İyi okumalardan önce oy atıp yorum yapanın her dileği gerçek olsun 🤲💓
Ndkzbxjzxbzjs
İyi okumalaaarrrrr💞💞
Babam evden çıkmış hızla bize doğru geliyordu çatık kaşlarla Arslan hocaya bakıyordu. Arslan hocanında geri kalır yanı yoktu o da çatık kaşlarla bakıyordu.
Umarım Arslancığımın yanında saçma hareketler yapmaz.
"Defne saat kaç?" Yanıma gelmişti çoktan.
"Baba ek derse kaldım dedim ya!" Ona bir boku açıklamak istemiyordum. Bunları evde konuşabilirdik.
"Yürü eve!" Dedi sinirle dişlerinin arasından kolumu çok sert tutmuştu.
"Yavaş olun!" Arslan hoca araya girmiş kolumu bu adamdan kurtarmıştı.
"Babasıyım ben. Ben karar veririm sen kimsin lan." Onun öğretmenim olduğundan haberi yoktu.
"Öğretmeniyim beyefendi!" Dedi
Yakında parmağıma yüzük takacak kişi.
"Gir içeri ben öğretmeninle konuşağım." Şu an daha nazikti hocaya durumumu sorardı kesin. Arkamı dönüp hızla içeri girdim. Odama girip kapıyı kapattım.
"Kız sen neredesin?" Odama bodozlama giren annem...
"Anne Allah aşkına kaç defa ek ders diyeceğim." Dedim sinirle.
"Baban delirdi."
"O hep deli."
"O senin büyüğün onunla düzgün konuş." Dedi ve kapıyı çarparak gitti. Benim ailem o kadar tutarsızdı ki bir ara eve sabah gelsem umurlarında değil ama bazen de beş dakika geç kalsam yemediğim azar kalmıyordu.
Babam eve gelmişti Arslan hoca ile ne konuştuysa yanıma gelmiyordu.
Defne Vural: Teşekkür ederim hocam her şey için.
Gereksiz kişi: Sorun değil Defne baban bir daha sana o şekilde dokunamaz.
Telefonu bıraktım ve kendimi yatağa attım. Üstümü bile değiştirmeye halim yoktu. Ben eşit ağırlık öğrencisi olduğum için edebiyat dersini neredeyse her gün alıyorduk.
Oh...
Of...
Umarım Arslan hoca her öğrencisine aynı davranıyordur. Ona platonik olmak istemiyordum. Bir de onunla uğraşamam canım. Hızla elime tekrar telefonu aldım ve Arslan hocanın hesabına girdim, takipleşmiyorduk. En son dün gönderi paylaşmıştı ve takipçisi 500
artmıştı. Hepsi bizim okuldakilerdi.
@arss.aks

878 beğeni
352 yorum
@arss.aks: cose proibite ma bellissime...
Hızla çeviriye girmiştim. Anlamı yasak ama güzel şeyler... Kimden neyden ne anlamda bahsediyordu acaba?
Salak senden bahsediyor.
Yok artık! İmkansızdı kesinlikle hayatında biri vardı ama ben değildim. Gelen mesajla telefonu elime aldım.
Gereksiz kişi: Ödevlerinden kurtulduğunu düşünme. Yarın yüz tane yazımı karıştırılan kelimelerden yazacaksın ve ezberleyeceksin. Tek tek soracağım.
Defne: Hocam okulda gördüğüm tek ders edebiyat değil. Başka derslerede zaman ayırmam lazım.
Gereksiz kişi: Hepsini aynı anda götürebilirsin. Merak etme haftaya kadar ödev vermeyeceğim.
Bugün Perşembe idi yarın cuma ödev vermeme sebebi iki gün tatildi!
Defne: Bu inadınız bir bana.
Gereksiz kişi: Herkese karşı böyleyim.
Defne: Hayır herkeze karşı böyle değilsiniz.
Bilerek yanlış yazmıştım. Kudursun.
