İçeriğe geç

Miladın Kıyısında/Gerçek Ailem ve mafya kurgusu

Bölüm 2 · 17 dk okuma

Miladın Kıyısında/Gerçek Ailem ve mafya kurgusu

Bölüm 2

2. Bölüm Oyunbaz kalpler

Keyifli Okumalar Herkese Yaşamak neydi. Nasıl yaşanırdı. Yaşamak nasıl bir duyguydu? Bu uzun zamandır tatmadığım fakat merak ettiğim bir şeydi. Mesela bir şeyi önünü arkasını düşünmeden yapmak yada insanlara canavar gözüyle bakmamak ve bunun gibi bin tane şey nasıl hissettirirdi?Yaşamak sadece nefes almak mıydı? Yoksa dilediğin her şeyi yapmak mıydı?Aklımdaki düşüncelerle birlikte giysi dolabıma bakıyordum. Aslında giyeceklerimi ayarlamıştım fakat canım sıkılınca dolabın içindeki kıyafetlerle bakışmak baya iyi oluyordu. Annemler evleneli toplam bir hafta geçmişti. Bu süre zarfında annemle sadece telefonda konuşmuştuk. Gerçi ne zaman konuşmaya başlasak benden bana haber vermediği için özür diliyordu. Anneme küs değildim dangın da değildim. Sadece bana hayatın devam ettiğini böyle acı bir şeyle gösteriği için şaşkın ve kızgındım. Yatağımın üstüne koyduğum kombini vakit kaybetmeden üzerime geçirdim. Artık siyahlardan arınmaya karar vermiştim bu yüzden de dün alışverişe çıkmıştım.Üstümde larcivert renkli straplez bir üst altımda ise beyaz bir mini etek vardı. Dolabımdaki Larcivert çantamı alıp koluma taktım. Yüzümün makyaja ihtiyacı yoktu ama bugün şeytanlık yapacağımdan dolayı ruj ve maskara sürmüştüm. İki gün önce bir kafede işe girmiştim. İşe girmemin nedeni parasızlık değildi. İstesem annemden alabilirim fakat tercih etmiyordum bu yüzden para karşılığına insanların hesaplarını felan patlatıyordum. Heckerlığın iyi yanları. İşe girmemin nedeni tamamen şerefsizlik. Biricik Kurbağamın uzun zamandır plotonik olduğu bir kız var hatta bu kızla sevgili felan olmuşlar fakat o bana söylemiyor -bir önceki sevgililerine yaptıklarımdan sonra bir tık haklı olsa da ben onun birircik kardeşiydim nasıl bana plotoniğiyle sevgili olduklarını söylemezdi. Ben de onun intikamını almak için kızı bulmuştum -ki bunu yapmak baya zordu Kurbağacık beni her taraftan engellemişti- ve onun çalıştığı büfede iki gün önce işe girmiştim muhtemelen bugün de ayrılırdım.İşe geç kalmamak için hızla evden çıktım ve yarım saat önce çağırdığım taksiyi beklemeye başladım. İki dakika sonra gelince hızla bindim ve gideceğim büfenin adresini verdim ardından da kurbağamı aradım.Nihayet telefonumu açınca "Alo Kurbağacık nasılsın" dedim neşeli bir sesle. Efe yorgun bir sesle "Sabahın köründe yine ne oldu umarım başını belaya sokmamışşındır çünkü bu kez seni kurtarmam. Sevgilimle alakalı bir soru soracaksan cevap vermem. Derdini anlatacaksan dinlemem. Şuan uyuma saatim iki saat sonra tekrar ararsan Kurbağana ulaşabilirsin" dedi. Bana saydırdıklarını duymazdan geldim ve konuşması biter bitmez hemen konuşmaya başladım yoksa telefonu yüzüme kapatacaktı. "Kurbağaa beni çıldırtma burada ölecek olsam da mı bana yardım etmezsin? Neyse üç saat sonra sana atacağım konuma gel ve mümkünse üstüne güzel bir şeyler giyin. Sakın geç kalma Sakın" dedim ve telefonu onun suratına kapattım. Allahım;çok mutlu olmuştum. İnsanların suratına telefonu