Şaka gibi ama arabada da sevişmiştik! Yarım saat sonra annem aradığı için hızla etek ve sweatshirtümü giymiştim. Arslan'ın yüzüne bakmadan arabadan inip eve doğru yürümüştüm.
Hayır kaçtın!
Doğru kaçtım.
Şu an evime giden sokakta yürüyordum. Aklımı meşgul etmek istiyordum ama onunla iken hareketlerim ve konuşmamı hatırladıkça yüzüme sıcaklık basıyordu. Ben ne biçim insanım? Apartmanımın önüne gelince derin bir nefes verip eve girdim.
Annem adım seslerimi duymuş olacak ki kapıyı açık bırakmıştı. Ayakkabılarımı çıkarıp eve girdim. Koridorda ilerlerken annemin sesi hiç gelmiyordu.
"Anne?" Evin içine doğru seslendim.
Salona girince annemin koltukta oturur vaziyette önüne baktığını gördüm. Ne oluyor?
"Anne beni korkuttun-" sözümü kesti.
"Otur." Kendimi korku filminde hissetmiştim. Sessizce karşısındaki koltuğa oturdum. Bir süre konuşmadı.
"Defne?"
"Anne?"
"Bir defa sorcam, cevap ver: Benden sakladığın bir şey var mı?" Dedi gözlerime bakarak. Bir an aklımı okuyor bile sandım.
Siktir!
Umarım Arslan'ı öğrenmemiştir. Yoksa bu işin sonu karakolda biter.
"Nereden çıkardın anne? Bir şey saklamıyorum." O kadar rahat söylemiştim ki ben bile kendime inanmıştım.
"Ama ben sakladığın şeyi öğrendim Defne." Yavaş yavaş sesi yükseliyordu.
Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü. Kelime i tevhid getirelim bu işin sonu hayırlı değil.
"Neyi öğrendin?" Hala bir ümit öğrenmemiştir diyorum...
"Defne benimle oynama! Sen bir öğrencisin ya! Üniversite öğrencisi-" sözünü kestim.
"Anne bak düşündüğün gibi değil."
Evet anne öğretmenimle her boku yaptım ama o benim öğretmenim yanlış anlama. Her öğrenci öğretmeni ile tahta kırar canım.
"Ne düşündüğüm gibi değil Defne! Senin derslerine odaklanman gerekiyor sen gidiyorsun işe giriyorsun!" Dedi gür sesi ile. Bir dakika iş mi? Arslan'ı değil çalıştığımı öğrenmişti!
"Anne tek başına yorulursun diye." Dedim yerime sinerek.
"Ben de bu faturalar neden gelmiyor diyorum!" Dedi ayağa kalkıp salonda tur atarak. E ben ödüyorum çünkü gelmez tabi.
"Anne-"
"Anne deme sakın! Çıkıyorsun o işten." Dedi. Gelip yanıma oturdu ve daha ılımlı konuştu.
"Kızım ben sen çalış iyi bir yer kazan mutlu ol diye çalışıyorum. Hem okul hem iş gider mi?" Başımı iki yana salladım.
"Anne senin için yorucu oluyor bu sefer."
"Olmuyor yorucu. İlk aylarım diye fazla iş veriyorlar ama zaman ilerledikçe daha kolaylaşıyor. Hem yakında terfi alabilirim." Dedi. Bu dediğine mutlu olmuştum. Yorulmasını istemiyordum.
(Yazar notu: işin altında Arslan yok arkadaşlar annesi kendi emeği ile terfi alacak.)
"Şimdi doğru odana yat dinlen. İş falan da yok." Mecbur kafamı salladım. Diretirsem her gün kafeye gidip ben orada mıyım diye kontrol ederdi. Hatta dakika başı beni telefondan arardı çalışıyor muyum diye.
Ona karşı gelmeden odama geçtim. Sadece bir kaç saat önce Arslan'la güzel dakikalar geçiriyorduk. Şu an ise azar işitmiş odam da tek başımaydım.
Kendimi yatağa bıraktım. Keşke Arslan yanımda olsa... Daha kolay uyurdum. Şimdi sağa dön sola dön bir saatte anca yatarım! Yataktan kalkıp üstüme şort ve tişört geçirdim. Annem sormamıştı nereye gittiğimi, bu işime gelmişti. Tekrar yatağa uzandığım an telefonum titredi. Arslan yazmıştı.
Lavinia: Defne.
Defne: Arslan.