👁️👄👁️
Ödevi bitirmiştim ama ben de bitmiştim. Yatakta duvara doğru dönüp kendimi yatmaya zorladım. Zorla gözlerimi kapatarak bir şekilde uyumuşum.
"Defne bunu neden yaptın." Duyduğum ses ile kabus gördüğümü anlamıştım resmen yaşadığım o korkunç olayı farklı şekillerde görüyordum.
"Bilerek yapmadım!" Dedim karanlık bir ormandaydım ses ağaçların ötesinden geliyordu oraya doğru bağırmıştım.
"Hayır! Bilerek yaptın senin yüzünden o öldü. Minicikti. Ben bile kıyamazken sen nasıl kıydın? Cani!" Sesinde gizlemek istemediği saf nefret vardı.
Yataktan çalan alarmın sesi ile bir anda kalktım. Bu kabus asla peşimi bırakmayacaktı. Daha kötüsü kimse bilmiyordu. Bilmemeliydi. Herkesin bana tiksinti ile bakmasını kaldıramazdım. Zaten ben vicdan azabından ölüyordum.
Hızla üstümü giyindim bugün normalden bir tık fazla makyaj yapmıştım.
Acaba neden?
Özel bir nedeni yok tabi ki. Odamdan çıktım. Babam evde yoktu annem ise kahvaltı yapıyordu.
"Babam nerede?" Dedim anneme bakarak.
"İşe gitti." Sesinde bir bıkkınlık vardı.
"Bir şey mi oldu?" Annem bana baktı.
"Hadi okula git sen yemek yemezsin zaten." Beni tanıyordu. Bir şey olmuştu ama üstünde durmadım. Otobüs durağına gelmiştim. Gelen otobüs izle hızla bindim. Yine çok doluydu.
Kendime not:
İleride çok zengin ol ve bu bokluktan kurtul.
"Çık abla üstüme!" Gelen ses ile yan tarafıma döndüm. Otobüs tıklım tıklımdı. Herkes ayaktaydı ve yanımdaki yirmili yaşlarda çocuk bana abla demişti!
Ayıp etti.
"Otobüsün bu kadar dolu olması benim suçum mu?"
"Ayrıca ne ablası! Yok nene." Dedim sinirle.
"Biraz uzaklaşın." Dedi tövbe estağfurullah. Allah'ım beni neyle sınıyorsun!
"Yer mi var lan? Çok meraklıysan sen uzaklaş." Sinirim taşacaktı az kaldı. Bu taşmamış hali mi?
"Uzaklaşsam uzaklaşırım." Sesini hafif yükseltmişti.
"Ben çok uzaklaşabiliyorum sanki." İnsanlar bize sinirle bakıyordu. Yanımdaki çocuğu izleme fırsatı bulmuştum. Saçları kahverenginin en açık tonuydu. Mavi gözleri vardı. Vücut yapmıştı ama çok belli değildi dikkatli bakarsanız görebilirsiniz. Kumraldı.
İneceğim durağa gelmiştim.
"Çekilirseniz ineceğim." Dedim önümdeki adama.
"Bende ineceğim zaten." Dedi her lafı ile benden nefret ettiğini vurguluyordu. İkimiz insanları yararak çıktık. Ben okula doğru adımlarken o da yanındaydı.
"Beni mi takip ediyorsunuz?" Dedim bıkkınlıkla.
"Ay ne münasebet." Dedi bir an ne dediğini fark edince derin bir nefes aldı. İkimiz de okula girdik.
"Okula üzüldüm." Dedi bana bakarak.
"Neden?"
"Senin gibi yılan bir öğrencileri var." E çüş ama bu kadarı da. Okul bahçesinde kimse yoktu önüne doğru gittim. Hızla çelme taktım aynı anda yere çakıldı. Ona bakmadan okul merdivenlerini çıktım.
"Lan seni var ya!" Diye bağırdı arkamdan yılan diyen diyen oydu. Sınıfa geçmeden önce ödevimi teslim etmek için öğretmenler odasına gittim. Kapının önünde Arslan hoca beni fark edince yanıma geldi.
"Defne yaptın mı?" Sanki kör de görmüyor.
