•
-"Burada çalışmaya devam etmek istiyorum."
Daldığı dosyalar arasında yaklaşık bir saattir olduğu gibi yine ters ters baktı. Gece vakti evinden alınan bir kız babası olarak haliyle sinirliydi..
-"Erkek arkadaşının izin vereceğine dair şüphelerim var."dedi iğneleyerek.
-"Baba..onca lafına rağmen yine geldim. Artık anla."
Kalın dosya kapağını kapatıp ellerini masada birleştirdi.
-"Neyi anlayacağım? Senden 12 yaş büyük bir adama aşık olduğun saçmalığını mı? Yada onun seni sevdiğine dair olan yalanı mı?"
-"Neden yalan olsun?"diye sordum ciddiyetle.
-"Kızım sen aptal mısın? O adam en fazla seninle gönül eğlendirir. Sonra bende onu boğarak öldürürüm hayalin burada biter. Ne bekliyorsun? Sana kul köle olmasını mı? Erkekler hakkında bildiğin ne var?" Sesi git gide yükselince oturduğum koltuğa sinmek zorunda kaldım.
-"Sadece bir şans versen? En azından mutlu olduğumu görebilmen için."diye mırıldanırken yüzüne bakamıyordum.
Sıkıntılı görünen yüzünü ellerinin arasına alarak sıvazladı.
-"Bir sürü işim var. Bir de senin hayatın hakkında endişe duyarak kendimi yormak istemiyorum Lavin. Evimize git ve içimi rahat ettir."
-"Yine beni eve mi kilitleyeceksin? Dün yok saymıştın?"diye hatırlatmam onun sinirini çoğaltmış gibiydi.
-"Yok sayılmak isteseydin buraya gelmezdin."
Derin bir nefes alıp başımı dik tuttum.
-"Sende yok saymak konusunda ciddi olsaydın sabah korumalarımı geri göndermezdin."diye karşılık verdim.
Kaşlarını çatmasını beklerken pek de neşeli olmayan bir gülüş gösterdi.
-"Ayrı geçirdiğimiz zamanlar seni değiştirmiş gibi görünüyor."dedi bundan memnuniyetsiz olduğunu belli ederek.
-"Nasıl bir insan olmam gerektiğini öğreniyorum diyelim."dedim.
Bir şey söyleyecekken telefonum çaldığı için hem merak ederek hem de sinirlenerek kaşlarını çatmıştı. Çantamdan çıkarttığımda Asil olmasını beklerken ekranda dedem yazıyordu.
Dudağımın kenarını ısırıp aramayı yanıtladım. Aynı anda babamla göz gözeydik.
-"Efendim?"diyerek açtım.
-"Canım. Lavin ne yapıyorsun kızım? Daha önce de aradım ama ulaşamadım."
-"Evet..arayacaktım fakat aklımdan çıkmış dede."diyerek saç diplerimde elimi gezdirdim.
-"En son ki tatsızlıktan sonra görüşemedik. Seni görmek istiyorum biraz sohbet ederiz ne dersin? Hatta Hale ile bize akşam yemeğe gelin. Tabi..isterse Doğan da gelsin çok seviniriz." Sesi sonlara doğru kısılmış mahcubiyet içeriyordu.
Babamın gerginliğinden dolayı sırtımda bir soğukluk hissettim. Ellerini ritmik şekilde masaya vurarak beni dinliyordu.
-"Davetin için teşekkür ederim. Halama söylerim ama ben gelemeyeceğim."dedim hiç tereddüt etmeden.
Dedemi seviyordum. Bir aile ferdim olduğundan dolayı seviyordum. Ancak ne yaparsa yapsın benim babam olan oğullarını yıllar önce çok kırdıkları için onlarla artık görüşmek istemiyordum. En önemlisi babaannemin ayarı olmayan dili beni yormuştu. Bile bile kendimi onun karşısında küçük düşürmeyecektim.
-"Ne...Neden yavrum? Eğer Aynur yüzündense biliyorsun onu susturmak için elimden geleni yapıyorum."
Bakışlarımı kucağımda gezdirdim.
-"Artık pek önemi yok. Ben,beni aşağılaması için sizin yanınızda durmuyordum. Sadece ailem olduğunuzu sandığım içindi. Artık istemediğimi fark ettim üzgünüm."