Lavinia: Yine beni bırakıp kaçtın.
Defne: İftira!
Lavinia: annen neden aramış?
Defne: Çalıştığımı öğrenmiş beni işten çıkardı...
Defne:

Lavinia: Sonunda annen başarmış.
Defne: ?
Lavinia: Kızma güzelim ama hem okul hem iş kendine çok yükleniyordun.
Lavinia: Emin ol böylesi daha iyi.
Defne: öyle olsun bakalım.
Defne: Bence sözünü de tuttuğuna göre notumu söyleyebilirsin.
Lavinia: Girdim e okula bak bakalım.
Defne: BEKLE
Heyecanla e okula girdim. Notlar kısmı açılırken nefesimi tuttum. Bu sadece bir not değildi, bu edebiyat notumdu.
Edebiyat: 99
Doksan dokuz aldığıma çok sevinmiş. Hatta havalara uçmuştum ama neden yüz değil?
Defne: Bir puan ver bari Arslan.
Lavinia: Olmaz.
Defne: Neden?
Lavinia: Bir puanlık yanlış yapmasaydın.
Lavinia: De yi bitişik yazman gerekirken ayrı yazmışsın...
Defne: Doksan beş alsam tamam da doksan dokuz bu! Bir puan alt tarafı.
Lavinia: Hayır.
Defne: Hayır götüne girsin.(Gönderilemedi)
Defne: Ok.
Lavinia: ?
Defne: Tamam
Lavinia: Tamam. (01.28)
Defne: Keşke her konuda nazik olsan.(01.47)
Boynum kıpkırmızıydı. Annemin görmemiş olmasına şaşırıyordum.
Lavinia: Hangi konuda nazik değilim?
Defne: Sence?
Defne:
Lavinia: Bu yine hiç bir şey güzelim.
Defne: wtf(gönderilemedi)
Defne: Öhöm öhöm
Lavinia: Seni utandırmayı seviyorum.
Defne: Ruh hastası.
Lavinia: Uyu artık Defne.
Defne: Uykum gelmiyor.
Lavinia: Neden?
Defne: Belki yanımda sen olsan uyuyabilirdim...
Defne:

Lavinia: on dakika kadar bekle.
Ne yapacak ki? O yazana kadar bizim sınıf grubuna girdim.
Yasin: Arkadaşlar matematik sınavında neler çıkacak? (15.34)
Sude: Evet ya nereler çıkacak? (16.12)
Ziya: *fotoğraf*
Ziya: Buralar çıkacak.
Yasin: Amcı Ziya
Ziya: Amk sevgilim ya hani
Ziya: Tabi yazcam
Ziya: Sevgilim misin amk trip atıyorsun
Yasin: Ziya ilişkimiz bitti
Furkan: Ben düğün salonunu hazırlamıştım ama
Ziya: AMK UĞRAŞILMAZ SİZİNLE
Bazen kendi sınıfıma şaşırıyordum. Özellikle Yasin'e. Yasin ve Ziya kardeş gibilerdi hem de düşman gibi!
Odamın camına vurulunca şaşkınlıkla yataktan kalktım. Perdemi sağa çektim. Arslan'ı görünce gülüp pencereyi açtım.
"Arslan burada ne işin var?"
"Uyuyamadım ben de." Ayakkabılarını çıkarıp odama atladı. Odam binanın boş tarafına bakıyordu. Bu yüzden kimse görmezdi merdiveni. Merdiven getirmişti!
"Koskoca adamım merdivenle eve girmedim de demem." Bu dediğine güldüm ve ona sarıldım. Üstünde aynı şeyler vardı.
"Sen her istediğim de böyle gelecek misin?"
"İsteyen sensen, evet gelirim güzelim."
Yatağıma gitti ve oturdu. Üstümdekini çıkarıp uzandı ve kolunu benim için açtı. İlk önce odamın kapısını kilitledim. Yanına gidip uzandım. Sabaha karşı gidecekti ama şu an yanımdaydı ve ben çok mutlu hissediyordum.
Bilirsin her mutluluğun ardından bir bok vardır.
⛈️
Sabaha karşı uyandığımda tahmin ettiğim gibi yalnızdım. Uyanma sebebim ise kapımı kıracak gibi çalan annemdi.
"Defne neden kilitledin şu kapıyı! Tövbe yarabbim bizim kız ayrı deli!" Kalkıp kapıyı açtım.
"Kızım -"
"Anne üstümü giyiyordum."
