İçeriğe geç

Miracolo

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Miracolo

Bölüm 5

5.

Beta ne biliyordu? Neden böyle demişti. Delta şu an bu sözden dolayı korkuyordu. Ne olduğunu bilmiyordu evet ama içinde bir huzursuzluk vardı. “Ne biliyorsun?” Jisung elindekileri bırakıp Minho’ya doğru döndü. Gözlerini gözlerine dikti. Bunu nasıl biliyordu. Bilmiyordu. Ama sürekli rüyasında onunla birlikteydi. Ve her şey çok gerçekçiydi. 2 yıl önce kaza geçirmişti. Kimle birlikteydi yada nasıl olmuştu bilmiyordu. Çünkü kazadan önce 1-2 yılı hatırlamıyordu. “Beni önceden tanıyor muydun?” Eğer gördüğü rüyalar doğruysa o kazada delta yanındaydı. Ama gerçek mi bilmiyordu. Gerçek olmasını umuyordu. “Hayır. Seninle yeni tanıştık. Neden ki?” Buna inanmıyordu. Gördüğü şeyler gerçekten yaşanmıştı. Kesinlikle yaşanmıştı. Gördüğü rüyadaki eşyalar kendisinde vardı hemde hepsi. Ama bununla kanıtlanamazdı. “Hiç kaza geçirdin mi?” “Evet 2 yıl önce.” Evet gerçekti. Peki ne zaman olmuştu. Bununla birlikte bence netleşebilirdi. Çünkü böyle giderse Jisung kafayı yiyecekti. Sürekli bunu araştırıyor ve ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Hafızası yerine mi geliyordu yoksa beyni onunla oyun mu oynuyordu bilmiyordu. Ama bilmek çok istiyordu. Deltası ile o kazayı gerçekten yaşadıysa ve neredeyse o ölürken deltası nasıl sağ çıkmıştı? “Peki bu kazayı 25 Mayıs günü mü yaşadın?” Eğer bu soruya evet cevabını alırsa ne olacaktı. Gerçekse bunlar ne olacaktı. Minho her şeyi biliyor muydu? Bilmezlikten mi geliyordu yoksa gerçekten hiç bir şey bilmiyor muydu? “Evet. 25 Mayıs akşam üzeri.” Acaba Jisung şu an rüyada mıydı. Bunun rüya olmasını istemiyordu çünkü. Eğer birlikte kaza geçirmişseler ne olacaktı ki sanki. “O kazada bende vardım. Tam 2 yıl önce 25 Mayıs günü bende kaza geçirdim. Yanımda birinin olduğu söylenmişti. Ama ben hatırlamıyordum. Sonra rüyalarımda hep sen vardın. Ve rüyamda kazayıda gördüm. Yanımda gene sen vardın.” Minho dikkatle Jisung’u dinliyordu. O kazada yanında birinin olduğunu oda biliyordu ama o kişinin Jisung olduğunu bilmiyordu. “Ve ben rüyamda yaşadığım şeyleri görüyorum. Ama seninle tanıştığımdan beri hep seni görüyorum. İlk başta gerçekten rüya sandım ama öyle hissettirmiyordu. İçimde bunları yaşadığıma dair bir his vardı. Şimdi sende benimle aynı gün aynı yıl kaza geçirdiğin için daha gerçek gibi geliyor.” Jisung’un sesi sona doğru kısılmıştı. Daha fazla konuşmamak için susmuştu. Çünkü biliyordu devam ederse gözleri dolacaktı. Eğer o gün ikisinden biri orada ölseydi diğeride ölecekti. Çünkü birbirlerine başlıydılar. Ruh eşin ölmüşse sende ölmüşsündür demekti. “Jisung sen o kazadan nasıl sağ çıktın? Herkes bana senin öldüğünü söyledi. Seni tanımıyordum. Ama tanıdıklarım bana seni anlatıyordu. Ve o kaza çok ağırdı. Sen nasıl sağ çıktın? Evet ben ölmediysem mantıken seninde ölmemen lazım. Ama delta ve beta ilişkilerinden öyle bir bağ olmuyor. Bende öldün sandım…” Jisung’un konuşmadan gözleri dolmuştu. Deltasının onu hala ölü olarak bilmesi canını yakmıştı. Acaba neler yaşamıştı. “Seni ölü olarak bilmek o kadar kötüydü ki Jisung. Tek ruh eşimin öldüğünü düşünmüştüm…” Jisung gözlerinden yaş gelince eğmişti başını. Minho’nun onun ağladığını görsün istemiyordu. Sırtında ona sarılan kolları hissedince geri kaldırmıştı başını. “Her şeyi geride bırakalım Jisung yaşanan yaşandı yapabileceğimiz bir şey yok. Bugün benim en mutlu günüm çünkü sevdiğim kişinin ölmediğini öğrendim. O yüzden sende mutlu olmalısın.” Minho kollarını sıkılaştırarak Jisung’a sarıldı. Ağlamasını istemiyordu. O kadar zaman sonra birbirlerini tekrar bulmuşlardı. —————— “Hani onu öldürecektin. Ben sana boşuna para vermedim.” Alfa boynuna doladığı elli sıkılaştırarak konuştu. Adam deltayı vurmuştu ama korumalar adamı almaya çalışırken vurduğu için tam kalbine isabet etmemişti. “Eğer onu öldüremezsen ben seni öldürürüm.” Alfa sıktığı boynu bırakmıştı. Adam derin nefes alarak eğildi. Başını onaylar anlamda sallayarak onaylamıştı alfayı. Alfanın o deltadan