-"Lavin yapma böyle kızım. Sen bizim torunumuzsun."derken sesinden akan hüzün yüzümü düşürdü.
-"Sonra konuşuruz dede şimdi müsait değilim."dedim ve vedalaşarak kapattım.
Telefonumu çantama geri koyarken savunma mekanizmam zayıflamıştı. İhtiyacım olan kollara gidip kendime gelmek istiyordum.
-"Eğer istiyorsan onlarla görüşebilirsin. Yani kuzenlerinle...dedenle. Bizim aramızdakinin seninle bir ilgisi yok." Babamın belki de kurmakta zorlandığı ilk cümle buydu.
-"Tam da benimle ilgisi var. Bu yüzden birini sevme düşüncem sana kötü geliyor. Birine güvenip kalbime almam senin öfkelenmeni sağlıyor. Çünkü sende..sende sevdin ve hayatın alt üst oldu baba." Cümlelerimin her noktasında gözlerimden birer damla süzülmüştü. Silme uğraşına girmedim. Kime neye üzülüyordum ondan da emin değildim.
Gözlerinden geçen karartı haklı olduğumun kanıtıydı.
-"Yalnızca ben yanlış karta oynadım. Evet sonuçları ağır olsa da bu şekilde hayatımda kimin olması gerektiğini görmüş oldum. Sandığının aksine sevgiyi bir acizlik olarak görmüyorum. Ben sadece doğru insanın bulunmayacağına emin olarak hata yapmanı engelliyorum."
Ömrümün hiçbir diliminde babamla böyle bir konuşma yapmamıştım. Fark ettim de bana iyi geliyormuş.
-"Öyleyse...neden Asil'in yanında yuvamdaymış gibi hissediyorum?"
Dikleşip sandalyesine yaslandı ve beklemediği sorum karşısında gözlerini kaçırdı. Yanındaki şişeden kendine az miktarda içki doldurup bardaktan küçük bir yudum aldı.
-"Ona bu kadar bağlanmış olamazsın Lavin."dedi onaylamamı bekleyerek.
Başımı iki yana salladım.
-"Düşündüğünden daha fazlası baba. Emin ol ki azıcık bile şüphem olsaydı bunun için sana karşı çıkmazdım."dediğimde anladığı gerçekle sarsıldığını gözlemledim.
Artık sevgime inanıyor olmalı.
Asil
-"Başka istediğiniz bir şey var mı efendim?"
Başımı hareket ettirip onun gitmesini sağladıktan sonra istemeyerek kaşığa uzandım.
Ufak tefek bir kız sağolsun iştahım kaçmıştı. Çünkü hanımefendi hala gelmemişti.
Masa sessizliğe hakimken azarlarcasına baktığım tabaktan annemin boğazını temizlemesi ile gözlerimi çektim. Bilerek yapmış dikkatimi çekmek istemişti.
-"Bugün dinlenmeye odaya çıktığımda bahçede gözüme bir şey çarptı."diyerek göz ucuyla bana baktı. Herhangi bir tepki vermeden şarap kadehini elime aldım ve hafifçe sıktım.
-"Muhtemelen yaşlanmış gözlerimin bana oynadığı bir oyundur diye düşünüyorum."
Bir yudum alıp bıraktığım kadehe bakarken duygusuz olacak şekilde gülümsedim.
-"Yaşlı gözlerinin doğru gördüğüne emin olacağın bir kaç şey söyleyebilirim."dedikten sonra sakin kalmaya çalışarak yeniden tabağıma döndüm.
Annemin kaşığını sertçe masaya düşürmesiyle dik tuttuğu başına baktım. Kısa bir an babama bakmış ondan destek göremeyince yutkunarak bana bakmayı sürdürdü.
-"Eğer şaka yapıyorsan hiç komik değil Asil."dedi.
Şuan masamda iki aile üyem yerine gözlerinde kaybolacak birisi olsaydı eminim zaman daha zevkli geçerdi.
-"Neyse ki şaka yapan bir adam değilim anne."diye cevap verdim şok oluşuna kayıtsız kalarak.
-"Asil!"
Sesini tiz şekilde yükseltmesiyle gözlerimi yavaş yavaş yüzüne çıkarttım. İçimden geçeni yansıtmayı başarmış olmalıyım ki elini göğsüne koyup dehşete düşmüş gözlerini tedirgin olarak benden kaçırmıştı.
