Arkadaşlar merhaba
İlk defa merhaba dedim, sanırım.
Nabersinizzzz
Önceki bölümde çok kısa daha detaylı falan dediniz
AMA DAHA YAŞAMADIĞIM BİR ŞEYİ NASIL DETAYLANDIRABİLİRİm
ama siz de haklısınız
Okuyorum örnekler ama onlarda benden farklı yazmamış delircem...
Ama bir dahakinde tüm ahlak bir yana bırakıcam ve yazcam
Bir daha ki yazabildigimce uzun olur inşallah. (+21 değil bu he)
Aileme sınav notumu beğendirmeye çalışan çocuk gibi hissediyorum
Şu an odamdaydım. Ne mi yaptım? Adamı yatakta bıraktım! Sabah uyandığımda hızla giyinip çıkmıştım. Yani ne bileyim insan utanıyordu?
Biri ile olmuştum. Öğretmenim ile olmuştum! Suçlu hissetmem normal mi?
Evet. Hissetmelisin
Sen bipolarsın.
Bugün yüzüne bakamazdım. Ben de buyum yani. Zaten temastan çekinen bir insandım. Fazla temas yaşamıştım. Yatakta pijamalarım ile uzanıyordum saat daha altıydı ve herkes yatıyordu.
Lavinia:
Lavinia: Sen kaçmadan önlemimi aldım sevgilim :)
Defne: Orospu (gönderilemedi)
Defne: Sen varya Allah seni beter etmesin (gönderilemedi)
Defne: SENİN GİBİ ADAMA KURBAN OLAYIM DA. Yapılır mı bu be? (Gönderilemedi)
Defne: Arslan.
Defne: Utançtan evren değiştirdim.
Lavinia: utanılacak bir şey yok güzelim.
Lavinia: normal şeyler bunlar.
Defne: (piç sırıtışı)
Lavinia: ne?
Defne: (☉。☉)!→
Defne:
Lavinia: ben o beyaz şeye dokunmam bile.
Defne: Zaten ben koydum oraya ;)
Lavinia: kaşınma.
Defne: Kaşınıyorum gel de kaşı.
Lavinia:
Defne: BU FOTOĞRAFIN SEN DE NE İŞİ VAR.
Bunu kız kıza bir gecede çekmiştim. Azra ile!
Lavinia: Güvenilir kaynak.
Defne: Bomba geliyor.
Lavinia: Gönder gelsin.
Defne:
Defne: Aa bu da kim?
Lavinia: Defne...
Lavinia: Defne bunu sana kim verdi.
Defne: Güvenilir kaynak canım benim.
Lavinia: O zamanlar ergendim. Baya eski bir fotoğraf bu.
Defne: Anlamam ben böyle bir fotoğraf var mı var.
Lavinia: Zorla giydirdiler.
Lavinia: Benim böyle şeylerle işim olmaz.
Defne: inandım.
Defne: Yersen.
Lavinia: Sınavlar da yaklaştı, sözlü notları falan ;)
Defne:
Lavinia: Bende çok fotoğrafın var bebeğim. Bence kaşınma.
Defne:
Komik değildi. Gülmedim. Şakan o kadar kötüydü ki kafamın üstünden gitmesini tercih ederdim. Dürüst olmak gerekirse beni güldürmek için berbat bir deneyimdi. Kıkırdamadım akciğerlerimde ufak bir hava akışı olmadı. Bilime göre güleceğimiz zaman, yüz kaslarımız gülmeden önce gevşemeye hazırlanırlar, en küçük bir oynama bile hissetmedim. 0/10 şakan o kadar kötüydü ki sana yasal olarak yaratıcılı olmana kim izin verdi inanamıyorum. Bu şakaya harcadığım beyin gücü dünyadaki bütün evlerin enerjisini karşılamaya yeter sanırım. Bi kişilik sahibi, ol şaka yapmayı öğren, kitap oku. Bunu komiklik için söylemiyorum, içtenlikle söylüyorum ki bu mizahın gelebileceği en kötü nokta olabilir. Az önce dünyadaki bütün mizahi ve komedik şeyleri tek elle yoketmiş bulunuyorsum. Toplumun seni bütün olarak bu komiklikten aciz bıraktığından dolayı büyük bir utanç içerisindeyim.
Lavinia: Defne.
Lavinia: Defne üşenmedin mi?
Defne: Kopyala yapıştır var BEBEĞİM.
Lavinia: Bebeğim demem hoşuna mı gitti?
