İçeriğe geç

MEVANİ

Bölüm 45 · 11 dk okuma

MEVANİ

Bölüm 45

45

•

Cuma akşamı birlikte yemek yediğimiz çift saatin geç olmasıyla ve benim davetim üstüne çiftlikte kalmayı kabul etmişlerdi.

Sabah erkenden uyandığımda son günlerde olduğu gibi Asil yine yanımda yoktu. Sabahın ilk ışıklarında bağ çalışanları ile birlikte bağlara gittiğini söylemişti.

Henüz saat yediyi gösterirken kalkıp kısa bir duş aldım. Gür saçlarımı binbir zorlukla fönleyip dümdüz hale getirdikten sonra kulağımın gerisine sıkıştırdım ve yüzümü hafifçe renklendirdim.

Odaya havluyla geri dönerken fazlasıyla hızlı olmuştum çünkü bu katta misafir odasında kalıyorlardı.

Uygun bir çamaşırla birlikte dışarıdaki cıvıl cıvıl güneşli havaya uygun yazlık elbiseyi dolaptan aldım.

Zeynep'in teklif ettiği gibi onunla alışverişe çıkmayı kabul etmem gerekiyordu çünkü uzun zamandır kıyafet almamıştım.

Elbisenin fermuarını çekerek aynada kendime baktım.

Uygun olduğunu düşündüğüm beyaz bağcıklı bir sandaleti de ayağıma geçirdikten sonra odadan çıktım.

Henüz merdivenleri inmiştim ki sabahın erken saatinde kapı çaldı. Yakın olduğumdan dolayı iki adımla kapıya ulaştım ve açtım.

Karşımda beklenen aile vardı.

Beni görmesiyle suratı beyaz kesilen Hümeyra hanım ve tebessüm eden eşi Niyazi bey.

-"Aa hoşgeldiniz efendim."

Arkamdan hızlıca yanıma gelen Hanife abla elini nazikçe sırtıma dokundurdu. Bir adım geri çekilirken gözlerimi yere eğmiştim.

-"Misafirimiz olduğunu bilmiyorduk."dedi Hümeyra hanım iğneleyici tavırla.

Şoförü olduğunu düşündüğüm adam bir bavulu koridora bırakıp geri gitmişti.

-"Lavin mi? Yok misafirimiz değil efendim. Çantanızı alayım."

Ellerimi önümde birleştirip gözlerini üstüme dikmiş olan kadına baktım.

-"Merhaba kızım nasılsın?"

Niyazi beye nazik olduğunu bildiğim tebessümle baktım.

-"İyiyim teşekkürler siz nasılsınız? Hoşgeldiniz bu arada günaydın."demeyi ihmal etmedim.

-"Günaydın sağ ol biz de iyiyiz. Biraz temiz hava alalım dedik hazır yaz bitmemişken."

-"Yanlış bir zamanda gelmişiz belli ki." Ağzının içinden mırıldanan kadına yanıt verme gereği de duymadım.

Bahçe kapısından bu tarafa doğru duyulan ağır adımların sahibini biliyordum. Yürüyüşü bile kalbimi hoplatan bir adamdı.

Başımı geriye çevirdiğimde üstünü inceledim. Yine toz toprakla uğramıştı ki üstü başı kir içindeydi. Alnında biriken ter damlalarına karşılık içimden gülümsedim.

Her haliyle çekici olmayı başarmak bir gurur olmalı.

-"Hoşgeldiniz."dedi gür bariton sesiyle. Bakışları bedenimi adeta yercesine incelediği için hafiften dizlerimi titretmişti.

-"Hoş bulduk oğlum."

-"Kalıcı bir misafirin olduğunu söyleseydin gelmemizi erteler rahatsızlık vermezdik oğlum." Hümeyra hanım sabah sabah bu dinçliği nereden buluyor acaba?

Asil oldukça kayıtsız bakışlarıyla annesine göz çevirdi.

-"Lavin'in misafir olmadığını anlayacak kadar ince düşünceli olduğuna eminim anne. İstersen odanıza yerleşin bende o sırada duş alıp gelirim. Kaan'lar uyanmadı mı hala?"diye bana döndü.

