İçeriğe geç

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 40 · 8 dk okuma

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 40

bölüm 40

Kafa karışıklığı için söylüyorum Asel Arslan'ın ablası. Esra'nın annesi. Önceki bölümlerde okumustunuz annesi tarafından kötü muamele gören bir kızdı.

Önümde oturan kadına şaşkınlıkla baktım. Nasıl yani bu kadın Esra'nın annesi mi?

Yok babası.

Turuncu saçları vardı ve yaşına rağmen dinç ve alımlı gözüküyordu. Zümrüt yeşili saten dar dizlerinin altında biten bir elbise vardı. Daha çok beklemeden elimi uzattım.

"Tanıştığımıza memnun oldum ben Defne." Bana gülümsedi ve elimi sıktı. Gözleri sımsıcak bakıyordu. Hepimiz masaya oturduk. Asel hepimize yemek söyledi.

"Sen Arslan'ın kız arkadaşısın değil mi?" Başımı evet anlamında salladım.

"Arslan senden çok bahsetti sonunda tanıştık." Yaşına rağmen çok kafa bir insandı.

"Sizden de çok bahsetti." Dedim. Bana gülümsedi.

Yarım saattir çok sıcak bir şekilde dördümüz sohbet ettik. Anladığım kadarı ile Asel ailesinden bir tek Arslan ile görüşüyormuş. Sevdiği adamın yanına gidip evlenmişti. Eğitimini tamamlamış başarılı bir iş kadınıydı ayrıca çok iyi bir anneydi. Esra'ya sımsıcak bakıyordu.

Kalkma vaktimiz gelmişti. Kalkmadan önce kadına bakıp gülümsedim. Ben soğuk bir insan bekliyordum. Ama o yaşadıklarından ders çıkarmıştı. Ailesinden çok farklıydı.

"Defne." Gitmeden önce adımı söylemesi ile ona döndüm. Esra ve Azra beni restoranın çıkışında bekliyordu.

"Evet." Dedim.

Şimdi gösterecek gerçek yüzünü...

"Eğer Arslan ile ilgili bir sorun yaşarsan... Kardeşim sana kötü davranırsa gelip benimle konuşabilirsin." Arslan bana kötü davranmaz ki.

"Tabi." Dedim gülerek.

"Ayrıca buraya tam yerleşince seni evime davet etmek isterim." Benim gibi utangaçtı.

"Çok mutlu olurum." Dedim.

Restorandan çıkınca Azra'nın yanına gittim.

"Biz AVM'ye gitcez sende gelsene." Dedi Azra. Yarın sınav var bunlar gezmek derdinde!

"Yok başım ağrıyor gidin siz." Dedim ve hala beni bekleyen taksiye bindim.

"İstersen senin yanına gelebiliriz." Dedi Azra. Esra'da kafasını salladı.

"Yok siz gidin uyuyacağım ben." İkisi kafasını salladı ve taksi hareket etti. Kafeden bir haftalık izin almıştım. Zaten Arslan'ın bana torpil yaptığını öğrendiğimden beri mesaiye kalıyordum. Bu yüzden sınav haftamda izin vermişlerdi. Taksi evime doğru yol alırken Arslan aradı.

"Alo?" Dedim.

"Nasılsın güzelim?"

"İyiyim sen?"

"Bende. Ablamla tanışmışsın." Dedi gülerek.

"Evet çok sıcakkanlıydı." Asel Arslan'ın annesi gibi olmalıydı.

"O da seni çok sevmiş." Buna sevinmiştim.

Bir süre daha Arslan ile konuştuktan sonra eve geldiğim için telefonu kapattım.

Taksiden inip anahtarım ile kapıyı açtım eve girdiğim gibi telefonuma bildirim geldi. Azra mesaj atmıştı.

Askmm: Kimi gördüm inanamazsın!

Askmm: Kim bu şehire geldi inanamazsın!

Defne: Kim geldi?

Askmm: SERDAR!

Defne: SAKA YAPIYORSUN! AMINA KOYAYIM GÖZÜKMESİN GÖZÜME

Askmm: Valla gördüm.

