İyi okumalar...
Cem:
Cem: Bunlar da kim?
Cem: Özgür kardeşine sahip çık.
Cem:
Defne: Cem senin
Defne: Özele gel sövcem sana
Cem: Buradan söv
Cem: A doğru sövemezsin
Defne: Yat kalk Arslan'a dua et
Özgür: Defne Özele gel.
Defne: Neden?
Özgür: Abicim bu kadar yakınlık fazla sen gel özele.
Abimin beni araması ile oflayarak cevapladım.
"Alo?"
"Defne?"
"Abi?"
"O fotoğraf... Defne yapmadın değil mi?"
"Neyi?"
"Defne ağzımı açtırtma benim. İlişkinin arkasında durmam bu tip
şeyleri onayladığım anlamına gelmiyor." Dedi ve devam etti.
"Eğer ki bir daha böyle bir şeyle karşılaşırsam, görürsem annene söylerim."
"Ne? Pardon ne demek annene söylerim?"
"Yapmadığım şey değil." Dedi gülerek doğru önceden anneme şikayet etmişti.
"Öküz." Dedim ve yüzüne kapattım.
Hızla yataktan kalktım bugün son günümüz olduğu için çantamı toparladım. Üstümü
giyindim. Benden sonra diğerleri de kalkmıştı.
Bugün her şey ters işleyecekti. Uğursuz gün.
Herkes hazır olunca aşağı indik ve kahvaltı yaptık. Bu dört günde her gün annemle
konuşmuştum. Şu an da ona bu akşam evde olacağıma dair bir mesaj atmıştım.
Annemin dediğine göre Sevda evden gitmişti. Şükür. Annem Küslük olmaz özür dile
diye tutturmuştu. Ben de açık bir dille özür dilemesi gereken tek kişinin o olduğunu
söylemiştim.
Çatalıma batırdığım salatayı ağzıma attığım an Arslan ile göz göze geldim.
Gülümsedi, zorla gülümsemeye çalıştım ama olmuyodu. Moralim bozukken asla
iyi görünemiyorum!
Herkes karnını doyurunca çantalarımız ile servise gittik. Azra ile bu sefer yan yana
oturduk. Bugün son kez ulu camiye gidecektik ben zaten gitmiştim.
Servis hareket edince ben de telefondan indirdiğim kitapları okumaya başladım.
Yanımda Azra'nın minik çığlığını duyunca ona döndüm.
"Ne oldu?"
"Aldatıldım." Ne?
"Ne, nasıl o pezevenk seni aldatır! Ver telefonu bana onun ağzına-" Azra beni
susturdu.
"O değil Defne, amrit aldattı." Bir dakika ne?
"O kim?"
"Ya hani bir oyun vardı ya eskiden oynardık, romantizm kulüp." Onu en son sekizinci
sınıfta oynamıştım!
"Bana o oyunu oynadığını söyleme."
"Ya şimdi zaman geçsin diye indirdim. Ama sanırım ağlayacağım." Azra çok
duygusal bir kızdı ağlarım diyorsa ağlar.
"Ne oldu oyunda anlat?" Dedim.
"Bak şimdi bu hikaye hindistanda geçiyor ben kaç tane elmas verdim amrit ile
öpüştüm. Sonra onun ritüel seks yaptığını gördüm. Benim önümde başkası ile
sevişti!!" Arkadaşımın şizofren olduğunu düşünüyorum.
"Sadece bir oyun." Dedim ama gözünden bir kaç damla yaş düştü.
"Neyse sen oyna." Dedim. Ve cama dönüp kitabımı okumaya devam ettim. Azra
sessizce oyunu oynamaya devam ediyordu.
Aklıma gelen şey ile sırıttım intikam zamanı. Gizlice Azra'yı çektim. Fotoğrafta
telefondaki yakışıklı adama bakarak ağlıyordu.
Defne: Cem
Defne: *fotoğraf*
Cem: Lan neden ağlıyor
Cem: Defne konuşsana
Defne: Aldatılmış
Cem: nasıl?
Defne:
Azra'nın telefonu çaldı. Ağlarken bir anda gülüp telefonu açtı.
"Aşkım?" Dedi karşı taraf, Cem, bir şey dedi.
