İçeriğe geç

Mıknatıs

Bölüm 7 · 24 dk okuma

Mıknatıs

Bölüm 7

Balo

Sınavlardan sonra beklenen an gelmişti. Bugün Gryffindor ve Slytherin arasında Quiddtich maçı vardı. Dersler pek işlenmemiş bu yüzden çocuklar özgürce keyfini çıkarmışlardı. Haftasonuna denk getirmek oldukça avantaj sağlamıştı. Maç ve parti biter bitmez, çocuklar yarıyıl tatiline gireceklerdi. Etrafta Gryffindor ve Slytherin atkılarıyla dolaşan öğrenciler durduk yere şarkı mırıldanıyor ve bağırıyordu. Oyuncular kıyafetlerini giymiş biraz sonra başlayacak olan maç öncesi kontrollerini yapıyordu. Jena suratına Slytherin renginde boya sürmüş ve hırçınca onları yeneceklerine kendini kaptırmıştı. Korbin müdür Dippet'in odasına çağırılmış ve profesör Slughorn tarafından başkanlıktan atılmıştı. Onun hemen yanında bulunan Tom'u yeni başkan seçmişti. Korbin öfkelenmiş olsa bile takım kaptanı olduğu için bunu pekte önemsememişti. Ama içindeki garezi her zaman orada duracaktı. Başkanlığa seçilmiş olan Tom'un havasından geçilmiyordu. Odadan çıkarken Korbin'e alayla bakıp gülümsemişti. Çocuk ona kin dolu bakarak ayağının kenarına tükürmüştü. Bu olay Tom'u sadece güldürmüştü. Tabii Korbin'i sakinleştiren yegâne kişi sevdiği kız olmuştu. Evet mutsuz olabilirdi fakat kızı gördüğü an herşeyi unutuveriyordu. Aşk işte bu kadar kudretli ve güçlüydü. Onun gibi yaşayan hisseden iki kişi daha vardı, Bellatrix ve Jena. Kütüphaneye sığınan Tom kadına görünmemek için gizleniyordu. Onu gören çocuklar heyecanla bağırıp:

"Tom maçı seyretmeye gelecek misin?" diye soruyorlardı.

Çocukta her defasında bıkkınlıkla başını sallayarak onları yanından kovuyordu. Ama gitmek istemediğini bildikleri halde onu sıkıştırıyorlardı. Herkes sahada yerlerini almış ve maç başlamıştı. Gryffindor oldukça iyi ve formunda görünüyordu. Ama Slytherin'in onu zorlayacağı kesindi. Çünkü oyunu acımasızca oynuyorlardı. Düdüğün ötmesiyle beraber süpürgelerin üzerindeki, oyuncular topu kaparak kaleye uçuyorlardı. İlk sayı Gryffindor'dan geldi. Sevinçle haykıran çocukların neşesi pek fazla uzun sürmedi. Braulio'nun atağa geçmesi üzerine Slytherin'de puan kazanmıştı. Aralarında Tom yoktu. Müdür Dippet büyük bir heyecanla maçı takip ediyordu. Hemen yanında diğer profesörler de bulunuyordu. Gryffindor'un her kazanışın da, Dumbledore gülümseyerek alkışa tutuyordu. Bellatrix büyük bir sıkkınlıkla maçı seyrediyordu. Oflayıp puflayarak Tom'u görme umuduyla etrafa bakıyordu. Slytherin tarafından Jena'nın sesi yükseliyor ve arkadaşlarına destek oluyordu:

"Haydi alın şu maçı çocuklar."

Unique Korbin'i gözleriyle takip ediyor ve içten içe gülümsüyordu. Ama onun başında bekleyen Latrell yan gözlerle kızı dikizliyor ve ellerini sıkıyordu. Jovan yukarıda süpürgesinin üstünde bekliyor ve maçı pür dikkat izliyordu. Karşı tarafın arayıcısı oldukça güçlü bir rakipti. Quinton'un onu hırpalayacağı aşikârdı. Jovan'a sinsice gülüyor ve dalga geçiyordu. Maç öylece devam ederken Jovan altın snitchi görmüştü ve süpürgesine sıkıca tutunarak altın snitchi yakalamaya çalıştı. Hemen arkasından Quinton ona yetişerek kovalamaya başlamıştı. İkisi yan yana uçuyor ve birbirini düşürmek için iteliyorlardı. Quinton sert bir omuz darbesi vurarak Jovan'ı kendisinden biraz uzak tutmuştu. SIytherin'den korku ve kızgınlık nidaları yükselirken, Korbin endişeyle dudağını birbirine bastırıp ne olacağını merakla bekledi. Jovan alkış sesleriyle kendini toparlayarak pes etmeden Quinton'un peşine takıldı. Gryffindor arayıcısı tam yaklaşmışken, Jovan'dan aldığı bir darbeyle altın snitchten uzak kalmıştı. Jovan elini uzatarak altın snitchi son anda yakalamıştı. Slytherin öğrencileri gururla bağırıp kucaklaşırken Gryffindor takımı hüzünle maçı kaybetmiști. Profesör Slughorn yerinden kalkarak öğrencilerini tebrik etti:

"Afferin çocuklar başardınız."

Korbin yere iniş yaparak Jovan'a teşekkür ederek sarılmıştı. Böylelikle maç bitmiş ve Slytherin kazanmıştı. Bu Latrell'ı fazlasıyla deli etmişti. Gryffindor oyuncularına öfkeli bir bakış atıp sahadan ayrılmıştı.

SIytherin ortak salonunda kutlamalar devam ediyordu. Korbin ve Cayden Jovan'ı omuzlarına alarak heyecanla haykırıyorlardı. Jena masaya kalkmış Slytherin atkısını sallıyordu. Kütüphaneden kucağında taşıdığı kitapla çıkan Tom'u tablolarda gören insanlar onu maçı kazandıkları için kutluyordu. Çocuk sadece yapmacık bir şekilde gülümseyerek karşılık veriyordu. Evet başarıyı elde etmek onu mutlu ediyordu. Fakat onun için daha önemli olan şeyler vardı. Slytherin binasına gelirken içeride kopan gürültüyü duymamak neredeyse imkânsızdı. Ortak salona giriş yaparken herkes mutlulukla bağırıyordu. Braulio koltuğa kendini atarak yaydı:

"Çocuklar bu geceki balo için kimler sabırsızlanıyor bakalım?" diye sorunca herkes bağırarak ona eşlik etti.

