Garip bir durum. Karşımda duranlar ya yeni bir çete ya da birbirlerine bağlanmış gençler.
Motorlarının olduğu yere gittim ve onlara fark ettirmeden incelemek istedim. Pahalı olduklarını anlamak zor değildi,bunları almak için iyi bir maddiyat gerekir ve pek çalışan birilerine benzemiyorlar. Baba parası olabilir ama bu kadar zengin bir babanın çocuklarını tanımama ihtimalim yok. Ben tanımıyorsam da Kerem beni kesinlikle tanıştırırdı ve zengin biz kız neden barda bardak yıkayıp,ayyaşların derdini çeksin ki.
Eve gitmek yerine çıkmalarını bekledim. Yarım saat kadar sonra içerdeki ayyaşları da kapıya atıp çıktılar. Gülüşmelerden ve hareketlerden kafalarının güzel olduğu belli oluyordu ama motor kullanabilecek durumdalardı.
Kerem, onlara el salladı gülerek ve hepsi motorlarına bindiler. kollarımı bağlayıp gitmelerini bekledi. Onlar gittikten sonra saklandığım yerden çıktım ve Kerem'i yakasından tuttum. Neye uğradığını anlayamadan onu arabaya doğru sürükledim ve şoför koltuğuna oturdum. Kerem,
bana ne olduğunu anlamayarak baktı. Arkamı döndüm ve neyin peşinde olduğunu sordum.
''Beni aptal yerine koymak nasıl gidiyor kardeşim .Kim bunlar ve seninle ne işleri var?'' Anlamamı ister gibi yüzüme baktı ama bir şey demedi.'' Şu bahsettiğin çete bunlar değil mi ve kolyeyi asıl almak isteyen sensin sadece yerini bulamayacağından korktun ve o harita hiç çalınmadı hep sendeydi, çalınma sadece bir süs. '' duraksadım ve derin bir nefes aldım. Kerem hala yüzüme bakıp duruyordu, Gözlerinin dolmaya başladığını görünce şaşırdım ve garipsedim. ''Anlamadığım tek şey neden o kolyeye ihtiyaç duyuyorsun, zaten her şeyimiz var. Sakın bana o dolmuş gözlerle bakma, vicdan yapacak durumda değilim.'' Yüzünü değiştirip bana baktı ,daha ciddi gözüküyordu. ''Anlamıyorsun, asla anlamıyorsun. Her şeye sahip olan sensin benim hiç bir şeyim yok. Bu işleri bırakıp gitsen bile bir gün ömrün boyunca hiç çalışmadan yaşayabilirsin ama ben değil. Baban beni o kadar önemsemez ama kızı, kızları onlar önemli. Ece , sen ve artık burada olmasa da Ayla. Emin ol Ayla hayatta olsaydı ona bile benden ilgili olurdu ama o benim kendi başıma başarmam için beni bir bara senin yardakçın olarak koyuyor. Kirli işlerini sana yaptırmak için beni kullanıyor.'' Derin bir nefes aldı ve yüzüne hüzünlü bir gülümseme koydu.
''Senin yanında olmak beni hep mutlu etti ama artık gitmek istiyorum o kolye bana ömür boyu yeter bir bar açarım başka bir şehirde kendime ,adımı değişirim ve kirli işlerden uzak kalırım. Elime hiç sizin gibi silah alamadım birini vurmaya cesaret edemedim tek başarım yalandı. Ben bir yalandan ibaretim ve izin ver gideyim.'' Beni de götürmesini isterdim ama ben sadece beladan ibaretim. Kötü bir insanım ama hep kötü biri olmadım ve biliyorum benim ailemde korkak olana yer yoktu aynı benim cezam gibi.
''Gidemezsin, kolyenin yerini biliyorum ve onlar ona ulaşamadan alırım. Benim yanımda kalman gerek. Babamız artık yok, kimsenin senin canını yakmasına izin veremem ve vermem. Ama sende beni terk edersen yapamam.'' Gözlerimin dolduğunu hissettim uzun yıllar olmuştu ağlamayalı. Gözlerimin içine baktı.'' Artık çok geç, çoktan yola çıktılar . Gözlerim irice açıldı ve şoka uğramış şekilde Kerem'e baktım. ''Hemen in arabadan!'' hızlıca arabadan indi. Saniye bile beklemedim ve hızlıca arabayı sürmeye başladım. Harita karmaşıktı onlar gidemeden kestirme yollardan gidebilirdim.
kaybetme korkusu, belki de tek korkum ama her anımı etkileyebilir. Her korkumu yendim sanırdım ama kaybetmek öyle değilmiş .Sevdiğin birini kaybetmenin acısının tarifi yok, cehennem bile bununla boy ölçüşemez.
orya gittiğimde henüz bir araç yoktu bu içimi biraz rahatlatsa da elimi çabuk tutmalıydım. Çürümüş kulübenin zincirlerini kırmak için bagaja yöneldim. Kapağı açtığımda yeni bir şoka uğradım. Uzun sarı saçlı bir kız ve elinde bilgisayar tutan kirli sakallı kıvırcık saçlı bir adam duruyordu.