"Ya aşkım oyun bu."
"..."
"Aşkım ben duygusalım ondan ağladım."
"..."
"Oyunun adını ne yapacaksın?"
"..."
"Ya saçmalama!"
"..."
"Tamam söz."
Sonrasını dinlemedim.
Servis durunca herkes indi. Ve ikinci defa camiyi gezmeye başladım.
🛐
Şu an servis ile eve dönüyorduk. Servis okul da duracaktı. Herkes kendi evine
gidecekti. Tabi çoğu kişinin ailesi gelecekti.
Tüm gün ruh gibi dolaşmıştım. Telefonuma gelen bildirim ile açtım.
Lavinia: Güzelim iyi misin?
Defne: İyiyim neden sordun ki
Lavinia: Defne yalan söyleme.
Defne: Söylemiyorum.
Lavinia: Öyle olsun.
Aradan on dakika geçti tekrar telefonuma mesaj geldi.
Lavinia: Defne
Lavinia: Her zaman yanındayım biliyorsun değil mi?
Lavinia: Üzüldüğünde, kırıldığında yanıma gelebilirsin.
Ona görüldü attım. Anlatacak, konuşacak halim bile yoktu. Tek istediğim yatağıma
uzanıp zıbarmaktı.
(Dakikalar önce)
(Arslan'ın anlatımından)
Defne'nin cevabından sonra bir şeylerin olduğunu anlamıştım. O cevap vermeyince
ben de Özgür'e yazdım.
Arslan: Özgür bugün Defne neden halsiz?
Özgür: Nasıl yani?
Arslan: Gün boyunca mutsuzdu.
Özgür: Arslan bugün Defne için önemli bir gün. Bundan dolayı üzgün olabilir. Üstüne
gitme.
Arslan: Ne günü?
Özgür: Anlatmak bana düşmez, Defne hazır hissederse anlatır.
Bu konuşmadan sonra artık kafamdaki şeyler netleşmişti. Defne'nin bir sırrı vardı.
Ama söylememekte inatçıydı.
Arslan: Defne
Arslan: Her zaman yanındayım biliyorsun değil mi?
Arslan: Üzüldüğünde, kırıldığında yanıma gelebilirsin.
Mesajı okumuştu ama cevap vermemişti. Serviste ona taraf dönünce dalgın bir
şekilde yolu izlediğini gördüm. Bir dakika Azra neden ağlıyor?
(Defne'nin anlatımından)
Servis durunca okula geldiğimizi anladım. Saat henüz 18.00 dı. Herkes indi Azra'yı
babası almaya gelmişti.
"Gel seni de bırakalım." Azra'ya döndüm.
"Abim gelecek." Kafasını salladı ve gitti. Herkes gitmişti. Abime mesaj yazmıştım. On
dakikaya geleceğini söylemişti. Arkamda hissettiğim beden ile irkildim.
"Defne?"
"Arslan?" Arkamı dönünce Arslan'ı gördüm. Allah'tan bahçede bir tek ikimiz vardık.
"İyi misin?"
"İyiyim." Dedim. İç çekerek bana baktı. Ona bir şey anlatmamam onu çok üzüyordu.
Bunu görüyordum. Beni kendine çekip sarıldı. Göz yaşlarımı geri gönderdim. Şu an
olmaz, ağlayamazdım.
Korna sesi ile irkilerek ondan ayrıldım. Özgür abim arabasında bize korna çalıyordu.
"Arslan koçum evine git hadi!" Dedi Özgür. Arslan kafasını sallayarak ona doğru
ilerledi ona bir şey söyledi ve arabasına bindi. Ben de abimin yanına oturdum. Araba
çalışınca yol boyu sessiz geçmişti. Fakat eve gitmiyorduk...
🙂
Alarmın sesi ile gözlerimi yorgunlukla açtım. Evde ve odamdaydım. Dün gittiğimiz
yerden sonra eve dönecek iken uyumuş olmalıydım. Bugün cuma ve okul vardı.
Haftaya da sınavlar...
Odamdan çıkınca kahvaltı hazırlayan annemi gördüm. Beni fark edince birbirimize sarıldık. Kahvaltı masasına oturduk.
"Ee nasıl geçti Bursa?"
