İçeriğe geç

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 25 · 9 dk okuma

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 25

Sseelllaaammmm

Naber

Biraz gelecek bölümler hakkında konuşmak istiyorum...

Mesela neler sizi ve beni bekliyorlar

Spoi yok!

Defne ve Arslan'ın geçmişinden kesit yapacağım mesela Defne geçmişte ne bok yedi

Arslan'ın annesi gibi... bölümlerin adı Arslan ve Defne olacak zaten.

Aksiyonlu zamanlar bizi bekliyor...

Hadeeee iyi okumalarrr😽

Servis durunca Azra'yı bulup olayı anlatmıştım. İlk başta bana sövse de sonradan

içimi rahatlatlattı.

Arslan'ın yüzüne bile bakamıyordum.

Şu an tarihi köşk gibi bir şey geziyorduk. Osmanlı döneminden kalan bazı

şeyler sergileniyordu.

Bugün Arslan yerine bunlarla ilgilenmeyi tercih ederim. Azra ile tarihi bir kitaba

yaklaştık. Muazzam... Fotoğrafını çektim. Azra başka bir eşyaya giderken kitabın

başında bekliyordum.

"Beğendin mi?" Arslan'ın sesiydi.

"Mükemmel." Dedim yüzüne bakmadan.

"Utanıyor musun?"

"Ne alaka canım?" Dedim.

"Başka şeylerde utansan anlarım. Bu konuda utanmana gerek yok." Dedi. Beni daha

çok utandırmaksa amacı başarılı!

Ona bakmadan başka bir eserin yanına gittim. Bir tablo... İncelerken yine yanıma

geldi.

"Defne?"

"Efendim hocam?" Dedim ona bakarak. Şaşırarak bana baktı. Yani herkesin içinde

aşkım mı diyeyim?

Ondan uzaklaşınca beni saldı. Köşkün merdivenlerine geldim. Yukarı çıkmak yasak

diyordu. Ama gitsem en fazla ne olur ki? Acayip meraklı bir insandım. Hayata bir

defa geliyorum deyip her boku yapabilirdim.

Sağımı solumu kontrol ettikten sonra kırmızı halatın altından geçtim.

Merdivenler gıcırdıyordu. Umarım burada eskiden yaşayanların ruhları yoktur.

Yukarı çıkınca buranında müze olduğunu fark ettim. Muhtemelen daha eski ve önemli

eserler vardı. Karanlık katta ilerlerken eserlere bakıyordum. Kalbim bir tık hızlı

çarpıyor. Çok saçma fobilerim vardı: oyuncak bebek, karanlık, fotoğraflar...

Fotoğraf korkum gece uyurken fotoğraftaki insan canlanır diye korkardım...

Bir odaya girince çerçevelerde önemli insanların fotoğrafları vardı altta da

biyografileri.

Elimde telefon ile çekerken belimde hissettiğim eller ile

telefonu arkamdakine vurmak için kaldırdım. Ama elimi tuttu.

"Defne benim." Arslan...

"Ya insan ses çıkarmadan gelir mi?" Dedim.

"Kalbime indi ya bu telefon suratında patlasaydı!" Yanlışlıkla ona zarar verebilirdim.

"Şş sakin ol, patlamadı suratımda hem senin bu karanlık ve yasak yerde ne işin

var?"

"Merak." Dedim.

"Utanman geçti mi?" Dedi gülerek.

"Hayır."

"Güzelim utanmana gerek yok zaten yalan bir şey söylemedin."

"Çok saçmaladım ama!"

"Evlilik saçmalık değil." Dedi sırıtarak.

Planlar farklı

"Diyorsun..."

"Diyorum." Dedi.

Ellerini belime daha çok sardı ve boynuma ıslak bir öpücük kondurdu. Beni kucağına

aldı bacaklarımı beline doladım. Tarihi tabloların sergilendiği bir masanın üstüne

oturttu. Bacaklarımı açarak arasına girdi.

"Şu an neler yapmak istiyorum tahmin bile edemezsin." Dedi.

"Terbiyesiz." Dedim ayıplar gibi gülerek.

"Tablolara bakmaktan bahsediyordum. Niye konuyu başka yönlere çekiyorsun." Dedi

o da.

"Ben mi çekiyorum?" Gülerek söylemiştim. Bakışları dudağıma indi. Yaklaşıp kıvrılan

dudaklarıma öpücük bıraktı. Geri çekildi ve ardından tekrar öptü.