Sabır çekip mutfağa gitti. Çantamı tüm matematik ile ilgili şeylerle doldurdum. Çantamı koluma takıp annemin yanına gittim. Kahvaltı yapıyordu.
"Geç sen de ye." Kafamı iki yana salladım.
"Canım istemiyor hem geç kalcam ben yolda yerim." Ona öpücük atıp evden çıktım. Gerçekten okula geç kalacaktım. Azra beni durakta bekliyordu ve bana bol tehditli mesajlar atmıştı. Yine onu bekletmiştim.
Neredeyse koşarak durağa gittim. Durağa varınca Azra bana baktı.
"Üç tane boş otobüs geçti. Üç tane!" Dedi anlaşılan dolu otobüslere binmek zorundaydık.
"Ya uyanamadım." Dedim.
Yalan! Arslan (kocam) ile olduğu için alarmı kurmayı unuttu
Dakikalar sonra otobüs geldi arka kapıdan bindik. Normalde Arslan'ın tuttuğu taksi vardı ama dün bunu istemediğimi belirtmiştim. Şu an iyiydim kafamdaki bandajı zaten annem görmeden söküp atmıştım.
"Niye taksi yok?" Dedi Azra sitem ile. Azra otobüsten nefret ediyordu.
"Niye olsun?" Bana gözleri ile etrafı gösterdi.
"Teyzelerin ağız kokusunu çekmek zorunda mıyız?"
"Ben istemedim." Keşke isteseydim. Azra küfür edemedi ama bana küfürden ağır sözler söyleyen yüz ifadesi ile baktı.
Otobüste kapınınd önünde durduğumuz için sürekli indi bindi yapıyorduk. Harbi salağım bal gibi takside gelmek vardı. On dakika sonra otobüsten indik. Okula doğru yürürken Azra'ya döndüm.
"Matematik çalışabildin mi?"
"Dört konudan üçünü halettim biri kaldı onu da seninle hallederiz, değil mi?" Kafamı olur anlamında salladım. Okula ardından sınıfa girmek için merdivenleri tırmandık.
Merdivenlerden çıktınız tırmanmadınız.
Derse beş dakika geç kalmıştık. Azra derin bir nefes alıp kapıyı çalıp açtı. Hoca tahtaya bir şey yazarken bize döndü ve kafası ile yerimize geçmemizi işaret etti. Yerimize geçince kadın konuşmaya başladı.
"Arkadaşlar bir türlü erken gelmeyi başaramıyorsunuz. Eğer böyle olacaksa evden erken çıkın!" Tüm sınıfa bakarak söylemişti.
Dersin ortalarında birinin telefonuna bildirim düştü. Ziya gülerek konuştu.
"Yasin telefonu bırak." Bildirim Yasin'den gelmemişti ama bilerek yapıyorlardı.
"Ziya telefonu götüne sok." Dedi Yasin de sessizce. Tabi hoca duymadı.
"Hocam arkadaşımız küfür ediyor." Dedi Ziya gülerek. Bu ikisini asla anlamayacaktım.
Bu hoca asla dersinde sınava çalışmamıza izin vermezdi. Herkes dil döktü ve sonunda ikinci dersinde çalışmamıza izin verdi. Ders boyunca sıraya kafamı koymuş yatmıştım.
Matematik sınavına kadar Azra ile ders çalıştık. Azra ara sıra dikkat dağınıklığı yaşasa da Azra'ya konuyu öğretmeyi başarmıştım. Önceden hazırladığım kağıtları çantamdan çıkardım. Bu kağıtlarda örnek sorular vardı. Hepsini Azra'ya anlattım.
Sonunda sınav zamanı gelince kağıtları çantama koydum ve yerimden kalktım.
"Başarılar aşkım." Dedim Azra'ya.
"İnşallah başaracağız."
Sınavımın olduğu sınıfa girdim. Cam kenarında ortalarda bir sıraya düşmüştüm. Gidip oraya oturdum. Keşke arkalar gelseydi hiç böyle rahat etmiyordum. Nöbetçi hoca sınıfa girince onun en nefret ettiğim hoca olduğunu fark ettim.
Kadın biri kopya çekse de üzerine atlasam diye bekliyordu. Herkese sınav kağıdını dağıttı ve sınav başladı. Sınavın ortalarında kadın bir anda benim kâğıdımı çekince şaşırdım. Ardından çantamda ki hazırladığım notları çekti. Onlar kopya değildi!
