İçeriğe geç

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 18 · 11 dk okuma

MİHRİMAH/yarı texting

Bölüm 18

Bölüm 18

Bölüm sınırı 30 vote 10 yorum

Bu arkadaşınızı (beni) kırmayın bol bol yorum atın valla sıkılmadan okuyorum

Hiç konuscak halde değilim🌞

İyi okumalar

Karşımdaki kişiye şaşkınlıkla bakıyordum. Nasıl?

"Kız konuşsana." Zorlukla ağzımı açtım.

"Sevda burada ne işin var?" Sevda anne tarafı kuzenimdi 25 yaşındaydı. Hiç sevmezdim.

Tc'sinide ver.

"İş için geldim." Dedi. Çok dedikoducu bir kadındı güzeldi tabi orası ayrı.

"İyi yaptın burada mı kalcan?" Sevmediğim çok mu belli oluyor?

Evet.

Sevmiyorum anlasın be!

İçeri kabanımı astım beraber salona geçtik.

"Bakarsın bana kısmet çıkar." Dedi. Annem bunu çok severdi.

"Amin." Dedim iptal iptal iptal.

(Anlamayanlar için bahar dizisinden kesit:)

"Ben evi toparlıyım." Dedim.

"Ben hallettim." Dedi.

"O zaman ders çalışayım." Dedim kafasını salladı odama girdim ve ofladım. Bu kız nasıl bir şeytandı biliyor musunuz?

Eski sevgilim ile buluşunca bu da vardı bana utanmaz gibi senden önce bulsaydım kapardım. Demişti gel de yolma saçlarını!

(2 saat sonra.)

Annem eve gelmişti. Odamdan çıktım. Annem bana baktı.

"Sevda nerede?"

"Odada." Dedim ikimiz salona geçtik.

"Gülten teyzemm." Dedi sarıldılar.

"Kız git bize çay yap." Dedi annem arkamı dönüp mutfağa girdim. Şimdi dedikodu yapıyorlardı. Oflayarak çaydanlığı ocağa bıraktım. Masaya oturdum sıkıntıdan Arslan'a yazdım.

Defne: Naber bro?

Lavinia: İçtin mi yine Defne?

Defne: niye?

Lavinia: yok sevgilim bir şey nasılsın?

Defne: kötüyüm ben...

Defne:



Lavinia: Neden?

Defne: Hiç sevmediğim bir insan bizim evde kalacak.

Lavinia: kim?

Defne: anne tarafından biri.

Lavinia: Erkek mi?

Defne: çüş Arslan. Kıskanma.

Defne: kız.

Lavinia: yok kıskanmaktan değil.

Defne: neyse işte kızdan nefret ediyorum.

Defne: Sövebilir miyim?

Lavinia: hayır.

Defne: Ama...

Lavinia: Sevgilim güzel ağzını kirletme o kelimelerle.

Defne: Haklısın ağzıma başka şeyler yakışır.

Defne: ;)

Lavinia: Defne getirme beni oraya.

Defne: Geeeelll.

Lavinia: Yarın bunu ödeyeceksin.

Defne: ödet sevgilim.

Lavinia: Bazen beniçok zorlusun.

Defne:



Lavinia: Yemek yapıyorum hızlı yazdım ondan.

Defne: anlık atsana.

Defne: bazen keko oluyorum.

Lavinia:



Defne: Bunu kim çekti?

Lavinia: *ses kaydı*

Defneeee benim, ağla dur orada Arslan bana yemek yapıyor.

Ergen misin Cem?

Sondaki ses Arslan'a aitti. Harbi ergen misin Cem?

Defne: Verme şu amipe telefon Arslan.

Lavinia: Vermem güzelim.

Defne: Bir gün yine yemek yapalım.

Lavinia: yaparız güzelim. Sana bin bir çeşit sofra hazırlarım.

"Kız ocağa baksana." Sevda'nın sesi ile telefondan kafamı kaldırdım. Çaydanlıktan su kaçıyordu.