-"Sorun ne Hümeyra?" Babamın da artık dikkatini çekmiş olmalı ki konuya dahil oldu.
Şu zamana dek hayatımın hiçbir noktasında söz sahibi olmamışlardı. Daha doğrusu o hakkı onlara vermemiştim. Bundan sonra da böyle olacaktı. Lakin Lavin benim için bambaşka bir mesele. Bunu ailem de dahil herkes bilmeli öğrenmeliydi.
-"Oğlumuz...oğlumuz Hale hanımın yeğeniyle pek de dostça olmayan yakınlaşmalar yaşıyor." Annemin iğneleyici tavrını görmezden gelerek daha fazla yemek istemediğimi fark ettim. Geriye yaslanıp elimi masaya doğru uzattım ve kadehi aldım.
-"Lavin ile mi? Doğru mu?" Babamı başımı sallayarak onayladım. Kapıda beliren Hanife'ye kadehi işaret ederek doldurmasını istedim.
-"Hayatına karışmayacağımızı biliyoruz. Fakat küçücük bir kızı yatağını ısıtması için kullanamazsın Asil!" Saf bir sinire bulanan yüzüne baktığım annem neredeyse saldırgan bir tavır sergiliyordu.
Annemin sesinin yükselmesiyle yanımda şarap şişesini tutan Hanife sıçrayınca ona gitmesi için yeterli bir bakış attım.
-"Lavin'le ilgili herhangi bir ithamda bulunmanı istemiyorum. Yalnızca hayatımda olduğunu,bundan sonra olacağını bilmeniz yeterli."dedim net çizgiyle.
Daha fazla ne kadar dehşete düşebilirdi bilemiyorum. Merak da etmiyorum.
-"Yani..kaç yaşında olduğu hakkında bir fikrim yok ama sence de sana göre küçük değil mi oğlum?"diye sordu babam.
Yarısına kadar içtiğim kadehle bakışmayı kestim.
-"Öyle."derken gözümde kusursuz minik bedeni canlandı. Saniyelik bir düşüncesi bile bedenimi gevşetiyordu. İçimi rahatlatıyor huzurlu bir adama çeviriyordu. Bu kıza ölüyorum.
Lanet olası bir kumaş parçasıyla aklımı başımdan almıştı ve kesinlikle onu tekrar öyle görmek istemiyordum. Aksi halde yüksek ihtimalle onu öyle görenlerin azraili olacaktım.
Yüce Tanrım!
Ne enfes bir görüntüydü. Gözlerimden de aklımdan da silemeyeceğim kesin.
Dolgun pürüzsüz göğüslerinin resmen yarısından çoğu dışarıdaydı.
Siktir
Şuan hiç hareketlenmemesi gereken bir ortamdayım.
Düşünme Asil kendine gel ve göğüslerini çıplak hayal etme.
-"Oğlum?"
İrkildiğimde ne zamandır göğüslerine daldığımı unutmuştum.
-"Evet?"dedim neredeyse aptal olduğumu düşünüyorum.
-"Babası hakkında söylenenler doğru mu?"
Yeniden başımla onaylarken elimde olmadan kan basıncının yükseldiği kasıklarımı fark ettirmemeye çalışarak elimle düzelttim ve dikleştim.
Bu kızın benim canıma kastı olmalı
Yanımda değilken bile deli gibi tahrik olmama sebep olan varlığı var.
-"Yakın olarak biliyor olmalısın ki buna eminsin?"dedi sorarcasına.
-"Evet İtalya'da karşılaştık." Belli belirsiz mırıldanırken Lavin'in nerede olduğuna kafa yoruyordum.
Umarım o göğüslerini herhangi bir pezevenk görmemiştir.
-"Orada ne işin var senin?!"diye sordu annem.
Sesli bir nefes alarak başımı yana yatırdım ve boynumu sıvazladım.
-"Evine geri gitmişti. Bende yokluğuna dayanamayıp gittim ve geri getirdim. Başka soru?" Samimiyetten uzaktan yakından ilişkisi olmayan gülümsememle anneme bakarken şoktan şoka girişine az da olsa eğleniyordum.
-"Aman Allah'ım! Sen aklını kaçırmışsın."diyerek suyunu başına dikledi.
Babam ise bir anda gülünce dikkatimi ona verdim.