kapatmaktan zevk alan bir kızdım fakat bu bana yapıldığında da o kişiyi gebertirdim. Efeye konumu şimdi atmayacaktım. Eğer şimdi atarsam mekanı araştırma ihtimali doğardı ve araştırırsa da gelmezdi.Taksi nihayet kafenin ônünde durunca adama taksimetrede yazan parayı uzatıp araçtan indim ve hızlı adımlarla Kafenin içine girdim. İçerisi baya ferahtı. Bu,bu kafede en sevdiğim özelllik olabilirdi. İlk işim Mehmet beye geldiğimi haber vermek oldu. Ardından önlüğümü almak için personel odasına girdim ve oradaki önlüğümü alıp taktım. Bu sırada da içeri Elisa girdi. Elisa Efenin plotoniğiydi. Ona gülümseyerek "Günaydın" dedim. Elisa da bana gülümseyerek "Günaydın Liyan bugün nasılsın?" Diye sordu.Burada gerçek adımı maalesef ki kullanamıyordum çünkü Efe benden ona bahsetmiş olabilirdi. Hiçbir şeyi riske atmak istemediğim için sahte bir kimlikle burada çalışıyordum. Gerçi gerçek kimliğimle gelseydim de beni işe alacaklarını sanmıyordum çünkü henüz 16 yaşımdaydım ve ben dediğim gibi riske atmak istemiyordum. Elisa Gerçekten çok tatlı bir kızdı. Ona bunu yapmayı her ne kadar istemesem de tüm suç Efe'nindi. "İyiyim tatlım sen nasılsın" deyince "Ben de iyiyim" dedi. O önlüğünü takarken ben boğazımı temizleyip "Şey Elisa senden bir şey isteyebilir miyim?" Diye mırıldandım. Elisanın tüm dikkati bana yönelince "Bugün sevgilimle burada buluşacağız aslında ben burada çalıştığımı öğrenmesini istemiyorum fakat bu kafeyi kafasına takmış illaki geleceğiz. Ben Mehmet beyden iki saatliğine izin aldım şey sevgilim geldiğinde çaktırmasan olur mu?" Diye mırıldandım. Elisa gülümseyerek "için rahat olsun hiçbir şey anlamaz sen sadece o gelmeden bir kaç dakika önce bana haber ver. Sizinle ben ilgileneyim" dedi. Ona sanki üç gün çölde susuz kalmışım da şimdi suyumu bulmuş gibi bakarken "Gerçekten çok teşekkür ederim en en en en en en iyi arkadaşımsın" dedim ve ona sarıldım. Elisa gülerek "Lafı bile olmaz" dedi ve sarılışıma karşılık verdi. Biraz sarıldıktan sonra ayrıldik çünkü Mehmet bey yokluğumuzu fark edebilirdi ki etmesindi. Hızla odadan çıkıp gelen misafirlerin siparişlerini getirmeye başladık. Neredeyse iki saatim böyle geçmişti. Kafe kalabalıklaşırken içeri giren grupla şaşkına dönmüştüm. Annemin evlendiği adamın oğulları gelmişti. Onlar altı kişilik bir masaya geçerken ben de gözlerimle kimlerin burada olduğuna bakmıştım. Altı kardeş de buradaydı. Derin bir nefes aldım. İçimden bunun bir tesadüf olduğunu ve beni tanımadıklarını tekrar ederken boşta olan tek garson olmam nedeniyle onların masalarına doğru ilerledim. Yüzüme sahte bir gülümseme yerleştirdim. Bu gülümsememin sahte olduğunu sadece gerizekalı Kurbağam anlayabiliyordu.Yanlarına varınca "Hoşgeldiniz efendim. İsterseniz size menü getirebilirim veya siz telefonlarınızdan karkodu okutarak bakabilirsiniz" dedim sesimi neşeli tutmaya çalışarak.Benim konuşmamla hepsinin bakışları bana dönmüştü. Ben onlara yabancısınız dercesine bakarken onlar bana uzun zamandır aradıkları biriymişim gibi hasretle bakıyordu. Hepsi donmuş gibi hareket etmeyince benim kaşlarım çatılmıstı.En büyükleri olan Tuğrul bakışlarımdaki