"Yaptım hocam çok eğlenceliydi." Sırıtarak bana baktı.
"Eminim ona."
"Arslan sonunda buldum lan seni. Okulu turladım am-" edeceği küfürü okulda olduğunu fark ederek kesti. Bir dakika. Bana yılan diyen orangutanın burada ne işi vardı. Adam beni fark etmemişti Arslan hocanın yanına geldi ve erkekçe selamlaştılar. Elindeki karton paketi Arslan hocaya uzattı. Arslan hoca ona sinirle bakıyordu.
"Gider misin Cem!" Sesi sakin ama tonlaması siktir git diyordu.
"Kırıcısınız hocam." Dedi adının Cem olduğunu öğrendiğim orangutan.
"Ben gideyim." Dedim Cem'de beni fark etmişti. Birbirimize tiksinerek bakıyorduk.
"Allah sabır versin kardeşim." Dedi Arslan hoca'ya bakarak. Tabi Arslan hoca aramızda geçenleri bilmediği için anlamaz gözlerle bakıyordu. Onların yanında daha çok durmak istemediğim için merdivenlere doğur adımladım.
Sınıfa girince beş altı kişinin geldiğini gördüm. Dersin başlamasına daha vardı. Azra'da henüz gelmemişti. Arkamda oturan Asmin ile Aleyna'nın konuşmaya başladı.
"Hoca ile geri takipleştik." Dedi Aleyna.
"Beni de etti." Asmin Aleyna'yı Aleyna Asmin'i sevmiyordu ama arkadaşlardı.
"Duyduğuma göre adam yazım kurallarına falan takıkmış." Dedi Aleyna.
"Düzen ve temizliğe de takıntılıymış." Bunları onlar nereden biliyordu!
"Önceki nişanlısı çok dağınık diye ayrılmış sanırım." Ne saçmalık kim biri dağınık diye ayrılır ki!
Nişanlısı mı varmış!
Ben neye takılıyorum sen neye takılıyorsun.
Lan sende dağınıksın. Of başlamadan bitti!
İç sesimle konuşmam beni deli yapar mı? Umarım herkes konuşuyordur. Arkamdakilerin konuşmasına daha çok dinlemek istemiyordum. Hızla sınıftan çıkıp bahçeye gittim.
Bahçeye çıkmamla Azra'yı gördüğüm için gülümsedim. Konuştuğu adamın Cem olmasını görmemle suratımı astım. Hızla yanlarına gittim.
"Geldi yılan." Dedi beni gören Cem. Bu çocuk beni tanımıyordu niye taktı bana. Onu yere serdiğin için olabilir mi?
"Sus be orangutan suratlı." Ona bakmadan Azra'yı okula doğru çekiştirdim.
"Ya Azra niye kendi dengin insanlarla konuşmuyorsun!" Dedim ama Azra sırıtıyordu. Kim bilir ne hayaller kuruyordu.
"Azra!" Onu sarsmam ile kendine geldi.
"Ya benim dengim zaten." Dedi.
"Azra çocuk kafadan sıyırmış."
"Ben de sıyırdım zaten birbirimizi bulmuş oluruz." Bu kız çok üzülecekti.
"Arslan hoca'nın arkadaşıymış o da onun yaşlarında yani aranızda çok yaş var!" Dedim ama Azra daha çok gülümsedi.
"Sen Arslan hoca ile ben Cem ile-" hızla onu susturdum.
"Of sus be pembe dizi yazıyorsun iki dakikada." Ona ne dersem diyeyim yine çoktan kararını vermişti.
Sınıftan içeri girdik ve sıralarımıza geçtik. Ders neydi? Edebiyat. EDEBİYAT!
Sınıfa giren öğretmen ile sınıf sustu.
"Günaydın arkadaşlar." Herkes günaydın dedi. Arslan hoca da masaya yerleşti. Hızla derse geçti. Sıkıcı kırk dakika...
Dersin bitmesine on dakika kalmıştı Arslan hoca bizi serbest bıraktı.