"Dalmışım."

"Biraz dikkat kızım kaç yaşında oldun?"

"Pardon?" Kaşlarımı kaldırdım bana döndü tam ağzımı açıcakken annem geldi.

"Kız haklı Defne." Dedi. Bu kadın da böyle akrabalarına can ciğer.

"Siz yapın çayınızı ben odama geçiyorum." Dedim ve yanlarından ayrıldım. Odama girince bir süre Azra ile mesajlaştım. O Sevda'yı tanımıyordu. Anlatmıştım. Artık o da düşmandı.

"Kız sana aday var." Annemin sesi ile kapıya yaklaştım ve onları dinledim.

Ayıp...

"Kim?" Dedi Sevda.

"Defne'nin bir öğretmeni var ama görmen lazım bir yakışıklı..." PARDON ANNE DAMADINI BAŞKASINA VERİYORSUN!

"Şaka! var mı fotoğrafı?" Sevda'da dünden hazır.

"Defne! Gelsene bir." Annemin beni çağırışı ile odamdan çıktım.

"Efendim."

"Hocanın fotoğrafı var mı?" Dedi Allah'ım ağlıycam.

"Ne hocası?"

"Öğretmen bey vardı ya?"

"Yok ne işi var ben de adamın fotoğrafı." Dedim. Var ama size yok.

"Neyse ben tanıştırırım sizi." Dedi annen Sevda'ya dönüp.

"Ya ne tanıştırması?" Biraz yüksek çıkmıştım.

"Yani belki adamın biri var hayatında?" Dedim sesimi alçaltıp.

"Yoktur yoktur."

"O gün arabada dedi biri var diye." Dedim.

"Kız sus sen karışma büyük işine." Dedi annem. Gözlerimi devirip odama gittim. Arslan'ı küçültüp cebime koymak istiyorum. Azra'yı aradım.

"Ne var?" Nazik arkadaşım.

"Ne kabasın!"

"Efendim gülüm?"

"Bu Sevda var ya."

"Ee?"

"Benim kocama talip çıktı." Dedim.

"NE ŞAKA YAPIYORSUN NASIL OLDU BU?" Yüzümü buruşturdum.

"Sesinin ayarını sikeyim."

"Nasıl oldu?" Dedi fısıldayarak.

"Annem anlattı işte öyle gelişti."

"Ne yapacaksın?"

"Bir şey yapmayacağım zaten Arslan bana aşık." Dedim öyleydi.

Bu devirde kimseye güvenilmez.

Beni mi dolduruyorsun.

Yoo kuru iftira!

"Cem'e talip çıksa kafayı yerim."

"Ne yapayım Azra kızın kafasına silah mı dayayım?" Dedim. Şevval bitmişti sevda başlamıştı.

"Silahı ben veririm sana."

"Senin aklına uyan aklımı... Kapat telefonu." Dedim ve onu beklemeden kapattım. Telefonuma gelen bildirim ile tekrar açtım.

Lavinia: Haftaya müdür yardımcısı oluyorum.

Defne: SENİN ADINA ÇOK SEVİNDİMM.

Defne: KOCAM MÜDÜR.

lavinia: yardımcısı.

Defne: aynı şey.

Lavinia: sen kocam mı dedin?

Defne: AA demişim.

Defne: Şansa bak...

Lavinia: Bir daha desene

Defne: hayır.

Lavinia: ileride bol bol dedirtceğim zaten.

Defne: kararlıyız baya.

Lavinia: :)

Defne: ;)

Sohbetten çıktım. Basım ağrıdığı için ağrı kesici içip yatağa uzandım.

Hamile olabilir misin?

Aynen ondan.

(Ertesi gün.)

Beni sarsan el ile uyandım gözümü açınca ilk gördüğüm yüzün Sevda'ya ait olması çok kötü bir Duyguydu.

"Kız uyan okula gideceksin."

"Sevda Bir git ya daha yarım saat var!"