tuhaflığı fark edince gülümseyerek "Biz telefondan bakarız" dedi. Ona kafamı sallayıp "karar verince çağırırsınız" dedim ve hızla arkamı dönüp Elisanın yanına gittim. Daha fazla o masaya bakmak istemiyordum çünkü beni tanıyorlardı. Elisanın kolundan tutup "Masaları değiştirsek olur mu?" Diye mırıldandım. Elisa bir terslik olduğunu anladığından kafasını salladı ve Çakmak erkeklerinin yanına gitti. Ben de onun masasıyla ilgilenmeye başladım.Nihayet masadakiler kalktığında rahat bir nefes aldım çünkü her şeyi istemişlerdi ve çok gıcık olmuştum. Bu sırada Elisa Çakmak erkekleriyle ilgileniyordu. Onlardan taraf bakmasam da bana olan bakışlarını hissedebiliyordum.Önlüğümün cebindeki telefonum çalmaya başlayınca hızla telefonu çıkarttım 🐸Kurbağacık🐸 Arıyordu. Modum istem dışı yükselmişti. Telefonu "Dünyanı en tatlı Kurbağası" diyerek açmıştım. Bir kaç saniye sessizlik oldu ve bu sessizlik de yüzünü buruşturduğundan emindim. "Kızım bana tatlı demeyi keser misin? Karizmamı çiziyorsun." Dedi. Sanki Kurbağa dediğimde çizilmiyordu. Gözlerimi devirip "Niye aradın huysuz" diye mırıldandım. Sinir etmişti beni. Efe "Konumu göndermemişsin huysuzun baş yardımcısı zahmet olmazsa hani göndersen" deyince "Tamam" deyip telefonu yüzüne kapattım.Bu bozulan moralimi yerine getirirken WhatsApp' dan ona konumu göndermiştim. Tahmini on beş dakika sonra buraya geleceğini bildiğimden dolayı hızlı bir şekilde yapmam gereken işleri hallttim. İlk beş dakika da Mehmet Bey'in yanına gitmiş istifa etmek istediğimi söylemiş ve dün akşam yazdığım istifa dilekçesini vermiştim. Sonra buraya ait olan her şeyi bırakmıştım ve üstümü düzeltip amber kokulu parfümümü sıkmıştım.Geriye beş dakika kalmıştı. Hızlı bir şekilde Elisaya haber vermiş ardından da tek boş olan masaya Çakmak erkeklerinin önündeki masaya oturmak zorunda kalmıştım.Bundan her ne kadar rahatsız olsam da planımı altı tane gerizekalı için değiştiremezdim. Masalar birbirine yakın olduğundan dolayı onları duyabiliyordum. Deniz sesini ayarlayamayıp "Baksanıza saçlarının güneş vuran yerlerine Altın sarısı gibi parlıyor çook güzel" demişti hayran bir ses tonuyla.Bu biraz rahatsı ediciydi. Onlara ters ters bakmamak için önümdeki telefonu açtım. Bunlar neden hala gitmemişlerdi? Onları Umursamamaya çalışarak Instagram'a girdim. Telefondaki videolara bakarken kapının açılma sesiyle kafamı kaldırdım. Biricik Kurbağam gelmişti. Efe bakışlarını dükkanda gezdirerek beni ararken bulması uzun sürmedi. Gözleri benimle kesisince oturduğum yerden kalktım. O bana hızlı hızlı gelirken ayağa kalkmamla bakışları kıyafetlerime takılmıştı. Şaşırdığı her halinden belliydi. Son iki yıldır kendimi siyahlara hapsetmiştim ve iki yılın sonunda ilk defa renkli giyiniyordum. Efe gülümseyerek yanıma geldi ve ellerimden tutup "Çok güzel olmuşsun" dedi. Şapşik yaaaGözleri hafiften yaşarmıştı. Ona gülümseyip kollarımı boynuna sardım. iyi ki benim kardeşimdi. Efe sarılışıma karşılık verdi. Yarım dakika sonra ayrıldık. Ben Efe'ye sarılırken gözlerim Elisa ile kesismişti. Gözlerinde büyük bir öfke ve hayal kırıklığı vardı.Masaya karşılıklı olacak şekilde oturduk. Bu