-"Annen sana Vildan'ı gelin olarak alamadığı için bir süre böyle olacak. Küçük de olsa...aşık olacağın bir kadınla tanışmış olman beni mutlu etti."
Aşık
Çenemi olduğundan daha sert sıkarak göğsümün çöküşünü hissettim.
Yanından geçmediğim bir eylemdi. Hatta dilime değmeyen bir sözcük.
Ancak bu artık tamamen beni anlatıyordu. İlk kez benden gittiğinde bu gerçek kafama balyoz gibi inmişti.
Güzel kızım benim
Duymakta hiçbir sıkıntı çekmeyen kulaklarıma bahçeden araba sesleri gelince sandalyemi ittirerek ayağa kalktım.
Kuş kafeste
Ben şimdi o kuşu avucuma alıp sesini kesene dek öpeceğime yemin edebilirim.
-"Nereye gidiyorsun? Konuşuyoruz."dedi annem anında.
-"Sonra konuşuruz. Yemeğiniz bittikten sonra odanıza çekilirseniz sevinirim. Lavin'le yalnız konuşmam gerekiyor."
Belki biraz da öpmem
Salondan çıkmadan son sözlerimle annemi tekrar dehşete düşürmüş koridora adım atmıştım. Ağır kapıyı açar açmaz ay ışığı altında parıldayan aynı manzara benim nefesimi kesti.
Bu kıza yaz kış yakası kapalı şeyler giydirmeliyim. En azından akıl ve beden sağlığım için.
-"Teşekkür ederim." Güzel ağzıyla Ömer'e gülümsediğini görünce hoş olmayan bir kaç küfür savurarak dışarı çıktım.
Omuzlarına ceketini koymuş başını kaldırmıştı ki göz göze geldik. Birebir tanımı olmayan gözlere sahipti. Benim içime taht kuran gözler.
-"Asil?"
Dudakları ismimi bilmediğim bir tınıyla dışarı vurdu. Bana doğru adım attıkça göğüsleri ahenkle beni çıldırtmak istercesine hareketleniyordu.
-"Böyle mi dolaşıyorsun sen?"derken arkasında kalan adamlara bakmış ceketini göğüslerine doğru çekmiştim.
Hiçbir şekilde böyle birine dönüşeceğimi sanmazdım.
Öpmek için yanıp tutuştuğum dudağını ısırdı.
-"Beni korumalarımdan kıskanmamalısın."diye fısıldadı yüzüme yaklaşarak.
Bütün gün özlediğim kokusu yine buram buram ciğerlerime dağıldı.
-"Öyleyse onları kör etmeliyim ne dersin?" Ben sinir ve alayla söylerken o benim yüzüme bakarak gülümsemişti.
-"O zaman beni nasıl koruyacaklar?"
İşte yine aynısı oluyor.
Gözlerime bakarak gülünce benden ne irade ne de başka bir şey kalmıyor.
Kolayca ince kıvrımlı beline sarıldım ve herkesten saklama isteğiyle göğsüme sıkıca bastırdım.
-"Ben korurum seni kızım kimseye gerek yok."dedim huysuz tavrımı fark etmeden.
Göğsümden boğuk gülüşü yükseldikçe ben iyi birisi oluyordum. İyi huylu.
-"Asil.."dedi bir kaç dakika sonra.
Elimi başının arkasından çekip yüzüne bakmak için başımı eğdim. Ne diye avlunun ortasında sarılmış duruyorduk?
Her gördüğüm yerde kollarıma almayı istediğimden mi?
-"Bana mı sinirlendin?"diye sorunca kaşlarımı istemsizce çattım.
-"Hayır neden?"
Çenesini göğsüme dayayıp başını boynumun altına yerleştirdi.
-"Sinirini çıkartmak ister gibi sıkıyorsun o yüzden sordum."dedi gülerek.
Kollarımı aynı anda gevşettim. Saçlarını öpüp kokladıktan sonra bedenini serbest bıraktım. Gücümün farkında olmadığım zamanlar olabiliyordu.
-"Halan kapıyı açmak için zaman kolluyor. Birazdan bahçede ol."dedim evin penceresine bakmadan.
Anında telaş edip bir adım geri gitti.
-"Olur. Görüşürüz." Bir öpücük alamadan gidişini büyük bir keyifle izledim.
Ne de olsa acısını çıkartırdım.