"Hocam ne yapıyorsunuz?" Dedim yerimden kalkarak.
"Sus otur yerine."
"Hocam onlar kopya bile değil kâğıdımı geri alabilir miyim?" Sinirle bana döndü.
"Neyi kopya değil çantandan çıktı!"
"Kopya olsa sıranın üstünde, altında olur çantanın içinde olmaz." Dedim sinirle. Beni susturdu ve yerine oturdu.
Sinirden ellerim titriyordu. Ama matematik hocamız iyi bir kadındı beni de dinlemeden bir karar vermezdi. Sınav bitince öğretmenler odasına gidip matematik hocasını bekledim. Matematik hocası gelince onu durdurup kenara çektim.
"Hocam Zehra hoca kâğıdımı aldı ama kopya çekmedim." Kaşlarını çattı.
"Nasıl?"
"Hocam benim sınav için hazırladığım notlar vardı ve çantamdaydılar çantamın ağzı açıktı ama kağıtların sadece boş sayfası gözüküyordu." Matematik hocası bir öğrenciyi tutup Zehra hocayı çağırmasını istedi. Zehra hoca da geldi.
"Hocam ne olmuş anlatır mısınız?" Dedi matematik hocası.
"Hocam ben bu kağıtları çantasında yakaladım." Dedi ve notlarımı matematik hocasına uzattı. O sırada arkadan Arslan geldi.
"Neler oluyor?" Dedi. Ellerim sinirlendiğim için titriyordu bu da onu fark etti.
"Hocam kopya çekti inkâr ediyor." Dedi Zehra hoca.
"Ya çekmedim diyorum! Bunlar kopya kağıdı bile değil kopya kağıdı bu kadar büyük mü olur!" Sinirle konuşmuştum.
"Defne sesini alçalt, karşında öğretmenin var." Dedi Arslan bu dediğine şaşırdım. Kafama not ediyorum ona trip atacağım!
"Hocam kopya dediğiniz masanın üstünde altında olur çantamın içinde olmaz. Siz resmen çantamdan çekip çıkardınız!" Dedim daha sakin bir ses ile. Matematik hocasına notların çantamda gözükmeyecek bir pozisyonda durduğunu anlattım.
"Hocam çekerken yakaladınız mı?" Dedi Arslan Zehra hocaya.
"Hayır ama çantasındaydı-" Arslan kadının sözünü kesti.
"Bunun kopya olup olduğunu bilmeden idareye tutanak veremezsiniz." Dedi Arslan.
"Şöyle yapalım canım ben seni tekrar sınava sokayım." Dedi elini omzuna koyarak matematik hocamız. İç çekerek kafa salladım. Hiç değilse kopya olarak sayılmamıştı. Arslan'a bakmadan merdivenlere doğru ilerledim. Sınıfa geri çıktım. Azra oturmuş beni bekliyordu.
"Bende 70 garanti. Senin nasıl geçti?" Dedi yüzümü aşarak sırama oturdum ve olanları anlattım.
"Merak etme matematikçimiz anlayışlı kadın hem sen kopya çekmezsin ki." Dedi gülerek.
"Çok sağol ya."
🌺
Dersler bitince Azra kendi evine gitmişti. Arslan beni okulda odasına çağırmıştı ama gitmemiştim. Okul çıkışı kafeye gitmiş ve artık çalışmak istemediğimi söylemiştim. Kadın benim gitmeme sevinmişti herhalde. Yazık Arslan sürekli kadını darlıyor olmalıydı. Kadın bana çalıştığım süre kadar olan almam gereken parayı verdi.
Şimdi de Arslan'a hediye almalıydım. Her ne kadar tripli olsamda... Tramvaya bindim ve tanınan bir saat satan yere gittim. Tramvaydan inince mağazaya kadar yürüdüm. Mağazada girdiğimde içlerinin çok geniş ve ferah olduğunu fark ettim. İçeride marka saatler vardı. Ve her yer kahverenginin tonuydu. Adamla güzel bir fiyatta anlaşabilirdik, ben Arslan'ın doğum günü için para biriktirmiştim.
Adam ile istediğim model hakkında konuştuk ve Arslan Aksel adını saatin ortasına ve kemerlerine işlemesini istedim. Artık nasıl adını kısaltır bilmiyorum. Fiyatta da anlattığımız da iki gün sonra alabileceğimi söyledi. Üç gün sonra Arslan'ın doğum günüydü zaten.