sırada Elisa kendini toparlayabildiği kadar toparlamıştı. Efe tam ağzını açacakken Elisa yanımıza gelip öfkeyle kolumdan tuttu ve ayağa kaldırdı. Ben şaşırmış gibi yaparken o "Seni aşağılık pislik" diye Efeye bağırdı. Efe birircik sevgilisini görünce zaten şoka girmişti fakat bağırınca olduğu yerde kalmıştı.Efe'nin bu suratını görmek için her şeyi yapabilirdim. Elisan bana dönüp "Bu şerefsiz miydi sevgilin" deyince sanki korkmuş gibi başımı aşağı yukarı salladım.Kafedeki tüm gözler bize dönmüştü ve ben kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyordum.Elisa "Bu benim de sevgilim pardon sevgilimDİ" diye Efe'nin yüzüne nefretle bağırınca ben şok girmiş gibi yaptım. Efe ise her şeyi anlamıştı. Efe oturduğu sandalyeden kalkıp tam ağzını açacakken ben ona nefretle Tokat attım.Bu yaptığım için ağzıma sıçacaktı.Efe sinirlenirken ben role burünüp "Bunu bana gerçekten yaptın mı?" Diye bağırıp ardından "Beni hiç sevmedin mi?" Diye mırıldandım. Efe kafasını kaldırdı ve kızgın gözlerle ilk bana baktı. Şuracıkda beni öldürebilirdi. Korkuyla yutkundum. Efenin bakışları Elisaya kayınca yumuşadı. Boğazını temizleyip "Elisa o Açelya" diye bağırdı. Elisa ilk anlamayıp bana bakınca Efe devam etti. "Kardeşim diye bahsettiğim bir yarım akıllı vardı ya işte bu o" dedi. Elisanın gözlerindeki kırgınlık yavaş yavaş azalırken dudaklarından "Nasıl yani" diye bir fısıltı çıkmıştı. Efe gözlerini üç saniye kapatıp "Açelya kaçman için üç saniyen var" dedi. Üç saniyede nereye kaçmamı bekliyordu acaba? Bu kapıdan koşarak çıkmam altı saniyemi alırdı. Dün hesaplamıştım.O gözlerini açınca üç saniyemin dolduğunu anlamıştım. Eğlenen bir tonda "sen beni biricik sevginle tanıştırsaydın bunların hiçbiri olmayacaktı" dedim. Bu sırada ayaklarım geri geri gidiyordu. Efe bağırarak "Üste çıkmaya çalışma" dedi ve üzerime koştu. Ben de bana en yakın olan masaya Çakmak erkeklerinin olduğu masaya kaçmıştım. O masanın önüne gelip "Sonsuza kadar kaçamazsın kardeşim aklın yolu birdir" deyince yüzümü buruşturup "Aklın yolu birdir ne ya hem ayağını denk al seni anneme şikayet ederim" dedim. Masadaki erkeklerin hepsi bıyık altından gülerken Efe "Kızım bana ne senin annenden hem beni şikayet etsen bile ben haklıyım" dedi. Doğru o haklıydı. Bağırarak "Sen de o zaman beni tanıştırsaydı. Bana yazık değil mi? Dış kapının dış mandalı gibi beni dışladınız" dedim. Bu sırada Efe benim hareketlerimi takip ediyordu. Sağa gidince o sola gidiyor ve beni masanın etrafında yakalamaya çalışıyordu. Efe "Bir düşün bakayım acaba neden seni tanıştırmadım? Bir önceki sevgililerime yaptıklarını göz önünde bulundurarak cevap ver" deyince gülümseyerek "Külliyen iftira hakim bey ben senin sevgililerine hiçbir şey yapmadım""Diyorsun""Diyorum tabi ki ben çok tatlı bir insanım ve kimseye zararım dokunmaz" dedim. Bu sırada masanın etrafında üç tür atmıştık. Büfedeki herkes bize bakarak gülüyordu bazıları da videoya çekiyordu. Efe "Kimseye zarar vermez misin? Kızım Elif'in badem'e alarjisi olduğunu bildiğin halde gittin kıza Bademli pasta yedirdin""Ben mi yedirdim kız kendi yedi hem o kız senin yanına gitmezdi