & Yusuf Akkaya Evet, yıllar sonra bir araya geldiler. Yorgunluklarıyla, kırıklarıyla ama en çok da geç kalmış bir sevdayla. Kübra gelinlik içinde güzelliğiyle büyülerken, Yusuf onun gözlerine bakar ve fısıldar: “Bekledim, ama senin gibi sabırla değil… pişmanlıkla.” Kübra gülümser: “O zaman her pişmanlık, şimdi bir niyete dönsün.” Düğünde Fadime en çok alkışlayan kişidir. .

Bölüm sonu

6 yorum