"Güzeldi." Dedim annem bir şey söylemek istiyordu ama sanırım çekiniyordu?
"Anne bana söylemek istediğin bir şey mi var?" Annem bana döndü.
"Sevda gitmeden önce bana bir şey çıtlattı." Sevda'nın...
"Ne söyledi?"
"Annem senin konuştuğun biri mi var?" Çay boğazımda kaldı. Bu Sevda gerçekten
gitmeden önce bombayı atmıştı.
"Anne yok kimse. Sınav senem benim birini almam hayatıma." Dedim.
"Aferin kızım. Haklısın sınav senem ne yapacaksan sonra yap." Dedi.
Gülten hanım kızımızın yemediği bok kalmadı.
"Neyse ben üstümü giyip okula gideyim." Dedim ve masadan kalktım.
"Hadi iyi dersler ben de birazdan işe giderim." Dedi. Kafamı salladım. Odama geçip
üstümü giydim. Hafta sonu ders çalışmam gerekirdi. Sınavların yaklaşması beni çok
korkutuyordu.
Evden çıktım ve okula doğru yol aldım. Yolda Azra ile buluştuk. Beraber durağa
giderken Alayla ona döndüm.
"Ee senin amrit seni dul mu bıraktı?" Dedim gülerek.
"Yok seks rituelini benle yapmak istedi." Dedi.
"Ne?" Deyip gülmeye başladım. Ergenken ne değişik şeyler oynuyormuşum ya!
Beraber otobüse bindik. Azra bana döndü.
"Ya bu Onur'u serviste göremedim." Dedi kulağına fısıldadım.
"Okulda da göremeyeceksin."
"Neden?"
Azra'ya olanları anlattım. Otobüsten inmiştik ben yeni anlatmayı bitirmiştim. Okula
girince bana döndü.
"Bunları neden en son ben öğreniyorum?" Dedi tripli bir şekilde.
"Daha bir gün önce yaşadım. Bugün de anlattım." Dedim.
"Sana zarar verseydi o oro- of küfür edecektim yanlışlıkla." Dedi ağzına vurarak.
"Ben senin yerine söyleyim." Dedim ve boğazımı temizleyerek Onur'a sövdüm.
Koridorda ilerlerken müdür yardımcısı odasını görmem ile Azra'ya döndüm.
"Sen gitsene." Dedim benim baktığım yere baktı imalı bakarak kafasını salladı ve
sınıfa girdi. Okul yeni yeni doluyordu. Müdür yardımcısının odasını çalıp girdim
Müdür yardımcısı: Arslan Aksel
Arslan bilgisayardan bazı şeylere bakıyordu. Bana dönünce gülümsedi ben de kapıyı
kapattım ve yanına gittim.
"Hayırlı olsun." Dedim o da benim gibi ayağa kalkınca ona sarıldım.
"Teşekkür ederim ama düşündüğümden daha zor olacak." Dedi. Çenemi göğsüne
yaslayıp ona baktım.
"Neden?"
"Şirket ve okul zor ilerliyor."
"Atlas çalışmıyor mu?" Dedim.
"Çalışıyor da yeteri kadar değil." Kaşlarımı çattım.
"Nasıl?"
"Normalden az diyelim." Dedi ondan ayrıldım.
"Arslan her ne kadar kardeşin de olsa sorumluluk sahibi olmalı. Tehdit ederek
gerekirse işinin başına oturt." Dedim. Atlas ve Arslan'ın yaşı çok yakındı. Bir de
ablası vardı, umarım bir gün onu da tanırım.
"Ne ile tehdit edebilirim güzelim?" Dedi saçımdan bir tutamı parmakları
arasına hapsetmişti.
"Babasından sakladığı bir şey vardır..." Bir süre düşündü.
"Evet var ama benden nefret edecek."
"Diğer türlü kendi hayatını zehir ediyorsun." Dedim kafasını salladı.
"Ben hallederim."
Arslan hafta içi çoğu zaman okuldan sonra ya beraber vakit geçirirdik ya da evden
veya şirketten çalışıyordu. Baya yoruluyordu.
"Söz ver." Dedim.
"Söz." Dedi ve yanağıma bir buse bıraktı. Ondan ayrılarak odadan çıktım.