Korbin Tom'un içeri gelişiyle beraber yerine oturmuş sessiz kalmıştı. Ethen ve Jovan'la küsmemişti sadece onlara kızgındı. Ama elbette onlardan ayrılamazdı. Bu sebeple tekrar biraraya gelmişti. Tom'un kendisine alayla baktığını biliyordu. Ama umursamadan arkadaşlarıyla muhabbet ediyordu. Zira Tom'un istediği tek şey vardı, onları birbirine düşürmek, Çocuklar öğle yemeğini yerken Olford ve Moses profesörlerinde yardımıyla baloyu organize etmiş ve etrafı süslemeyi bitirmişlerdi. Hogwarts o kadar güzel görünüyordu ki, hayran olmamak elde değildi. Çocuklar heyecanla hazırlanıyordu. Erkekler takım elbiseleriyle şık görünürken, kızlar da giydikleri elbiseyle göz kamaştırıyordu. Bu akşam kaymak birasını içmek serbestti. Lezzetli yiyecekleri görür görmez insanın iştah kabarıyordu. Slytherin ortak salonunda hazır bulunan takım elbiseli çocuklar ayak üstü sohbete dalmışlardı. Yatakhaneden çıkıp salona teşvik eden Tom, giydiği lacivert renginde ki takım elbiseyle oldukça yakışıklı görünüyordu.

Daha şimdiden sıkılmışa benziyordu. Koltuğa oturup papyonunu gevşeterek rahata ermek istiyordu. Saçları özenle taranmış ve şakağına düşen dalgalı buklesi ona ayrı hava katmıştı. ilgisiz ve alâkasızdı, bu gece için. Braulio onun yanına ilerleyip oturdu;

"Haydi ama Tom, bu gecenin tadını çıkarmaya bak. Ondan sonra zaten okula ara vereceğiz. Tatili düşünerek biraz da olsa sevinemez misin?" diyerek kaşlarını hafif hareket ettirdi.

Tom onun yüzüne soğuk bakarak düşüncelere daldı. Tatil, okuldan ayrılması gerekecek. Ama nerede kalabilirdi ki? Yetimhaneye gitmek istemiyordu. Oradan nefret ediyordu. Düşüncelerinden sıyrılırken Braulio'nun kendisine seslendiğini son anda farketmişti. Braulio ayağa kalkarak bu gecenin dansı için sabırsızlandığını söylerken, bir yandan da odada dans ediyordu. Tom ona iğrenerek bakıp yüzünü astı:

"Dans edeceğim için çok heyecanlanıyorum. Elenora'yı kollarımın arasına alırken umarım kalpten gitmem."

Tom Jena ile dans edeceğini gözünün önüne getirirken, elleriyle yüzünü kapatarak kızgınca ahlamıştı. Dans etmek, onca insanın önünde. El ele kol kola ve bakışlar eşliğinde. Hafiften yüzü kızarmış olsa da, bunu çocuklardan saklayabilmişti. Onu daha da boğan şey, bu geceye profesörlerin de dahil olmasıydı. Kim bilir kaçık öğretmen onu gördüğünde nasıl bir tepki verecekti? Tuttuğu nefesini dışarı vererek stres içinde ayaklanıp şöminenin yanında durdu. Artık balo yavaş yavaş başlıyor ve çocuklar eşleriyle beraber salona doğru gidiyorlardı. Tom Slytherin binasının önünden ayrılmamış Jena'yı beklemeye koyulmuştu. Merakından değil, salona gidince kaçık profesörü göreceğinden gidememişti. Zira tüm gün ondan kaçmayı başarmıştı. Şimdi ise yüzleşmeye pek cesareti yoktu. Bu süre zarfında önünden eşlerinin koluna girerek bir bir aşağı inen çocukları gördükçe kusası geliyordu. Okulun zamanlarında çokta güzel olmayan kızların, geçirdiği değişime hayret ediyor ve inanamıyordu. Ama erkek öğrenciler aynıydı, sadece daha düzgün ve bakımlı görünüyorlardı. Hatta giydikleri takım elbiselerin onları nazik ve kibar edişine ayrı şaşırıyordu Tom. Zira özünde hepsinin nasıl olduğunu bilirdi. Bu gece anlaşılan herkes birer kişiliğe bürünmüş ve sahte takındıkları maskelerle farklı görüneceklerdi. Buna mecbur olan Tom'da dahil. Çünkü müdür Dippet ve Dumbledore'dan sakladığı gerçek kişiliğini gösteremezdi. Bir sağa bir sola dolanıyor ve arada kol saatine bakarak yanaklarını bıkkınlıkla şişiriyordu. Bir kız tarafından bekletiliyordu, inanılmaz. Yanından geçip giden Gryffindor'lu öğrenciler onun haline gülüyor ve arkadaşlarına anlatacaklarını belirterek aşağı iniyorlardı. İçinden dua ediyor ve kendisini şuan şu halde Bellatrix'in görmemesini umuyordu. Nihayet içeriden topuk sesini duyarak hazır ola geçmişti. Adım sesleri yaklaşmış olmalıydı ki, kapı kolu hareketle açıldı. İşte Jena karşısında idi. Üstündeki yeşil elbiseyle çok farklı görünüyordu. Tom yapmacık bir tebessümle kolunu kıza doğru uzattı:

"Seni ne kadar çok bekledim biliyor musun?" dedi omuzunun üstünden kıza bakarken.

Jena özür dileyip yanına doğru yaklaştı ve beraber aşağı indiler. Kısık seste hoş bir müzik eşliğinde salona doğru yürüdüler.

-Andy Willams- Love is a many splendored thing-

Salon çok güzel süslenmişti. Dans pisti oldukça geniş bir yerdi. Köşelerde beyaz örtülerle örtülmüş yuvarlak büyük masalar sıralanmıştı. Masanın üstü abur cuburla, yiyeceklerle, tatlılarla ve içeceklerle tıklım tıklım doluydu. Her masada on iki öğrenci oturuyordu. Kaymak birasını gören çocuklar şimdiden içmeye başlamışlardı bile. Profesörler masasında oturmuş yüzlerinde mutlulukla onlara eşlik ediyorlardı. Müdür Dippet tebessümle Slughorn'a fsıldadı:

"Yanınıza aldığınız öğrencilerle beraber çok iyi iş çıkarmışsınız. Sizi tebrik ediyorum bay Horace."