Başımı salladım.

-"Hayır erken daha."

Hanife ablanın eşliğinde üst kata yol alan çiftin arkasından gözlerimi çekip Asil'in önüne geçtim ve yanaklarına uzandım.

-"Ne kadar terlemişsin. Niye kendini yoruyorsun?"

Bana iç geçirerek baktı.

-"Temizlendikten sonra günaydın öpücüğü alacağım güzelim." Bileğimin içine minik bir buse kondurup ellerimi indirdi.

-"Sabah sabah bu güzelliğin bünyeme ağır geliyor haberin olsun."

Merdivene yönelmeden beni keyifle güldürmüş öyle gitmişti.

İlk olarak mutfağa gittim. Üç kadın da el becerilerini kullanarak yine en güzel yiyecekleri hazırlıyordu.

-"Kolay gelsin."dedim gülümseyerek.

-"Yardım edebilirim?"

-"Sağ ol kızım biz hallediyoruz."dedi Hanife abla sıcak tavrıyla.

-"Seni zaten yorucu bir gün bekliyor gibi." Dilşah ablayı Hanife abla çatık kaşlarla dürtükleyince omuzlarımı düşürüp bir soluk aldım.

-"Evden kaçmamı mı önerirsiniz?"diye sorduğumda hepsi gülmüştü.

-"Burası senin evin. Ne kaçması?" Hanife ablaya biraz utanarak gülümsedim.

Koridordan ses duyduğumuzda hepimiz sessiz kalarak gelen kişiyi bekledik. Yanımdan fazlaca tepkisiz geçen Hümeyra hanıma bakarken kollarımı göğsümde birleştirdim.

-"Kahvaltıyı salona hazırlıyorsunuz değil mi?"

-"Dilerseniz size salona hazırlayabiliriz hanımım. Beyim ve misafirleri Kaan beyler için bahçede masayı hazırlıyoruz."

-"Başka kim var ki?"diye sorarken fazlasıyla gergin duruyordu.

-"Zeynep hanım."dedi Hanife abla.

Tepki vermeden geldiği gibi rüzgar misali eserek geçti çıktı.

-"Size kolay gelsin."dedikten sonra koridora dönerek merdivenlere yöneldim. O esnada oturma odasından çıkan Hümeyra hanım da arkamdan geliyordu.

Dönüp bakmadan yatak odasının önüne geldim. Aynı anda banyodan Asil çıkmıştı.

-"Misafirimiz olduğunu unutuyorsun sanırım."dedim gözlerimi büyüterek.

Annesine değen gözleri bana dönerken Hümeyra hanım da dik bakışlarıyla kendi odalarına girmişti.

Islak saçları ve çıplak üst gövdesiyle yanıma ulaşan adam belime sarıldığı gibi beni odaya soktu.

Evet genelde bir eşya gibi kolayca kaldırıp istediği şekilde taşıma alışkanlığı edindi. Ayağıyla kapıyı kapattı an haliyle havlusu yeri boylamıştı.

Koca dev ve çıplak bedeniyle beni yatağa attığında kıkırtılarım duvarlara çarpıyordu.

-"Ya delirdin mi?" Gülmeden duramazken ıslak saçlarıyla boynuma sokulup öpmeye başlamıştı.

-"Dur bak...ya..ısırdın ama! Asil.." Kıkırtım küçük kahkahalara dönüştüğünde artık dayanamaz olunca omuzlarını tutarak onu ittirdim.

-"Kaç bakalım ufaklık."

Altından zar zor çıktıktan sonra kırıştırdığı elbisem el yordamıyla düzeltmeye çalıştım.

-"Elbisemi kırıştırdın."dedim üzülerek.

Çıplaklığına göz gezdirmekten kaçıranarak kalkışını kaçamak bakışlarla izledim.

-"Zaten gecelerimiz uyuyarak geçiyor bari öpmemize laf etme güzelim."

Homurdanışına göz devirip odanın kapısını açtım. Bütün suratsızlığı yalnızca iki gündür regl olduğum içindi.

-"Yaşına başına bakmadan çocuk gibi davranıyorsun." Sırıtmamaya özen göstermeye çabalasam bile sesime yansıdığı için kıkırdayarak odadan kaçtım.