çok çirkin ve ukalaydı""Açelyaa beni sinir etme alırım ayağımın altına kız neredeyse ölüyordu" deyince sinirle ayağımı vurup "Ama ölmedi hem alarji ilacını da ben verdim. Benim sayemde yaşıyor şuan"dedim. Efe sinirle "Açelya beni delirtme kızı kurtarmışsın gibi de konuşma valla seni gebertirim" deyince sinirle "Gerçekten bana kıyabilir misin?" Suratımı ağlamaklı bir hale getirip "bana bana biricik prensesine bunu yapabilir misin?" Diye sordum. Efenin kaşları çatılmıştı. Bu hayatta en nefret ettiği şey ağlamamdı çünkü bir kez başladım mı zor susuyordum. "Bak sakın ağlayayım deme " diye bana kızınca gözlerimi biraz daha doldurmuştum. Bu aralar gerçekten çok doluydum bu yüzden gözlerimi doldurmak için kendimi kasmıyordum.Efe suratıma yumuşak bir ifadeyle bakıp "Bak ağlamazsan istediğin bir şeyi yaparım hah hadi güzelim ağlama" deyince bir anlık duraksadım.Acaba ben kime nasıl bir iyilik yapmıştım da Allah bana Biricik kurbağamı vermişti.Duygularımı bir an kontrol edemedim ve gözümden bir damla yaş aktı. Efe hızla yanıma gelip o yaşı sildi ve beni kolları arasına aldı.Bir kaç dakika ona sarıldıktan sonra ondan ayrılıp bana nefretle bakan Elisanın yanına gittim. "Şey...Şey ben özür dilerim yani Benim biricik Kurbağam her ne kadar hak etmiş olsa da sen etmedin umarım beni affedersin ama affetmezsen sıkıntı yok ben kendimi affettiririm" dedim. Sonra Efe'ye dönüp pis pis sırıtarak "Burayı daha sen halledersin tatlı Kurbağam ben kaçtım. Ne istersem yapacağını söylemiştin beni arama nerede olduğuma da bakma biraz yalnız kalmak istiyorum" dedim. Çakmak erkeklerine göz ucuyla baktım ve çantamı alıp koşa koşa orada ayrıldım. Bugünün geri kalanını kendime ayırmak istiyordum. Bu yüzden uzun zamandır dışarıda hiç yapmadığım bir şeyi yaptım. Kulağıma kulaklıklarımı taktım ve aklımdaki tüm kötü düşünceleri susturmaya çalıştım. İstanbulun hiç bilmediğim sokaklarında mükemmel şarkılarımla birlikte gezerken bu mükemmel anı maalesef ki çalan telefonum bozdu. Sinirlenmemek için derin nefesler alırken kimin aradığına baktım. Annem arıyordu. Ofladım çünkü açmak istemiyordum ama açmazsam merak ederdi. Çalan çağrı kendiliğinden sonlandığında mesajlar bölümüne girip anneme şuan müsait olmadığımı ama önemli bir şey varsa tekrar arayabileceğini söyledim. Bir kaç saat sonra seni arayacağım desem annem beklerdi ve ben kesin unuturdum çünkü genellikle unutuyorum. Gerçekten önemli bir şey varsa zaten tekrar beni arardı.Dinlediğim şarkıyı değiştirip önüme gelen ilk ara yola girdim. Bir yerlere ara yollardan gitmeyi severdim çünkü bu tür yerler daha sessiz olurdu. Nihayet boya dükkanının önüne gelmiştim. Bu kadar uzak olduğunu tahmin edememiştim. Hızla dükkana girdim ve ihtiyacım olan malzemeleri aldım ardından da parasını ödeyip çıktım.Şimdi sıra tüm ıssız Ara sokaklarda dolaşıp en uygun yeri bulmaktaydı.