Profesör Slughorn şımarık bir bakışla teşekkür ederken, hemen yanında oturan Bellatrix'e döndü:

"Bayan Black. Herzaman ki gibi çok güzel görünüyorsunuz."

Bellatrix sırıtarak teşekkür etti. Gözü her yerde yine onu arıyordu, ama herşeyden habersizce arıyordu. Salona girmiş bulunan uyumlu çifti gören çocuklar, ağızları beş karış açık bakarken fısıldaşmalar da başlamıştı. Jena çarpan kalbinin vermiş olduğu heyecanla etrafına kaçamak bakışlar atıyordu. Koluna girmiş olduğu çocuk, ona kısık seste:

"Güçlü dur herkes bize bakıyor zaten."

Onları gören Braulio ve diğerleri kurnaz kurnaz gülümseyip onları parmakla gösteriyordu. Tam o anda onları gören başka biri daha; Bellatrix Black.

Neye uğradığını şaşırarak sinirle tüm vücudu kaskatı kesilerek titremişti. Boğazına sanki birşeyler takılmış gibi nefes alamadı. O an herkesi öldürmek istercesine baktı etrafına. Bir çığlık atmak istiyordu ama kendine hâkim olmaya çalışarak bu gördüklerini sineye çekti. Onun orada olduğunu bilen Tom, profesörlerin bulunduğu masaya bakmamaya özen gösteriyordu. İkili bakışlar altında masaya geçip oturdular. Oturur oturmaz Braulio Jena'ya memnun bir ifadeyle bakarken konuştu:

"Çok güzel olmuşsun Jena."

Abdiel gözleriyle Tom'u inceleyerek,

"Demek partiye meşhur Tom ile katıldın" diyerek güldü.

Masada oturanlar uzun bir süre onlardan bahsederken, müdür Dippet ayağa kalktı. Elindeki kadehe kaşık yardımıyla vurup çocukları susturdu. Ortam sessizleşince boğazını temizleyip konuştu:

"Sevgili öğrenciler hepiniz baloya hoşgeldiniz."

Alkış sesleri salonu doldururken, yeniden sessizlik sağlanınca müdür konuşmaya devam etti:

"Öncelikle derslerinizden bahsedeceğim. Zira sizler ve bizler için en önemli husus; okul hayatınız. Girmiş olduğunuz sınavlardan başarıyla ayrılmış olarak beni çok mutlu ettiğinizi söylemek isterim. Hepinizi kutlarım çocuklar, tebrikler."

Bu sefer kendisi de alkış tutarak çocuklara eşlik etmişti. Sonra sessizlik pek azalmamışken konuşmalarına son sözlerini de ekledi:

"Ayrıca maçı kazanan Slytherin öğrencilerini de tebrik ederim Gryffindor öğrencileride çok başarılıydı doğrusu."

Korbin karşı masadan Latrell'a pis pis bakarak sırıtmıştı:

"Ama kurallar böyle sadece bir kişi kazanacaktı ve o da Slytherin'liler oldu. Birşey daha; bu baloyu organize eden profesör McGonagall, profesör Slughorn ve öğrencilerden; Slytherin öğrencisi bay Rely."

Bakışlar adı geçen çocuğun masasına çevrilmişti:

"Ve Gryffindor'dan bay Nestor. Herşey için onlara çok çok teşekkür ediyoruz. Öğretmenleri ile harikulade bir iş çıkarmışlar. Alkış seslerini duyayım lütfen" diyerek alkışladı.

Öğrenciler bu sefer Gryffindor masasına bakarak alkış tuttu. Profesörlerde mutlulukla alkış tutmuştu. Bellatrix yarım yamalak ve önemsizce alkışlıyordu. Müdür Dippet yerine oturmadan önce tebessüm etti:

"Hepinize iyi eğlenceler."

Çocuklar kahkaha içinde alkış tutarken ıslık sesleri de karışmıştı. Tom alkışlamaktan kızarmış ellerini ovalayarak bir süre kendini meşgul etti. Bahane arıyordu bir nevi. Müzik yeniden kısık seste çalmaya devam etmişti.

-Andy Williams - Love is a many splendored thing'

Öğrenciler sohbet ederek ses gürültüsüne yol açmıştı. Dans başlamıştı bile. Eşler dans etmek için büyük platforma yürüdüler. Jena çok heyecanlıydı ama Tom gayet sakin duruyordu. Belinden kavramış kıza omuzunun üzerinden bakıyordu. Kız ellerini çocuğun göğsünün üstüne yerleştirmişti. Sol elinin altında atan kalbini hissedebiliyordu. Düzenli atıyordu ve burnuna dolan kokusuyla kendinden geçerek gözlerini kapamıştı. Kravat yerine taktığı papyonla bir beyefendiyi andırıyordu. Çocuğun aksine onun bacakları titriyordu. Rahat gözüken çocuk, kızın saçlarından gelen kokuyla başını biraz daha uzak tutuyor ve kokuyu almamaya çalışıyordu. Bu koku ylang kokusuydu. Arada çocuğun zorlandığı için, dışarı attığı sıcak nefesi kızın kahkûllerini hafifçe uçuruyordu. Beyaz teni kızarmış ve alnına düşen buklesi yüzünün bir tarafını kapatıyordu. Beline koyduğu eli arada oradan kaldırıp alnına götürüyor ve saçını geriye itiyordu. Bu eylemi yorulmadan bir iki kez tekrarlamıştı. Jena başını eğip gülümserken, çocuğun elini kaldırmasına izin vermeden ondan önce davranarak çocuğun alnındaki bukleyi, elinin tersiyle kulağının arkasına yerleştirdi. Kendisine șaşkınca bakan iki çift mavi gözle karşılaştı. Soğuk tenine değen sıcak parmaklar anında tuhaf hissettirmişti. Bu yüzden başını çevirip usulca:

"Teşekkür ederim" dedi boğazını temizleyip gözlerini kırparken.