-"Sen odaya geri döndüğünde konuşacağız bunu unutma."

Gür sesi merdivenlerden inen bana ulaşırken sırıtan dudaklarımı birbirine bastırdım. Alt kata indikten bir kaç dakika sonra Zeynep ve Kaan da gelmişti. Üçümüz birlikte bahçeye çıktığımızda Zeynep'le yan yana oturmuş ayaklarımızın dibine yatmış olan Luna'yı seviyorduk.

-"Kayınvaliden gelmiş gelin hanım."

Kaan'ın mırıltısına kaşlarımı kaldırıp başımı çevirdim. Sonra ne demek istediğini gelen kişiyi görünce anlayarak önüme döndüm.

-"Ne zaman geldiler?"diye fısıldayarak sordu Zeynep.

-"Gün açarken." Fısıltı halinde çıkan sesime kıkırdayınca bende gülmeden duramadım.

-"Merhaba iyi sabahlar. Nasılsınız?" Benim dışımda kalan insanlara, ki hatta oğlunun hayatına girmeden önce bana da gösterdiği gibi olan güler yüzüyle yaklaştı.

-"İyiyiz Hümeyra hanım sizleri sormalı efendim?" Kaan yılların vermiş olduğu samimiyetle ayağa kalkıp ona nazikçe sarıldı geri çekildi. Aynı şekilde Zeynep de yaptığında geniş masada karşımıza oturmuştu.

-"Hanzade nasıl? Görüşmeyeli uzun zaman oldu."

-"Bildiğiniz gibi. Genelde evde vakit geçiriyor. Bu sıralar biraz ciddi işlerimiz olacağı için gergin sayılır."diyen Kaan gözlerini Zeynep'e değdirip tatlı bir tebessüm sundu.

-"Ya evet öyle şeyler duydum. Çok sevindim ayrıca ikiniz adına çok mutlu oldum."

-"Teşekkür ederiz."dedi Zeynep. Onu heyecanlandıran bir konu olduğu nefeslerinin hızlanmasından belliydi ve çok sevimli duruyordu.

-"Günaydın."

Nihayet sevdiğim sesi duydum. Güven veren varlığı ve aitlik hissinin gururuyla sandalyemin arkasına ellerini sabitleyen adam sayesinde soluğumu üfledim.

-"Günaydın beyefendi biraz geç uyandın sanırım." Kaan imalı dalga geçer sesiyle Asil'e söylenince gülümsedim.

-"İki saat oldu birader,asıl sana uyku tatlı geldi herhalde kalkmak bilmedin." Asil'in sözleri üstüne Zeynep hafifçe kızaran yanaklarıyla başını eğince sessizce güldüm.

-"Temiz havada güzel uyunuyormuş. Değil mi?" Kaan lafı bana çevirince başımı sallayarak onayladım.

Asil elini yavaşça omzuma koyduğunda kucağımda duran elimi elinin üstüne koydum.

-"Oo geç mi kaldım?" Sona kalan Niyazi bey neşesiyle bahçeye gelmişti. Hatta masaya oturunca ona bakıp nazikçe tebessüm ettim.

-"Daha başlamadık Niyazi amca gel gel."diyerek yanındaki sandalyeyi çekti Kaan.

Hanife ablaların dolu tepsilerle gelişiyle kahvaltı masası tamamlanmıştı. Ne ağzımın tadı vardı ne de iştahım. Hümeyra hanım bana gönderdiği kısa bakışlarla açık açık beni istemediğini belli ederek enerjimi düşürüyordu.

Elbette istenmemeye ve sevilmemeye alışık olarak yadırgamıyordum. Yalnızca bir yerden sonra usandırıcı oluyordu. Belki biraz incitici.

-"Lavin."

Masanın baş köşesinde oturan Asil elini bacağıma değdirdi. İrkilip başımı kaldırdım.

-"Daldın?"

Masada sohbet eden dört kişi içinde sessizce konuştuğu için duyulmuyordu.

-"Farkında değilim."dedim gülümseyerek.