Defne: Bir daha desene.
Lavinia: Hayır.
Defne: Neden?
Lavinia: Beni yatakta bırakan birine bebeğim diyemem.
Lavinia: Hayatımda ilk defa yatakta bırakıldım.
Defne: Yani daha önce birisi ile yattın.
Lavinia yazıyor...
Lavinia çevrimiçi
Lavinia yazıyor...
Defne: Şaka yaptım. Beni öncesi değil şu an ilgilendirir.
Defne: Korkudan götün titredi dimi?
Lavinia: Değil mi?*
Lavinia: Ve evet beni korkuttun.
Defne: *ses kaydı*
Kıyamam yaa, şapşik şey.
Lavinia: *ses kaydı*
Sabah sabah bu enerji nereden geliyor küçük?
Defne: Yay burcuyum ben.
Defne: Ben enerji dolu olmayacağımda kim olacak.
Lavinia: Burçlara inanmam.
Defne: Ben inanırım.
Defne: AY SİKTİR.
Lavinia: ?
Defne: AY OLAMAZ.
Lavinia: Ne oldu güzelim.
Defne: ARSLAN SEN İKİZLERSİN.
Lavinia: Yani?
Defne: ARSLAN
Defne: SEN
Defne: İKİZLERSİN.
Lavinia: Defne seni anlamıyorum.
Lavinia:
Lavinia: Bu iyi bir şey değil mi?
Defne: Aşkım bu yalan.
Defne: İkizlerden herkes nefret eder.
Defne: Hele bir de erkekse.
Defne: Ama sen merak etme.
Defne: Benim en sevdiğim burç ikizler.
Gerçekten öyleydi bir tek onlarla harika anlaşırdım. Ama yine de ikizler olması hoş
değildi.
Lavinia: Doğduğum güne sıçayım.
Lavinia: Sen seviyorsan sıkıntı yok.
Defne: küfür ettin.
Lavinia: Rahatsız mı oldun?
Defne: Hayır yanımda kendin gibi davran.
Lavinia: Zaten davranıyorum güzelim.
Defne: ♡(˃͈ દ ˂͈ ༶ )
Lavinia: ;-)
Arslan'ın yanında kendim gibi hissediyorum. Önemli olan da bu değil mi? Genelde insanlar: kocaman kızsın, böyle hareketler yakışıyor mu? Ergen misin? Gibi tepkiler verirdi ama Arslan öyle değildi.
Ya o da senin arkandan öyle davranıyorsa mantıklı davran!
Öyle bir insan değildi. İlk Arslan'ı ölümüne savunup sonra onun kuyusunu kazan
Hera?
"Pişt" yeni uyanan Azra gözlerini ovuşturarak bana baktı.
"Dün neredeydin?" Dedi.
"Öyle otelde keşfe çıktım." Dedim.
"He yedim bende." Yerinden kalkarak yanıma gelip oturdu.
"Dökül."
"Ya ne diyorsun bir şey olmadı!" Dedim.
"Hem sen benim fotoğraflarımı Arslan'a mı atıyorsun?" Sorgulayan taraf bir anda
ben olmuştum. Fısıltı ile konuşmuştum.
"Yo ne alaka?"
"Sadece sende olan absürt bir fotoğrafım var onda." Dedim.
"Hangisi?"
"Şapkalı maskeli saçma bir şey." Azra bir süre düşündü.
"Heee e onu sen istedin ya." Pardon bundan neden benim haberim yok?
"Ben istedim?"
"Evet. Dedin ya Arslan ile kolaj falan yapcam." Ben mi dedim?
"Yo ben öyle bir şey demedim." Derin nefes alarak bana baktı.
"Hani Arslan hoca'nın telefonundan yazdın." Şimdi her şey yerine oturmuştu.
"Salak." Dedim ona bakıp. Çok içli söylemiştim.
"Ne?"
"Arslan seni kandırmış fotoğraf kapmak için." Ağzı açık kaldı. Sinek girecek
şimdi. Odadakiler yatıyordu ama yine de acayip fısıldıyorduk.
"Hiç konduramadım hocama." Dedi .
"Of boş ver gel kahvaltıya inelim bir saat sonra yollardayız." Dedim. Üstümüzü
giyinip aşağı indik. Koca salon çoktan doluşmuştu tepsiyi alıp boş bir yere oturduk.
Gözlerim salonu tarayınca Arslan'ın tek başına oturduğunu fark ettim. Kahvaltısını
çoktan yapmıştı. Normal siyah beyaz kombininden bir tık ayrılmıştı.