"Ben de geleceğim." Aniden yataktan fırladım.

"Neden?"

"Öğretmeni göreyim dedim erkenden gidelim."

"Okula yabancı almıyorlar." Dedim yalan tabiki.

"Hallederim ben giyin hadi." Dedi ve odadan çıktı. Bir insan hiç mi anlamaz ya! Formamı giyip dişlerimi fırçalayınca odamdan çıktım. Sevda çok hevesli bir şekilde beni bekliyordu. Apartmandan çıktık. Otobüse giderken Azra ortalıkta yoktu.

Otobüse bindik bu kız biraz daha ısrar ederse ben yalana başvururdum.

"Nasıl biri anlatsana." Dedi Sevda, mavi gözleri vardı açık kahve saçları beyaz teni ile gerçekten maşallahı hak ediyor.

"Çok takıntılı disiplinli manyak bir adam yanına yaklaşmaz kimse." Dedim.

Yalan! cehennemliksin.

"O kadar var mı?"

"Dahası var." Dedim.

"Aman tanışıp öğreniriz."

"Adam belki istemiyor."

"O zaman eyvallah." Dedi.

Otobüsten indik okula girecekken beni tuttu.

"Şu adam mı?" Dedi işaret ettiği yönde Arslan vardı.

"Hm evet." Dedim.

"Tamamdır hadi iyi dersler." Gülümseyip okula ilerledim. Arslan ile yan yana gelince gözlerimle gel dedim. Koridorda ilerlerken bana döndü.

"Ne oldu?"

"Öğretmenler odasına girsene işin vardır."

"İşim yok müdürle konuşmalıyım."

"Tamam ben seni tutmayım." Dedim. Bana şaşkınlıkla baktı. Sınıfa girince Azra sırada uyuyordu. Sessizce yanına oturdum. İlk ders edebiyattı. İçim rahattı Arslan'a güveniyorum.

Umarım götüne girmez.

"Uyan koala ders başlıyor." Dedim Azra'yı sarsıp.

"Güno."

"Günaydın." Dedim.

Arslan derse hiç geç kalmazdı ama beş dakika gecikmişti.

"Gelsene lavaboya inelim." Dedi Azra.

"Ya gelirse derse almaz." Dedim. Diğerlerinin önünde bana ayrıcalık bile gösteremezdi. Gizli saklı ilişki çok yoruyor.

"Gelse çoktan gelirdi iki dakikalık iş zaten." Kafamı salladım merdivenlerden inerken ona döndüm.

"Geç kalırsak senin-"

"Ne benim?" Dedi Azra ama ben daldığım yerden ayrılamıyordum.

"Nereye bakıyorsun?" Benim baktığım yöne döndü.

"Siktir." Azra bile küfür etmişti.

Sevda Arslan ile konuşuyordu. Cilve yapıyordu ve Arslan gülümsüyordu. Azra yanımdan ayrıldı ve onların yanına gitti.

"Sevda nasılsın?" Sevda Azra'yı tanımadığı için kaşlarını çatmıştı.

"Anlamadım?" Dedi.

"Sevda, arkadaşım Azra." Dedim yanlarına giderek.

"Kız senin dersin yok mu?" Dedi bana dönerek.

"Hocamız yokta." Dedim Arslan'a bakarak.

"Ben gideyim derse geç kaldım." Arslan yanımızdan ayrıldı.

"Adam hiç anlattığın gibi değil dört dörtlük maşallah." Dedi.

"Sınıfa çıkıyorum ben. Görüşürüz." Dedim sevdaya gülümseyerek.

Arslan beni sınıfın önünde bekliyordu. Azra önden sınıfa girdi ve bizi yalnız bıraktı.

"O kim?"

"Dün sana dedikodusunu yaptığım kız." Dedim. Sinirlenmeyeceğim.

"bilmiyordum." Dedi.

"Boşver gereksiz biri." Dedim. Sınıfa girmek üzere iken kolumu tuttu.