Kendi alanında hafifçe sallanıyor ve müziğin ritmiyle kendini müziğe veriyorlardı. Latrell kolunu sardığı Gryffindor öğrencisi Kasandra ile isteksiz isteksiz dans ediyordu. Kızdan olabildiğince gözlerini kaçırıyor, kendisine bakan kızla karşılaşmak istemiyordu. Ellerini gevşek tuttuğu beli sıkmamaya özen gösteriyordu. Şuan olmak istediği kızla beraber değildi. Diğer başkanlara arada bakıyor ve yapmacık bir tebessüm yerleşiyordu suratına. Gözleri bir masada oturanlar birde profesörler arasında gidip geliyordu. Bir ara Tom ile göz göze gelince, çocuğun kendisine küçümseyerek bakıp kafasını salladığını gördü. Hiç istifini bozmadan o da aynı şekilde karşılık verdi. Oldukça güçlü ve cesurdu Latrell. Düzenli diktatör ve kolay kolay öfkelenen biri değildi. Aslında kișiliğini çok iyi saklıyor ve rol yapıyordu. Hırslı, inatçı ve hoşgörülüydü. Unique elini yanağına dayayıp dans edenleri hayranlık içerisinde izliyordu, onu da aynı şekilde Korbin. Kız başını çevirip çocukla göz göze gelince, mutulukla gülümsedi. Elini uzatıp çocuğun ellerini sımsıkı tuttu. Korbin naifçe bir öpücük kondurup fısıldadı:

"Sonra biz dans edeceğiz."

Kız başını sallayarak onu onayladı.

Bir iki saat süren bu dans sonunda alkışlar eşliğinde son bulmuştu. İlk başta olduğu gibi, eşler yine birbirini selamlayarak yerlerine geçtiler. Latrell yanındaki kızı arkasında bırakarak memnunsuzca masaya geçip oturdu. Müzik yavaş yavaş çalmaya başlarken profesör Dumbledore yanında oturan profeör McGonagall'a elini uzatıp onu dansa ķaldırdı.

-The Platters- Smoke gets in your eyes-

Bütün çocuklar sevinçle onları alkışlarken, iki büyücü pistte dans etmişlerdi. Profesör Slughorn gömleğinin yakasını çekiştire çekiştire masanın önünde durdu ve kibar bir dilde Bellatrix'e doğru eğildi:

"Bayan Black bu dansı bana lütfeder misiniz?"

Bellatrix sırıtarak içindeki bu adama olan nefretini gizledi. Sersem ve ahmak görünen bu adamla hiç mi hiç dans etmek istemiyordu. Sümük gibi yapışacağını düşünerekten hafifçe irkildi. Masa tamamen boşalmıştı. Yalnızca o kalmıştı ve dans teklifinde bulunan zavallı. Saçlarını elleriyle düzeltip ayağa kalktı.

Slughorn'un elini piste geçerken tutmuştu. Hemen Dumbledore ve McGonagall'ın yanında yer alarak dans ediyorlardı. Braulio kaymak birasından bir yudum alan Tom'a baktı:

"İkiniz orada harika görünüyordunuz. Herşeyinizle beraber o kadar uyum içerisindeydiniz ki, kimse gözlerini sizden alamadı" dedi ona hak veren arkadaşlarıyla bakışırken.

Jena gülümseyip kendisine sinirle bakan kızlara hava atar gibi bakıyordu. Tom başını eğmiş masada duran çatalla oynuyor ve dikkatini dağıtmaya çalışıyordu. Çünkü içeri girdiği andan beri bunu yapıyordu. Şuan dans pistinde kaçık profesör vardı. Onunla bakışmamak adına dikkatli davranıyordu. Çünkü biliyordu eğer bakarsa deli bakışlarla karşılaşacaktı. Korbin gömleğinin düğmesini tutarken ayağa fırlamıştı. Kızın gözleri onu bulduğunda elini uzatarak gayet hoş çıkan ses tonunda fısıldamıştı:

"Benimle dans eder misiniz küçük bayan?"

Unique küçük bir kahkaha atmıstı. Korbin'i deli eden kahkahalardı bu. Çünkü o güldükçe sesinden aşk akıyordu, kalbine doğru. Bembeyaz elini çocuğun sıcacık avucunun içine koymuştu. Korbin küçük pamuk gibi eli sıkıca tutmuş ve aşık olduğu kızla beraber piste doğru ilerlemiştiler. Kendilerine öfkeyle bakan Latrell'ın korkunç bakışları eşliğinde, birbirine dolanarak sallandılar. Braulio sonunda Elenora'yı dansa kaldırmıştı. İkisi hem dans ediyor hemde sohbet ediyorlardı. Tom sıkılmış ve tabağında ki yemekleri yiyerek açlığını bastırıyordu. Jena masada oturan kızla giyim kuşam hakkında konuşuyor ve tartışıyorlardı. Tom derin düşüncelere dalmışken etrafında olup bitenden habersizdi. En son düşüncelerden sıyrılıp gerçeğe uyanırken masada yalnız kaldığını gördü. Elindeki çatal ve bıçağı tabağın kenarına bırakarak kendini geriye yasladı. Hemen hemen bütün öğrenciler dans pistini doldurmuştu. Kalabalıklaşmış ortam Tom'u şimdiden sıkıntıya sokmuştu. Gözleri kimseyi seçemiyordu. Ama aralarına karışan kaçık profesörü görememiş olduğundan rahat etmişti. Sandalyeye yan bir şekilde oturdu. Elini sandalyeye koymuş çenesini de elinin altına bırakarak etrafa melül melül bakıyordu. Masaya birinin oturduğunu çıkan sesten dolayı anladı. Başını çevirip kimin olduğuna bakınca 'çattık ya' der gibi bakış attı. Bellatrix gülümseyerek ayağını bacak bacak üstüne attı. Birşeyler geveliyordu ama, sesten dolayı sesi pek duyulmuyordu. Hafif ışık aydınlatırken masayı, insanın yüzünün yarısı ise karanlıkta kalıyordu. Tom sandalyede düzgün bir şekilde oturup ellerini masaya yerleştirdi. Kadın hafif eğilerek fısıldadı:

"Çok yakışıklı görünüyorsun çocuk" diyerek dudağını ısırdı.