Askmm: Dedi Defne nasıl, iyi dedim. Askere gidecekmiş hellalik almaya gelmiş senden.

Defne:

Serdar platonik olduğum çocuktu. Tamam, yani iki üç sevgilimden biri buydu. Benden üç yaş büyüktü ve ona sırılsıklam aşıktım. Tabi onu başka bir kızla basmadan önce...

Senin ilişkilerinin bitmesinin sebebi hep aldatma oluyor...

Umarım karşıma çıkmazdı. Üniversite için şehir dışına çıkmıştı. Sonra bıraktığını duymuştum okulu. Buraya da ailesi için gelmiştir. Beni de aradan çıkarmak için hellalik isteyecektir. Bok veririm o hellaliği!

Eve girdim ve çok yorgun olduğum için kendimi direk yatağa bıraktım. Keşke hemen uyusam ve yarın olsa... Ama sınav vardı... Bir saat dinlensem yeter.

Gözlerimi açtım. Gerçekten uyumuştum ama sadece yarım saat. Yataktan kalkıp lavaboya gittim. Elimi yüzümü yıkayıp kendime geldim ve makyajımı çıkardım. Çalışma masama geçince bıkkınlıkla çalışma kitaplarıma baktım. Kronometreyi açmak için telefonumu elime alınca fark ettiğim şey ile kendime sövdüm! Bu hafta sonu Arslan'ın doğum günü! Ona hediye bile alamamıştım.

Hızla telefondan Cem'e yazdım.

Defne: Cem

Cem: Oo Defne hanım siz bana yazar mıydınız?

Defne: İşim düştü sana.

Cem: Zaten anca işin düşünce aklına gelelim.

Defne: Arslan'ın doğum günü var.

Cem: günaydın

Defne: Hafta sonuna kadar bir yer tutalım. Arslan'ın arkadaşlarından çağıralım.

Cem: Para gökten yağmıyor herhalde

Defne: Yarısı benden yarısı senden.

Cem: tamam hallederim ben.

Defne:

Cem:

Bu işi de hallettiğime göre ders çalışabilirim.

🔥

Üç saat sonra yeterince çalıştığımı düşündüğüm için masadan kalktım. Annem yarım saate evde olurdu. O gelene kadar yapacak başka bir şeyim olmadığı için salona gidip televizyondan bir dizi açtım. Dizi kendi kendine oynarken. Telefondan Arslan'a yazdım.

Defne:

Lavinia: Başladı benim mesai.

Defne: Pardon! Rahatsız ettim herhalde gidiyorum.

Lavinia: Çevrimdışı olursa evine gelirim.

Defne: Bu yalanları yemem ben yalnız

Lavinia: Yalan söylediğimi kim söyledi?

Defne:

Lavinia: Ahahahahaha

O Ahahahahaha diye mi güldü! Kocam olmasa ağzına sıçardım.

Defne:

Lavinia: Doğru sen böyle gülüyorsun:

Lavinia: ĞFŞWĞFPDÜĞWĞDĞD

Defne: Ezberlemiş bir de ya!

Defne:

Lavinia: :)

Lavinia: Yarın sana olan sözümü hatırlat.

Lavinia: Ya da hatırlatma ben zaten hatırlarım.

Bu dedikleri ile yüzümde geçmeyen bir sırıtış oldu. Aşk neden bu kadar kırocasın?

Lavinia: İnsene aşağı.

Defne: Ne?

Lavinia: sizin orada ki parktayım.

Defne: Ne?

Lavinia: Güzelim iyi misin?

Defne: Hayır

Bu adamla iddiaya girilmez. Resmen dediği gibi geldi! Üstüme kot ceketimi aldım aynada kendime çeki düzen verdikten sonra evden çıktım. Eşofman takımım ile mükemmelim! Tekrar eve döndüm ve üstüme şort etek ve sweatshirt giydim.

Beş dakikanın ardından parka gelmiştim. Bu park sadece çardaktan oluşan bir alandı. Fazla ziyaretçisi olmazdı ama geceleri keko kaynardı.