Gözleri her zaman ki gibi yüzümü incelediği için muhtemelen inandırıcı gelmemişti. Fakat ona ailesi burada diye mutsuz olduğumu gösterecek değildim. Bu çok ayıp olurdu.

-"Ee düğününüzü ne zaman yapıyoruz?" Hümeyra hanımın yüksek çıkan keyif dolu sesini duydum.

Gözlerimi ona çevirdim.

-"Muhtemelen Nisan gibi. Baharda."dedi Zeynep. Kaan da onu onaylamıştı.

-"Bana kalsa yaz bitmeden."diye ekledi Kaan. Haliyle hepimiz biraz gülmüştük. Asil pek gülmedi komik gelmemiş olabilirdi.

-"Nasip kısmet canım. Ama sanırım yaz sonu nişanınız olacak değil mi?"

Zeynep,Hümeyra hanımı doğruladı.

Hümeyra hanım fırsatını kaçırmadan büyük ihtimalle yine bana iğneleme yapmakta gecikmemişti.

-"Her şeyi usulüne uygun yapmanız aileleriniz için gurur verici. Takdir ediyorum."

Yüzümü bozmadan çay fincanından yudum alırken karnımı içime çekiyordum. Titrek güçsüz nefes almaktansa şu saniyeler almamayı tercih ettim.

-"Çay?"

Yenilenen çay servisine ilk önce Asil ve benim aramdan başlayan Hanife ablaya başımı salladım.

-"Teşekkür ederim içmeyeceğim."dedim duyacağı yükseklikte.

-"Bugün biraz dolaşalım mı? Sonra kahve içeriz."diye sordu Zeynep.

-"Olur...yani gideriz."dedim biraz tereddüt etsem bile.

-"Biz de akşama bir mangal yapalım ne dersiniz?"diyen Niyazi beyle farklı bir sohbet dönmeye başlamıştı.

Kahvaltı bittiğinde herkes oturma bölümüne çekilirken Asil'le göz göze geldim.

-"Gelirim birazdan."dedim mırıltıyla.

Eve girip üst kata çıktım. Banyoda ellerimi yıkayıp ensemi hafifçe ıslatarak bir kaç dakika durdum.

Ardından ihtiyaçlarımı giderip banyodan çıktım. Alt kata inerken Asil aklımı başımdan alan bedeniyle göründü. En sevdiğim şekilde merdivenin son basamağına geldim ve kendimi kollarına bıraktım.

Boynunu öpücüklere boğduktan sonra kokusunu içime doldurdum.

-"İyi misin küçüğüm?"

Başımı geriye çekip yüzüne baktım.

-"Değil gibi mi görünüyorum?"dedim hafifçe alay ederek.

Kısık gözleriyle sorumu yanıtsız bırakıp dudaklarıma dudaklarını değdirdi.

-"Gel yanımdan ayrılma." Elimi elinin içine aldı,yönümüzü bahçeye çevirdi. Kapıdan çıkmadan önce ellerimizi ayırmış belime destekleyerek önünden çıkmam için yönlendirmişti.

Oturduğum yerin yanına Asil oturunca daha rahat hissediyordum.

Kollarımız birbirine sürtecek kadar yakın otururken kimse olmasa göğsüne başımı yaslayıp huzurla oturmayı hayal ettim.

-"Bu akşam kardeşlerini de davet edelim diyoruz. Hem çocuklar da hava almış olurlar."dedi Niyazi bey.

Asil babasına göz ucuyla pek umursamayarak baktı ve başını öylesine salladı.

-"Salih burada değil diye biliyorum."

-"Dün geldi. İş seyahatindeydi."

Kaan ve Hümeyra hanım konuşurken Asil oturduğu yerde kıpırdanıp kolunu arkama doğru attı.

-"Tatil desene şuna."demişti ağzının içinden.

Hümeyra hanım dikkatini oğluna çevirdi.

-"Gayet iş için gitmişti oğlum. Ayrıca sende tatilden yeni döndün yanılıyor muyum?"

-"Yanılmıyorsun inkar da etmiyorum. Ama senin oğlunun işlerle arası yok o konuda yanılıyorsun anne."derken hem rahat hemde bir o kadar gergindi.

-"Salih pek âlâ kendini işine vermiş halde. Çok başarılı."