Tom teşekkür etmeden kadının yüzüne durgun durgun baktı. Masada duran kaymak birasını kafasına dikip ağzını kenarının elinin tersiyle sildi:

"Profesör rica etsem masadan kalkar mısınız? Zira birazdan kız arkadaşım gelecek ve siz.."

"O senin kız arkadaşın falan değil."

Tom lafının yarıda kesilmesiyle beraber bakışlarını etrafta gezdirip kısık seste:

"Sesinizin tonunu düşürebilir misiniz?" diye sordu bakışları tekrardan kadına kayarken.

Kadın sinirle çocuktan gözlerini alamadan, konuştu:

"Bana bak bir daha o kızı senin yakınında görmeyeceğim. Yoksa çok kötü şeyler yapabilirim" diyerek tehdit etti.

Çocuk gülerek şamdanın arasından kafasını hafif eğdi. Bu sebeple kadını daha iyi görmüştü:

"Ne yapabilirsiniz ki?"

Dişlerini sıkarak masada duran çocuğun elini bileğinden kapıp kendine doğru çekti. Bu esnada birkaç çatal bıçak yere savrulmuştu. Tom'un göğsü masaya yatmış ve bileğini kavrayan el onu daha da masaya yatırmıştı. Dans etmeyen çocukların bazıları sesi duyaraktan onlara bakmıştı. Tom'un ağzından hafif bir inleme çıkmış ve yüzünü buruşturmuştu. Zıvanadan çıkan kadın ona ne yapacağını göstermişti bir nevi. Gözlerini ateş sarmış ve kocaman kocaman açmıştı. Titreyerek korkusuzca çıkan sesiyle konuştu:

"Eğer kendini biraz düşünüyorsan, gerçekten beni sinir etmek istemezsin."

Bu arada şarkıyı sonlandıran nakarat kısmına geçilmişti:

"Now laughing friend deride Tears I cannot hide."

-Gülen arkadaşları gözyaşları alay şimdi saklanamazsın."

"Çünkü neler olacağını tahmin bile edemezsin. Ben KSKS profesörü olmak için ne badireler atlattım. Bu zamana kadar gelebilmek için neler çektim. Sende beni çeken kuvvetli hisler vardı. Kolay kolay olmaz bu. İşte sen o nadide insanlardan birisin. O yüzden sana tavsiyem bence beni sinirlendirme."

Şarkı bitmiş ve selamlar verilmişti.

-So I smile and say When a lovely flame dies, smoke gets in your eyes.

-Bu yüzden gülümse ve "güzel bir alev önce, duman senin gözünde alır" de.

"Seni lanetler ve ruhunu satarım. İşte o zaman benliğin de kaybolursun. Bulamazsın kendini, ne olduğunu anlayamazsın bile çocuk" derken kavradığı bileği sertçe fırlatarak ayaklandı.

Karışan kalabalığın arasında salondan çıktı. Tom bileğini ovalarken sinirini yatıştırmaya çalışıp duruyordu. Bunu kimsenin farketmesini istemeden papyonunu çözüvermişti. Ne olduğunu sorgulayan arkadaşlarının bakışları altında ayağa kalktı. Ceketinden kurtulup sandalyeye bırakırken konuştu;

"Sıkıldım."

Ayakta durmuş ve ellerini beline koyarken gözleriyle etrafı taradı. Masada oturmuş Dumbledore'un sorgulayıcı bakışlarına maruz kalıyordu ama o kadının nereye gitmiş olabileceğini bulmaya çalışıyordu. Ellerin belinden aşağı doğru indirmiş ve damarlar belirli şekilde avucunu sıkıp duruyordu. Belli ki üzerindeki stresi bir şekilde atmak istiyordu. Gözleri kapıyı bulurken kızların gülüşerek içeri girdiklerini gördü. Papyonsuz gömleği güzel dursun diye, iki tane düğmeyi çözüp yakalarını çekiştirdi. Jena ona doğru adım atarken, kızların kıskanç dolu bakışları etrafını sarmıştı. Koluna girdiği kızlar fısıldayarak yanından ayrılırken, ayakta dikilen çocuğa gülümsedi:

"Birini mi bekliyordun?"

Çocuk başını iki yana sallayarak, elini başına götürdü:

"Hayır."

Jena tuhaf gözlerle bakarak yerine geçip oturdu. Sandalyesini çeken Tom'a teşekkür etmişti. Coşkulu bir şarkı çalmıştı bu sefer.

-Little Richard-Tutti frutti-

Kaymak birasını fazla kaçıran çocuklar piste fırlayıp oynamaya başlamıştı. Korbin ve Unique dans bitiminde pistten ayrılmamış ve çalan ritme uyarak çılgınca dans etmişlerdi. Korbin kızı etrafında döndürüp tekrar kendine çevirdi. Latrell burnundan soluyor ve birasını bir nefeste içiyordu. Bu sadece Jovan ve Ethen'ın dikkatini çekmişti. Profesör Slughorn çocuklara eşlik ederek kahkaha eşlğinde dans ediyordu. Onu gören öğrenciler parmakla gösterip gülüyorlardı. Tom arkası dönük olduğu için başını çevirip piste baktı. Gülen çocukların aksine o düz bir ifadeyle tekrardan arkadaşlarına dönmüştü. Braulio Tom'daki garipliği sezerek gözlerini kıstı:

"Tom, bir sorun mu var?" diye sormuştu.

Müziğin sesi yüksekti ve bu Tom'u deli ediyordu. Başı ağrımaya başlamıştı. Elenora Braulio'nun kolundan tutmuş ve dans etmek için çekiştire çekiştire piste götürmüştü. Korbin Unique ile dans ederken kulağına fısıldadı:

"Gel benimle."

Kızın elini tutarak salondan çıkardı. Onların gidişini gören Gryffindor başkanı da arkalarından hışımla çıkmıştı. Abdiel Tom'un omuzuna elini yerleştirerek sesini duyması için bağırdı:

"Haydi Tom kalk dans edelim."

Başını 'hayır' anlamında sallarken Jena'nın istekli bakışlarını görünce ona doğru eğildi:

"İstersen sen dans edebilirsin" dedi.