kurtulması ve betaya sahip olması lazım. Ne yaparsa yapsın ölmüyordu delta. Onu öldürecekti ve betaya sahip olacaktı. “İşini düzgün yap hayatta kalıp kalmayacağın iki dudağımın arasında.” Alfa Hwang Hyunjin 3 yıldır Jisung’a sahip olmaya çalışıyordu. Ama beceremiyordu. Bu sefer olacaktı bu sefer ona sahip olacaktı. Yani öyle düşünüyordu. —————— Jisung gözlerini yavaşça açtı etrafına bakındı. Yanında uyuyan bedene baktı. Çok hatırlamasada onunla olan anıları güzeldi. Ve daha fazlasını istiyordu. Dün yemeklerini yiyip uyumuşlardı. Jisung doğrulup saate baktı. Tabii daha erkendi. Arkasını döndüğünde gözleri açık bir delta beklemiyordu tabii. “Günaydın.” Jisung gülümseyerek günaydın diyen deltasını izlemişti. Gözleri çok güzel parlıyordu. Keşke o gözlere bir tek kendisi baksa. Ne olurdu ki onu eve kitlese? “Sanada günaydın.” Jisung günaydın diyerek yataktan kalktı. Ama elinde hissettiği sıcaklıkla dondu. Bir an hiç haraket edemedi. Kafasını çevirip Minho’ya doğru baktı. “Biraz daha uyuyalım. Erken daha.” Beta sırıtarak geri yatağa yattı. Gözlerini deltanın gözlerine dikti. “Gözlerin herkese böyle parlıyor mu?” Delta aldığı soruyla güldü.Ne demek istiyordu küçük beta? “Bilmiyorum belki bir tek seni görünce parlıyorlardır.” Jisung aldığı cevapla gözlerini kaçırdı. Yanaklarının kızardığına emindi. Çünki tüm sıcaklık yüzündeydi. Delta anlamasın diye kafası eğik duruyordu. Delta kollarını Jisung’un beline sarıp kendine çekti böylece Jisung’un yüzü deltanın göğsündeydi. “Bu kalpte bir başkası için böyle atmıyor. Tıpkı gözlerimin senden başka kimseye parlamadığı gibi.” Jisung duyduğu cümlelerle içinde kelebekler uçuşuyordu. Ve gittikçe dahada kızarıyordu. Ama kafasını kaldırıp Minho’nun gözlerine baktı. “Ben bu kalbin atması ve güzel gözlerinin parlaması için her zaman burada olacağım.” Delta betasının söylediği cümlenin mükemmelliğin etkisindeydi. Şu an o güzel dudaklara öpücük bıraksa ne olurdu ki? Anlık bir hareketle Minho ona bakan bedeni biraz daha kendine çekti. Onu öpmek çok istiyordu. Yapsa ne olurdu ki? Gözlerini betanın dudaklarına dikti ve yavaşça dudaklarına doğru eğildi. Jisung ona yaklaşan bedenin dudaklarına çevirmişti gözlerini. “Şu an seni öpsem nasıl bir tepki verirsin?” Jisung soruyu aldırmadan bir cesaretle önündeki dudaklara bastırdı dudaklarını. Minho’nun dudakları gerilince anladı güldüğünü. Minho yavaş hareketlerle Jisung’un üzerinde yer aldı. Yavaş hareketlerle betanın alt dudağını emiyordu. Betada ona ayak uyduruyordu. Minho dudaklarını betadan çekip gözlerine baktı. Dudakları dolgun olunca daha güzel gözüküyordu. Tabii o her haliyle güzeldi. “Kahvaltı yapalım mı?” Jisung daha hala öpücüğün etkisindeydi. Soruya bir tek kafa sallayabilmişti. Yavaşça üzerinden kalktığını hissettiğinde oda doğruldu. Ve birlikte aşağıya indiler. Minho dolaptan bir kaç bir şey çıkarıp kahvaltı hazırlamaya başladı. “Sen yapma ben yaparım hastasın sen.” Minho Jisung’a taraf döndü. Kafasını hayır anlamında salladı. Ama Jisung tabii ki de itiraz ediyordu. Ama Minho sabah aldığı öpücük sayesinde gayet iyiydi. “Ben iyiyim. Dudakların bana çok iyi geldi güzelim. Sen geç ben yapacağım.” Jisung biraz daha bu cümleleri duyarsa kızaracağından emin olduğu için sustu. Yavaşça masaya geçerek oturdu. Minho kahvaltıyı hazırlayınca yemeye başladılar. Jisung yavaş yavaş omletini yiyor meyve suyunu içiyordu. Minho’da aynı şekilde artı olarak Jisung’u izliyordu. Kapının çalınmasıyla Minho ayağı kalktı. Kapıya doğru ilerleyip açtı. Karşısında gördüğü bedenle gülümsedi. “Hoşgeldiniz.” “Hoşbulduk.” O ses işte tam o an Jisung’un kulağında bir tek o ses yankılandı. Sadece o sesi duyuyordu dünya ile iletişimi kesilmişti. “Jisung.” Jisung Minho’nun sesini az daha olsa duyarak ona taraf baktı. Yanında gördüğü beden ile gözleri dolmuştu. “Jisung bu adam benim eski ortağım onun sayesinde geliştim. Adı Hwang Je yeoun.” O isim kulaklarında tekrar etmişti tek yaptığı adama pardon hayatının ağzına sıçan herife bakmaktı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.