Ders Fransızcaydı Azra'nın yanına geçtim. Fransızca hocası dil anlatamıyordu zaten.
Şu an tek üstüne gittiğim dil ingilizce idi.
Hocanın girmesi ile ayaka kalktık. Dersin sonlarında Azra beni sarstı.
"Ne oldu?" Dedim.
"Bir şey diyor önemli dinle." Hocaya döndüm.
"Arkadaşlar performans notlarınızı vereceğim bunun için hafta sonu boyunca
herhangi bir yemek tarifi yapacaksınız ve bunu çekeceksiniz. Tarifi anlatırken
Fransızca anlatacaksınız." Bu dediği ile herkes ufladı.
"Hocam Türkçeyi zor konuşuyorum ben." Dedi sınıftaki bir çocuk.
"Videolar gmail hesabıma atılacak." Dedi.
"Ben Fransızca diye Arapçaya kayarım." Dedi Azra ona kafamı salladım.
"Ben de!"
(Saatler sonra)
Son dersimiz boştu dersin öğretmeni gelmemişti. Bundan dolayı herkes boş boş oturuyordu. Azra da oyunu oynuyordu.
"Azra bırak şu oyunu." Dedim.
"Ya dur Defne yanlış kişiyi kendime aşık ettim." Dedi. Ben de telefonumu çıkardım.
Canım sıkıldığı için Arslan'a yazdım.
Defne: Arslannnnn
Defne:
Lavinia: Söyle güzelim.
Defne: Ya güzelin miyim gerçekten
Defne:
Lavinia: enerjin yerinde yine
Defne: öyle.
Defne: Müsaitsen yanına geleyim mi?
Lavinia: Sana her zaman musaitim.
(Yazar notu böyle bir sözü hiç birimiz duyamayacağız)
Yerimden kalktım Azra'ya lavaboya gidiyorum dedim ama beni duymadı bile!
Arslan'ın odasına girdim ve kapıyı arkadan kilitledim, biri gelirse diye. Beni görünce
arkasına yaslandı. Yanına gidip yan bir şekilde kucağına oturdum. Kolları ile beni
sardı. Bilgisayara bakınca bazı öğrencilerin bilgilerini kontrol ettiğini gördüm.
"Bir şeye mi canın sıkkın?" Dedi.
"Nereden anladın ya?"
"Çözdüm seni." Dedi.
"Fransızca hocası işte performans ödevi verdi."
"Nasıl bir ödev." Kucağında oturur hale geldim ve ona döndüm bir eli belimdeydi.
"Bak şimdi bir tarif yapacağız bunu çekeceğiz ve anlatırken Fransızca anlatacağız."
Dedim ve devam ettim.
"Hafta sonu gmailden atacağız." Dedim.
"Sen de Fransızca konuşamıyorsun." Dedi.
"Evet."
"Şöyle yapalım yarın bana gel ben sana yardım ederim." Dedi doğru ya kocam
Fransızca biliyor.
"Ay olur." Dedim beni büyük bir dertten kurtarmıştı. Ona sıkıca sarıldım. Kapının
çalınması ile irkildim.
"Arslan kapıcı açsana." Bu müdürün yani Arslan'ın amcasının sesiydi. Telaşla
kucağından kalktım.
"Bekle kapıyı açayım." Dedi Arslan. Onu durdurdum.
"Öğrencin ile odadasın ve kapı kilitli!" Dedim.
"Kapıyı kilitledin mi?" Dedi gülerek kafamı salladım. Aklıma gelen fikir ile
gülümsedim ve Arslan'ın masasının altına girdim.
"Defne?"
"Arslan kapıyı aç!"
Gülerek kafasını salladı ve kapıyı açtı. Yaklaşık yarım saat boyunca masanın altında durdum. Arslan'ın eli sürekli saçlarım ile oynuyordu. Bu beni acayip rahatlatıyordu.
Bölüm sonu
Naber???
Fransızca performansı bana da verildi. Ama benim yanımda bana yardım edecek bir
Arslan yok...
Sizce özgür ve Defne nereye gitti
Sövme bölümü 👁️👄👁️
Bir dahaki bölümde tatlı anlara şahit olacağız sonra 🙂
Haydi bay
Bay.
Bay.
Bay.