Bu sefer ben ona yaklaştım ve dudaklarımı dudaklarına kapadım. İlk başta

birbirlerine temas eden dudaklarımız benim onun dudağını ısırmam ile

hareketlendi. Dilini işin içine sokunca içimden yükselen bir alev var gibi hissettim.

Eli boynuma çıktı ve açık saçlarımdan tutup geriye doğru çekti. Dudakları açıkta

kalan boynumda gezindi. Saçlarımı eline dolamıştı. Dudakları boynumu talan etmişti.

beni daha çok kendine bastırdı. Bacaklarım beline dolanmıştı. Dudaklarımız ayrılınca

nefes nefeseydik. Üstten bana bakarken gülümsedi. Kafasını boynuma döndü ve

kokumu içine çekti.

"Kokun huzur veriyor." Dedi. Çenemden tutup kafamı kaldırdı ve gözlerime baktı. Ne diyeceğimi bilemediğim için susmayı tercih ettim. O da bunu anlamıştı, benim yerime

konuştu.

"Çok garip bir kızsın."

"Pardon?" Dedim şaşırarak.

"Kendi içinde çok çelişkilisin. Net olamıyorsun."

"Çok net biriyim ben."

"Mesajlaşırken dünyayı fethedecek kadar cesursun ama şu an

hiç konuşmayacak kadar utangaçsın." Dedi tam konuşacağım anda sözümü kesti.

"Bu haline aşığım." Dedi ve dudağımın kenarından öpüp uzaklaştı. Uzaklaşması ile

boşluğa düşmüştüm.

"Benim ardımdan inersin." Dedi ve merdivenlere yöneldi. Sanırım konuşma yetimi

kaybetmiştim. Konuşamıyordum.

Kendimi toparlayınca aşağı indim. Azra beni görünce yanıma koştu.

"Neredeydin?... Bu halin ne?"

"Ne varmış halimde?" Dedim beni kolumdan tuttu ve kalabalıktan uzaklaştırdı. El

aynasını açıp bana verdi.

El aynasından kendime bakınca şaşırdım. Boynum...

Çantasından kapatıcıyı ve süngeri çıkarttı. Elime verip bana baktı.

"Aptal kız." Dedi gülerek. Tabi hanımefendinin ağzına malzeme verdik.

"Ben seni köşede bekliyorum işini hallet gel." Dedi ve beni bırakıp

gitti. Kapatıcının kapağını açınca arkamdaki kapının açılma sesini duydum ardından

biri beni odaya çekti. Burası özel güvenliğin odasıydı. Sinirle beni çeken kişiye

döndüm.

Arslan?

"Öyle çekilir mi? Ya biri gördüyse?" Dedim. Kalbime iniyordu.

"Kimse görmedi." Dedi.

"O ne?" Elimdekini göstermişti.

"Senin sanat eserini kapatmak için." Dediğimde sırıtarak elimden kapatıcıyı aldı.

"Nasıl kullanılıyor bu?" Şaşkınca ona baktım.

"Bilmiyor musun?"

"Yok biliyorum güzelim. Her sabah okula gelmeden önce mutlaka kullanırım." Bu

dediği ile gülerek ellerimi beline doladım. Hala gülmeye devam ediyordum.

Gülmekten karnım ağrımıştı. Sonunda durunca ona döndüm. Bana çok derin

baktığını fark ettim.

"Dalga geçme." Dedim.

Kapatıcıyı açtı ve benden biraz uzaklaştı kapatıcıyı boynumda bazı

noktalara değdirdi. Ardından süngeri aldı ve dağıttı.

"Bunu kapatmak için iki kutu daha gerek." Dedi.

"Abartma Arslan." Dedim. El aynasını açınca şaşırdım. Çok iyi kapatmıştı.

Maşallah.

"Çok güzel sürmüşsün." Dedim. Bana yaklaşıp öpecekken bu işin sonu nereye

gideceğini bildiğim için uzaklaştım ondan.

"Tekrar bir yerlerimi morartmak istemem." Dedim ve hızla odadan çıktım. Bizim

okuldan kimse yoktu. Herkes servise binmişti. Hızla bende servise bindim ve

Azra'nın yanına oturdum. Kapatıcısını ona verdim. Bana imalı bakmayı ihmal

etmemişti.

"Bakma öyle." Dedim.

"Sana kocan baksın." Dedi ve gülümseyerek önüne döndü. Yol boyunca bana

laf çarpıtmıştı! Servis durunca hep beraber servisten indik.

"Arkadaşlar burası Bursa belediyesnin yaptığı bir etkinlik çeşitli standlar var. İsteyen etraftaki gezilecek yerleri gezebilir. İsteyen arkadaşlar etkinliklere katılabilir. İki saat

sonra burada toplanıyoruz." Dedi Sema hoca, buraya bayılmıştım.