Cem mekanı halletmişti ve Esra da Arslan'a çaktırmadan mekanla ilgili şeyleri hallediyordu.
Mekan zaten genelde kişiye özel partiler için tutuluyordu. Mekanın bir katını biz tutmuştuk. Fotoğraflardan gördüğüm kadarı ile çok büyüktü ve büyük bir balkonu da vardı. Şehrin denizine bakıyordu ve muazzam gözüküyordu.
Tüm işim bittiğine göre eve gidip yarın ki sınava çalışabilirdim.
(...)
Eve sonunda kendimi atabilmiştim. Direk odama geçtim ve kendimi derse attım. Masama oturdum ve yarın olacak sınavın kitaplarını çıkardım. Telefonuma mesaj gelince Arslan attı diye heyecanlandım. Ama atan piç Cem'di. Gruba atılmıştı.
Cem: Beni özlediniz mi?
Cem:

Cem: Herkese atmam değerimi bilin
Askmm: AŞKIM NEREYE GİDİYORSUN
Cem: Sana geliyorum
Askmm: Daha beş dakika önce beraberdik
Cem: Aşkımdan ölüp bitiyorum
Defne: of
Askmm: Noldu
Cem: Kesin mesajı başkası attı sandı heyecanlandı
Lavinia: Kim attı sandı?
Özgür: Geldi yürüyen yazım kuralı
Esra: Çok ayıp
Özgür: Haklısın özür dilerim.
Lavinia: Defne kimden mesaj bekliyordun?
Defne: Sence Arslan?
Defne: Hem sen konuşma benimle
Lavinia: ?
Defne: Sence?
Lavinia: Ne yaptım?
Defne: Bana okulda kızdın
Lavinia: Sinirlerine hakim olmazsan haklı iken haksız duruma düşersin.
Defne: Sert çıkıştın
Lavinia: Özür dilerim.
Cem: KANKA SEN ÖZÜR DİLEDİN! OHA AMK
Esra: Çok ayıp
Cem: Sen de başımıza teyze gibi dadandın
Özgür: Adam gibi konuş sikerim seni
Askmm: Aloo biz de varız burada
Defne: AZRA SINAV VAR
Askmm: Boşver aq
Defne:
Lavinia: Aq ne demek?
Defne:
Cem: Olm sen çok fenasın
Cem: Defne bilerek soruyor kanma sen biliyor musun diye soruyor
Askmm: Ohoo Defne ebeme bile söver
Askmm: Çok geniş bir bilgi birikimi var. Defne bir sikipedia
Defne: bxosbdsosbosbshs
Esra: ksbzisbsosbsisosbsosbsosbsj svsiw
Özgür: Defne?
Cem: Defne'nin yetenekleri
Defne: Sanki senin çok yeteneğin var sataşma bana
Cem:
Defne:
Lavinia: Defne okulda bir görüşelim
Defne:
Defne: Mümkünse görüştüğümüz yerde akıllı tahta olmasın
Attığım mesajı fark edince hemen sildim. Bir an Arslan ile tek varız sanmıştım!
Askmm: Defne yapmadım de.
Defne:
Özgür: Ne yaptın Defne?
Defne: YAPMADIM BİŞİ AAA GİDİN İŞİNİZE
Esra: Evet rahat bırakın kızı
Özgür: Esra özele gel
Cem: OOOOO
Lavinia: Özelde ne yapacaksın?
Özgür: ?
Lavinia: ?
Defne: Ben sınava çalışacağım bay bay
Lavinia: iyi çalışmalar güzelim
Defne:

Gülerek sohbette çıktım. Özgür şu an sinir krizi geçiriyordu muhtemelen artık ders çalışmam gerektiği için telefonu sessize aldım ve iki saatlik serüvenime başladım.
Bölüm sonuuuuuuuuuuu
Arkadaşlar ben 2k nin üstüne çıkamıyorum... Bu yüzden eski düzenden devam ediceğim bir gün ara ile bölümler gelecekk
Veeee nasılsınız
Instagram grubumuz var katılmak isteyen camelia_angell Instagram hesabına yazsinnn
Aranızdan biri bana acır ve şu kıza edit yapayım derse nisa.qwq1 hesabını etiketleyebilir
Edit yaparsanız daha çok büyüruz ve editlerinizi gördükçe ben mutlu olduğum için sevaba girersiniz
Yeni bölüm pazartesi günüü
Arslan'ın doğum gününden sonra olaylar karışacak...
Bay
Bay
Bay
Minik foto :)