Kız önce bozulmuş olsa da, hafiften içkinin verdiği enerjiyle yerinden kalkıp gitmişti. Korbin önde arkasında onu takip eden Unique, kahkaha eşliginde koridorda koşarak kimsenin olmadığı tenha bir yere geçtiler. Kuytu köşelerde öpüşen öğrencileri görmezden geldiler. Kız sırtını duvara dayayıp karşısında duran çocuğa bakarak gülümsedi. İkisinin nefesleri birbirine karışmış ve düzensizleşmişti. Korbin bu sessizliği bozarak ellerini cebine attı:

"Sana birşey hediye etmek istiyorum. Bunu noelden sonra vermek istiyordum ama daha fazla bekleyemedim" dedi heyecanla sesi titrerken.

Kız meraklı gözlerle bakıp sadece bekliyordu. Korbin cebinden çıkardığı siyah kadife kaplı kutuyu açtı. Kız görmüş olduğu hediyeyle gözleri büyürken şaşırarak ağzını kapattı. Korbin kızın beğenmiş olduğunu anlayarak hediye aldığı kolyeyi avucuna alıp kızın arkasına geçti. Büyülenmiş olan Unique saçlarını elinde tutup başının tepesinde tuttu. Korbin alt dudağını dişleyerek kolyeyi kızın beyaz gerdanıyla buluşturdu. Unique göğsünün üstünde duran kolyeye muttulukla bakarak tebessüm etti. Parmaklarını kolyenin üzerinde gezdirdi. Arkasını dönüp Korbin'e çevirdi kafasını. Gözleri teşekkür edercesine parıldarken çocuğun dudağına yaklaştı dudakları. Korbin gözlerini kapayarak anın tadını çıkardı. Onları duvarın kenarına saklanıp gizlice gözleyen Latrell, başını çevirip duvara yaslandı. Gözlerini tavana dikerek gördüğü görüntüyü silmek için şımsıkı kapattı.

Çocuklar eğlencenin dozunu arttrmış ve havadan aşağı doğru düşen rengarenk balonlar eşliğinde hoplayıp zıplıyorlardı. Braulio elinde taşıdığı balonu Tom'un oturduğu masaya kadar getirip Tom'a doğru attı:

"Tom haydi eğlenceye katıl" diyerek gülümsedi.

Tom yanına gelen balonu eliye savurup kendisinden uzaklaştırdı. Kaymak birası etkisini göstermiş ve şimdiden masaya başını koyup sızan öğrenciler olmuştu. Bellatrix hiçbir şey olmamış gibi içeri girmişti. Müziğin ritmiyle yerinde oynayarak, Tom'un bulunduğu masaya doğru ilerledi. Çocuğu tutup kavradığı kolundan yakalayarak, ayağa kaldırdı. Öğrencilerin şaşkın bakışları altında, çocuğu yürüterek piste doğru götürdü. Braulio onları görür görmez ıslık çalarak alkışladı. Herkes onun gibi yaparak dansı merakla beklediler. Jena sinirle eşini çalan kadına bakıyordu. Tom'un istemediği yalpaya yalpalaya yürüdüğünden anlaşılıyordu. Müzik yüksek olduğu için kadına ne kadar istemediğini söyleyip dursa da duyulmadığını biliyordu. Dans edenleri yararak çocuğun ellerinden tutup oynadı. Tom kendisine bakanlara sinirle bakarken, karşısında oynayan kadına döndürdü yüzünü. Profesör Slughorn onlara doğru dans ederek yaklaşırken bağırarak konuştu:

"Bayan Black, siz bir harikasınız. Bende tam Tom'un eğlenceyi bırakıp gittiğini düşünmüştüm. Zira kendisi bir hayli keyifsiz duruyor."

Kadın hem onu dinliyor hemde oynamaya devam ediyordu. Slughorn durgun bakan Tom'a yaklaşıp sesini yükselti:

"Tom kendini biraz sal ve gecenin seni mutu etmesine izin ver. Ayrıca öğretmenine ayak uydurarakta dans edersen beni mutlu edersin. Haydi Slytherin'lilerin özünde ne kadar eğlenceli bir insan olduklarını göster evlat."

Yüzünde yine o eksilmeyen tebessümü duruyordu. Birayı fazla kaçırmış ve partide en çok eğlenen kendisi olmuştu. Müdür Dippet ve Dumbledore gözlerini ayırmadan Tom'u ve Bellatrix'i izliyorlardı. Büyük camların ardından kar yağışı o kadar muazzam görünüyordu ki bir iki öğrenci oraya dikilmiş seyrediyorlardı. Tom başını yukarı kaldırıp yok olmayı diledi fakat bu isteği gerçekleşmedi. Kendisini sürekli dansa teşvik ettiren kadın tarafından çekiştiriliyordu. Baygın gözlerle kadına bakıyor ve dudağını bastırıp, gamzelerini öne çıkarıyordu. Başını alayla bir sağa bir sola sallayıp duruyordu. Önünde cilveli cilveli kıvıran bir kadın vardı. Uslanmak ve vazgeçmek bilmeyen bir kadın. Çocuğu yakalarından tutup kendine yaklaştırarak gülümsüyordu. Hızlanan şarkı yavaşlamış ve yerini slow bir parçaya bırakıvermişti.

-Peggy Lee Johnny guitar-

Coşkulu çocuklar yorulmuş olarak nefes nefese kalmışlardı. Buna ilişkin Bellatrix kollarını çocuğun boynuna dolayarak, kaçmasına izin vermeden dansı başlatmış oldu. Gözlerini bir saniye bile olsun çocuğun gözlerinden ayırmadan bakıyordu. Kafasını yukarı kaldırmış boynunun ağrımasını düşünmeden, kendisinden uzun çocukla arasına mesafe girmesine izin vermek istememişti. Herkesin dansa uyum sağladığını gören Tom, nihayetinde dans etmek zorunda kalmıştı. Kadın onun sıkılmış olduğunu hissetmişti. Beline doladığı elleri gevşek tutmuştu. Soğuk yeller estiren bakışlarla kadının suratına aval aval bakıyor ve başını sağa sola çeviriyordu. Bellatrix inat ediyor ve başını çeviren Tom'un kaçan bakışlarına meydan okurcasına, gözlerini sabitliyordu. Bu kadar yakınlaşmış olmaları, çocuğu bitiriyordu. Kadının yasemin kokusu çocuğun burnunu sarmalarken, kendi kokusu da kadını sarhoş ediyordu. Gülümseyerek dudağını ısırıp konuştu:

"Canın çok acıdı mı?"