Asil fazla belli etmese de inanmayan yüz ifadesiyle annesine başını sallamıştı.

-"Yani hayatım senin aksine hem yuva kurmakta başarılı hem de hayat düzeni konusunda." Neden çevremde bir tane düzgün kadın olamıyordu?

İğneleyici ve imalı söz duymak bir yerden sonra mide bulandırıcı oluyordu. Ve ben bunu fazla fazla yaşamıştım.

-"Başarılı olduğu diğer konuları daha sonra tekrar tartışalım ne dersin? Çünkü şimdi açarsak oğlun yüzünü kızartabilir anneciğim."

Asil annesinin tek bir kelime etmeyecek hale gelmesinden sonra Kaan'a bağlara gitmeyi teklif edinde birlikte ayağa kalkmışlardı. Niyazi bey de onlara katılınca bende Zeynep'e halama gidelim dedim.

Hümeyra hanımla bir süre daha vakit geçiremeyecektim.

Öğleden sonraya kadar yeni tanışan halam ve Zeynep de iyi vakit geçirince fazlasıyla mutlu saatler olmuştu.

Saat iki civarlarında yan eve tekrar geçtik. Oturma salonunda bulunanlara katıldığımızda yerim ayakta duran Asil'e yaklaşmak olmuştu.

-"Dışarı çıkıyoruz."dedim önünde durup.

Camın önündeki çıkıntıya yaslanmış dirseğini içki dolabına koymuştu. Kaan ve Niyazi bey ise sanırım tavla oynuyorlardı. Hümeyra hanım elbette dik oturuşuyla koltukta gözlerini hiç çekinmeden üstümüze doğrulmuştu.

-"Ömer de sizinle gelsin yalnız gitmeyin."dedi.

Artık ardımda korumalarla gezmiyordum. Yalnızca Ömer şoförlüğümü yapıyordu.

-"Olur..şey sen bütün gün evde mi olacaksın?" Ellerimle oynarken mırıldanarak soruyordum.

Öyle derin bakıyordu ki ister istemez her defasında kendimi heyecanlanırken buluyordum.

Başını sallayıp gözlerini yüzümde ve göğsümde dolaştırdı. İç çekişiyle sanki benim göğsüm sıkışmıştı.

-"Çıkalım mı?" Arkamdan seslenen Zeynep'e bir bakış attım.

-"Görüşürüz."dedim Asil'e dönerek.

-"Dikkatli olun."

Muhtemelen ailesinin yanında olduğumuz için beklediğim şefkatli öpücüğü alamadım. Aksine soğuk duruşuyla kalbimin teklemesini yavaşlatmıştı.

Zeynep'le evden ayrılıp hayatımda ilk defa stres olmadan bir alışveriş merkezinde saatlerce dolaştım. Sonbahar dönemi için birbirinden güzel parçalar satın almış daha önce bakıp seçmeye fırsat bulamadığım takılar ve çantalarla dolabımı zenginleştirmiştim.

Her aldıklarımız ellerimizde dolup taştıkça Ömer'i çağırmış arabaya taşımasını rica etmiştik.

Hava kararmaya yakınken Asil aradı. Onu özlemiştim ve beni eve çağırdığı için kalbim hızlanmıştı ancak eve hiç gidesim gelmiyordu.

Zeynep de yüzümden anlamış olacaktı ki Asil'le konuşurken dışarıda yemek yemeyi istediğini söyledi. Bende bunu direkt Asil'e söyledim ve ters cevabıyla karşılaştım.

-"Eve gelsen daha iyi olur ama nasıl istiyorsan öyle olsun Lavin."dedi en sonunda.

-"Gecikmeyiz."dedim kızdığını hissedince.

Alışveriş merkezinin caddesinde bir restoranda yediğimiz yemek sonrası çiftliğe yaklaşık sekiz buçuk civarlarında varmıştık.

Dilşah abla bana ait olan çantaları üst kata taşırken biz de gürültülü olan bahçeye doğru ilerledik.

İlk görüşte gözümü korkutan bir kalabalık oldu.

Bahçede koşuşturan bir çocuk ve bebek arabasında ağlayan bir bebek. Konuşma sesleri gülme sesleri birbirine girmişti.