İstediğim o büyük duvarı bir türlü bulamıyordum. Şuan bulunduğum yere göre daha tehlikeli olan bar sokağına girdiğimde derin bir nefes aldım. Umarım başımı belaya sokmazdım.Kimseyle göz göze gelmemeye çalışarak ilerlerken şarkının sesini kıstım. Etrafımı daha rahat duyabilmek için kısmıştım.Bakışlarım duvarlarda gezinirken bir türlü istediğim yeri bulanmıyordum. Önüme bir yol ayrımı çıkınca ofyayıp sola döndüm. Solları severdim.Burada daha demin geçtiğim sokaklara göre daha lüks barlar bulunuyordu fakat ben bu barların arka tarafındaydım. Biraz daha ilerleyince tam olarak istediğim büyüklükteki duvardı bulmuştum. Ellerimdeki sprey boyalar ağırlık yapmaya başlamıştı. Poşetleri yer bıraktım ve etrafımı süzdüm. Duvarın karşısında bir barın arka çıkış kapısı vardı ve kapıda korumalar bekliyordu. Umarım duvarı boyamaktan rahatsız olmazlardı. Gerçi onları ilgilendirmiyordu. Tam onlara arkamı dönecekken gözlük takmış ve onlardan daha üst bir makamda olduğunu düşündüğüm koruma Amca "Hey küçük kız canınla derdin yoksa hemen buradan uzaklaş" dedi. İstemsizce bakışlarım ona dönmüştü.Küçük kız mı?Şaka mıydı bu amca?Sinirlenmemeye çalışarak "Küçük kız mı? Ben size dedeciğim bu yaşta nasıl korumalık yapıyorsunuz demiyorsam siz de bana küçük kız demeyin. Hem canımla bir derdim yok sadece bu duvarı boyayacağım sonra da gideceğim" dedim. İstem dışı kaşlarım çatılmıştı. Koruma amca yüz ifadesini bozmadan "Bunu yapmak için iznin var mı?" Diye sordu. Ona gözümü devirip "Peki sizin içeride yasa dışı şeyler yapmak için izniniz var mı?Ben söyleyeyim yok siz bana karışmayın ben de size karışmayayım nasıl mantık" dedim gür sesimle. Koruma amca bana fena uyuz olmuştu ve yasa dışı demekle panik yapmıştı. Şuan kahkaha atmamak için kendimi zor tutuyordum. Yasa dışı şeyleri tutmasını umarak sallamıştım ki tutmuştu da. Yanındaki adam kulağına bağlı olan kulaklığa bir şeyler söyledi ve cevap bekledi. Normalde olsa buradan asla gitmezdim fakat bu içimdeki sesler buradan uzaklaşmam gerektiğini söylüyordu ve benim içimdeki sesler beni asla yanıltmazdı. Poşetleri elime aldım ve Koruma Amcaya bakıp "Kolay gelsin" dedim. Tam arkamı dönüp geldiğim yönün tersine doğru ilerleyecekken bir bedene çarptım. Pardon bir bedene değil bir ayyaşa. Üstünden o kadar çok alkol kokusu alıyordum ki midem bulandı.Adama sanki hiç çarpmamışım gibi yanından geçip gitmeye çalıştım fakat kolumu tutup "Ooo güzellik benim için mi böyle giyindin yalnız çok yakışmış haydi gel seni bana götüreyim" dedi. Kelimeleri birbirine çarparak söylüyordu. Derin bir nefes aldım. Sinirlenmeyecektim. Dişlerimi sıkarak "O elini sen mi çekiyorsun yoksa ben mi çekeyim" dedim. Şakam yoktu. Terapi niyetine resim çizmez onu çizerdim.Adam o pis dişlerini çıkartarak güldü ve "Ooo hem güzel hem de nazlısın" dedi ve beni tutmayan elini yüzüme yaklaştırdı.Benden bu kadar. Bundan sonra yapacaklarımdan ben mesul değildim. Elimde tuttuğum poşetleri yere attım ve adam yüzüme dokunamadan bacak arasına sert bir tekme attım. Adam acı içinde yerde inlerken kesik nefeslerle "Ulan orospu sen benim kim olduğumu biliyor musun?" Diye iniltiyle karışık bağırdı.Ben de bağırarak "Asıl sen benim kim olduğumu biliyormusun bee hem daha demin güzelindim şimdi orospu mu oldum şerefini siktiğimin budalası" diye bağırdım.O yerden kalkmak için hamle yapınca bu kez sağ ayağımla kalkmakta olan kafasına vurdum. Burnundan kan akarken