Tom kafasını sağına çevirmiş olsa da alayla güldü. Sesinin tonu ciddileşmişti:

"Benim canımı kimse acıtamaz."

Cümlesine noktayı koyar koymaz, başını da kadına doğru çevirmişti. Kadının dudağı hafif yukarı kalkınca, çocuğa yaklaşıp fısıldadı:

"Ama ben yaparım."

Çocukta onu duymak için eğdiği başını donuk bakışlarla beraber doğrulttu. Dudağını birbirine bastırıp gamzelerinin belirgin olmasına aldırmadan başını eğdi. Bir süre sessizlik oluşmuştu, fakat Jena ikisini görmüş ve sinir olmuş bakışlarla uzaktan onları izlemişti. Dans sakince devam etmekteydi. Kadın elini kaldırıp çocuğun yüzünde gezdirdi. Hafif irkilen çocuk kocamanlaşmış gözleriyle ifadesiz bakıyordu. Bu sayede kadının dudaklarının arasından sözler de dökülüvermişti:

"Tenin.."

Parmağını yüzünden çenesine doğru kaydırdı, bir yandan gözleriyle de takip ediyordu:

"Parlaklığını ve beyazlığını aydan almış."

Eli çocuğun ensesini kavrarken, saçlarının bir tutamını tutup okşadı:

"Saçların ise rengini geceden almış."

Elini indirip hızla atan kalbin üzerine koydu. Cezbedici ses tonuyla fısıldadı:

"Bu yüzden geceyi çok seviyorum. Karanlık ve sonsuz ah, seninle beraber olmayı düşlemek güzel ama gerçekten yaşamak ama bambaşka çocuk" dedi geri çekilirken.

Tom gözlerini kısıp kaşlarını çattı. Ondan başka her yere bakıyordu. Kadının dudakları M şeklini almışken, hırçınla kısık seste konuştu:

"Yavru kuşlar dünyaya geldikleri zaman, kanatlarını çırparak başlayarak uçmayı öğrenirler. Bunu dipsiz uçurumların dibinde öleceklerini bilseler dahi yaparlar. İlk önce zorlanmış olsalar da hiçbir şeyden ödün vermeden uçmayı öğrenene kadar, kanatlarını uçsuz bucaksız gökyüzüne açarak uçarlar, işte bende öyle seni kazanana kadar vazgeçmeyeceğim."

Kendisini dinleyen çocuk başını aşağı yukarı sallayıp, konudan kaçmak istediğini belli etmişti. Biraz sonra içeriye el ele Korbin ve Unique girmişti. Gülerek mutlu olduklarını gösteriyorlardı. Kendilerine merakla bakan öğrencilere. Ollford ve Moses yan yana gelmiş, partide eksik olup olmadığını konuşuyorlardı. Profesör Slughorn profesör McGonagall'ı dansa kaldırmış ve uzaktan kendilerine seslenen çocukların yanlarına giderek herşeyin düzenli ve tertipli olduğunu söyleyerek onların endişelerini gidermelerini söylemişlerdi. Salona daha gözleri kızarmış halde giren Latrell sonra olmuştu. Masasına geçerek kaymak birasını kafasına dikti. Gözlerini kısıp yüzünü buruşturdu. Ağzını kolunun tersiyle silerek bu gece kendini unutacak kadar sarhoş olmayı planlıyordu. Az önce gördükleri onu içten içe kahretmişti. Onları öpüşürken görmüştü. Kasandra sarı uzun elbisesinin kenarını tutarak yanına gelmiş ve masaya oturmuştu. Kendisini görmeyen çocuğun dikkatini çekmek istercesine, kadehi masaya sertçe vurmuştu. Duyduğu sesle kafasını ona çeviren çocuk ne olduğunu sorar gibi bakınca, kız etrafta gözünü gezdirip konuştu:

"Bir kere dans ettik ve seni aradım ama ortalıkta yoktun. Söylesene nereye gittin?"

Anlaşılmayan sesiyle kıza cevap vermişti çocuk;

"Tuvalete" bu surada kaşlarını da çatmıştı:

"Ayrıca sana hesap vermek zorunda değilim. Ben olmadan pekâlâ eğleneceğini biliyorsun. Ne diye sık boğaz ediyorsun ki?" dedi uykulu gözlerle.

Kasandra kalp kırıklığıyla kollarını göğsünde bağlayarak dans edenleri seyretti. O böyle hayal etmemişti bu geceyi. Daha güzel ve daha romantik özel geçeceğini düşünmüştü. Ama maalesef istenmeyen kişi olduğunu anlamak hiçte zor olmamıştı. Karın yağışıyla beraber şato debdebeli, şaşalı gözüküyordu. Birkaç öğrenci afallamış olduklarından dolayı, dirseklerini masaya yerleştirip başlarını avuçlarının arasına almış dinleniyorlardı. Saatler geceyi vurmaya yakındı. Herşey harika gidiyor ve çocuklar oldukça eğlenmişe benziyordu. Müdür Dippet başını masaya koyup çoktan uykuya geçmişti. Profesör Dumbledore Ollford ve Moses'i yanına çağırarak bir saat sonra partinin sonlanmasını hatırlattı. İki çocuk göz onaylanmasıyla McGonagall ve Slughorn'un işaret verdiklerini gördükleri zaman hali hazırda beklemeye koyuldular. Müzik hafiften nakaratını bitirirken, Tom yavaşça kadının kollarından ayrılıp başını eğerek selam verdi. Kadın yanından ayrılmasını istemiyordu. Kulağına yaklaşıp sıcak nefesiyle fısıldadı:

"Köprünün oraya gel. Seni orada bekleyeceğim."

Tom yanından gülüp ayrılan kadına bakarken ellerini cebine sokarak masaya doğru ilerledi. Sandalyeye oturur oturmaz Jena meraklı gözlerle onu süzüp sordu:

"Ne söyledi sana?"