"Defne teneffüste yanıma gel, ödevin için." Adam salmıyor beni.
Dua etmen gereken yerde beddua ediyorsun. Cık cık cık
"Gelirim hocam."
Aklıma kızların sabah konuştukları gelmişti. Harbi temizliğe takıntısı var mıydı? Hayır yoktu çünkü aman aman bir takıntısı olsaydı fark ettirirdi kantinde üzerime kahve döküldüğü gibi onunda üstüne sıçramıştı. O ise lekeyi silmekle uğraşmamıştı bile. Ayrıca nişanlı mıydı? Olsa bile başka sebepten ayrılmıştır. Dağınık diye nişan mı bozulur! Yanımda oturan Azra'nın sırıtması ile ona döndüm.
"Kimle mesajlaşıyorsun?" Dedim.
"Cem ile."
"He tamam." Bir dakika ne?
"Ne? Hangi Cem?" Umarım aynı Cem'den bahsetmiyorduk.
"Sus Defne!" Karşı çıkacağımı anlamıştı.
"Ya Azra yapma bunu!"
"Düğünüme çağırmam seni!" Bu kızın aklı havalardaydı. Allah'ım sabır ver.
Zilin çalması ile öğretmenler odasına gitmek için ayaklandım ama Azra bunu bile fark etmemişti! Arslan hoca öğretmenler odasının balkonunda tek başına oturuyordu.
"Hocam?" Yanına yaklaştım ve yanındaki sandalyeye oturdum.
"Dur, ödevin dolabımda getirir misin?" Bir de ayakçılığını mı yapacaktım!
"Ben mi?"
"Başka biri mi var burada?" Sesli bir iç çektim o da bunu fark etti. Hızla öğretmenlerin arasından geçip Arslan hocanın dolabını buldum. Genç öğretmenlere damat adayı çıkmıştı. Hepsinin gözü balkondaydı!
Öğrenciler bitti öğretmenler mi başladı?
Balkona dönüp yanına oturdum ve ödevimi kucağına attım. Bir dakika ben niye bu kadar saygısızlaştım.
"Defne ne oldu?" Ne desem?
Öğretmenler neden onu röntgenliyor!
Nişanlısı kim?
Düzen takıntısı var mı?
"Yok hocam sizlik bir durum değil."
"Kimlik bir durum?" Siktir şimdi ne desem. Aklıma gelen fikirle sırıttım.
"Sabahki şu orangutan!" bir de arkadaşına orangutan dedim.
"Cem mi?" Dedi bozuntuya vermeden.
"Bana teyze dedi inanabiliyor musunuz?" Dedim kaşlarımı çatarak o ise kahkaha attı.
"O da çok sinirliydi sana sen ne yaptın?"
"Yere yapıştırdım." Dedim iyi yapmışım. Bir de beni sevmemiş paşama bak!
"Neyse şu ödeve bakalım bu sohbetleri başka zaman yaparız." Dedi yani başka zamanda konuşurduk. Kalbim niye hızlı atıyorsun?
Sırayla bana kelimelerin yazılışını sordu ben de cevapladım.
"Öncekine göre iyi." Dedi hevesle ellerimi çırptım. Bir dakika çocukluğum geldiğin yere geri dön!
"Ellerini mi çarptın sen?" Dedi şaşırarak.
"Çırpamaz mıyım?"
"Yok şaşırdım." Dedi. Normalde ona hep sert davranmıştım. Yerimden doğruldum o sırada tekrar bileğimi tuttu.
"Cem dedi dışarıya gezmeye gideceklermiş Azra ile sende gelmek ister misin?" Allah'ım bu adam neden bu kadar kibar.
"Yok hocam." Evet mi desem?
"Azra da gelecek." Dedi bana bakarak çok keskin bakıyordu gelde düşme!
"Geleyim o zaman ama çok geçse gelemem."
"Saat 16.00." dedi kafa mı sallayıp yanından ayrıldım. Saat 15.00 te okul bitiyordu eve gidip hazırlanırım anneme de Azra ile giderim derim.
