İçeriğe geç

Mimick: KUA

Bölüm 2 · 5 dk okuma

Mimick: KUA

Bölüm 2

Kayıp

Herkes yatacakları mağaraya döndüğünde, Gerald yine Scabbers'ın gelip gelmeyeceği konusunda tedirgindi. Bir süre öylece mağaranın girişine bakarak Scabbers'ın kim olduğunu ve neden bu kadar tuhaf davrandığını düşünmeye başladı. Kesinlikle bir ruh hastası gibi davranıyordu. Gerald, Scabbers'ın ona takıntılı olup olamayacağını düşünerek uykuya daldı. Yeni bir eğitim günü daha başlıyordu. Gerald siren sesiyle uyandı ve mağaradaki herkesin gitmiş olduğunu gördü. Baş yanında Scabbers'ın ona baktığını fark ettiğinde irkildi ve korkuyla yerinden sıçradı: - Ne yapıyorsun sen?! dedi korku içinde. Scabbers yine sırıttı, Gerald'ın bu korkusu hoşuna gitmiş gibiydi. Ama Gerald gülmüyor, aksine o güldükçe sinirlenmeye başlıyordu. Ani bir hamleyle kalktı ve koşarak eğitim alanına doğru yol aldı. Alana vardığında herkes ona bakıyordu, Iril'i aradı gözleri. Iril yoktu. O da mı uyuya kalmıştı? Gerald kendini yalnız hissetti. Iril'i aramak istiyordu ancak Komutan Imac'i fark ettiğinde onun buna izin vermeyeceğini anlamıştı. Imac o kadar sinirliydi ki meydanın kenarında volta atıyordu. Gerald korkarak yanına yanaştı: - Komutan Imac.. Üzgünüm geçiktim, uyuyakalmışım.. Imac dönüp ona baktı, gözlerindeki korkuyu görmüş olacak ki biraz endişeli bir tavırla: - İyi misin Gerald? Iril nerede? Onu görmedin mi? Gerald hayır anlamında başını salladı. Şimdi Gerald'ın içindeki korku daha da büyümüştü.. Tedirgin bir sesle: - Iril'i aramaya gidebilir miyim? Onun için endişeleniyorum. Komutan Imac, bir süre düşündü. Bunun tehlikeli olup olmayacağı konusunda karasızdı. Kimse Iril'in nerede olduğunu bilmiyordu. Sonrasında kalabalığa dönüp boğazını temizledi ve yüksek sesle konuşmaya başladı: - Herkes mağarasına dönsün! Bugün eğitim olmayacak ve kimse mağarasından dışarı çıkmayacak. Ardından Gerald'a döndü: -Sen de mağaraya git. Biz yetkililerle Iril'i arayacağız. Merak etme onu buluruz. Eğer ki boş bir sebepten dolayı kargaşa yaratıyorsa cezalandırılacak. - Ben de onu aramak istiyorum! Söz veriyorum sözünüzden çıkmam. Eminim ki gelmemesinin bir sebebi vardır. Imac bie süre düşündükten sonra ''Tamam'' anlamında başını sallladı ve görevlilere dönerek: - Dörde ayrılalım, daha hızlı buluruz. Gerald ve ben ormanın kuzeyine bakıcaz. Siz de doğuya, batıya ve güneye yönelecek şekilde gruplanın. Bulan olursa ulusun ve toplanma alanına dönelim. Ardından Komutan Imac ve Gerald yürümeye koyuldu. Bir süre yürüdüler, Komutan Imac arada bir durup havayı ve yeri koklayarak Iril'in izini bulmaya çalışıyordu. Gerald ise hala endişeliydi ve bişeyler görme umuduyla sürekli etrafına bakınıyordu. Hala Iril'den bir iz yok gibiydi. Hava giderek kararıyordu. Diğer öğrencilerin başına bişey gelmemesi adına Scabbers ve Gonna onlara bekçilik ediyorlardı. Zaman geçtikçe Gerald'ın endişesi daha çok artmaya başladı. Güneş gittikçe batıyordu ve hala Iril'den bir iz yoktu. Havanın kararmasına yakın, son bir umutla ormanı dolaşıyorlardı ki Gerald bir şeye takılarak düştü. Komutan Imac aceleyle yanına koştu: - İyi misin? Noldu? Gerald cevap vermeden önce takıldığı şeye baktı. Büyük bir yaprak yığını vardı. Gerald yığına yaklaşarak: - Altında birşey var, yapraklar bu kadar sert olamaz, dedi ve yığını kazmaya başladı. Imac de ona yardım ederek büyük patileriyle yığını kazmaya başlamıştı ki, yaprakların altındaki kahverengi kürk ortaya çıktı. - Burada! diye bağırdı Gerald yarı korku yarı sevinç içerisinde. Komutan Imac uluyarak diğerlerine haber verdi ve Iril'i ensesinden kavrayıp sürükleyerek yaprak yığınlarının arasından çıkardı. Gerald Iril'i dürterken, Komutan Imac yarası olup olmadığını kontrol ediyordu. Gerald'ın tüm çabalarına rağmen Iril uyanmadı, hareketsiz ve soğuktu. Gerald çabalamayı keserek Iril'in başında durdu ve ağlamaya başladı. Komutan Imac bir süre etrafı inceledi, ardından Gerald'a