Üstündeki çok yakışmıştı. Zaten vücut yaptığı için tam oturmuştu. Azra'nın sesi ile
kendime gelebildim.
"Biliyorum." Dedi anlamaz gözlerle ona baktım.
"Neyi?"
"Dün gece ne bok yediğini."
"Ne bok yedim?" Dedim. Gizlim saklım mı vardı canım?
"Pişirmişsin kız-" alttan bacağına vurdum.
"Sessiz ol." Dedim. Bana inanamayarak baktı.
"Neden?"
"Duyabilir." Dedim Arslan'ı işaret ederek.
"K9 köpeği mi Arslan? Salonun öteki tarafından duysun bizi. Olmadı koku
alıp izimizi de sürsün tam olur." Dedi. Yani haklıydı? Azıcık.
Kahvaltımızı yaptıktan sonra tekrar Hole gittik. Sema hoca Arslan ile bir şey
konuşuyordu. Okul ile alakalı. Sema hoca geldiğimizi fark etti. Boğazını temizleyerek
söze başladı.
"Bugün Bursa'nın ünlü bir çarşısına gideceğiz istediğiniz gibi gezebilirsiniz. Şu an
saat 13.00 saat 16.00 da herkes servisin burada olacak." Dedi. Herkes kafasını
salladı. Servise tam binecekken Arslan ve Sema hocanın bir konuşmasına kulak
misafiri oldum.
"Hocam nereye gideceksiniz? Ben beraber gezeriz demiştim." Dedi Sema hoca!
Benim olan benimdir.
Sana açık açık söyliyim kızım zarttı zurttu anlamam bu işler bana gelmez anladın mı
benim tuttuğum eli bir başkası tutarsa o eli kırarım bu kadar net!
"Bir akrabamı ziyaret etmem gerek." Dedi Arslan Akrabası kimdi?
"Anladım yarına kaldı." Arslan başını salladı ve onlarda iki servise dağıldılar. Yok
yani kadına hayır da demiyor. Sabır ver Allahım.
Amin amin.
Serviste Azra'nın yanında oturdum. Çarşıya vardığımızda annemin verdiği para ve
benim fakir param vardı. Zaten amaç gezmekti para harcamak değil. Servisten inince
Azra bana baktı.
"Defne bir şey diyeceğim." Dedi Azra.
"Evet."
"Ya şu durağı görüyor musun?" İlerideki otobüs durağına baktım.
"Evet?"
"Onun karşısında ki dükkanda bir yüzük var ben alcam demiştim. Ben seni burada
beklesem sen hemen alıp gelsen."
"Neden sen gitmiyorsun?"
"Utanıyorum." Azra ve utanmak. Bu işte bir bok olduğu için merakımdan kabul ettim.
Bir sürü işletmenin olduğu cadde çok kalabalıktı. İzmirdeki Kemeraltı'na göre alan
daha genişti. Durağın oraya doğru yürüdüm. Tam dükkana girecekken biri adım ile
seslendi.
"Defne?" Kafamı çevirince arabadan bana bakan Arslan'ı gördüm.
"Gel." Dedi hızla kapıyı açıp arabaya bindim.
"Noldu?" Dedim.
"Sana Bursa turu yaptıracağım."
"Ama Azra'nın yüzüğünü almam gerek." Hem ben Azra'yı ekmiş olurum.
Hayatta ekmem ben böyle bir insan değilim.
"Güzelim o yalandı."
"Nasıl?"
"Azra ile anlaştım diyelim." E Azra kimle gezecek?
"Ama Azra tek-"
"Merak etme Cem de burada o da onunla vakit geçirmek istiyormuş." Vay be beni
önden satmış zaten...
"E gezelim o zaman." Demek ki akraba da yalandı. Arabayı çalıştırdı ama nereye
gideceğimiz hakkında gram bilgim yoktu.
"Nereye gidiyoruz?"
"Nereye gitmek istersen." Bursa'ya gelmeden önce uzun bir liste yapmıştım.
"Ulu cami olur mu?" Tarihi şeylere olan merakım ayrı bir şeydi o tarihi bir yapıya
girince önceden oraya ayak basmış insanların içinde dolaşıyor gibi hissediyordum.
"Bunu diyeceğini biliyordum."
"Her şeyi biliyorsun." Dedim. Bu sinir bozucu bir durumdu.
"Biliyorum."
"O zaman benim hakkımda kimsenin bilmediği bir şey söyle."