🥲
Sonradan anladım ki aslında bu buluşmayı Azra ve sınıftaki bir kaç kişi ayarlamış sonra Arslan hocayı da davet etmek istemişler hoca da memnuniyetle kabul etmiş. Bir de sınıftakilerle! Ben onlara sekiz saat zor dayanıyorum Allah'ım hep sana geliyorum.
Defne: AZRA NEDEN BANA HABER VERMEDİN.
Tatlış💓: ARSLAN HOCA BEN SÖYLERİM ONA DEDİİİİ.
Tatlış💓: AŞK GÖRÜYORUĞĞMMM.
Defne: AMA O YAŞÇA BÜYÜK OLMAZ.
Tatlış💓: Bir şey olmaz be görende yirmi yaş var sanacak.
Tatlış💓: Bu arada ben aşık oldum.
Defne: Şaşırmadım... İyi biri mi bari?
Tatlış💓: İSTANBUL BİG STAR BEYEFENDİSİ ALLAH HEPSİNDEN AZAR AZAR VERMİŞ.
Defne: Şüpheli. Ya sen gelsene yukarı.
O kantinde ben sınıftaydım ve mesajlaşıyorduk. Sınıfa giren Azra yine ağzı kulaklarındaydı. Yanıma oturdu.
"Ya Azra çıkışta sana gidelim." Somurtarak konuşmuştum.
"Neden?"
"Biliyorsun benim kıyafetler pantolon kazak sende hazırlanırım." Dedim göz kırparak. Onun ailesi benimkilere zıt olarak Azra'yı sever ve kısıtlamazlardı. Özlem teyze'de beni çok severdi.
"Acabaaa kimin için." Uzatarak söylemişti. Açıkçası Arslan hoca'ya karşı tavrım değişmişti. Çünkü neden olmasın.
"Senin için güzelim." Azra ile hep flört ederdim. Azra da öpücük atmıştı.
Azra bana bakarak göz devirdi.
"Geldi yine seninki." Dedi o anda Onur'un geldiğini anlamıştım. Benden hoşlanıyordu ama ben ondan uzak duruyordum. Çünkü takıntılıydı. Abartılacak derecede.
"Naber güzellikler?" Önümüzdeki sıraya oturdu.
"İyidir senden?" Azra onunla muhattap olmuyordu.
"İyidir. Çıkışta müsait misin?" Buna nasıl cevap vereceğimi düşünürken Azra benim yerime konuştu.
"Olmaz canım biz gezeceğiz."
"Kimlerle?" Dedi sanki nişanlım gören de öyle sanır ama.
"Öyle sınıftakilerle iki tane öğretmen olacak." Dedim. Biri Arslan diğeri Murat hocaydı. Murat hoca büyük olsa da acayip kafa dengi olduğu bir için arada bir kaç öğrenci ile dışarda buluşurduk.
"Tamamdır ben de geliyim sıkıntı olma değil mi?" Red edemezdim ayıp olurdu.
"Gelebilirsin saat dörtte ben sana konum atarım." Dedim. O sırada öğretmenler masasında ki Arslan hoca bana kilitlenmişti. Daha çok Onur'a bakıyordu.
"Ben gideyim zil çaldı görüşürüz güzellik." Dedi yanağıma uzanmıştı ki kendimi geri çektim.
"Sevmiyorum böyle hareketleri." Dedim aslında temas bağımlısıydım ama yakın olduklarıma.
"Arslan hoca kıskandı seni." Dedi onu terslemedim çünkü ilkokul çocuğu bile anlardı. AMA NEDEN?
Ay sen çok salaksın!
"Evet gençler dersimize başlayalım." Arslan hoca yine tüm endamıyla tahtaya çıktı. Yaklaşık on dakika sonra derse olan odağımı kaybettim. Arslan hoca ile yaşadığımız tuhaf karşılaşmaları düşünürken buldum kendimi.
"Defne tahta bu tarafta." Sesi sert ve sinirliydi. Neden sinirlendi ki bana! Azra aklımı okumuş gibi cevap verdi.