"Ne yapalım?" Dedi Azra.

"Lütfen seramikten vazo yapalım." Dedim. Hep bir merak sarmıştım ama

ilk deneyişim olacaktı.

"Elimize yüzümüze bulaştırırız." Dedi ama yüzümdeki o hevesli ifadeyi görünce

kolumdan tutup sıraya soktu. Yan yana üç masa vardı. Sıra da zaten kısaydı.

Telefonumun titremesi ile cebimden çıkardım.

Lavinia: Beni odada bıraktığın için intikamımı ağır alacağım.

Defne: nasıl olacak o?

Lavinia: Morlukları sadece boynunda değil tüm vücudunda görünce anlayacaksın.

Hızla telefonu kapattım. Bu sefer fazla açık olmuştu. Kafamı çevirince Azra'nın da

mesajları okuduğunu fark ettim. Benim gibiydi yüzü ardından imalı bir bakış attı

bana.

"Defne sen benden de hızlısın." Demesi ile koluna vurdum. İnleyerek kolunu tuttu.

"Azra!"

"Tamam be! Ama frenle sen yine de." Dedi ve ben ağzımı açmadan sıra bize geldiği

için bir masaya geçti. Ben de onun yanındaki masaya geçtim. Nasıl yapıldığı

hakkında gram bilgim yoktu.

Yanımdaki kadını izleyerek yapmaya çalıştım ama her seferinde bir yerlerinden

kopuyordu. Bu iş sabır ister!

"Defne hadi!" Azra çoktan vazgeçmiş beni bekliyordu.

"Sen git ben bunu bitireceğim." Dedim ama o beklemeye devam etti.

Bir saat sonra sonunda bir vazoya benzetebildim. Heyecanla bu işten sorumlu

kadına döndüm.

"Ay başardım sonunda, lütfen kuruması için yapılması gerekenleri siz yapar mısınız?

Bozmaktan çok korkuyorum." Kadın bana sıcak bir gülümseme ile baktı.

"Tabi ki. Azminize hayran kaldım." Dedi ben de ona gülümsedim. Otele gitmeden

önce almaya gelecektim. Önlüğümü çıkarıp sıradakine verdim ve Azra'nın yanına

döndüm.

"Sonunda!"

"Ama çok güzel olacak beklememe değdi." Dedim.

"Ay hadi zamanımız bitmeden gezelim." Dedi kafamı salladım. Beraber etkinlik

alanında ilerlerken bir yerde durduk. Doğal taş...

"Ay alalım bekle." Dedi Azra beni durdurup. Azra doğal taşlara bayılırdı. Ben de

severdim.

Stant da gözümü gezdirirken kaplan gözünü gördüm. Nedense kaplan gözüne ayrı bir ilgim vardı. Bir kolye şeklindeydi.

"Şunu alabilir miyim?" Dedim kadına bakarak kadın kolyeyi aldı ve yanında bir tütsü

ile bana verdi. Evde arındıracaktım. Azra pembe kuvars almıştı.

Beraber bir sürü eşya almıştık: takılar, aksesuarlar, hediyelik eşyalar... Daha doğrusu

en çok Azra almıştı.

Sonunda zamanımız dolunca ilk olarak vazomu almak için oraya

uğradık. Kadın Vazomu güzelce kutuladı ve bana verdi. İlk vazom olduğu için ben de

değeri çok büyüktü. Bunu değer verdiğim birine hediye etmek istiyordum.

🎀

Otele dönmüştük. Yarın son günümüzdü. Herkes gecelikleri o giyip yatmıştı. Ben de

yolda akrelik boya almıştım. Herkes yatarken vazomu boyuyordum.

Yarısını boyayınca alıcı gözü ile vazoma baktım. Biri bana bunu verse havalara

uçarım her halde.

Vazoyu kenara için bıraktım. Telefonumu elime aldım. Arslan'a mesaj atacaktım

ama Onur'dan gelen mesaj ile onun mesajına baktım.

Onur: Sevgilin korkutma işinde başarısız be Defne

Onur: Onun arkasına saklanmak yerine bana cevap ver

Onur: Tabi fotoğrafların yayılmasını istemiyorsan

Defne: Koridora çık.

Hızla oturduğum yerden doğruldum. Üstüme ceketimi alıp odamdan çıktım.

Koridorun sonuna ilerledim ve sağa döndüm. Bu sefer Onur için kötü olacaktı.