çığlık attı. Orospu çocuğuBir kadının bir erkeği istememesi naz olarak algılanmamalıydı. Belki ben kendimi koruyabiliyordum fakat bu duruma düşen ve kendini koruyamayan binlerce kadın vardı. Adam bana küfürler ederken sprey boyalardan şehvet rengini yani kırmızıyı aldım.Yan tarafta bana şaşırmış gözlerle bakan korumalara baktım ve Koruma Amcaya "Kameralar burayı görüyor mu?" Diye seslendim. Adam biraz şasırmış bir şekilde bakarken "Hayır" dedi. Yalan söylüyorsa ona bir şekilde ödetirdim bu yüzden ona inanmış gibi yaparak "O zaman sizden bir şey daha isteyeceğim arkanızı dönebilir misiniz?" Dedim. Adamlar bana tuhaf tuhaf baktılar fakat arkalarını dönmediler. Kendileri bilirdi onlar benimle suç ortağı olman istemişti.Karşımda acıdan kıvranan adama yaklaştım. O acıyla burnunu tutarken ben de kafasını bacaklarımla sabitlemiş ardından da elimdeki sprey boyayı gözlerine doğru kör kalmasını umarak sıkmıştım. Vahşi değildim fakat öyle yetiştirilmiştim. Bu kişiliğimi her ne kadar açığa çıkarmak istemesem de içimde bir yerlerde Vahşet isteyen bir canavar vardı. Kana bağımlı sayılırdım. Kan akıtmayı alışkanlık haline getirmiş bir durumdaydım maalesef tabi bir yıl önceye kadar. İçimdeki öfkeyi ve kan akıtma isteğini her ne kadar tutmaya çalışsam da tutamıyordum.Arada patlıyabiliyordum ve sonra pişman oluyordum. Karşımdaki kişi her ne kadar pislik olsa da sonrasında pişman olacağıma emindim.

Bu ayyaşın cezasını ben kesmemeliydim. Bu yüzden adam gözlerini ovalayarak zırlarken korumalara dönüp "Ambulansı arar mısınız?" Diye sordum. Bu sırada o korumaların yanına bir adam daha gelmişti. Koruma değildi. Ya bu mekanın sahibiydi yada önemli bir müşteriydi. Koruma amca yeni gelen yakışıklıya baktı. Onun gözlerinden onayı aldıktan sonra "Bu piç için mi? Ambulansa ihtiyacı yok gözüne biraz daha sıkarsan iyileşir zaten." Dedi koruma Amca. Yerde bıraktığım spreyleri aldım ve karşıdaki dört adamdan sadece birine yani koruma Amcama bakarak "Bu seferlik duvarınızı serbest bırakıyorum fakat burası gibi bir yer bulamazsam kapınızın önüne çökerim haberiniz olsun. Haa bu arada biri size 'kolay gelsin' dediğinde nezaket gereği insan bir 'Eyvallah' der" dedim ve bu kez gerçekten gitme umuduylar arkamı döndüm fakat bu kez patrona benzeyen adam "Gitmene gerek yok. Duvara güzel bir şeyler çizdiğin müddetçe sıkıntı da yok sadece kendine dikkat et" dedi. Patron olan amcaya "Neden izin veriyorsun ki senin bundan kârın ne hem yetkili birilerinden izin alınca bu işin keyfi olmuyor ve anladığım kadarıyla sen buradaki yetkili kişisin hatta bence parronsun" dedim. Adam bana doğru bir kaç adım attı. Tam karşımda durunca elini uzatıp "Ben Çelik Demir Yargıç" dedi. Yargıçları tanırdım. Bir ara babamın isteği üzerine onlarda olan ve konuşturmaya çalıştırdıkları bir adamı kaçırmış ve ardından konuşturup öldürmüştük. Çelik Demir Yargıcı ,Fatih Yargıcının oğluydu ve maalesef ki Fatih Yargıcıyı da babamın emri üzerine biz öldürmüştük. Adam kim olduğumu bilse ağzıma sıçardı fakat bilmediği sürece sıkıntı yok. Hem ben onu büyük bir dertten kurtarmıştım. Fatih Yargıç maalesef ki iyi bir baba