"Seni kıskandı ya böyle davranması normal." Pardon bu hakkı nereden buluyordu. Acayip kıl olmuştum. ONUN HAKKINDA ÇOK GÜZEL DÜŞÜNÜYORDUM!
👰
Dersler bitmişti Azra'nın evindeydik ben onun yatağında oturuyordum anneme de haber etmiştim.
"Ay ne giysem Cem de gelecek." Dedi heyecanla.
"Bence elbise giy endamını görelim." Dedim.
"E ben ne giycem?" Hızla dolabının önüne gittim ben ne giyecektim.
"Seç al aşkım." Azra çoktan makyajını yapmaya başlamıştı. Bir tane mini etek üstüne kazak çıkarmıştım. Babam görse beni keserdi ama kimin umrunda: kimsenin. Hızla Azra'nın odasında ki banyoya girdim ve giyindim altımada külotlu çorap geçirmiştim. Etrafımda dönerek Azra'ya baktım.
"Nasılım?" Dedim.
"Fıstık gibisin maşallah da üşümezsin dimi?"
"Benim bünyem güçlü bir şey olmaz." İkimizde ceketlerimizi giyip çıktık. Bir restoranda bulaşacaktık.
"Görüşürüz Özlem teyze." Dedim Özlem teyze'ye bakarak.
"Görüşürüz kızlar Defne, Azra sana emanet."
Başımı salladım ve çıktık. Metroda fotoğraf çekilmeyi ihmal etmemiştik. Metrodan çıkıp restorana doğru adımladık. Hava karartmak üzereydi.
"Ay çok güzel çıkmışız post atıyorum." Azra'nın gösterdiği fotoğrafa baktım fotoğrafta Azra'ya sarılmıştım. O an aslında kendime haksızlık ettiğimi fark ettim güzeldim.
@Azrraa_bykl

(Elbiseler yazdığım gibidir uygun bir fotoğraf bulamadım)
Onur, Cem ve 347 kişi beğendi
@Onur_cevik: Yanındaki güzelliği ben alabilir miyim?
@Azrraa_bykl: Hoşt ulan.
@Cemsadece: Benim kollarım ne güne duruyor?
@Azrraa_bykl: O günler de gelir
@843: Bunların arkadaşlıkları fazla vıcık.
@738: Güzelliğiniz şaka mı?
Restorana girdik masada ki tanıdıkları görünce oraya ilerledik. Onur, Cem, Aleyna ve sınıftaki bir kaç kişi vardı.
"Aleyna neden burada?" Dedim Azra'ya sessizce.
"O planda yoktu!" Arslan hoca daha gelmemişti. Boş sandalyeye oturdum. Onur onun yanına oturmadığım için bozulmuştu.
"Çok güzel olmuşsun." Cem bunu Azra'ya söylemişti.
"Pişt uzak dur." Dedim ona bakarak ikisi karşımda oturuyordu.
"Sus yılan." Tam ona laf sokacakken kapıdan giren Arslan hoca ile sustum. Aleyna el sallayıp burada olduğunu belirtmişti. Bu kızın burada olmasına gerek yoktu. Murat hocada aleynanın karşısındaki yere oturmuştu. Sanırım adam bir tık kederliydi çünkü resmen önünde rakı sofrası vardı. Arslan hoca yanıma oturdu.
Yanıma
Oturdu
Yanıma oturdu!
Biraz sevinmiştim. Birazcık.
"Üstündekiler çok yakışmış." Dedi üstüne siyah bir tişört altında da siyah pantalon vardı. Yine çekici ve mükemmeldi.
"Teşekkür ederim." Dedim. Ardından yemekleri sipariş ettik. Burada fazla yakın olmadığım kişiler vardı ve gergindim.
"Gevşe biraz sıkıntı mı var?" Nefesi çok yakından geliyordu. Bu kadar yakın olması doğru değildi Onur ve Aleyna adında parazitler varken!
"Harika gözüküyorsun." Onur bu yakınlığı fark edip aramıza girmişti.