Arslan da bir çardakta oturmuş telefona bakıyordu. Neredeyse koşa koşa, neredeyse, yanına gittim. Yanına oturdum ve yanağına bir öpücük bıraktım. Beni fark edince telefonu bir kenara bıraktı ve beni kendine çekip sarıldı. Kafasını boynuma götürdü ve kokumu içine çekti.

"Cidden buraya kadar geldin mi?" Dedim şaşkınlıkla.

"Zaten seni görmeye geliyordum, nasılsın? Ağrın var mı?" Dedi.

"Yok iyiyim ben. Sen iyi misin? Yorgun görünüyorsun." Kendine çok yükleniyordu.

"Şu an daha iyiyim." Tabi iyi olur yanında ben varım.

Benim isteğim üzerine meydana gitme kararı aldık. Burada meydan dediğimiz yer deniz ve çimenlerden oluşan alandı. On beş dakikalık yoldu ama onunlayken beş dakika gibi gelmişti. Arabayla meydana gitmiştik ardından yürüyerek çimlerin olduğu alana kadar yürümüştük. Çimenlere oturduk. Ben ağaca yaslandım o da yanıma oturdu. Hava kararmıştı. Deniz önümüzde dalgalanıyordu. Herkes çimenlerin üzerine oturmuştu.

Arslan çok yorgun olduğu için bacaklarımı uzattım. Elimle ona gösterince gülümsedi ve başını bacağıma koyup uzandı ve gözlerini kapattı.

Ellerimi saçlarına koyup bir süre saçları ile oynadım.

"Arslan?"

"Söyle güzelim." Dedi uykulu bir ses ile.

"Bir şey sorcam-" lafı ağzımdan aldı.

"Sor kızmayacağım."

"Ablana kızgın mısın?" Dedim. Sonuçta ablası onu o evde bırakıp kaçmıştı. Belki de Arslan o evde çokça şiddet görmüştü. Gözlerini açtı ve biraz düşündü.

"Değilim... O da çocuktu sonuçta ama kırgınım." Özellikle böyle çocuk gibi olduğu zamanlar onu alıp kalbime alıp sokasım geliyordu.

"Hiç yanına geldi mi?"

"Geldi, üç yıl sonra." Üç yıl uzun bir süreydi ablasına kırgın olmakta haklıydı. Konuya değiştirmek ve onu bu ruh halinden çıkarmak için başka bir şey sordum.

"Sınavları okudun mu?"

"Hayır." Dedi gülerek.

"Benimkini de mi?" Bari benimkini okusaydı.

"Seninkini tek okudum." Dedi. Altmış aldın derse düşüp bayılırım.

"Kaç almışım?"

"Yok söylemeyeceğim." Ne?

"Neden?"

"Sana olan sözümü tuttuktan sonra söylerim." Ben isteyince beyefendi istememeyi biliyor ama!

Ona ne kadar dil döksemde konuşmadı. En çokta edebiyat notumu merak ediyordum! En sonunda kalkmıştık. Arabaya bindiğimiz de aklıma araba fantezim gelmişti. Neden olmasın?

"Arslan."

"Defne?"

"Sözün vardı ya..." Gerisini onun anlamasını istemiştim. Anladığı için piç sırıtışı ile bana doğru eğildi. Ama aniden geri çekildi ve arabadan çıktı. İleride ki eczaneye girdi beş dakika sonra çıkıp arabaya doğru ilerledi. Prezervatif almıştı! Eczane poşetini torpidoya koydu. Tekrar bana doğru eğildi.

Elleri çıplak bacağımda dolaştı. Dizinden yukarı doğru eli ile okşadı. Ardından bacaklarımı ikiye ayırdı ve eli bacağımın iç kısmını okşadı.

"Demek sözümü tutmamı istiyorsun?" Dedi bana doğru yaklaşarak. Nefeslerimiz birbirine çarpıyordu. Bana zıt olan bir cesaretle konuştum

"Evet hocam."