Lavin
Ayağıma rahat pofuduk terlikler geçirmiş üzerimi değiştirmeden halamla konuşuyordum. Gün sonunda birbirimize olan biteni anlatmak alışkanlık haline gelmişti.
-"Yemeği şirkette mi yediniz?"diye sorunca onu onayladım.
Babamla birlikte akşam yemeğine kadar şirkette bir kaç işle uğraşmıştım. Çabaladığımı, öğrenmek istediğimi ona göstermek bana iyi geliyordu.
Yaklaşık yarım saat daha konuştuk. Bugün bahçede ekim işleriyle uğraşıp yorulduğunu söylemiş yanımdan ayrılmıştı.
Üst kata çıkmadan koridordaki aynada kendimi kontrol ettim. Elimde bir büyük kupa kahve ile ayağımda terliklerle bahçeye çıktım. Onca saat topuklu sonrası şuan çok iyi hissettiriyordu.
Bahçede yürürken bir yandan Asil'in gelip gelmeyeceğini kontrol etmek için yan bahçeyi gözlüyordum. Sabah babasıyla olan karşılaşmamızdan sonra onlara bahsetti mi öğrenmek için sabırsızlanıyorum.
Havanın serinliğiyle etrafta dolaşmak yerine seraya ilerledim. Kapının yanından ışığını açıp içeri girdiğimde yeni açmış saksı çiçeklerinden gelen kokulara gülümsedim.
Bir kaç adımla kahvemi masaya bırakıp susuz kalmış saksıyı önüme çektim.
Belki de yarım saate yakın süre geçmişti ki belime dolanan kollarla küçük bir çığlık attım. Öyle dalmıştım ki geldiğini duymadığım adama nefes nefese döndüm.
-"Çok korktum!"
-"Sessiz olmaya çalışmamıştım. Sen duymadın güzelim." Konuşurken eğilmiş boyun girintime yönelmişti. İyice nefesim daralıyordu.
Çarpıcı hızlı gelişen bir duygu patlamasındaydım. Asil...fazla vahşiydi. Hareketleri hızlı,tutuşu sertleşmişti.
Kasıklarıyla bedenimi geriye doğru ittirdiğinde kalçam masa yerine avuçlarıyla buluştu. Masanın sert tahtasındansa Asil'in avuçlarında ezilmek..tanrı biliyor ya deli gibi zevkliydi.
Boynuma dokundurduğu dudaklarını kaldırırken saçlarımı geriye atarak boynumu ve göğüslerimin üzerine düşmüş saç tellerimi çekerek açığa kavuşturdu.
Gözlerime kenetlenmiş gözlerinde yoğun bir duygu akışı devam ediyordu. Benim gibi onun da kendini kaybettiğini görmenin tatmin ediciliğiyle dudaklarımdan güçsüz bir soluk çıktı.
Kalçamda kendini hissettiren ellerini çekmeden gücünü göstererek hafifçe sıktı. Hiç zaman kaybetmeden dudaklarımı dudaklarıyla esir almıştı.
Gerçek anlamda tenine bile temas etmediğim halde vücudumda gezinen zevk benim teslimiyetimi gerçekleştirdi.
Titreyen parmaklarımı şişkin kaslı kollarından omuzlarına,oradan ensesine çıkarttım. Boynuna tutunurken araladığım dudaklarımdan içeriye dilini değdirmesiyle düşer gibi oldum. Beni okşadığı kalçamdan sıkıca tutmuş göğsüne yaslamıştı.
Ah tanrım bu hisler gerçek mi?
Ağzımın içine temas eden dili onunla suya hasret kalırcasına bir ihtiyaç gibi öpüşme isteği doğuruyordu. Hiç bilgim olmayan öpüşmekle ben dağılmıştım. Sıcak bir şarap gibi mayhoş tat bırakan dudağını dudaklarımla sıkıştırıp ensesine tırnaklarımı bastırdım. Emme isteğiyle yanıp tutuşurken durmadan kalçamı yoğurması aklımı bulandırıyordu. Nefes almayı bile bırakıp kendimi ona teslim etmek istiyordum. Sadece öpsün..dokunsun,daha çok öpsün..
Dudaklarımız sadece nefes ihtiyacıyla ayrıldı. Islak dudakları çenemden aşağıya boynuma yol aldığında başımı geriye bırakmış nefesimi tutmuştum.