"Sinirlendin mi?"

"Hayır tabi ki alt tarafı konuştun. Sadece şaşırdım." Dedim gülümseyerek duygularımı içime saklamalıyım sonuçta Arslan'ın suçu yoktu. Sınıfa girdik.

"Gençler bugün blok ders işleyeceğiz?" Sınıftan hayır nidası koptu.

"Sessiz olun!" Arslan ile herkes sustu.

Son dakikalarda artık her baktığım yer de yazar adları görüyordum. Dersin son dakikalarındaydık.

"Serbestsiniz telefonları alabilirsiniz." Dedi telefonumu aldım ve sırada yatmaya başladım basım çatlıyordu.

"Biri mesaj attı." Dedi Azra.

"Banane."

"Lavinia?" Dedi atan kişiyi okuyup kafamı kaldırdım ve telefonu açtım.

Lavinia: Neyin var?

Defne: Başım çok ağrıyor.

Lavinia: Neden?

Defne: Az önce bir adam iki saat ders işledi. Aralıksız!

Lavinia: O adama bak sen.

Lavinia: Dersten çıkacağım beş dakika sonra yanıma gel.

Defne: Nereye?

Lavinia: kantin.

"Öğretmenler odasına gidip geleceğim ses çıkarmayın." Dedi Arslan ve sınıftan çıktı. Beş dakika sonra Azra'ya döndüm.

"Ben gidiyorum." Dedim göz kırpıp.

"İyi sev-"

"Görüşürüz." Dedim ve sınıftan çıktım. Kantine inince kantinci ablalara çaktırmamak için Arslan'ın yanına yanaştım.

"Merhaba hocam."

"Selam." Dedi bir masaya geçtim. Arslan'da yanıma geldi. Önüme bir tost ve ayran bıraktı. Kocaman sırtı sağolsun bana bir şey verdiği belli olmuyordu.

"Ye açsın ondan basın ağrıyordur."

"Ya çok teşekkür ederim."

"Rica ederim küçük."

"Burada olmasak..." Sustum.

"Ee olmasak?"

"Anladın sen." Dedim sırıtarak bana baktı.

"Anlamadım."

"Of Arslan!" Dedim kısık sesle.

"Annen evde yok değil mi?"

"Yok. Neden sordun?" Anlamadan geliyordum.

"Öğrenirsin küçük." Dedi bir saçlarımı karıştırmadığı kalmıştı. Zil çaldığı için yanımdan kalktı ben de tostumu yedim.

(Okul çıkışı)

Azra ile son dakikaları sayıyorduk.

"Son iki dakika." Dedi.

"Dayan az kaldı."

"Dayanamıyorum."

"Azra!" Dedim.

"Tamam sustum."

Gelen mesaj ile telefonu açtım.

Lavinia: Okulun arka sokağına siyah arabaya gel.

Defne: Hepsi siyah ise?

Lavinia: Bir tane siyah var.

Defne: bir tık riskli sanki.

Lavinia: sen seversin riski.

Defne: yakalanırsak?

Lavinia: Sevişecek miyiz Defne alt tarafı arabaya bineceksin.

Defne: Neden olmasın?

Lavinia: Gel Defne.

Çalan zil ile sınıftan çıktık.

"Ben otobüse binmeyeceğim." Dedim Azra'ya dönüp.

"Neden?"

"Arsa- ayva beni bekliyor."

"Beni de Cem bekliyor."

"Siz nereye?"

"Dövme yapacak bana."

"Ne?" Dedim şaşkınlıkla.

"Öyle büyük bir şey değil minik bir figür."

"Ya pişman olursan."

"Olmam aşkım, ben hiç birşeyden pişmanlık duymam." Dedi Azra böyle bir kızdı ne yaparsa yapsın pişmanlık duymazdı. Okuldan da çıkınca arka sokağa gittim. Tek tük öğrenci vardı. Sıcak bastı ya yakalanırsam?