Tom tabağında duran vişneyi sapından tutarak ağzını attı:

"Hiçbir şey" diye cevaplarken kızın suratına baktı.

Jena bu cevaptan çok tatmin olmasa da konuyu irdelemenin iyi bir fikir olmayacağını düşündü. Onlar orada dans ederken gururu biraz incinmiş ve örselenmişti. Kıskançlıkla omuz silkerken yeniden dikkatini topladı. Kenarda duran süslü büyük çam ağacının altında toplanıp hediye açma zamanı gelmişti. Büyü yoluyla sesini çocuklara duyuran Olford, herkesin sakin bir şekilde sıraya girmelerini istemişti. Öğrenciler ağacın altında adları yazılı kutuları eline alarak açmıştı. Bazıları hediyeye teşekkür ediyor ve sarılıyorlardı. Her binadan hediye alan veren de oluyordu. Mesela Huffepuff'tan bir öğrenci Slytherin'den bir öğrenciye hediye almıştı. Tom umutsuzlukla arka sıralarda beklerken söyleniyordu:

"Ben niye burada duruyorum ki? Bana hediye yoktur kesin" derken Ollford'un kural olarak herkesin beklemesi gerektiğini söyleyerek bu konuda çok ciddi olduğunu belli etmişti.

Sıra ona geldiğinde üzerinde, adı yazılı kutu dikkatini çekmişti. Kutuyu eline alıp ilgisizce açmıştı. İçinden kar küresi çıkmıştı. Elinde evirip çevirip şişenin içinde karın yağışını keskin gözleriyle izlemişti. Arkasında duran Jena elindeki parıltılı tokayı tutarken tebessüm etti. Bu hediyeyi o almıştı. Bunu çok önceden düşünmüş ve Hogsmeade'ye giden arkadaşından almasını istemişti. Tom hediyesini kutuya koyarken etrafına bakındı.

Yavaş yavaş parti dağılıyordu. Sanırım öğrenciler bu güzel geceyi, bir hafta boyunca konuşacaklardı. Çünkü çok eğlenmiş ve çok yorulmuşlardı. Bazıları sallana sallana yürümekte zorlanmış olsalar da, birayı içtikleri için pişman değillerdi. Braulio sarhoş arkadaşı Abdiel'i kolundan tutup götürürken, çocuk cılız sesiyle bağıra bağıra şarkı söylüyordu. Bu hali birçok çocuğu epey güldürmüştü. Tom ceketini kolunun altında tutmuştu. Jena ile yan yana yürüyordu. Sessizlik onlara eşlik etmişti. Ama kız bir süre sonra konuşarak bu sessizliği bozmuştu:

"Bu gece çok güzel geçti. Öyle değil mi Tom?"

Dudağını asarak 'evet' dedi ve adımlarını gözleriyle takip ederken kıza döndü:

"Sana iyi geceler Jena" diyerek yerinde durmuştu.

Jena nereye gittiğini sorarak Slytherin binasının önüne geldiklerini anladı. Tom kaşlarını çatarak kıza cevap vermedi. Jena yüzüne tebessüm yerleştirip:

"Eğer dışarıda yürüyeceksen, bende seninle biraz daha yürüyebilirim istersen" diye sordu çekinerek.

Tom arkasını dönüp elini kaldırdı:

"Gerektiğini sanmıyorum. iyi geceler Jena" dedi ağır adımlarla yürürken.

Dolunay havada parlarken bulutlar etrafını örtmüştü. Kar yağışı durmuş ama soğuk etkisini sürdürüyordu. Tom dışarı çıkınca yüzüne çarpan buz gibi havayla titreyerek kolunda tuttuğu cekete sarıldı. Kadın ordaydı, köprünün üstünde. Arkası dönük manzarayı seyredalmıştı. Tom biran tereddütte kalıp geri dönmek için bir adım atmıştı. Ama sonrasında kadının baskılarından kurtulamayacağını hatırlayarak, hızlı adımlarla kadının yanına gitti. Siyah kıvırcık saçlarını rüzgâr okşuyor ve hareket ettiriyordu. Tom ona bakmaksızın elini köprünün üstüne yerleştirip sessizlik içinde düşüncelere daldı. Bellatrix gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı:

"Sen gelmeden önce, kokun geldi" dedi.

Çocuk alnında rüzgârla dans eden, buklelerine aldırmayarak başını önüne eğdi. Kadın kapalı gözlerini açıp çocuğa döndürdü yüzünü:

"Gece, seni daha çok özlüyorum çocuk" dedi son cümlesini uzatarak söylemişti.

Bellatrix başını sağa sola çevirdi:

"Yeni bir yıla gireceğiz ve öğrendim ki, okul tatil olunca ya okulda kalırmışsın yada yetimhanede. Diyorum ki benimle gelsen, benim yanımda kalsan olmaz mı?" diye sordu çocuğa sokulurken.

Tom öfkeyle kadını yanından uzaklaştırıp:

"Olmaz" dedi ve arkasını dönerek bir iki adım da olsa ilerledi.

Daha sonra soğuktan yaşarmış gözleriyle kadına döndü:

"Hem siz benim yetimhane de kaldığımı kimden öğrendiniz?" diye sordu.

Kadın Dumbledore'dan öğrendiğini söylediğin de çocuğun kızgınlıkla gözleri açıldı:

"O lanet olası büyücüden nefret ediyorum."

Sesi yankılanıp kendisine geri gelirken, sinirle köprünün kenarlıklarını tuttu. Kadın sinsice gülümserken kendisi gibi Dumbledore'dan nefret eden biri daha olduğunu duymak onu mutlu etmişti. Sinirden kasılmış elin üzerine ellerini koyarak okşadı. Çocuk ellerini gevşek tutarak köprünün kenarlarına koydu. Bellatrix şimdi kendisine tamamen bakan çocuğun suratını, avucunun içine alarak konuştu;

"Sen Tom Riddle, benimle geliyorsun ve yanımda kalıyorsun" dedi çocuğun gözlerinin içine bakarak.

Çocuk başını zorlukla 'hayır' anlamında salladı, Kadın ellerini yüzünden indirip gideceği vakit, kolunu kapan kadın çocuğu kendisine doğru çekti. Tom kolunu kadının elinden kurtarıp oradan uzaklaştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.