değildi. Zaten onu biraz da bu yüzden öldürmüştüm. Yanılmıyorsam karşımdaki adam şuan yirmi yaşında olmalıydı ve iki abisi vardı fakat abilerin istese saf dışı bırakabilirdi. En büyük abisinin bu tür işlerde pek gözü olmasa da küçük abisi hırslıydı ve onu rakibi olarak görüyordu. Boş zamanlarımda insanların evlerindeki kameraları hackleyip onların aile dramlarını izliyordum. Aşırı keyifliydi fakat kimseye söylemeyin beni sapık sanabilirler. Uzattığı elini zarif bir şekilde sıktım ve gülümseyerek "Açelya Çelik" dedim. Çelik gülümseyerek "Anladığım kadarıyla bir sokak sanatçısısın. Uzun zamandır burayı renklendirmek istiyordum. Eğer sen buraya sanatını dökmek istiyorsan sıkıntı yok dökebilirsin hatta yardıma ihtiyacın olursa bizim adamları da kullanabilirsin" dedi. Ona minnetle gülümsedim ve "Çok teşekkür ederim. Eğer yapmaya karar verirsem yarın buraya gelmiş olurum fakat artık bugün gitmeliyim. Hayırlı günler" dedim ve hızlı adımlarla oradan uzaklaştım. Ana Yola gelince ilk boş taksiye bindim. Hava hafif kararmaya başlamıştı ve annemin beni daha fazla merak etmemesi için onu aramıştım. Nihayet açtığında "Annelerin en güzeli nasılsın" diye cıvıldadım. Annem hem mutlu hem sıkkın sesiyle "İyiyim canım kızım asıl sen nasılsın neler yapıyorsun" dedi. "Hiiiç ben de şimdi taksiye bindim eve doğru gidiyorum da ne oldu senin sesin biraz sıkkın gibi" dedim. Annem derin bir nefes alıp "Açelya biliyorum onları görmek istemiyorsun ama en azından bu akşam gelsen onlarla bir tanışsan hah ne olur kızım lütfen,lütfen hemen reddetme bak gelirsen beni gerçekten çok mutlu edersin. Sana konumu gönderiyorum. canım seni zorlamak istemiyorum ister gel ister gelme ama bil ki gelirsen gerçekten çok mutlu olacağım" dedi. Alamadığım nefesi "düşüneceğim"diyerek verdim ve aramayı sonlandırıp elimi boğazımda gezdirdim sanki nefesi alabilecekmişim gibi. Annem ilk defa bana yalvarıyordu ve bunu evlendiği adamla tanışmam için yapıyordu. Camı indirip kafamı dışarı çıkardım ve nefes almaya çalışırken düşünmeye başladım. Gidip tanışsam hiçbir şey olmazdı sonuç olarak değil mi yani mantıken olmamalıydı. Üç saniye gözlerimi kapattım ve verdiğim karardan vazgeçmemeye çalışarak derin bir nefes aldım. Bu akşam annemin yeni ailesiyle tanışacaktım. Bunu kendim için değil sadece annem için yapacaktım. Hem bir kez gidip onlarla tanışsam iki dakika sohbet etsem ve ardından onları hiç tanımamış gibi tekrar kendi hayatıma dönsem hiç bir şey kaybetmezdim En azından ben öyle sanıyordum. 🌺🐸 Öncelikle okuduğunuz için çok teşekkür ederim umarım beğenmişsinizdir. Oy verirseniz beni çok mutlu edersiniz Lütfen bol bol yorum yapın canlarım. Eğer yazımda veya başka bir şeyde bir hata yaptıysam lütfen beni uyarın. Sizceee Açelya yeni ailesine alışabikecek mı? Çelik Demir Yargıç'ın Açelya'nın hayatındaki yeri ne olacak? Açelya babasını neden öldürdü ve babası neden bir ekip kurdu? Umarım okurken eğlenmişsinizdir. Yeni bölüm yani 3. Bölüm inşallah haftaya yani ayın 29'u gibi gelir tabi iki gün felan sonra da atabilirim fakat en geç Ayın yirmi dokuzunda atmış olurum. Seviliyorsunuz ❤️❤️

Bölüm sonu

1 yorum