Zor soru.
"Bir fiziki özelliğim." Vücudumu kimse benden daha iyi bilemezdi.
"Gözlerin." Dedi.
"Ne varmış gözlerim de?"
"Aslında gözlerin kehribar."
"Hayır açık kahverengi."
"Hiç gözlerini güneşte görmedin mi?" Evet ben gözlerimi çıkarıp güneşte ara sıra
bakıyorum.
"Nasıl?"
"Normalde kahverengi duruyor ama güneşe çıkınca gözlerin kehribar, Kırmızı sarı karışımı kahverenginin bir tonunu alıyor."
"Bunu ben neden fark etmedim?"
"Çünkü güneşten nefret ediyorsun. Vampir gibi hep gölgeye kaçıyorsun."
"Kafama güneş vurmasını sevmiyorum."
"Biliyorum." Konuşmamız arabanın durması ile son bulmuştu. Arabadan indik. Bol
bol gözümün fotoğrafını çekecektim.
"Arslan dur." Arslan durup bana döndü.
"Noldu?"
"Telefonunu versene." Telefonunun kamerası çok çok çok güzeldi. Telefonunu verdi.
Hızla kamerayı açtım.
"Şimdi gözünü sakın kırpma." Dedim. Dibine girdim. Parmaklarımın
ucunda yükseldim. Ama denge de duramıyordum. Ellerini belimde hissetmem
ile karnımda kelebek, böcek, kuş her şey uçtu.
Gözünü odaklayıp fotoğrafını çektim. Bir, on, yirmi derken baya çektim. Bir eli
hala belimdeyken diğer eli ile telefonu aldı ve o da gözümün fotoğrafını çekti.
"Ahlakta kalmamış." Söylenen bir teyze ile kendime geldim. Ama Arslan gelmemişti.
Sanki kaçacakmışım gibi sımsıkı tutuyordu.
"Sevgilim açık bir alandayız." Dedim.
"Bir şey olmaz." Dedi. Tamam ama ben şu an o teyzeden sonra çok utanıyorum.
Dudaklarını boynuma getirip öptü. Nefesi gıdıklamıştı. Utandığımın farkında olduğu
için benden ayrılıp elimi tuttu ve camiye doğru ilerledik. Herkesin içinde el ele
tutuşmak...
Giriş işlemleri ardından girdiğimiz an acayip mutlu hissediyordum.
"Burada çok yaşanmışlık var." Dedim.
"Nasıl?" Beni konuşturmaya çalışıyordu.
"Burada kim bilir ne aşklar bitti, ne aşklar başladı." Kim bilir kaç kişi acı çekti.
🧿 :)
Otele gelmiştik. Akşam yemeği yiyorduk ardından herkes odasına çıkacaktı. Arslan
ile gün boyu gezmiştik. O kadar mutluydum ki... Bir şey bunu bozacak diye her an
korku doluydum.
"Kanka gide gide ulu camiye mı gittiniz?" Azra'nın sesi ile ona döndüm.
"Tarihe olan düşkünlüğümü biliyorsun!" Eminim Arslan'a başka yer desem anında
oraya götürürdü.
"Tarihi benden çok seviyorsun."
"Sen boş ver Cem ile ne yaptınız?"
"Biz sizin gibi değiliz aşkım. Tüm gün sinema, cafe, oyuncakçı gezdik bana boyum
kadar bir bebek aldı." Azra'nın 10 yaşından beri olan bir Barbie bebek koleksiyonu vardı desem?
Ben ise onun aksine peluş oyuncakları daha çok severdim. Oyuncak bebeklerden
nefret ederdim.
Yemeğimizi bitirmemiz ile herkes odasına dağıldı. Geceliklerimi giyinip yatağa
girdim. Asminler çoktan onuncu rüyalarını görüyordu.
"Azra oyuna girel-" sözümü kesti.
"Hayır uyuyacağım ben." Dedi ve öteki tarafa döndü. Şaşkınlıkla ona baktım bende
yatakta döndüm durdum. Ama yok gelmiyor uykum.
Arslan'ın yanına git.
Harbi!
Şaka yapmıştım!
Saat bir olmuştu uyandırmak istemediğim için önden mesaj yazdım.
Defne: ARSLAN.
Defne: A R S L A N
Defne: Arslannnnnnnnnnnn
Lavinia: Defne bir şey mi oldu?
Lavinia: Defne.
Lavinia: Defne başına ne iş açtın.