susmasını söyleyerek kulağını Iril'in burnuna yaklaştırdı: - Yaşıyor, nefes alıyor sadece çok bitkin. Gerald başını kaldırdı ve Iril'in yanına gelip onu dürtmeye devam etti. Iril'e sesleniyor ancak Iril'den cevap alamıyordu. Komutan Imac yeniden söze başladı: - Buraya sürüklenerek getirilmiş. Onu toplanma alanındaki kliniğe götürmeliyiz.Bana yardım et, Gerald. Gerald, Iril'in ensesinden tutarak Komutan Imac'in onu sırtalamasın yardım etti. Böylece toplanma alanına doğru yola koyuldular. Alana geldiklerinde hava kararmıştı. Alanda sadece diğer görevliler vardı. Iril'i kliniğe götürdüler, Gerald da peşlerinden kliniğe girdi. İçeride dişi bir maymun vardı, beyaz bir önlük giyiyordu. Buranın doktoru olmalıydı. Iril'i bir süre muayene ettikten sonra Komutan Imac'e dönerek fısıltılı bir sesle birşeyler anlattı. Gerald ne konuştuklarını merak etmesıne rağmen sormaya çekiniyordu. Konuşma bittikten sonra Imac Gerald'a dönerek: - Sabaha kendine gelir, korkma iyi olacak, dedi ve klinikten çıktı. Gerald, Iril'e yaklaştı ve onu izlemeye koyuldu. Hala bitkin görünüyordu. Gerald'ın endişesi dinmemişti. Bu gece nasıl uyuyacaktı? Üstelik Iril bu haldeyken... Doktora dönerek yalvarmaya başladı: - Nolur burada kalmama izin verin, onun yanında olmak istiyorum. - Maalesef bu mümkün değil çocuk. Gerald üzüntüyle mağarasına doğru yürümeye başladı. Iril'e birşey olmasından ve onun yanında olamamaktan korkuyordu. Mağaraya vardığında girişin önünde Bay Scabbers'ın beklediğini gördü. Onunla iletişime geçmeyi hiç istemiyordu. Yanından geçmeye çalıştığında Scabbers ona engel oldu: - Geç kaldın ufaklık. Geçerli bir sebebin var mı? - Arkadaşım klinikte tedavi görüyor. Onun yanındaydım, Komutan Imac'in de haberi var. Bay Scabbers'ı dinlemeden içeri geçmek istedi Gerald. Fakat Bay Scabbers ona yine engel oldu: - Burası benim kontrolümde ufaklık. Seni içeri alıp almamak benim kararım. Gerald, Scabbers ile göz temasından kaçınıyordu. Ama yine sırıttığına emindi. Geri dönmek istedi, Iril'e olanlar aklına geldiğinde durdu. Ya o da gece dışarıda kaldığında başına bir iş gelirse? Gerald'ın içeri girmekten başka şansı yoktu. Ama Bay Scabbers'ı nasıl ikna edeceğini bilmiyordu. Dışarısı gece çok soğuk olurdu. Gerald çaresizce Bay Scabbers'a yalvarmaya başladı. Nihayet Scabbers ikna olduğunda, Gerald içeri girebildi. Ona ayrılan köşeye uzandı ve yine düşüncelere daldı. Iril'in uyanıp uyanmama ihtimali onu tedirgin ediyordu. Burada güvende hissedemiyordu bir türlü. Özellikle gece, başında Bay Scabbers varken. Sabah olduğunda Gerald, koşarak kliniğe gitti. Iril'in uyanıp uyanmadığını merak ediyordu. Klinik kapısı kapalıydı. Gerald kapıyı çaldı ve içeriden bir ''Gel'' sesi duyuldu. Gerald yavaşça kapıyı araladı, kafasını kapı eşiğinden içeri doğru uzattı. Sedyelerden birinin perdesi kapalıydı, bir oda içerisinden sesler geliyordu. Muhtemelen doktor odadaydı. Gerald yavaşça içeri girdi ve sedyeler arasında gezinmeye başladı. Perdesi kapalı olan sedyeye doğru yaklaştı Gerald. Tam perdeyi açacakken, doktor odadan çıktı: - Demek geldin, arkadaşın dinlenmeyle birlikte çok daha iyi. Ama çok yormasan iyi olur. Hala onu neyin bu hale getirdiğini bilmiyoruz. Gerald perdeyi araladı, Iril uyanmıştı. Biraz daha rahatlamış hissediyordu Gerald: - İyi misin Iril, neler oldu? Ormanın içinde ne yapıyordun? - Ne ormanı, Gerald? - Nasıl yani, ormana sen gitmedin mi? Iril ''Hayır'' anlamında başını salladı. Gerald ürperdi. Ne demekti bu? Biri onu ormana mı sürüklemişti? Gerald onu daha fazla yormak istemiyordu, ama merakını da bastıramadı: - En son ne hatırlıyorsun, Iril? - En son herkes gibi yatmaya gittim, sonrasında uyudum ve burada uyandım. Bu çok garipti. Biri onu uyurken alıp ormana mı götürmüştü? Peki ya nasıl uyanmamıştı? Gerald ona dün olanları anlatıp anlatmamak konusunda kararsız kaldı. Sonra onu daha da yormamak adına sessiz kalmayı tercih etti.

Bölüm sonu

1 yorum