Siyah arabaya bindim kapıyı kapatınca derin bir nefes verdim.

"İyi misin?" Dedi Arslan.

"Kalbim küt küt atıyor."

"Sakin ol sevgilim." Dedi gülerek.

"İki hafta sonra gezi olacak ben de görevliyim ve sende geleceksin." Dedi.

"Bundan benim neden haberim yok."

"Gelmez misin?"

"Gelirim neresi?"

"Bursa bir gece otelde kalınacak ben senin ismini aldım. Yani gelecek gözüküyorsun."

"Çüş bir haber verseydin."

"Veriyorum ya."

"Gelsem mi bilemedim?"

"Sema hoca da gelecek-" sözünü kestim.

"Gelirim ya." Dedim kırmızı ışıkta durmuştu gülerek bana eğildi ve dudaklarımdan öpmeye başladı. Ellerim boynuna tırmandı bende karşılık vermeye başladım. Ellerim refleks ile gömleğin düğmelerine gitti ama çalan kornalar ile bir rüyadan uyandım.

"Arslan arabayı sür."

"Siktir et arabayı." Dedi bana eğilecekken onu durdurdum.

"Diğer şoförler öyle demiyor." Dedim gülerek.

"Devam ederiz." Dedi ve arabayı çalıştırdı.

Eve gelince arabadan indim. Ve ondan uzakta eve yürüdüm.

"Buyrun hocam."

"Teşekkür ederim öğrenci."

Merdivenleri çıktık kapının önünde annem ve Sevda'nın ayakkabılarını görmemek rahatlatmıştı. Ayakkabılarını dolabın içine koydu. İçeri girince ona döndüm.

"Sen odama geç ben geliyorum." Dedim edepsiz bir teklif gibi duruyor.

"Hay hay."

Mutfaktan kahveleri yaptım ve odama girdim.

"Sert ve acı." Dedim önüne bırakıp benim ki ise tatlıydı.

"Tamam şimdi bir kağıt ver önce eksik olduğun konuları yazalım." Dedi.

(1 saat sonra)

Kafam Arslan'ın omzunda dersi dinliyordum. İyice yayılmıştım hatta adama yapıştım desem yeridir.



"Bugünlük bu kadar yeter." Dedi.

"Bence de yeter. Kafam kazan gibi oldu." Ayağa kalktı ve kapımı kilitledi yatağıma oturdu.

"Gel başının ağrısını gidereyim."

"O nasıl olacak?" Yanına gittim ve göğsüne uzandım.



Elleri saçlarımı tarayıp oynamaya başladı. Bu çok rahatlamıştı.

"İyi geliyor mu?"

"Senin elinde cevher var." Dedim mayışmıştım. Güldü on dakika sonra kalktım ve ona baktım.

"Teşekkür ederim."

"Neden?"

"Öylesine." Dedim.

"Yarım kalan işimizi mi halletsek." Dedim. Azıcık çapkınlık vardı.

(Bu kısımda+18 var azıcık üsluptan rahatsız olanlar okumasın.)

"Hangi iş ya?" Dedi ve dudaklarımızı birleştirdi. Ona yapıştım ellerim boynuna gitti. Beni belimden tutup yatağa yatırdı ve üstüme çıktı. Açlıkla öpüyordu dudakları boynuma indi boynumu resmen harap ediyordu ama bu haz veriyordu. Eli tişörtümden içeri sızdı. Bir hareketi ile bile ıslanmıştım. Ben de Ellerimi gömleğinin düğmelerine götürüp açtım.

"Rahatlamak ister misin güzelim?" Bu dediği bile beni tahrik etmeye yetiyordu.

"İstiyorum."

"Neyi istiyorsun?"

"Beni becermeni istiyorum hocam."

(Arslan'ın öteki yüzü:)

Çok ileri gitmesini istemezdim çünkü böyle gergin bir ortamda benim evimde olmasını istemiyordum.