"Sağol." Ona umut vermek istemiyordum. Önüme bir kutu itekledi.
"Bu senin için." Dedi. Şaşırmıştım. Yanımdaki adam da kasılmıştı.
"Siz sevgili misiniz?" Dedi Aleyna.
"Hayır yok öyle bir şey." Dedim hızlıca. Kutuyu alsam bir dert almasam bir dert.
"Teşekkür ederim ama bunu kabuk edemem." Kısık bir sesle konuşmuştum. Masadakiler duymasın diye.
"Neden?" Dedi gözlerinde hayal kırıklığı vardı.
"Bu arkadaşça bir hediye değil." Dedim ve kutuyu ona doğru sürükledim. Bunu kimse duymamıştı. Bir kişi dışında Arslan hoca. Ona dönünce yüzündeki sırıtışı fark ettim.
"Hep sırıtıyorsunuz." Dedim.
"Gülümseten biri vardır ondan." Aramızdaki büyülü havayı bozan da şimdi Aleyna olmuştu.
"Bir şeyler içelim mi?" İçersem buradan çıkışım olmazdı ama azıcık içsem bir şey olmaz. Reşittim 19 yaşındaydım okula geç başlamıştım...
Defne: Fazla kaçırırsam beni size götür.
Tatlış 💓: tamammmm.
Azra ile sözleşmemizin ardından ben de sipariş etdecektim ki Arslan hoca beni durdurdu.
"Ben senin için sipariş ettim." Dedi.
"Ayran falan etmediniz umarım." Dedim gülerek.
"Fazla ağır bir şey değil merak etme."
Yaklaşık yarım saatte herkes içmişti masada Aleyna ve bir kaç kişi eve gitmişti. İyi ki. Ama hala Onur ve bir iki erkek ve kız vardı. Ben de mayışmıştım. Arslan hoca'nın dediği gibi ağır değildi ama bulutta süzülüyor gibi hissediyordum. Kaç bardak içmiştim? Bilmiyorum. Arslan hocanın sipariş ettiği ile sarhoş olmazdım ama azra'nınkine de dadanmıştım. Masanın altındaki elime dokunan el ile irkildim.
"İyi misin?" Arslan hoca alkolden etkilenmemişti. Yaklaşmıştı, kokusundan mayışmıştım.
"Uykum geldi." Dedim omzuna kafamı yaslayarak o kadar uykum vardı ki hiç bir şeyi sorgulayamıyordum.
"Aaa Arslan?" Gelen kadın sesi ile Arslan'dan uzaklaştım. Baldırlarına ulaşan kırımızı saten bir elbise giyinmişti. Sarışın ve çok güzeldi. Bir dakika bu kimdi?
"Sen kimsin?" Dedim. Bunu sormak ne haddime?
"Görüşmeyeli uzun zaman oldu." Beni duymamıştı bile. Gevşek ağızlı. Beni görmezden gelmesine daha çok sinirlendim.
"Sen kimsin!" Tamamen aptal cesareti bende ki. Arslan hoca ise kadına bakmıyordu bile.
"Arslan'ın eski nişanlısı canım." Canımı onun bir yerine sokmak vardı.
"Git buradan Şevval." Dedi Arslan hoca ama kadın dikilmeye devam edince o da ayaklandı ve kadını kolundan sürükleyip gözden kayboldu. Azra ile birbirimize baktık.
"Nişanlısı mı?" Dedi Azra hayretle.
"Tam bir şıllıktı." Dedi yanındaki Cem.
"Öyle konuşulmaz." Hemcinsimdi sonuçta.
"Aldatmasaydı böyle konuşmadım." Dedi Cem şok üstüne şok geçiriyordum. Demek ki bu yüzden ayrılmıştı. Azra bakışları ile lavaboyu gösteriyordu ikimizde ayaklandık. Ben ve benimle beraber o da kendinde değildi.
"Bir gün söz ver beraber sarhoş olalım." Dedi bana bakarak.
"Söz aşkım söz." O sırada lavaboya girdik Azra makyajını tazeledi ben ise saçımı düzelttim.