-"Sana yapmak istediklerimi bilsen...kendini böyle kolay bırakmazdın." Hırıltılı boğuk sesi boynumda saçlarıma dağıldı.
Aramızdaki şehvet berrak bir gerçeklikteydi. Yanmak böyle miydi?
Geriye düşmüş başımı kalçamdan çektiği bir eliyle tutup dudaklarını kulağımın altına dayadı. Dudaklarının arasına sıkıştırıp çekiştirmesiyle tatmin dolu bir inleme bıraktım.
Sanki bununla tutuşu sertleşmişti. Daha sertçe çekti ve beni kasıklarına yasladı. Hissetmemek mümkün olmayan bir kabartı vardı. Dudaklarım çaresizlik içerisinde yeni bir inleyiş koyuverdi.
Beceriksiz bir aşık gibi hissediyordum. Beni yönlendirsin..dudakları boynumda olduğu gibi her noktamı ezsin istiyordum.
Hiç utanmıyordum.
-"Asil.." İsmi dudaklarımdan çıkan inlemeler arasına yerleştiğinde boynumdan çekilmeden biraz daha eğilip sızlayan göğüslerimin arasına dokundu. İğne batmış gibi irkilip masaya doğru kaydım. Tuhaf bir ürperme hissi yaratmıştı.
Onu daha fazla isteme kısmında dehşete düştüğüm aşikardı.
Ve böyle bir adamın gözünü zevkten karartmak beni büyülüyordu.
-"Seni saatlerce öpeceğim bir gün olacak." Kalçamdan çekiştirerek sert kasıklarına sürtünmemi sağladığında erkeksi boğuk bir inleme çıkarttı. Gözlerimi kapatmıştım. Bu an eşsizdi.
-"Sadece öpeceğim..her zerreni. Çırılçıplak olacaksın." Göğüslerimin üstüne fazlasıyla kısık sesiyle fısıldarken bedenimde beni ayakta tutacak güç tanesi kalmamıştı. Ensesinden kaymakta olan elimi sıklaştırdım.
Asil ona ne söyleyeceğimi bile unutturacak şekilde dudaklarımı kavradı.
Her geçen saniye büyüyen bir tutkuyla tekrar tekrar öpüştük.
Mümkün olsa birbirimize sokulmaktan tek vücut haline gelebilirdik.
Onu seviyordum. Ona ihtiyacım vardı.
Geniş göğsünde sert vücudunu okşayan ellerim hoşuna gitmiş olmalı ki derinden iniltiler çıkarıyordu.
Seranın içerisinde herkese yakalanma olasılığımız yüksekken umurumuzda olmadan dakikalar boyu birbirimizi sevdik.
Öpüşürken parmağını bastırarak okşadığı göğüslerimin çıplak kısımlarına bakarak geri çekildi. Dudaklarımla ıslanmış dudaklarını hiç çekinmeden göğüslerime ayrı ayrı değdirdi. Kalbim mutluluktan ve heyecandan duracak kadar düzensiz atışlardaydı.
-"Çok güzelsin. Aklımı kaçıracağım kadar güzel.. Seninle nasıl baş edeceğim ben?"
Göğüslerimden uzaklaşıp burnunu burnuma sürttü ve şişmiş dudaklarımı yavaşça öptü.
-"Seni seviyorum." Zevkten parlayan gözlerim gözlerine değdiği zaman nefes almayı ihmal etmiştim. Bu cümlem karşısında kesik kesik soluyarak baş parmağını gözümün altında gezdirdi,gözlerimi birer birer öptü.
-"İçimi kendinle o kadar doldurdun ki Lavin...kalbimde barınan bütün sevgi senden ibaret."
Usulca alt dudağımı okşadı. Yeni bir ateşle harmanlanmadan önceki son cümlesiydi.
-"Seni çok seviyorum. Bundan sonraki her günümü seninle yaşamak isteyecek kadar çok."
•••
İyi geceler herkesee ❤️❤️
Bu günlerim çok ama çok yoğun geçiyor. Bölüm gecikti çünkü gece yazdığım bölüm saatlerimde direkt uykuya geçiyorum. Zar zor tamamladım ve az da olsa okumanız için yayınlamak istedim.
Umarım beğenmişsinizdir.
Bir sonraki bölüm üzülerek söylüyorum ki gecikebilir. Sizi seviyorum görüşmek üzere ❤️❤️