Defne: Aşk olsun.
Defne: uyuyor musun diyecektim.
Lavinia: Yok uyumuyorum.
Defne: Şansa bak ben de, yanına gelebilir miyim? Beraber yatarız.
Lavinia: Hayır deme ihtimalim var mı sence?
Defne: :)
Lavinia: :)
Sessizce odadan çıktım. Tam o anda koridorun başında Sema hoca göründü. Hızla
tekrar odaya girdim. Bu saatte dışarıda ne işi vardı? Kendi odasına girince tekrar
çıktım odadan.
Arslan'ın kapısının önüne gelince ona kapıyı açması için mesaj attım. Çalarsam ses
çıkardı. Kapı açılınca Arslan eşofmanları ile önümde duruyordu. Hızla içeri girip
kapıyı kapattım. Ona dönünce bana baktığını fark ettim. Çok durgundu. Boğazımı
temizledim.
"Hiç uyumadın mı?" Dedim.
"Yok."
"Neden?"
"Uykum gelmedi."
"Benim de." Dedim. Arslan'ın gözleri kızarmıştı. Ağlamıştı Bir anda beni kendine
çekip sarıldı. Ellerimi şaşkınlıkla boynuna doladım.
"Arslan iyi misin?" Dedim. Benim sırlarım olduğu gibi onun da vardı.
"Şu an daha iyiyim." Dedi ve saçlarımın kokusunu içine çekti. Onu zorlamadım. Eğer
ki anlatmak isteseydi. Hazır hissetseydi anlatırdı. Elbet her şeyin zamanı vardı.
Ondan ayrıldım ve elinden tutup yatağa ilerledim.
İkimizde battaniyenin altına girdik.
Kafasını dağıtmak için konuşmaya başladım.
"Bugün için çok teşekkür ederim." Dedim.
"Etmene gerek yok."
"Cem neden buraya geldi?"
"Azra için gelmiş." Dedi.
"Bunlar çok içli dışlı oldular." Dedim. Bu işin sonu hayırlı değil.
"Seviyorlar." Dedi.
"Bak aklıma ne geldi?" Dedim heyecanla.
"Birbirimizi daha iyi tanımak için hakkımızda bilmediğimiz şeyleri soralım." Dedim.
"Ben başlıyorum. Fobin var mı?" Dedi.
"Oyuncak bebek." Dedim.
"Nasıl?"
"Ya bildiğin oyuncak bebekler. Onlardan çok korkuyorum." Küçüklükten beri.
"Sana ne zararları var?" Dedi gülerek.
"Gülme. Küçüklükten beri korkarım eve asla sokmam." Onlar odada
iken uyuyamazdım. Küçükken bir bebek odamda diye bebeği saçından tutup
camdan fırlatmıştım. Tüm gece de uyumamıştım bebek benden intikam alır diye.
"Bir diyeceğim ama gülmek yok." Dedim.
"Yok." Emin olmak için ona baktım.
"Canlanabileceklerini düşünüyorum." Dedim. Gülmemek için ciddi kalmaya çalıştı.
Ama Çok başarısızdı.
"Gül Arslan geberceksin." Dedim.
"Sıra sende." Dedi gülmesi bitince.
"En sevdiğin tatlı?"
"Tatlı sevmediğini biliyorum ama yediğin vardır bir tane." Dedim açıklayarak. TATLI
YENMEZ Mİ?
"Şekersiz, cevizli, kakaolu kek." Bir dakika ne?
"Şekersiz?"
"Evet ."
"Cevizli?" Dedim.
"Sevmez misin?"
"Ceviz keke yakışmıyor ama sen seviyorsan severim." Senin için şekersiz kek yerim
gülüm.
"Bu kadar çene çalmak yeter uyuyalım." Dedi başımı salladım ve kendimi ona
bıraktım.
Bölüm sonuuuuuuuuuuuu
100 K OLDUK!!!!!!!!!!
çok mutluyum. Bugün duraktayken bunu gördüm ve bağırdım...
BU ARADA BUNLAR İYİ GÜNLER....
spoiler... Defneye SOVCEGİMİZ günler de olacak.
Sınır koyacağım 120 vote 100 yorumu geçmeden bölüm gelmeyecek (biraz fazla) 😈
Buraya bir kısım koyacağım kullanılır mı bilmiyorum ama gün içinde kime veya
neye sinirlendiuseniz buraya Sövebilirsiniz.
SÖVME BÖLÜMÜ 👁️👄👁️
BAYS

