İçeriğe geç

Miracolo

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Miracolo

Bölüm 1

1.

(3:53) Gece karnımın ağrısı yüzünden uyandım. Yüzümü buruşturarak kalktım. İlaçlarımın olduğu dolaba ilerledim. Ağrı kesiciyi alıp yatağıma geri oturdum. İçtikten sonra uyumayı düşünüyordum ama olmadı. Sanırım kızgınlığa giriyordum. Bu çok sık olmazdı çünkü olmaması için bastırıcı kullanıyordum. Eğer alfaların ortasında kızgınlığa girersem mahvolurdum. Tekrar kalkıp ilaç dolabına ilerledim. Bastırıcı almak için. Dolabı açtım elime kutuyu aldım. İçi boştu… olamaz olmamalı. Eczaneye gitmem lazım. Ama bu halde çıkamam. Ne yapacağım şimdi? Gitmem lazım. Bu halde kalamam yada kendime kullanıcak birini bulamam. Öyle biri değilim zaten. Düşüncelerimden kurtulup ayağı kalktım. Üstüme bol bir sweat giyip altınada bol kot pantolon giydim. Telefonumu ve kartımıda alıp çıktım. Eczane yakın olduğu için arabayı almadım. Telefonuma bakarak yürüdüğüm için yanlışlıkla birine çarptım. Bu saatte normalde kimse dışarıda olmazdı. Arkamı dönüp özür dileyecektim ki adamın gözlerine bakar bakmaz olduğum yerde kaldım. Dizlerim, kasıklarım ve başım ağırmaya başlamıştı. Sanki gözlerinin koyu kan kırmızısı renginde yanıyordum. Ama bu beni yakmak yerine hoş bir acı veriyordu. Dizlerim daha fazla tutamazdı beni. Önümdeki adamın alfa olmadığına emindim ama neden böyle oluyordu. Normalde alfa kurtu olana karşı böyle olması lazım tabii ruh eşimse. İçimdeki kurdum deliriyor ben ise acı çeliyordum. Dalıp gittiğimi karşımdaki adamın elini omzuma koyması olmuştu. Temas ettiği yer sanki yanan kısma buz değdirmişim gibi olmuştu, omzum sanki az önce yanmıyormuş gibi şuan serindi. Gözlerimi tekrardan adamın gözlerine çıkardım. O bir deltaydı. Ama neden sanki ona bağlı gibi hissediyordum bilmiyorum. Elimi koluna koydum ayakta kalmak için. Ama gücüm kalmamıştı dizlerimin bağı çözülmüştü. Doğal olarak düşmüştüm. Oda benimle birlikte eğilmişti. Gözlerimi tekrar gözlerine çıkardım. Oda bana bakıyordu ve gözleri… gözleri çok güzeldi. İçinde kaybolmak için her şeyimi verebilirdim. “Kimsin sen?” Kimim ben? Ben kimim? Bu soruyu düşünecek kadar etkilemişti beni. Gözlerimi ondan ayırmadan ellerimi omuzlarına koydum. “Han Jisung” Neden bu kadar güçsüzdüm yada niye tüm vücudum ağrıyordu bilmiyorum ama onun gözlerine bakınca tüm acım hafifliyordu. “Sen, sen kimsin” Koyu gözlerini tam olarak gözlerime dikti. Sanki kırmızılığın içinde yanıp giden ben değilmişim gibi bütün acım bütün ağrılarım yok olup gitmişti. “Minho, Lee Minho” Adı… adı bile çok mükemmeldi. Onu çok önceden tanıyor gibi hissettim. Ama çıkaramadım. Sanırım tüm olanlar bitmişti sadece kasıklarımdaki ağrı kalmıştı. “Sen beta mısın?” Evet betayım ama nasıl seninle ruh eşi olabildim? 5:37 Alarm sesi kalmama neden oldu. Ben… ben az önce dışardaydım. Şu an nasıl evdeyim? Acaba omu bıraktı beni? Yataktan kalkıp evde gezdim. Salona mutfağa banyoya baktım evin her yerine baktım. Ama onu bulamadım. Ya hepsi bir rüyaysa? Odama geri gidip ilaç dolabını açtım. Bastırıcı kutusunu elime alıp açtım içi doluydu. Ve anahtarda sabah bıraktığım gibiydi. Rüyaydı demek. Keşke hiç uyanmasaydım… Üstümü giyinip beni bekleyen arabaya indim. Arabaya doğru yürüdüm ve bindim. Aklım hala rüyamdaydı. Acaba gerçekte öyle birisi var mı? Araştırmadan bilemeyiz. Şirkete vardığımda indim. Toplantı odasına doğru yöneldim. Kapıyı tıklatıp içeri girdim. Bugün yeni bir ortağımızla tanışacaktım. Belgeler bugün geldiği için ortağımın ismini ve şirketini bilmiyorum. Masanın üzerinde duran dosyayı elime aldım. Açtım. Ortağımın ismi… Lee Minho… Ne? Nasıl? Kader mi bu? Nasıl mümkün olabilir ki? Rüyasında gördüğü hayali bir insan değil miydi? Neden şimdi dosyası elindeydi? “Efendim ortağınız şu an şirkete giriş yapmış bulunmakta.” Bir şok daha. Kanlı canlı rüyasındaki deltayı görecekti. “Tamam odama gelsin.” Oturduğum yerden kalkıp odama ilerledim. Her adım atılımda kalbim sıkışıyordu. Odama girdim ve bir bardak su içtim. Ya ben ismi yanlış hatırlıyordum yada doğru. Tıklatılan kapıyla düşüncelerimden kurtuldum. Ve kapının açılmasını bekledim. İçeri giren kişi o değildi. Rüyamda gördüğüm adam değildi. Rahatlamıştım. Ama bir yandan o gözleri tekrar görmek isterdim. “Hoşgeldiniz buyrun.” Adama önümdeki koltuğu işaret ettiğimde kafasını hayır anlamında salladı. Anlamadığımı anlamış olacak ki açıklamaya başladı. “Efendim ben Kim Yeoung Seo Lee Minho’nun yardımcısıyım. Kendisi bugün özel bir sebepten dolayı gelemedi. Toplantıyı yarın yapabilme şansımız var mı?” Ne demek karşımdaki o değildi. Yani hala rüyamdaki adamı görme ihtimalim mi var? Hayır, hayır. Korkunç. Tanımadığım birini nasıl rüyamda gördüm ki? Nasıl? “Tamam erteleyelim.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.