Elleri göğüslerime gitti ve birini sıkması ile inledim. Dudaklarıma yapıştı zevkten boynunu çiziyordum. Gömleğini çıkarmaya çalışıyordum kendisi saolsun beni yormadı gömleği odanın bir tarafına attı ben de tişörtümü çıkarttım. Önünde yarı çıplak duruyordum ama öyle bir haz duyuyorum ki gram utanmam yok.

Bu iş bitince görürüm ben seni.

Eli sütyenimin kopçasına gitti sütyen üstümden düşünce büyük bir açlıkla göğüslerime bakıyordu.

"Çok güzelsin."

Dudakları göğüslerime indi. Göğüs uçlarım haz ile dikleşmişti. Isırdığı yerleri iyileştirmek ister gibi öpüyordu. Kasıklarımda sertliğini hissediyordum, ellerim vücudunda keşfe çıkmıştı. Parmaklarım ile erkekliğini kavradım. Erkeksi bir hırıltı çıkardı. Bileklerimden tutup kafamın üstünden birleştirdi ve tekrar dudaklarıma yapıştı bu sefer daha nazikti. Bir eli eşofmanıma indi.

"Defne kız neredesin?" Sevdanın sesi ile irkildim.

"Siktir!" Arslan'ı üstümden atmaya çalıştım ama hala ellerimi tutuyordu.

"Arslan kalksana!"

"Bir şey olmaz."

"Olur Arslan." Üstümden kalkması ile hızla üstümü giyindim. Ayakkabıları ortada olmadığı için Sevda evde olduğunu bilmiyordu. Şükür.

"Evrenin ödü kopuyor sevişiriz diye!" Dedim yanıma geldi.

"Sana daha güzelini yaşatırım üzülme." Sevda'nın kapıyı çalması ile Arslan'ın eline gömleğini verip onu nereye saklayabilirim diye baktım.

"Dolaba gir."

"Ne?"

"Gir işte."

"Koskoca adamım ne hallere düştüm."

"Defne Vural farkı." Dolabın kapağını kapattım ve saçlarım ile boynumu kapattım. Kapıyı açınca Sevda önümdeydi.

"Kız neredesin?" Kız yerin dibine batsın.

"Yatıyordum."

Leyla'da sınava baya hırslı hazırlanıyor.

"Neyse bakkala gidip kahve alsana bitmiş."

"Sen niye gitmedin?"

"Çok yorgunum Defne beni mi kıracaksın?"

"Tamam gidiyorum ben." Dedim gülümseyerek elini yıkamak için lavaboya gitti. Kapıyı kapatınca hızla Arslan'ı dolaptan çıkardım. Üstü giyinikti.

"Hadi hızlı ol." Dedim.

"Evlenmek için bir de kaçır Defne."

"Daha var ona gülüm." Dedim tam ayakkabısını giyerken Sevda çıktı ve bizi gördü.

"Arslan bey?" Durumu toplamalıyı

m.

"O da şimdi geldi özel ders için tutmuştum." Dedim. Arslan benim duyabileceğim bir ses ile konuştu.

"Köpek miyim ben Defne?"

"Sevgilimsin."

"Doğru." Dedi sırıtarak.

"Gelin bir kahve için." Dedi Sevda.

"İşlerim yoğun -"

"Israr ediyorum." Dedi Arslan da zoraki içeri girdi.

"Defne hadi git kahve al." Diyen Sevda ile merdivenleri indim. Ben ne güzel sevgilimle sevişecektim nereden çıktı bu!

Özel hayatada saygı yok.



BÖLÜM SONUUUUU

NASILSINIZ ?

RAMAZANINIZ MÜBAREK OLSUNNNNN🌞

(TÜM GÜNAHLARI İŞLEDİKTEN SONRA RAMAZANDA KİŞİLİĞİM)

Sevdayı seven var mı?

Bu arada otele gittiklerinde gece uzun olacak ʘ⁠‿⁠ʘ

Bay

Bay

Bay

Bay

Bölüm sonu

34 yorum