Puşt korkacağımı falan sanıyordu.

Aslında azıcık ürkmüştüm. Gizlemeye çalışsamda ellerim titriyordu. Korkuyordum

ama ondan değil. Korkum bu olayın açacağı sorunlardı. Bir sürü senaryo yazmıştım

kafamda.

"Oo naber?" Onur'a döndüm. Buna baktıkça haneme günah yazılıyordur. Suratsız

herif.

"Ne istiyorsun?" Dedim tepkisiz bir biçimde.

"Ondan ayrıl ve benimle ol." Ne klişe ama! Hiç değilse daha yaratıcı olabilirdi.

"Seninle olmak yerine yalnız kalmayı tercih ederim." Dedim. Onur popüler bir tip

değildi okulda. İlk tanıştığımız zamanlar bize karşı sıcakkanlıydı. Ben de sanmıştım ki

erkek kankam gibi bir şey olur!

"Eğitim hayatın parmaklarımın ucunda." Dedi. Histerik bir şekilde güldüm.

"Şansa bak senin eğitim hayatında benim parmaklarımın ucunda." Dedim. Ne demek

istediğimi bilmediği için yüzüme baktı.

"Neyden bahsediyorsun?"

"Senden kaç yaş büyük kadınla yatmak doğru bir şey mi?" Dedim. Yüzünün rengi

attı.

"Ben sen değilim Defne." Dedi.

"Gördüm sizi Sema hoca ve seni gördüm." Bildiğimi anlayınca sırıtarak bana baktı.

"Kanıt?"

"Video, fotoğraf, ses kaydı hangisini istersin hepsi var." Dedim. Vücudu kasılmıştı.

Öfke ile damarları belirginleşmişti.

"Ver Defne kurula videoları. Ben de seninkini veririm okuldan atılırım ama bu benim

için sorun değil. Ama senin için bir sorun." Beni köşeye sıkıştırdığını sanıyordu.

"Başka şeylerde biliyorum Onur." Eli boş değildim.

"Ne?" Dedi. Ona doğru yaklaştım.

"Okuldan atılman umrunda olmaz belki üstünü bir şekilde örtersin ama

parmaklıkların arasına girmeyi nasıl açıklayacaksın? Çevrene, ailene..." Bu sefer

fena korkmuştu. Onur uyuşturucu alıyordu. Bunu önceden de biliyordum ama bana

ne deyip geçmiştim. Yeni bir şey daha öğrenmiştim. O bir satıcıydı da.

"Seni-" sözünü kestim.

"Hemen o fotoğrafları yedekleri ile birlikte gözümün önünde sil emin ol

bunu yaymaktan korkmam."

"Bak anlaşabiliriz-"

"Anlaşmak istemiyorum Onur ya sil ya da benden günah gitti." Dedim. Çok sinirliydi

ama bir şey yapamıyordu. Telefonunu çıkardı ilk fotoğrafları sildi ardından yedekleri.

Elinden telefonu aldım ve didik didik ettim. Silmişti hepsini.

"O fotoğrafları videoları hemen sil." Dedi.

"Hayır."

"Neden?"

"Olmayan bir şeyi yok edemem." Dedim. Sinirle bana baktı.

"Dalga mı geçiyorsun?"

"Belki." Dedim ve yanından geçtim. Tabiki de fotoğraflar vardı ve tabiki bunları

polise iletecektim. Böyle bir şeyi yapmazsam vicdan azabı duyardım bir suçu

saklıyorum diye.

Sola dönünce Arslan'ı duvara yaslanmış bir biçimde gördüm. Duymuştu her şeyi.

"Ne zaman söylemeyi düşünüyordun?" Dedi. Kırgın ve sinirliydi.

Bölüm sonuuuuuuuu

Nasıldı bölüm?

Sizce Defne vazoyu kime verecek?

Arslan bundan sonra ne yapar?

Bu bölüm de çok minik aksiyon vardı ama Arslan yalandan nefret eder ve Defne'nin

kendisine güvenmediğini düşünüyor...

Ben yaptım nasıl olmuşşş

Bir sürü böyle varrrrrrrr

Bir sonraki bölüm de görüşmek üzereeeeeeeee

Bölüm sonu

2 yorum

  • Eelf22 Şub 2025

    fotoğraflar açılmıyor çıldıranzi

    1Yanıt
  • Medine melodi 💜💙💘🛍️💄🎵🎶👗🍕Medine melodi 💜💙💘🛍️💄🎵🎶👗🍕15 Oca 2025

    Mesajlaşmalar eski bölümleri hatırlattı 🤭😉