"O kadından hiç hoşlanmadım." Dedi Azra.
"Bende, kendini çok beğenmiş."
"Allah'ım sen Cem 'i böylelerinden koru."
"Arslan'ıda" aniden ağzımdan çıkmıştı. Bir daha içmeyeceğim.
"Aynen."
"Bir dakika ne!"
"Sen, sen ne dedin!" Azra şoktan şoka giriyordu. Göz devirip lavabodan çıktım.
"Ağzımdan çıktı yanlışlıkla." Dedim dudaklarımı büzerek.
"Yok ben aldım mesajı." Dedi ve benden önce masaya ulaştı. Uykum vardı hem de çok. Birine çarpmam ile az kalsın düşüyordum. Beni tuttu ama o tanıdık kokuyu ciğerlerime soludum.
"Çarpacak başka biri mi yok." Dedim elleri hala belimdeydi benim ellerim ise omzunda.
"Sen çarptın." Bir eli belimde iken diğeri yüzüme çıkıp saçlarımı düzeltti.
"O kadın nişanlınız dimi?" Yok annesi Defne.
"Eski." Dedi.
"Çık itici biri." Dedim ve omzuna destekler gibi vurdum.
"Daha iyilerini hak ediyorsunuz."
"Gel seni eve bırakayım. Diğerleri gitti bile." Kafamı salladım beraber çıkışa yöneldik. Habire tökezliyordum. Onun Arabasına ilerlerken ellerimi koluna sardım. Azra haklı koala gibi yapışıyordum.
"Herkese bir Arslan lazım." Dedim gözlerimi zor açık tutuyordum.
"Nedenmiş o?" Dedi sırıtarak neden gülüşü bu kadar güzel.
"Hem düşünceli hem güçlü her özellik var maşallah." Dedim.
"Ama biraz ukalalık, küstahlık ve şerefsizlikte var." Dedim o ise gülmeye başladı.
"Öğretmenin ile konuştuğunun farkındasın değil mi?" O sırada arabasının önüne gelmiştik benim için arabanın kapısını açmak üzere iken önüne geçtim. Araba ile onun arasında kalmıştım.
"Öğretmen dışında başka bir şeyim de olabilirsiniz." Dedim Allah'ım bana bu cesaret nereden geliyor. İMDAT 112, 110, 155 GELSİN BİRİLERİ ÇOK YAKINIZ.
Anında gülüşü soldu ve gözlerime odaklandı. Biraz daha yaklaştı bacaklarımız bir birine değiyordu.
"Neyin mesela?" Dedi gözlerim dudaklarına indi. Şu an sarhoş bile değildim belki ama dudakları fazla öpülesiydi.
Dünyaya bir kez geliyoruz öp!
Ama hayır öpmedim. Bir defa daha irademi takdir ettim.lOnun yerine omuzlarına tutunup parmak uçlarımda yükseldim. Ve dudaklarım yeni çıkmış sakallarına sürtündü kulağına doğru fısıldadım.
"Ona zaman karar verir hocam." Dedim ve arabanın kapısını açıp içeri girdim. O da yarım dakika sonra kendi yerine geçti. Bana yandan bir bakış attı.
"Tehlikeli sularda yüzüyorsun." Bişi olmaz be.
Araba Azra'nın evine yol alırken kendime engel olamadım ve derin bir uykuya daldım.
BÖLÜM SONUUUUUUUU
AYAAYYAYAAYYAYA NOLUYOOORRRR
BÖLÜMÜ OYLADİNİZMİİİİİİ 😽😽😽😽😽
YAPTINIZ VARSAYARAK DEVAM EDİYORUM.
ŞEVVALE GICIK OLMAYAN VAR Mİ BENCE YOK AMA ŞEVVAL SIK SIK KARŞIMIZA ÇIKABİLİR.
ARSLANCIĞIM NEYE UĞRADIĞINI ŞAŞIRDI ARTIK KIZIMIZA UÇARR
BİR DAHA Kİ BÖLÜMDE GORUSELİMMMM.