Dudaklarımızı birleştirince içimde zaten yükselmeyi bekleyen alev her yanımı sarmıştı. Elleri arabanın kemerine gitti ve çözdü. Ellerim boynuna çıktı onu daha çok kendime çektim. Bir eli çıplak bacaklarımda kadınlığıma ilerledi. Dayanamıyormuş gibi iki eli kalçamdan tutup beni kaldırdı ve kucağına oturttu.

Kadınlığım ateş topu gibi yanarken öpüşmemiz de hırçınlaşmış ve hızlanmıştı. Sanırım ikimiz de bu anı bekliyorduk. Ben daha çok geriye yaslandım ve o üzerime eğildi. Sonunda direksiyona belim ile baskı uyguld. O da Üzerime doğru daha çok baskı uyguladığı için yanlışlıkla kornaya basmıştık.

Onu koltuğa yasladım ve bu sefer ben boynunu öpmeye başladım. Her öpücüğümde boynunda ruj izlerim oluyordu. Sonunda dudağımdakinruj bitmişti. Eli ile çenemi kavradı ve kafamı yukarı kaldırdı. Tekrar üzerimde bir hakimiyet kurdu ve öpücükleri boynuma bir yol çizdi. Ellerim ile sabırsızca gömleğinin düğmelerini açtım.

Arabada mı yapcanız amına koyayım!

Gömleğini arka koltuğa attı. Elleri. Göğsüne çıktı ve tekrar dudaklarımoz buluştu. Eteğimin altından sertliğini hissetmem onu daha çok istememe sebep oluyordu. Elleri ile sweatshirtümü çıkarttı. Ben tekrar direksiyona yaslandım ve başımı geriye attım. Ona daha çok alan sağladığım için boynumdan başlayıp göğüslerime kadar öptü.

O sırada arabanın kornası durmaksızın çalıyordu. Direksiyondan uzaklaştım. Elleri eteğime gitti.

"Beni istediğini söyle bebeğim." Dedi bana alttan bakarak.

"Seni istiyorum Arslan." Daha çok dayanamadığı için eteğimi çıkarttı. Şu an sadece iç çamaşırlarım ileydim. Arslan ile arabada sevişmek ayrı bir seksi oluyordu.

Bu kız azdı kaçın.

Ellerim ile pantalonunun kemerini açtım pantalonunu indirdi. İyi ki camlar filmiydi! Bir elim boxerının üzerinden sertliğini okşadı. Benim için bu haldeydi! Ben de aynı şekilde onun için ıslanmıştım. İç çamaşırımı üzerimden yırtar gibi çıkarıp bir yere attı. Arabanın torpidosundan prezervatif çıkardı.

Sertliği kadınlığıma yaslanmıştı. Sertliği yavaş yavaş içime girerken inlememe engel olamadım. Dudakları vücudumda dolaşırken baş parmağını dudaklarıma yasladı. Parmağını dudaklarımın arasına alıp ısırdım.

Kucağında hareket etmeye başladım. Elleri kalçama indi ve bir eli ile kalçamı sıktı. İnlemem arabanın içinde asılı kaldı. Şu an hazın en tepe noktasını yaşıyordum. Sonunda ikimizde boşalınca kucağına yığıldım. Şu an da üzerimden kamyon geçmiş gibi hissediyordum. Elleri saçlarıma çıktı ve saçlarımı okşamaya başladı. Kulağıma doğru yaklaştı ve fısıldadı.

"Sei solo mio, piccolo." Kulağıma İtalyanca fısıldamasını seviyordum. Bunu biliyordu.

Bölüm sonuuuuuuuuuuu

Evet artık alıştım xkbsossbosbsj

Yeni bölümler 🔪👁️👄👁️ böyle olacak çokkkk iyiii

Instagram: Camelia_angell

Bence takip edin grup kurdum girmek isteyenler bana dm sen yazsın. Duyuru da yapıyorum.

Bana edit yapanlara bol bol öpücükler çok teşekkür ederimmm(arkadaşlarınızı örnek alın) 😽

En sevdiğiniz kısım?

Bayyyy

Bayyyy

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.