Nihayetinde sert ve tepkisiz duran bakışlarla gözlerimiz birleşti. Masanın başında oturmuş eli sakalında kısık gözleriyle bana bakıyordu.

-"Sonunda gelebildiniz hanımefendiler." Dikkatler Kaan sayesinde üstümüze çevrildi.

-"Merhaba."dedik Zeynep'le aynı anda.

Göğsümü havayla doldurup sessizce dışarı verdim. Adımlarım yere çakılmış olsa dahi ona rağmen kendimi Asil'e yürürken buldum. Sandalyesinin yanına doğru gidip kol kısmına yaslandım.

Üstümdeki gözlerden dolayı sırtım ürperiyordu.

-"Çocuklar Lavin'le tanışın. Lavin...ortanca oğlum Rasim küçük oğlum Salih. Lavin de artık ailemizin üyesi." Niyazi beyin tavrına sıcak fakat gergin bir gülümseme sundum.

Asil'le aynı kandan olmalarına rağmen bakışlarından hiç de yakınlık hissetmediğim iki adam bana tebessüm edince benzer karşılığı verdim.

-"Memnun olduk."dediklerinde bende gecikmeden aynı şeyleri mırıldandım.

Hümeyra hanımın ayağa kalkıp arabadaki bebeği kucağına almasıyla kısa bir an gözüm ona kaymıştı. Muhtemelen bir yaşlarında olan bebek koyu saçlarıyla ailenin erkeklerine benzerliğini belli ediyordu. Sevimliydi.

Ece ve Şeyda ikisinin de oğlu vardı. Ancak hiç de çocuklarıyla ilgilenir vaziyette değil gibiydiler.

-"Biz de kalkalım artık geç oldu."

İyice yalnız kalacağımın habercisi olan bu gidişle vedalaşmak için Asil ile birlikte evin kapısına gitmiştik.

-"İyi geceler."dedim ikisine el sallayıp.

Kapıyı kapatan Asil'e sarılmak için öncelikle evin koridoruna göz atmıştım. Ardından karnına doğru kollarımı sardım.

-"Hiç gelmeyeceksin sanıyordum." İma içeren sesine ve sarılmadan duran kollarının haline gülerek geri çekildim.

-"Beni mi özledin yoksa?"derken yanaklarım ısınmıştı.

Başını eğerek yüzümü avuçladı. Anında bakışları ısınmıştı.

-"Beni yalnız bırakıyorsun. Bu hoş değil."dedi kısık tonda.

Aklım dudaklarıma yakın duran dudaklarına kaymışken düzgün düşünemiyordum.

-"Ailen vardı."diye neredeyse fısıldadım.

Baş parmağının dudağımın altında usul usul gezdirdi. Tenim karıncalanmıştı. Yavaşça gözlerimi kapattım ve ruhumu nasıl hafiflettiğini canlı canlı hissettim.

-"Benim ailem sensin bilmiyor musun?"

Gözlerim ışıldayarak geri açıldığında bu fırsatı kaçırmadan dolgun sıcak dudaklarına dudaklarımı değdirdim. Adeta enerji almıştım. Verdiği sert soluktan aynı şeyleri hissettiğini biliyordum.

Uzanarak boynuna sarılmak istedim.

-"Bunu gece uzun uzun konuşuruz."dedim tatlı tatlı mırıltıyla.

Duymadığım bir kaç kelime homurdanıp dudak çizgimi ve yanaklarımı üst üste derin derin öptü.

Alabileceğim en iyi morali alarak geride benden hiç ama hiç hoşlanmayan ailesiyle yüzleşmeye dönecektik.

••

Merhaba iyi geceler herkese ❤️

Artık gecikmelerimin sebebini biliyorsunuz. Bu yüzden tekrar tekrar yazmayacağım.

Ne zaman fırsat bulsam ara ara yazdığım için eğer kopukluk yada beğenmediğiniz bir bölüm olduysa bunun için çok üzgünüm.

Bir sonraki bölümü bu kadar geciktirmemeye çalışacağım.

Sizi seviyorum ❤️

Bölüm sonu

1 yorum