''Ne sik dönüyor lan burada! '' kız bir anda üzerime doğru atladı ve dengemi kaybetmeme neden oldu. Üzerime atlayan kızı zorla ittiğimde motor seslerinin yaklaştığını fark ettim. kıvırcık kapıyı açmaya çalıştığında silahımı çıkardım.
''Eğer bir adım daha atarsanız sizi öldürürüm.'' kıvırcık ellerini havaya kaldırıp konuşmaya başladı. ''Filmlerde olacağını ikimizde biliyoruz.Böyle şeyler hep olur ama beni öldüremi-''
lafını kesip bacağından vurdum acı ile inlerken ''Sence o filmlerden birinde miyiz şu an it ,diri diri gömerim ikinizde.
''Çok zeki olduğunu söylemişlerdi ama bir o kadarda dikkatsizmişsin,'' dedi sarışın olan .
''ulan sikeyim ya! Tamam filmde değiliz de tekme atsaydın be abla vurmak ne.'' Yerde tepinmesini izlerken fazlamı ileri gittim diye düşündüm.
Paslanmış zincirleri arabadaki araçlarla kırıp kapıyı zorladım. Sarı saçlı kız sanki hiç bir şey olmamış gibi gülümseyerek beni izliyordu. Onu umursamayıp gözümle arabadaki ilk yardım çantasını işaret ettim. Çantayı alıp arkadaşının yanına gitti. motor sesleri durmuştu çoktan gelmiş olmalılardı. Kapıyı zorlayarak açtıktan sonra karanlık bir siluet gördüm tam ne olduğunu anlamadan burnuma sağlam bir yumruk yedim. Geriye doğru sarsılıp gözlerimi açtığımda bardaki kısa saçlı kız olduğunu anladım. Ben bu aptallarla uğraşırken o çoktan arka taraftaki boşluktan içeri girmişti elinde de elmas kolye vardı. Kanayan burnumu tutup ona yaklaştığımda kolyeyi arkadaki çocuğa attı. Bardaki kıvırcık saçlı olan çocuktu. Arabadakiyle kıyaslanırsa saçları dalgalı demek daha doğru olur aslında. Kızın karnına tekme atıp çocuğun üzerine doğru atladım ve kısa bir süre tepeden yuvarlandık. O sırtını kayaya vurdu , bende yere sertçe toslamıştım. İnleyerek kalktığımda gözüm kolyeyi arıyordu .Kolyeyi bulduğumda hızla koşmaya başlayacaktım ki bir el saçımı kavradı ve beni geriye doğru çekti acıyla inlerken dirseğimle çocuğun burnuna vurdum. Geriye doğru savrulan çocuk inleyerek.
''Manyak burnuma niye vuruyorsun böyle bir buruna sahip olmak için insanlar ne kadar para veriyor.''
"Ehh be size de dayak beğendiremiyoruz."
''Asıl sen benim saçımı ne cüretle çekersin , çok yanlış kişiyle dans ediyorsun tatlım.''
Niye tatlım diyorum lan çocuğa
''ya öyle mi, ona ben karar versem daha iyi olacak bence,'' dedi ve üzerime doğru gelmeye başladı bende kaçmaya. Çok hızlı koşuyordum ama çocuk bana çok yakındı. Tepeden aşağı doğru giderken çocuk bana çok yaklaşmıştı, arkamı döndüm ve ayağına vurup dengesini kaybetmesini sağladım. Bu o yeşil gözlü çocuktu .Onun düşmesiyle vakit kazandım ve dalgalı saçlı ile kısa saçlı kızın bana yaklaştığını fark ettim. Yağmurdan dolayı yerler hala çamurluydu ve bu koşmayı zorlaştırıyordu. Ona rağmen elimden geldiğince hızlı koşuyordum ve ilerde motorlarını gördüm onlar bana yetişemeden birine bindim ve çalıştırdım. arkadan bağırışlar geliyordu.
''Sana anahtarı al demiştim Toprak!'' diye bağırıyordu kız. Ben ise sadece güldüm, o kadarda zor değillermiş.
***